Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
İSTANBUL BAROSU SEÇİM SONUÇLARI-3
8 Aralık 2010, Av. Abdurrahman BAYRAMOĞLU
, Av. Abdurrahman BAYRAMOĞLU

İstanbul Barosu’nun 2010 yılı Genel Kurulu’nda alınan sonucun, seçimi kazanan grup bakımından ne anlama geldiğini, bu gruba oy veren 6.000’i aşkın avukatın profili üzerinden değerlendirmek gerekmektedir.

1. Seçimi kazanan ekibin bazı anlayış farklılıklarına karşın homojen bir yapı olduğu söylenebilir. Ancak oy verenler bakımından tam bir koalisyon söz konusudur.

İstanbul Barosu’nu önümüzdeki iki yıllık süreçte yönetecek olan ekip, uzun yıllardan beri birlikte hareket eden, çoğunluğu daha önce aynı yönetim kurulunda yer alan ve birbirini tanıyan avukatlardan oluşmaktadır. Bu nedenle, yönetici ekibin ciddi bir yönetme sorunu yaşamayacakları söylenebilir. Bu durum önemli bir avantaj olmakla birlikte, kolaylıkla sıradanlaşabilecek bir yönetme biçimine dönüşme tehlikesini de içermesi nedeniyle tehlikelidir de. Ataletten ve sıradanlıktan rahatsızlık duymamak, uzun süreli yönetimlerin en önemli sorunudur. İşler rutinleşince ve her şeyin kendiliğinden yürüdüğü bir bürokratik sistem işlemeye başladığında, yöneticilerin de işlerinin bittiği duygusuna kapılmaları doğaldır.

Bu dostane anımsatmadan sonra belirtmek gerekir ki, kazanan gruba oy verenler, geçmiş eğilimleri bakımından tam bir koalisyon olarak karşımıza çıkmaktadırlar.

Önceki yazılarda da kısmen değindiğim bir saptamayı, bu kez kesin bulgularla bir kez daha ortaya koymak gerekirse;

Sayılardaki değişiklikler ve boşalmalar nedeniyle, 2008 yılında 58 numaralı sandıkta oy kullanalar, ihmal edilebilir bir farklılıkla 2010 yılında 56 numaralı sandıkta oy kullanmışlardır. 2008 yılında 301 geçerli oy kullanılan bu sandıkta 2010 yılında 304 oy kullanılmıştır. 2008 yılında 58 numaralı sandıkta, Öİ 79, ÇAG 96, HÜ 63, KAV 52 oy almıştır. Bu sandıkta, 2010 seçimine katılmayan ancak Hukukun Üstünlüğü Grubu’na iltihak eden Savunma Avukatları 5, Birlik Grubu ise 6 oy almıştır.

Her iki seçime de katılan grupların 2010 yılında aldıkları oylar, Hukukun Üstünlüğü Platformu dışında ciddi düşüşler göstermiştir. 2010 seçiminde Öİ-MA 45 (-34), ÇAG 62 (-34), KAV 25 (-27) oy almıştır. Savunma Avukatları ise iltihakı benimsememiş ve HÜ-SA birlikteliğine onay vermemiştir.

2010 yılında ilk kez seçime katılan Ümit Kocasakal ekibi 92 oy alırken, ÖHP 17 oy almıştır. 2008 yılı ile karşılaştırılarak yapılan değerlendirmeden çıkan sonuca göre, ÇAG oylarının %15 kadarı ÖHP’ye gitmiştir.

Bu veriler ışığında değerlendirildiğinde, Ümit Kocasakal’ın Önce İlke’den aldığı 34 oyun yanısıra, KAV’dan 24, ÇAG’dan 20 oy aldığı, Savunma Avukatları ve Birlik Grubunun tüm oyları (11) ile artan 3 oyu da alarak toplam 92 oyla bu sandıkta ilk sırayı aldığı görülmektedir. Bu durum bütün sandıklar bakımından ve ilk yazıda da belirtmiş olduğum gibi tüm seçim sonuçları bakımından rakamlarla kanıtlanmıştır.

Bu sonuçlara göre, kendisini sol diye tanımlayan her gruptan birbirine yakın oranda oy alan Ümit Kocasakal ekibinin, İstanbul Barosu avukatlarının ortak talebine göre bir yönetim görevi yerine getirmesi gerekmektedir. Grup aidiyetlerinin önemsizleştiği bu sürecin yönetim tarafından iyi değerlendirilmesi gerekmektedir.

