Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
O gazeteciler dışarıda, gazetecilik hâlâ hapiste
15 Mart 2012, Kadri GÜRSEL
, Kadri GÜRSEL

Nedim Şener ve Ahmet Şık’ın suçları, bu ülkede gazetecilik yapmakta ısrar etmekten başka bir şey değildi. Muktedir siyasi irade, bu arzunun peşinden koşmuş olmalarının bedelini onlara bir yıldan fazla hapisle ödetmiştir.
Onların hayatından 375 günün çalınması, haklarında iddianame düzenlenmiş ve dava açılmış olmasına rağmen bir “yargısız infaz” vakasıdır. Pekâlâ tutuksuz yargılanabilecekler iken tutuklanmışlar ve siyasi iradenin gıyaplarında peşinen, yargısız vermiş olduğu hükmün infazına maruz bırakılmışlardır.
Nedim Şener ve Ahmet Şık’ın yanı sıra, davanın diğer sanıkları açısından da durum budur...
Oda TV iddianamesi ve davası bir “yargısız infaz” vasıtasıdır.
Sanıklara yaşatılan trajediye, insan hakları ve özgürlükler ölçüsünden bakarak başka türlü bir sonuca varmak mümkün değildir.
Bu dava, yargılamaya çalışanlar açısından da başından itibaren sıkıntılı bir hal arz ediyor. “Yargısızlık” burada da var. Daha doğrusu “yargılayamamak”...
Misal, Nedim Şener ve Ahmet Şık’ın “terör örgütü”ne üyelik iddiasıyla tutuklanmasının ardından yazılan iddianamede defalarca karşımıza çıkan cümle, onların gıyabında, başka bir sanıktan diğerine gönderilmiş bir e-postadan alınmış: “Nedim’e söyleyin Ahmet’i çalıştırsın”... Bu cümleden hareketle bir suç isnadı yönünde çaba söz konusu... Sayın Savcı “Anlaşılmıştır” diyor her seferinde, ama delil diye sunulan kifayetsiz kalıyor. Neticede “talimat” yerine ulaşmış mı, Nedim, Ahmet’i çalıştırmış mı anlaşılamıyor.
Şener ve Şık hakkındaki suçlama “terör örgütü üyeliği”nden “terör örgütüne yardım ve yataklık”a düşürülürken, sanıklara yaşatılan trajedi yargı açısından bir komediye dönüşüyor.
Şimdi, Nedim Şener ve Ahmet Şık’la birlikte davadaki diğer tutuklu sanıklardan Sait Çakır ve Coşkun Musluk’un tahliyelerine çoğumuz seviniyoruz. Hepsine, aileleriyle birlikte büyük geçmiş olsun.
Peki, hapiste kalanlara ne olacak?
Hapiste halen 100’e yakın gazeteci var. Bir hak ve özgürlük olarak gazeteciliğin bizatihi kendisi de hapiste...
İki gazetecinin tutuklanması dünyadaki Türkiye algısında bir kırılma yarattı. Bu tutuklamalar Türkiye’de basın özgürlüğünün hızla kötüleşen durumunu adeta bir mancınıkla dünyanın gözlerinin önüne fırlattı. “Otoriterleşen Türkiye” algısı yerleşti.
Malum siyasi iradenin tutuklatma merakı yüzünden, gazetecileri hapse dolduran ülkeler radarında görünen en büyük iz, Türkiye’ninki oldu.
Nedim Şener ve Ahmet Şık’ı tutuklatan irade, belli ki vakanın kendileri açısından dünyayla ilişkilerinde bir kronik baş ağrısına dönüşeceğini öngörememişti. Şimdi iki gazeteciyi serbest bıraktırmakla, bu baş ağrısından kurtulmayı umuyor olabilirler.
Çok sayıda gazeteciyi hapiste tutmaya devam ederlerken, Nedim Şener ve Ahmet Şık’ı salıvermek baş ağrılarını dindirip radardan çıkabilmelerine yetecek mi göreceğiz.
Nedim Şener bu ülkenin yetiştirdiği son “araştırmacı gazeteci”dir. Nerede olursa olsun, doğası gereği iktidarların menfaatine halel getiren bir gazeteciliktir ve bu tür namına Türkiye’de icra edilmiş son parlak işlerde onun imzası vardır.
Ne mutlu ki Nedim Şener çıktı; ama ne yazık ki yaptığı gazetecilik içeride kaldı ve kalmaya devam edecek. Çünkü bu iktidar öyle istiyor. Ve Nedim’in serbest kalması bu konuda olumlu bir kırılmaya falan işaret etmiyor. Keşke bazı meslektaşlarım gibi tercih edilmiş bir naiflikle “iyimser” görünmeyi becerebilseydim.
Bu iktidarın ceberutluğuna ve halen sürmekte olan medyanın tümünü yandaşlaştırma girişimlerine bakınca, özgür Nedim Şener’in ana akım medyada araştırmacı gazetecilik yapmasına izin verileceğini öngöremiyorum. Yanılmayı çok istemekle birlikte gerçekçi olmaktan başka bir şey gelmiyor elimden.

