Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Anlatmakta Zorlanmak.
11 Mart 2012, Ercan YEŞİLYURT

Fukaralıkta sol olmaz, sol ancak gelişmiş toplumlarda hayat bulur. Sol, kayıtlı ekonomik hayatı olan meşru zeminlerde serpilir gelişir, kaçak-kayıtsız yaşamın olduğu varoşlarda ve ülkelerde sol yaşayamaz. Demokrasinin de, solun da tabanı örgütlü ve nitelikli insanlardır. Aslında sol olmadan demokrasi imkânsızdır, demokrasi tarihi solun mücadele tarihidir. Dünyanın hiçbir yerinde sağcıların demokrasiye hiçbir katkısı olmamıştır, zaten demokrasi sağa karşı verilen mücadeleler sonucunda gelişmiştir. Ülkeler ekonomik olarak geliştikçe, sanayileştikçe onun toplumsal, siyasal, giderek ideolojik sonuçları da -ister istemez- kendini kabul ettirecektir. Kaçınılmaz sonuçtur bu. Kalkınma yalnız ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel içeriği de olan bir kavramdır. Kalkınmada esas olan insan malzemesidir. İnsanın gelişimidir. İktisadi bakımdan kalkınmayan bir ülkenin, sosyal ve kültürel kalkınmasını gerçekleştirmesi olanaksızdır. Doğaya daha fazla egemen olmak, üretim güçlerinin aynı zamanda insanın gelişmesi demektir.

Üretim de insan bilgisi, hüneri, aklı, yaratıcılığının gelişmesi, sosyalleşmesi demektir; günümüzde üretim artık sosyalleşmek zorundadır. İnsanın ezildiği kalkınma modeli artık geride kalmıştır. Kalkınma sosyalleşmiş ve toplum örgütlenmek zorunda kalmıştır. Bu sosyalleşme ve örgütlenme zorunlu olarak bilgiyi inancın önüne geçirmiştir.

Batıda kapitalizm gelişirken burjuvazi aynı zamanda devrimini gerçekleştirmiştir. Bizim gibi ülkelerde, görgüsüz bir zengin sınıf türemiş, burjuvalaşamadığı için de devrimini gerçekleştirememişlerdir. Bu görgüsüz ve soysuz-köksüz egemenlerin yarattığı toplumsal yapı, sosyal, siyasal iklim herkesi, hepimizi belli oranda etkilemiştir.

Bizim zenginimiz de devletimiz de Batıda yaşananların hiçbirisini yaşamadığı için demokrasiyi kabul etmekte zorlanıyorlar. Böyle bir birikimleri ve gelenekleri yoktur. Bunlar sendikayı bile kabullenemediler. Bugün basında bile sendika yoktur.

Üretim dönemini bitirdiler, örnek olarak Türkiyede artık ampul bile üretilmiyor. Eskiden az da olsa ülkemizde üretim yapıldığı için, işçi vardı dolasıyla sendika ve örgütlenme vardı; işçiler toplusözleşmeyle yüksek ücretler alabiliyordu. Ekonomi çarkı, üretim ve çalışanların tüketimiyle bir ölçüde sosyalleşerek devam ediyordu. Üretilen mallar ülkede pazar buluyordu. Sistem ihracata yönelince iç piyasaya ihtiyaç azaldı ve öncelikle bu durum çalışanların ücretlerine yansıdı, geldik bugüne. Her şeyi o kadar bozdular ki, düzeltilmeye kalkılan bütün yapılar ve kurumlar çökebilir. Hâkim olan şey düzensizliğin düzeni bunun yolu da sanki yıkıp yeniden yapmak gibi geliyor.

Toplumda herkes, her kurum birbirleriyle kavga ediyor, refah olmadan barış olmaz, sol da olmaz kimse korkmasın. Biz de herşey yanlış bilinir. ANAPın en parlak dönemiydi, eski APli bir Laz ahbabıma rastladım. Dedi ki: Ha bu Özal komonis. Nasıl yani deyince, Milleti aç bırakay ki komonizmgelsin dedi. İşte toplum bu, siyasilerin işi zor. Herkes kendi derdine düşmüş, örgütlenebilmenin şartları yok edildi. Toplumsal vicdanın harekete geçmesi gerekiyor. Yeniden yapılanmaya, özgürlüğünün tadını alan insanlara ihtiyaç var.

(Cumhuriyet)

[Bu yazı 1835 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™