2. Her gruptan oy alan yeni yönetim, tarihsel bir sorumluluk üstlenmiştir.

Bir önceki bölümde ayrıntısıyla incelediğim sonucun birçok nedenden doğduğu kesin. Bu nedenlerin ne olduğu ve hangisinin ne derece etkili olduğu ayrı bir araştırma ve tartışma konusudur. Elimizde bu konuda somut bulgular ve ölçümlemeler olmadığından, iddialı savlarda bulunmamak şimdilik en doğru yoldur diye düşünüyorum.

Önceki yazıda değindiğim muhtemel nedenleri burada tekrarlamak gereksiz. O yazıda kısmen de olsa bazı kişisel yargılarda bulundum. Bu tür yargıların, şimdilik te olsa kişisel görüşler olmaktan öte gitmeyeceğini kabul etmek gerekir. Ancak kabul etmek gerekir ki, bu sonucun alınmasında ortalama avukata seslenen, doğrudan mesleğe dair net söylemler önemli bir etken olmuştur. İşte bu nedenle, yeni yönetimin tarihsel bir sorumluluk üstlenmiş olduğunu düşünüyorum. Mesleğimizin gelmiş olduğu bu kavşak noktasında, üyelerinin geleceği bakımından, İstanbul Barosu gibi bir meslek örgütünün neleri başarabileceğine dair beklenti, çok yaşamsal bir beklentidir. Açık veya kapalı bu denli yaygın bir destek ve onay almış yönetimin ortaya koyacağı performans, mesleğin geleceği bakımından da büyük önem taşımaktadır. Bir başka deyişle; bu yönetimin başarısızlığı mesleğin geleceği için ciddi kaygılar duymamıza neden olmalıdır.

Başarının zorunlu olduğu bir dönemdir bu dönem.

Avukatın saygınlığı mutlaka sağlanmalıdır,

Baro, istediğini alabilen örgütlü bir güç olmalıdır,

Çoğulcu, katılımcı ve demokratik bir Baro Meclisi gerçekleştirilmelidir,

Sıradan meslek sorunlarının artık hazır çözümleri olmalıdır,

Toplumsal sorunlara ayrımsız bir yaklaşımla ilgi gösterilmelidir,

Değişen ve gelişen koşullara uygun, yeni avukatlık tanımlanmalıdır,

Avukatın olduğu her yerde Baro da olmalıdır

Demokratik sistemlerin doğasında olan farklılıkların, esasen sistemin gücünün kaynağı olduğu unutulmamalıdır. Bu bağlamda, farklı bakış açıları ve buna bağlı olarak ortaya çıkan farklı taleplerin ortak çözümünü üretmek gerekiyor. Bunun yolu, dinlemek ve anlamaktan geçer. Baroyu yönetenlerin, tüm avukatları dinlemeleri ve anlamaları başarının ilk adımıdır. Alınan oyların açıklamaya çalıştığım anlamı ve seçim sonrasındaki olumlu ortamın, bu adımı atmak için yeni yönetime oldukça büyük bir olanak sağladığına inanıyorum. Ancak, adımların gerçek adımlar olması gerekiyor, göstermelik değil.

Zor görevlerinde arkadaşlarımıza başarılar diliyorum.


İSTANBUL BAROSU SEÇİM SONUÇLARI-1 okumak için tıklayın.
İSTANBUL BAROSU SEÇİM SONUÇLARI-2 okumak için tıklayın.

