Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Ya 'devrimci örgüte üye'lik, ya 'sürgit güve'lik
7 Mart 2012, Nihat BEHRAM
, Nihat BEHRAM

“Ne ilgisi var?” demeyin! Örgüt üyeliğini ve örgütlenmeyi küçümseyen anlayış bence güveyle hısım! Siz, zulümden korunmanın örgütlenmekten geçtiğini anlatmak için çırpınırken, o bu çırpınışı orasından burasından kemirmekle meşgul! Güvelik başka nedir?

Dostlarımla konuşmalarımda, ‘şu örgüt, bu örgüt’ diye isim de vermiyorum; yeter ki halkın safında duran, gericiliğe, faşizme karşı cephe almış, haksıza karşı haklıyı, zalime karşı mazlumu savunan bir yapılanma olsun, “Git katıl, destek ver, güçlenmesi için çabala; güçlenmenin örgütlenmekten başka yolu yok!” diyorum. Böyle söylediğimde “Evet haklısın, fakat...” diye başladılar mı deliriyorum! İki cümleyi birbirine bağlayan o ‘fakat’ sözü var ya, sanki zeytinyağından imal edilmiş! En dibe dalıp, en üste çıkmada ondan hünerlisi yok!

Bu konularda derin ses tonuyla “Evet haklısın” diye başlayan kişi, cümlesini “fakat”a dayandırdı mı, son hızla kıvırtıp üste çıkacak demektir. Artık ezberimde. Ondan ki, karşımdaki “fakat” dediği an, onun ses tonuyla gerisini ben getiriyorum: “Hagisinin neyine üye olayım, etleri ne butları ne, al birini vur öbürüne, tümü birbirinden marjinal!”

Ben, ‘fakat’ı besleyen bu ‘orjinal’ gerekçeleri, geviş getirir gibi böyle çiğnediğimde, o da ‘Aynen öyle!’ diye geveliyor! Bir ‘fakat’ için ‘tokat’ atacak değilim! Hele ki devrimci, anti faşist, gerçekten değerli biriyse! Üstelik, amacım darılmak değil, daha sıkı sarılmak.

“Tamam, diyorum, önemli değil, herkesin biraz eksiği olur!” Benim ‘eksiklikten’ kastımı kendine yormuyor da, örgüte yorup, “Hem de az buz değil eksikleri!” diye aklınca beni tamamlıyor! Tam bu noktada kopup, “Ben ‘eksiklik’ derken, sendeki eksikliği kastettim!” diye açıklamak zorunda kalıyorum. Ekşiyen bir yüz ve limoni bir sesle, “Anlamadım, neymiş bende biraz eksik olan?” diye soruyor. “Biraz değil, bir hayli!”

Örgütlenmenin yaşamsal önemini kabullendiği halde ‘katılacak örgüt olmadığı’ndan yakınmaların ve‘devrimci örgütün marjinalliği’ üstüne üretilen orjinal fikirlerin binbir çeşidi var. Bu açıdan ‘örgütsüzlük piyasası’ ölgün değil, tam tersi bir hayli canlı, müşterisi bol!

Devrimci örgüte üyelik konusunu açtığınızda, geçmişten biriktirdiği öfkeyle “Üye falan değilim, olmayı da düşünmüyorum!” diye ‘çıkışan’ da var, sunulanı beğenmeyen müşterinin sesiyle “Biraz daha bakınayım!” diye ‘savuşan’ da! Yine de ortak noktamız: örgütlenmenin önemi. Yani örgütsüzlükten yakınanlar marjinal değil; saysan sayıları güçlü bir örgüt kadar.

‘Bu bir süreç sorunudur’ diye bu kesimi geçsem de, ‘örgütlü olmayı küçümseyen’ bir kesim var ki, tartışırken öfkeme gem vurmam olası değil. Ben şahsen, böylelerine ‘aptal, kimliksiz, kişiliksiz’ muamelesi yapmaktan yanayım. O da bana böyle bakıyor çünkü. Ona göre de ben ‘aptalım, kendimi kandırıyorum, avunuyorum’! “Başına bela çağırıyorsun!” diye uyaran da var, ‘sanatçı özgür olmalı, örgüt onu yaralar’ diye kendini ‘normal insan’dan ayıran da!

Geçenlerde bir yerde okudum: zaten üçte biri uykuda geçen insan ömrünün iki buçuk yılı da helada geçiyormuş! Böyle bir ömürde belada geçecek zamandan yakınmak olmaz! Özgürlük konusuna gelince: özgürlük düşüyle oyalanmaktansa, varsın uğrunda dövüşürken yaralanayım!

