Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Türk usulü demokraside "filibuster" olur mu?
15 Mart 2012, Sedat ERGİN
, Sedat ERGİN

AMERİKAN sinemasının en önemli klasiklerinden “Mr. Smith Goes to Washington” genç bir senatörün ABD Senatosu’nda kamu çıkarına zarar veren bir yasaya karşı “filibuster” yani “kürsü engellemesi” yöntemine başvurmasının öyküsüdür.

1940 yılında ‘en iyi film öyküsü’ dalında Oscar kazanan bu filmde, James Stewart’ın oynadığı genç senatör kürsüde bitap düşünceye kadar konuşur ve yasayı engellemeyi başarır.

“Filibuster”, bugün yalnızca ABD’de değil, bütün gelişkin demokrasilerde konuşma hakkının ayrılmaz bir parçası olarak görülüyor. Demokrasinin önemli bir müessesesi olan bu yöntemin tarihi eski Roma’ya kadar gidiyor. Milattan önce 60 yılında Roma Senatosu’nda Sezar’a karşı da “filibuster” yapılmış.

SENATÖR BYRD ERMENİ TASARISINA KARŞI KULLANDI


Türkiye, yakın geçmişte yabancı bir parlamentoda bu yöntemin çok büyük yararını da görmüştür. Bundan tam 22 yıl önce ABD Senatosu’nda gündeme getirilen “Ermeni Soykırımı” tasarısının reddedilmesinde Demokrat Senatör Robert Byrd’ün yaptığı “kürsü engellemesi”nin önemli bir etkisi olmuştu.

Cumhuriyetçi Senatör Robert Dole’un sunduğu tasarıyı engellemek için yola koyulan Senatör Byrd, çareyi Senato Genel Kurulu’nda “filibuster” yapmakta bulmuş ve kürsüde 7 saati aşan bir süre kalarak tasarı üzerine konuşmuştu.

O dönem kulislere yansıyan bilgi, Senatör Byrd’ün bu taktiği kullanabilmesi için uzun süre kürsüde kalmasını sağlamak üzere 100 sayfaya yaklaşan bir notun Washington’daki Türk Büyükelçiliği tarafından kendisine gönderildiğidir.

Sonuçta 27 Şubat 1990 tarihinde yapılan oylamada tasarı 49 “evet”e karşı 51 “hayır” oyuyla reddedilmiş, Senatör Byrd kısa bir süre sonra yaptığı Türkiye ziyaretinde gittiği her yerde bir “milli kahraman” gibi karşılanmıştı.

Alınan sonuçta Byrd’ün engellemesinin rolü neydi? Dönemin Washington Büyükelçisi Nüzhet Kandemir, bu sorumuzu dün şöyle yanıtladı: “Senatörlerin büyük bir bölümünün tasarıda konu edilen 1915 olaylarıyla ilgili fazla bir bilgisi yoktu. Senatör Byrd’ün ‘filibuster’ yaparak kürsüyü terk etmeden 7 saat konuşması senatörlerin önemli bir bölümünün bilgilenmesine ve Türk tezlerinin de duyulmasına yardımcı oldu. Bazılarının fikirlerinin değişmesinde ve istediğimiz sonucun alınmasında bu yöntemin gerçekten önemli bir katkısı olmuştur.”

TÜRKİYE’NİN FILIBUSTER REKORU


Bu, Byrd’ün söz konusu yönteme başvurduğu ilk olay değildi. Daha önce 1964’te sivil haklara ilişkin çok temel bir yasayı engellemek için de kürsüye çıkmış ve bir rekor kırarak mola vermeksizin tam 14 saat 13 dakika konuşmuştu.

Sakarya CHP Milletvekili Engin Özkoç ise geçen hafta pazartesi günü TBMM Milli Eğitim Komisyonu’nda AK Parti’nin 4+4+4 eğitim yasa teklifi üzerinde tam 12 saat konuşmuştur. Yani Senatör Byrd’ün 1964’teki rekorunun 2 saat gerisinde kalmıştır. Ancak Özkoç’unki bu haliyle de Türkiye ‘filibuster’ rekorudur.
Senatör Byrd 1964 ve 1990 yıllarında karşı olduğu yasaları engellemek için kürsüde saatlerce konuştuğu için Amerikan siyasetinde hiçbir kriz patlak vermemiştir. Aksine bu kürsü engellemeleri bugün Amerikan demokrasinin gücünü de gösteren bir renk unsuru olarak görülmektedir.

Oysa bugün Türkiye’de bu yönteme muhalefetin başvurması, iktidar çevreleri tarafından bir hakkın kötüye kullanılması olarak görülüp, siyasi krizi tetikleyebilmektedir.

Salt bu bakış ve algı farklılığı bile aslında Türkiye’nin Batılı ölçülerde bir demokrasi anlayışının ne kadar uzağında olduğunun bir göstergesidir.

