Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
DENGE VE DENETLEME SİSTEMİ DE NE DEMEK?
9 Mart 2012, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

28 Şubat’ı 8 Mart’a taşıyan ve  anayasal kurum temsilcileri ile siyasal zevatın belirlediği gündem, hukuk devleti, demokrasi ve insan hakları bakımından ciddi kaygıları yansıtıyor. İşte birkaç kesit:

Yüksek yargı başkanları: Ne âdil yargı, ne de hukuk devleti!

2004’te kurulan istinaf mahkemelerinin faaliyete geçmesi,” 3 yıl daha ertelensin. Elimizdeki dosyaları üç yılda tamamlarız…” diyen Yargıtay başkanına göre, “Yargıtay’da incelenmek üzere bekleyen dosyaların bir anda yeni kurulmuş, daha hiç tecrübesi bulunmayan bölge adliye mahkemelerine devredilmesi bu mahkemelerin ölü doğmasına sebebiyet verir.” (3 Mart).


Soru: Önümüzdeki 3 yıl içinde gelecek dosyalar ne olacak? Dosyaları bir an önce tüketmek  kaygısının yanı sıra, “âdil yargılanma hakkı” önemli değil mi?


Danıştay binasının açılış konuşmasında Başkan Karakullukçu, kamu görevlilerinin yargılanmasına engel olan ‘soruşturma izni’ şartını savundu: ‘‘Yetkili makam suç işleyeni korumaz. Hiçbir endişem yok. Zamanaşımı varsa var.” (1 Mart).


Soru: Bu mantık, 1868’de kurulan Şuray-ı Devlet’in uzantısı olan Danıştay’ın varlık nedenini ortadan kaldırmaz mı? İdarenin yargısal denetimi bir yana bırakılırsa, hukuk devletinden geriye ne kalır?


El sıkışmak mı, yumruklaşmak mı ?


Anayasa Uzlaşma Komisyonu Başkanı C. Çiçek, İzmir’de anayasa platformu konuşmasında  “anayasa yumruk sıkılan yerde değil, el sıkışılan yerde yapılır” diyor.


“Anayasa reformu aracılığı ile Türkiye’nin denge ve denetleme sisteminin güçlendirilmesi’
raporu da böyle bir ortamda açıklandı…   


Ne var ki, ülkenin gündemi, bu söylem ve hazırlıklara tamamen yabancı:


Başbakan,  eğitimde “4+4+4” formülünü eleştirmesi üzerine, TÜSİAD ve başkanı Ümit Boyner için ağır sözler sarfetti.  AKP Gn. Bşk. Yrd. Ömer Çelik, TÜSİAD’a şöyle seslendi: “sivil toplum örgütüysen onun gibi davran, siyasî partiysen partinin adını koy çık karşımıza.” (3 Mart). Milletvekili  N. Canikli ise, işi eyleme döktü: “bu eğitim sistemini çok büyük oranda tahrip etti. Milletin talebini elinin tersiyle iten bir anlayışla dayatılan bir sistem söz konusu… TÜSİAD’ın  sayın başkanı böyle çok ağır siyasî bir konuda kanaatini belirterek adeta ringe çıkmıştır, bir de yumruk atmıştır. Ringe çıktığınızda yumruk atmak kadar yumruk yemeyi de göz alacaksınız…” (3 Mart).


Sadece iki soru:  Sayın vekiller, eğer bir dernek yöneticisi, eğitim sistemi konusunda kanaat belirtemeyecekse, aksi halde yumruk yiyecekse, böyle bir eğitim ortamı gençleri, hangi hedefe yönelik olarak yetiştirecek? Gerçekten, 8 yıllık zorunlu eğitim sisteminin bu kadar tahrip edici sonuçlar doğurduğuna inanıyor idiyseniz,  neden 10 yıl beklediniz? Halk bunun hesabını sormalı değil mi?


Aynı partiye mensup milletvekillerinin söylemi, el sıkışmaya olduğu kadar, denge ve denetim  mekanizmasına da tamamen yabancı. Bu gözlem, “alternatifi olmayan parti” söylemiyle doğrulanıyor: “Bir tanesi bir tarafa, diğerleri bir tarafa bir tablo, manzara var… Çünkü AK partinin alternatifi yine AK parti…” (İçişleri Bakanı, 4 Mart).  


“Özgürlük-eşitlik-haysiyet”, hangi cins için?


“Batı Avrupa’da kadına yönelik şiddet Türkiye’dekinden daha çok….”
 diyen Aile ve Sosyal politikalar Bakanı  Fatma Şahin’e, karşısındaki bay, şunu soramadı: “Acaba bütün Avrupa kıtasında kocası, nişanlısı ve sevgilisi tarafından öldürülen kadın sayısı, Türkiye’deki sayıya ulaşıyor mu?” (TV 24, 4 Mart).