(Milliyet)

[Bu yazı 1666 kez okundu]
Kadri GÜRSEL

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [44]
[1 Eylül 2013] Katile 'katil' deyin, beladan da uzak durun ... [24 Haziran 2013] 'AKP'nin Yükselişi ve Düşüşü' ... [31 Aralık 2012] Devletin ve milletin arkasına saklanmayın ... [24 Aralık 2012] Meşru gücünün sınırlarında ... [6 Eylül 2012] Haber adem, Türkiye badem ... [3 Eylül 2012] 'Son'a kadar Davutoğlu'yla ... [30 Ağustos 2012] Bir ülke işte böyle parçalanır ... [27 Ağustos 2012] PKK'nın stratejik derinliği ... [16 Temmuz 2012] Basın özgür değilse, kimse özgür değil ... [9 Temmuz 2012] Laik Türkler daha iyisini hak edebilir ... [2 Temmuz 2012] Kürt taleplerine, Türklerin cevabı ... [28 Haziran 2012] Milletin meselesi, nasıl 'milli mesele' olur? ... [14 Haziran 2012] Seçmeli Kürtçe: Çok az, çok geç ... [28 Mayıs 2012] Başkanlık sistemi zararlı ve tehlikeli ... [27 Mayıs 2012] Zombiler karşısında gergin ve endişeli ... [17 Mayıs 2012] Cemaat Fener'i ele geçirmek istemiyor ... [6 Mayıs 2012] Video komplosu: Kim kazandı, kim kaybetti? ... [29 Nisan 2012] Olmayan demokrasi ihraç edilemez ... [26 Nisan 2012] Ankara'nın tek ortağı Barzani ... [25 Mart 2012] Emzik planı ... [19 Mart 2012] Türkiye'nin imajını bozanlar kimlerdir? ... [8 Ocak 2012] İran için vakit çok geç (Davutoğlu için de...) ... [22 Aralık 2011] 'Soykırım Yasası'na AB kalkanı ... [1 Aralık 2011] Böyle özür dilenmez ... [20 Kasım 2011] Türkiye-İsrail Yeniden düşünmek -1- ... [13 Kasım 2011] Kürt cinini şişeye tıkmak ... [3 Kasım 2011] ABD Irak'tan çekilirken... ... [15 Eylül 2011] Savaştan söz etmenin dayanılmaz hafifliği ... [11 Eylül 2011] Gazze 'milli dava' değildir ... [11 Ağustos 2011] Hakikaten, polisin dağda ne işi var? ... [4 Ağustos 2011] Askerin 'dönüş bileti' yok mu sanıyorsunuz? ... [17 Temmuz 2011] Anlamsız savaş, popülist siyaset ... [7 Temmuz 2011] 'Üç Büyükler' düzenine operasyon ... [26 Haziran 2011] Meclis, 17 yıllık hatasını telafi etmeli ... [23 Haziran 2011] 'Sıfır sorun': Halep oradaysa arşın burada ... [19 Haziran 2011] Alevi'yse ne var bunda? ... [6 Haziran 2011] 'Müslüman demokrasi' palavrasının sonu ... [26 Mayıs 2011] Seks kasetleri: Nereden biliyorsun? ... [23 Mayıs 2011] Demokrasi için, 'gücü azaltılmış Erdoğan' ... [21 Nisan 2011] 'Yüzde 10' barajı, istikrarın düşmanı ... [11 Nisan 2011] Arap baharı, Kürt yazı ... [3 Nisan 2011] Türkiye Cemaat'e büyük geldi ... [28 Şubat 2011] Müslüman demokrasi iş başında ... [31 Ocak 2011] 'Mısır İslam Cumhuriyeti' ...
Kadri GÜRSEL
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™