SÖZLÜ ENGELLEMEDEN FİZİKİ ENGELLEMEYE


‘Filibuster’, özünde engellemenin kürsü üzerinden demokratik bir haktan yararlanarak yapılmasıdır. Ancak geçen pazar günü TBMM Milli Eğitim Komisyonu’nun sahne olduğu olaylar kürsü üzerinden engelleme değil, ne yazık ki “fiziki engelleme” gibi başka bir kategoriye kaymıştır.

Kuşkusuz çıkan arbedede itip kakmak, vurmak, boğazına sarılmak gibi fiillere başvurulması ister iktidar, ister muhalefetten gelsin hiçbir şekilde kabul edilemez.

Bu tür fiiller ayrım gösterilmeksizin kınanmalıdır.

Ancak bütün bu itiş kakış ve burada kimin haklı olup kimin haksız olduğu tartışması şu çıplak gerçeği görmemizi engellemiyor.

Bu gerçek, teklifin 20 maddesinin -muhalefetin önerge vermesi fiziki yöntemlerle engellenerek- 25 dakika içinde tek taraflı bir işlemle kabul edilmiş olmasıdır.

Muhalefetin konuşmasının, önerge vermesinin bu şekilde önüne geçilmesini demokrasinin parametreleri içinde değerlendirebilmek mümkün değildir.

(Hürriyet)