Dolayısıyla, “Ailenin Korunması ve Kadına karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı” mimarı kadın, hemcinsleri aleyhine bilgi kirliliğine yol açmış oldu.


“Türbana özgürlük” sloganına sarılan erkekler ise, nedense, “açıklık için de özgürlük” diyemiyor. Oysa,  “özgürlük”, ancak örtme veya örtmeme arasında serbest tercih ortamında geçerli olabilir. Özgürlük ve  eşitlik arasındaki denklem, insan hakları genel kuramının çatısıdır.  Sadece örtüye yanlı olarak özgürlük diyenler, bunun eşitlik ayağını ihmal etmiş oluyor. Böyle olunca, insan onuru da ikinci plana geçiyor: kadın, erkekle eşit değil. Zaten İslâm’ın temel sorunsalı bu değil mi?


Acaba, örtüleri için mücadele veren imza kampanyaları ile temayüz eden  erkek zevat,  yine erkeklerce yüzlerce kadının  öldürülmesi karşısında ne yaptı?


Özetle; anayasal kurumlar içi ve kurumlar arası denge ve denetim mekanizmaları işletilmediği gibi, siyasal çoğunluk da sivil topluma tahammül edemiyor. Kadın-erkek eşitliğinin sağlanamadığı bir toplumsal yapı ile anayasal ve siyasal denge ve denetim mekanizmalarının eğretiliği arasında doğru orantı yok mu? Sonuç; “sayısal çoğunluk bende ise, devlet de benim”!

(Birgün)