[Bu yazı 2571 kez okundu]
Av. Abdurrahman BAYRAMOĞLU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [66]
[7 Temmuz 2017] KOCA KOCA LAFLAR ETMEDEN ÖNCE. ... [6 Eylül 2016] SON KALENİN SEVİMLİ DİKTATÖRÜ ... [29 Mart 2016] KAHROLSUN TERÖRİSTLER ! ... [17 Ocak 2016] SUÇA ORTAK OLUYORUM ... [2 Kasım 2015] EĞİL EY KAFİR! ... [29 Ekim 2015] AKP'NİN ABSÜRT SEÇİM TAKTİKLERİ ... [22 Ekim 2015] İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ ... [12 Ekim 2015] OSMANLIYA RAHMET OKUTAN YENİ OSMANLILAR ... [21 Eylül 2015] TANRI TÜRKÜ KORUSUN ... [14 Ağustos 2015] SARAY MİLLİ İRADEYİ TEHDİT EDİYOR ... [6 Haziran 2015] BÜYÜK PATLAMADAN KARAFATMAYA (*) ... [18 Mayıs 2015] TBB Genel Kurulunda Yapamadığım Konuşma ... [9 Nisan 2015] BESLEME, BESLEDİKÇE. ... [7 Mart 2015] KİM KORKAR BÖLÜNMEDEN ... [19 Mayıs 2014] "301" İÇİN YARDIM KAMPANYASI MI, HERKES İÇİN SOSYAL DEVLET Mİ? ... [12 Mayıs 2014] MAKBUL CÜBBE ... [22 Nisan 2014] DEVLETİN PARTİSİNDEN PARTİNİN DEVLETİNE ... [29 Mart 2014] İYİ ŞEYLER OLUYOR ... [24 Mart 2014] İKTİDAR GAYRİMEŞRUDUR ... [28 Şubat 2014] ŞEYHİ DÜŞÜREN MÜRİTLER ... [5 Şubat 2014] BİLMEMENİN DAYANILMAZ ÇEKİCİLİĞİ ... [20 Ocak 2014] "Milli irade", güçler ayrılığı ve HSYK ... [13 Ocak 2014] BOYALARI DÖKÜLÜRKEN ... [6 Ocak 2014] SUÇ ÖRGÜTÜ ... [20 Aralık 2013] ORTADA HIRSIZLIK VAR YANDAN GEÇ ... [13 Aralık 2013] KONUŞURSAM YER YERİNDEN OYNAR ... [27 Ekim 2013] Atatürk Orman'ı ODTÜ Orman'ı olmasın ... [23 Eylül 2013] PROVOKASYONU GÖRDÜM ... [17 Eylül 2013] İDDİALARA YANIT VERMEYECEĞİZ ... [5 Eylül 2013] ADALET BAKANLARI HUKUKÇU OLMALI ! ... [16 Ağustos 2013] AZALMAK ... [26 Temmuz 2013] ÇAPULCU İLE BEZİRGAN ... [15 Temmuz 2013] TERMAL HAFIZA ... [7 Haziran 2013] TENCERENİN DÜDÜĞÜ... ... [15 Nisan 2013] Gelişmemiş Demokrasilerin Boğulma Noktası: %51 ... [11 Şubat 2013] DEVLETİN SAVCISINA YARDIMCI OLALIM ! ... [30 Ekim 2012] BUNLAR DA GİDER ... [14 Eylül 2012] BİLMEK ACI VERİYOR ... [3 Nisan 2012] HER ÇOCUKTAN BİR YIL ... [24 Şubat 2012] DİNDAR, KİNDAR VE TİNERCİ ... [23 Şubat 2012] KÖŞE YAZARARINA SAHİP ÇIK. YOKSA... SON HALKA: NURAY MERT ... [15 Şubat 2012] ANAYASA KİMİN İRADESİ ... [2 Şubat 2012] YÜRÜYÜŞ... ... [6 Ocak 2012] İNSANSIZ... ... [23 Aralık 2011] YALANLAR ... [15 Kasım 2011] KURBANLAR GÜLÜMSEDİKÇE... ... [18 Ekim 2011] KUŞ ARAYAN KAFESLER! ... [9 Eylül 2011] Bir Ustalık Hikayesi: Torbacılıktan Köprücülüğe! ... [29 Temmuz 2011] NE SAĞCIYIM NE SOLCU. ... [15 Temmuz 2011] BİR EMPATİ DENEMESİ: "BEN OLSAYDIM..." ... [24 Haziran 2011] ESKİ OYUNUN YENİ OYUNCULARI ... [1 Haziran 2011] SOLCU OLMAK ... [6 Mayıs 2011] MEYDANDAKİ ÖLÜLER ... [18 Nisan 2011] BÜYÜK PATLAMADAN KARAFATMAYA ... [30 Mart 2011] HOMO SAPİENS ÇAĞI SONA ERİYOR ... [18 Mart 2011] HERKES MERSİN'DEN DÖNERKEN... ... [10 Mart 2011] SUÇLULUK KARİNESİ ... [4 Mart 2011] 500 Milyar Dolarlık Pazar ve Sahibinin Sesi Liberaller ... [18 Ocak 2011] Allahın Kuruşları ... [3 Ocak 2011] Öyle Bir Geçti Ki Zaman. ... [10 Aralık 2010] VURUN KAHPEYE ! ... [25 Kasım 2010] İSTANBUL BAROSU SEÇİM SONUÇLARI-2 ... [17 Kasım 2010] İSTANBUL BAROSU SEÇİM SONUÇLARI-1 ... [19 Nisan 2010] NİSAN TATİL OLMALI ... [12 Haziran 2009] Durduğumuz Yerden. ... [11 Haziran 2009] Barolar Birliği ve Birliği Savunmak ...
Av. Abdurrahman BAYRAMOĞLU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™