[Bu yazı 1585 kez okundu]
Sedat ERGİN

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [91]
[16 Temmuz 2013] Biber gazı atılırken doktor hazır bulunsun ... [2 Temmuz 2013] AİHM kararları 12 Eylül yasasını geçersiz kıldı ... [3 Mayıs 2013] Tarihin akışı uçurumun kenarından nasıl döndü? ... [23 Nisan 2013] AİHM içtihatları ışığında Fazıl Say kararı ... [18 Nisan 2013] Tazminat komisyonu İtalya'da yürümedi, ya Türkiye'de? ... [16 Nisan 2013] AİHM'ye başvuru hakkı engelleniyor mu? ... [9 Nisan 2013] Kerry gezisinin dökümü ... [30 Mart 2013] 2023 için insani gelişme hedefleri gerekiyor ... [15 Mart 2013] DÖRDÜNCÜ YARGI PAKETİ (II) Tasarının TBMM'de iyileştirilmesi gerekiyor ... [9 Şubat 2013] Ergin Saygun ve vicdanların paslanması ... [1 Şubat 2013] Oramiral Güner istifası ile ne mesaj verdi? ... [25 Ocak 2013] Avukat tutuklamanın ufukta beliren maliyeti ... [3 Ocak 2013] Erdoğan hangi vesayeti kastediyor? ... [26 Aralık 2012] Yargısız infazlar ve çekimser demokrasi ... [8 Aralık 2012] Erdoğan'ın AİHM karşısındaki zor tercihi ... [5 Aralık 2012] AİHM kararı ışığında Başdenetçi tartışması ... [27 Kasım 2012] AİHM'deki Türk yargıç: 'Durumumuz parlak değil' ... [21 Kasım 2012] Erdoğan Obama'ya da kafa tutuyor ... [16 Ekim 2012] Yargıda daha çok reform bekleniyor ... [12 Ekim 2012] AB İLERLEME RAPORU ... [5 Eylül 2012] Yargıtay Başkanı'nın gözünden otoriterleşme ... [4 Eylül 2012] Suriye konusundaki büyük yalnızlığımız ... [30 Ağustos 2012] SURİYE POLİTİKASININ MUHASEBESİ (2): Evdeki hesap çarşıya uymayınca ... [22 Ağustos 2012] Erdoğan ve tarihe adil bakabilmek ... [31 Temmuz 2012] Ortadoğu'nun siyasi coğrafyası çözülürken ... [13 Temmuz 2012] Erdoğan ve Alevilerin horlanması meselesi ... [7 Temmuz 2012] YARGI REFORMU (3): Özgürlüğe yeni güvence Özgürlükler Hâkimi ... [6 Temmuz 2012] YARGI REFORMU (2): DGM'lerden ÖYM'lere ÖYM'lerden TMM'lere ... [5 Temmuz 2012] Yargı reformu-1: Özel yetkili mahkemelerin en büyük başarısı nedir? ... [23 Haziran 2012] Bağımsız insan hakları kurumu bir hayalmiş ... [21 Haziran 2012] Vatandaşa işkence sokağa taşınca ... [20 Haziran 2012] Dağlıca baskınının düşündürdükleri ... [14 Haziran 2012] HSYK'dan savcı açıklaması ... [9 Haziran 2012] Erdoğan'dan özel yetkili mahkemelere yeni bakış ... [30 Mayıs 2012] Amerika da basın özgürlüğü sorunlu diyor ... [18 Mayıs 2012] Uludere faciası ve erdemli devlet olmak ... [27 Nisan 2012] Hükümetin yargı reformundaki iradesine ne oldu? ... [10 Nisan 2012] Balyoz'da nasıl delil atlanır? ... [6 Nisan 2012] Haşim Kılıç ne demek istedi? ... [31 Mart 2012] Avrupa'nın eleştirel bakışı kuvvetleniyor ... [17 Mart 2012] Letonya'daki bir katliamdan Madımak yangınına ... [10 Mart 2012] Basının eleştiri hakkı ne kadar geniş? ... [7 Mart 2012] Ortaokulların kapısı imam hatiplere açılıyor ... [28 Şubat 2012] AB ile diyalogda Nuray Mert meselesi ... [21 Şubat 2012] Avrupa'dan yargı reformuna hem destek hem eleştiri ... [18 Şubat 2012] AİHM'nin Tuncay Özkan kararının muhasebesi ... [17 Şubat 2012] Hükümetin son krize habersiz yakalanması olağan mı? ... [9 Şubat 2012] Önce eğitimin kalitesine bakalım ... [27 Ocak 2012] Yargı Reformu ... [12 Ocak 2012] Avrupa'dan hâkim ve savcılara ağır eleştiriler ... [10 Ocak 2012] Başbuğ nerede yargılanmalı? ... [4 Ocak 2012] Uludere faciasında istihbarat soruları ... [22 Aralık 2011] Gırtlak kanseri bir mahkûmun ölümü ... [8 Aralık 2011] Şike yasası krizinin anatomisi ... [3 Aralık 2011] Avrupa'ya verilen sözler ne zaman tutulacak? ... [19 Kasım 2011] Ankara'da Suriye'ye dönük iki askeri senaryo ... [12 Kasım 2011] Genç değil, Meclis kürsüsü yara aldı ... [9 Kasım 2011] Ekonomide G20'deyiz insani gelişmede 92'nci ... [14 Ekim 2011] AB'ye göre basın özgürlüğü ihlalleri ciddi ... [14 Eylül 2011] HSYK Başkanvekili'nden mesaj var ... [10 Eylül 2011] HSYK şikâyetler karşısında adil mi? ... [9 Eylül 2011] Deniz Feneri'nde hatayı kim yaptı? ... [6 Eylül 2011] Hükümet tutukluluk süresinde kendisini bağladı ... [1 Eylül 2011] Adalet duygusu neden zedeleniyor? ... [24 Ağustos 2011] Libya dersleri ... [6 Ağustos 2011] ABD ve İngiltere'den Balyoz'a katılmak ... [3 Ağustos 2011] Balyoz'da ucu açık bir sürece doğru ... [29 Temmuz 2011] Yolsuzlukla mücadelede dünya liginde neredeyiz? ... [21 Temmuz 2011] Öcalan'ın oyun planı ... [17 Temmuz 2011] Türk yargısı hiç böyle eleştirilmemişti ... [12 Temmuz 2011] Rota yeniden AB'ye mi çevriliyor? ... [8 Temmuz 2011] Yemin kriziyle bölgesel güç olunabilir mi? ... [7 Temmuz 2011] Yeni kabinede dikkat çeken yönelişler ... [28 Haziran 2011] Adalet duygusu kaybolunca ... [7 Haziran 2011] Basın özgürlüğünde sıkıntılı bir döneme doğru ... [28 Mayıs 2011] Kasetler konusunda muhtelif teoriler ... [10 Mayıs 2011] AB'den tutuklu gazetecilere mesaj ... [4 Mayıs 2011] Yargıtay'da önemli bir içtihat değişikliği ... [3 Mayıs 2011] Özel yetkili mahkemelere barolardan önemli çıkış ... [27 Nisan 2011] Kopartılan yalnızca heykelin kafası mı? ... [14 Nisan 2011] Sosyalist olmanın ağır bedeli ... [9 Nisan 2011] Savcılar lehte delilleri tutabilir mi? ... [5 Nisan 2011] TBMM tarihi bir hata yapmak üzere ... [31 Mart 2011] Ergenekon'da envanter çıkartmak ... [30 Mart 2011] Bireysel başvuru hakkına veda mı? ... [9 Mart 2011] Şener ve Şık hangi delillerle tutuklandı? ... [16 Şubat 2011] Balyoz davasında tutuklama kriterleri ... [2 Şubat 2011] Amerikan modeli Erdoğan'ı mutsuz edebilir ... [22 Ocak 2011] Balyoz'da adli emanet bilmecesi ... [7 Ocak 2011] Yargıtay Başkanı: 'Bize haksızlık yaptınız' ... [13 Kasım 2010] Türkiye'nin yolsuzluk karnesi tekerrürden mi ibarettir ...
Sedat ERGİN
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™