[Bu yazı 1913 kez okundu]
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [91]
[26 Aralık 2016] Parlamentarizm kalkıyor, ama başkanlık gelmiyor. ... [2 Ağustos 2016] Adil yargılama neden önemli? ... [2 Mayıs 2016] Anayasa'ya aykırı anayasa değişikliği ... [10 Şubat 2016] Yerli ve milli anayasa çelişkisi ... [28 Ocak 2016] 'Türkiye'de çevre adaleti' Avrupa Parlamentosu'nda. ... [31 Aralık 2015] 'Demokratik özerklik' talebi, Anayasa ihlali mi? (Güç bizim, kural ise sizin.) ... [30 Aralık 2015] Sivil toplum örgütleri Anayasa sınavında. ... [17 Aralık 2015] Anayasa konusunda muhalefete düşen görev ... [3 Aralık 2015] Tahir Elçi, 'hukuksuzluk' kurbanı. ... [19 Kasım 2015] 'Yeni Anayasa' deme hakkınız yok, eğer; ... [12 Kasım 2015] Anayasa bahane, başkanlık şahane... ... [5 Kasım 2015] Sivil toplumun demokratik gücü... ... [15 Ekim 2015] "Ankara Katliamı"na hukuki yaklaşım ... [8 Ekim 2015] "Muhalefet lideri" Davutoğlu'nu dinlerken ... [3 Eylül 2015] Kutsanan yaşam ise barış, ölüm ise savaş ... [13 Ağustos 2015] Seçim yolunda anayasa dışı tuzaklar ... [30 Temmuz 2015] Müstafi hükümet ve kamu düzeni... ... [2 Temmuz 2015] AKP ve 'Havuz'u: 'Savaşa evet, koalisyona hayır!' ... [30 Haziran 2015] Seçmen freni: Yasama ittifakı için azınlık hükümeti ... [28 Mayıs 2015] Anayasa Mahkemesi seçimlerle ilgili karar vermeli ... [21 Mayıs 2015] Yüksek Seçim Kurulu (YSK): Karar seçenekleri... ... [7 Mayıs 2015] 'Eski Türkiye'/AKP-Saray ittifakı: 'Yeni Türkiye' ... [17 Mart 2015] Parlamenter rejimi işler kılmak için... ... [29 Ocak 2015] Partiler, seçim ve 'yeni' anayasa sınavına ne kadar hazır? ... [15 Ocak 2015] Bizdeki İslâm: Korkan mı, korkutan mı? ... [8 Ocak 2015] 3. büyük korku: Hukuk ... [25 Aralık 2014] Güvensizlik ve istikrarsızlık sarmalında ba(ğ)zı yasalar ... [11 Aralık 2014] İnsan hakları mı, mezhep mi? ... [4 Aralık 2014] İktidarın iki büyük korkusu: ... ... [6 Kasım 2014] Yargılamada makul süre: Amaç ve araç çelişkisi ... [30 Ekim 2014] Anayasa'ya aykırı yasa önerisi... ... [2 Ekim 2014] Özgürlükten kaçışın 10. yılı... ... [11 Eylül 2014] 'Anayasa oyunu'na gelinmeye! ... [4 Eylül 2014] "Eski" hükümetle "yeni" Türkiye ... [21 Ağustos 2014] Resmi Gazete engeli: "Seçilme" itirafı ... [7 Ağustos 2014] CB seçimleri: Yanlış ve doğrular ... [31 Temmuz 2014] 'Yeni' Türkiye'de insan hakları... ... [17 Temmuz 2014] Ama hangi anayasa ... [10 Temmuz 2014] Ne vesayet, ne de siyaset makamı ... [7 Temmuz 2014] Halk, neyi oylayacak? ... [26 Haziran 2014] Silivri'yi 'darbeciler' mi inşa etti? ... [20 Haziran 2014] Tekli zorlama ve toplu onarım ikilemi ... [12 Haziran 2014] '.En çok ihlal kararı verilen ülke' ... [5 Haziran 2014] AYM, toplu özgürlükler sınavında ... [29 Mayıs 2014] 'Başkanlık Kaldıracı', 'Demokrasi Şalı' demek... ... [22 Mayıs 2014] Düzenleme/Denetleme ve Yaptırım ... [8 Mayıs 2014] CB seçimi: Yarışma-çatışma ikilemi ... [24 Nisan 2014] "Konusu suç teşkil eden emir." ... [17 Nisan 2014] MİT devleti inşasında AYM sınavı ... [10 Nisan 2014] Halk iradesine saygısızlık... ... [27 Mart 2014] Tek parti değil, koalisyon... ... [20 Mart 2014] 'Torba politikası' tutar mı? ... [6 Mart 2014] Anayasa'ya aykırı 'demokratikleşme' ... [27 Şubat 2014] Hukuk yoksa, çete var.. ... [13 Şubat 2014] Anayasa'ya "Açık Aykırılık" ... [6 Şubat 2014] 'Rüşvetle Mücadele Komisyonu' ... [30 Ocak 2014] Tunus, Türkiye'yi esinleyebilir mi? ... [23 Ocak 2014] ". Din ile siyasetin bir arada yürümediği" ... [16 Ocak 2014] Suçlu sayılmama ilkesini de karartan suçlular ... [2 Ocak 2014] 2014: "Hukukla tanışma" yılı olabilecek mi? ... [27 Aralık 2013] Yargıçlar, demokrasi aktörü olabilecek mi? ... [20 Aralık 2013] Anayasa, yargıçları da bağlar... ... [12 Aralık 2013] İnsan Hakları Dünya Mahkemesi ve Türkiye ... [5 Aralık 2013] Mısır, Tunus ve Türkiye ... [21 Kasım 2013] "Hamaney Kürdistan'da." ... [14 Kasım 2013] Muhafaza-kar(lı)lık ve sınırlar ... [31 Ekim 2013] Yeni bir anayasa değişikliği desteklenmeli mi? ... [24 Ekim 2013] 'AB İlerleme Raporu' yansız mı? ... [22 Ağustos 2013] Demokrasi yoluyla hizmet... ... [8 Ağustos 2013] Yönetimin adı ne? ... [21 Haziran 2013] Fişleyen, "Milli İrade" mi? ... [11 Nisan 2013] Oligarşi mi, anayasal monarşi mi? ... [29 Mart 2013] 'Barış sürecinde' siyaset ve hukuk ... [15 Mart 2013] YA AVRUPA OLMASAYDI? ... [7 Mart 2013] 4. Yargı paketi ve hukuk güvenliği ... [1 Mart 2013] "TEK" SEVENLER ÜLKESİNDE " YARGI BİRLİĞİ" ... [21 Şubat 2013] Yanlışlar zincirinde: Yetkisiz AKP, etkisiz CHP ... [14 Şubat 2013] İki 'ucu açık': Avrupa ve Anayasa ... [1 Şubat 2013] İHAM önündeki Türkiye (Birinci mi, sonuncu mu?) ... [3 Ocak 2013] 2013 neden önemli? ... [1 Kasım 2012] Anayasal krizi mi, demokrasi eksiği mi? ... [27 Eylül 2012] Bireysel başvuru etkili olabilir mi? ... [27 Temmuz 2012] Yaz gündemi ve özgürlükler ... [19 Temmuz 2012] "İnsan hakları alanında temayüz" edenler. ... [12 Temmuz 2012] "Yargı hizmetlerinin etkinleştirilmesi"nde hak ihlalleri... ... [5 Temmuz 2012] DGM-ÖYM-BACM : sayısal çoğunluğu kalıcı kılma araçları mı? ... [28 Haziran 2012] Havacılık hizmetlerinde grev yasağı, Anayasa'ya aykırı ... [22 Haziran 2012] AKP/AYM: Putin-Medvedev ... [1 Mart 2012] "28 ŞUBAT"A HAYIR, AMA YETMEZ...! ... [27 Ocak 2012] Anayasa tipolojisinde Türkiye... (Anayasa zamanı ve mekânı.) ... [3 Kasım 2011] İnsan (enkazda), fikri (hapiste)... ...
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™