‘Tek çare mücadele etmektir’ sözü ‘aydınlar katı’nda çok sık kullanılan bir sözdür. Bu sözü ‘Örgütlü mücadele’ vurgusuyla pekiştiren de az değil. Biri böyle konuşunca, “Nasıl, hangi örgüt, kiminle...?” diye başlayıp, “Bak, Yunan halkı nasıl dikleniyor, bu güçlü diklenişin önemli dayanaklarından biri komünistlerin örgütlü olması değil mi?” diye konuya balıklama dalıyorum. Ne tuhaf, ben böyle söyleyince, istisnasız herkes “Nerde o günler, nerde bizde öyle güçlü parti?” diye yakınıyor! Konuşmanın bu noktası beni delirtmenin doruğudur!

Öyle ya, bir örgütü güçlendirmenin yolu, örgütlenmeyi önemseyen kişilerin örgütte saf tutmalarından geçmiyor mu? Hadi emekçi halk bilinçsiz, “Örgütlenin!” dediğimizde saf saf bakınmaları doğal! Eşini ‘görücü usulü’ seçer de, örgütlenip patrona karşı güçlenme işinde çırpın ki önünü görsün! Halkın bu saflığına ‘masumane’ diyelim, peki aydınlardaki bu saflık (daha doğrusu safdışılığa) ne demeli?

Aydın, hele ki sanatçı ‘hassas insan’ diye bilinir. Filiz gibi gençler canları pahasına onlara kalkan oluyor. Onların o gencecik insanlara kalkan olması gerekirken. Bu manzara hangi ‘sanatçı hassasiyeti’yle açıklanabilir? ‘Sorumsuz hassasiyet’ diye bir kavram mı var?

Örgüte katılmama gerekçeleri ‘örgütün güçsüzlüğü’ymüş! Örgüt güçlü olduktan sonra katılsan ne yazar katılmasan ne? Güçsüzken katılıp güçlenmesine omuz vermek mi önemli, güçlendikten sonra katılıp ‘gücün havası’nı solumak mı? Diyelim ki güçlendi de katıldın, peki, ‘zayıfken katılmamış oluşunun utancını’ nereye saklayacaksın?

Onu bunu bilmem, alınan alınsın, örgütler zayıfsa bunun bir suç ortağı da, ‘örgütlenmenin önemini’ dile getirdiği halde saf dışı duranlardır. Hele ki ‘hariçten gazel’ okuyarak! ‘Hariçten gazel’ öyle hafiften bir suç da değil. Bu boyutuyla halka karşı sorumsuzluk anlamı taşır.

Görüyorsunuz: bu iklim bozukluğunda ben de ‘örgütsüze soğuk küfür mevsimi’ndeyim. TKP MK’nın Ankara’da, on binden fazla fidan gibi gencin “Sosyalizm Kazanacak” sloganıyla katıldığı o coşkun toplantıda yaptığı ‘üye çağrısı’ndaki sıcaklık, kibarlık, genişlik bende yok!

Örgütsüzlük ve üstüne üstlük ‘örgütsüzlük hali’ne sürekli mazeretler üretmek ‘sürgit güvelik’tir! Eğer bu tanım çok ağırsa, ‘örgütlü mücadelenin öneminden söz ettiği halde örgütsüz duran kişi’ye daha uygun bir tanım bulun, onu kullanayım!

Yoksa, örgüt üyeliği konusunda kaygı taşıyanlara, en azından ‘köstek’ olmamaları için ‘esnek üyelik, destek üyelik, gevrek üyelik, özerk üyelik’ türünden bazı statüler mi bulmak gerekli? Yani ‘aydın, sanatçı ayrıcalığı’nı ‘gözetme’ açısından! Daha neler? Örgütlenmenin önemini de vurgulayarak devrimci olduğunu söyleyen kişinin örgütsüzlük hali ‘nöbette uyuklama rehaveti’ değil midir? Düşmana nöbette uyuklarken yakalanmaktan daha hazin ne var?

Aydın olmanın tarihi görevlerinden birisi, halkı düşmana karşı uyanık kılmak, örgütlenmeye çağırmaktır. Sadece ‘mücadele’nin değil, ‘örgütlü mücadele’nin önemini halka anlatmak; hem örgütün evrinmesi, hem zorbanın devrilmesi mücadelesinde bizzat saf tutmaktır.

Bu ülkenin zalime sözünü sakınmayan onurlu aydını az değil. Ama gücü az. Yani sayı ile güç arasında orantı ters! Bunun en temel nedeni örgütsüz olmaları değil mi? Değilse ne?

Aydınların devrimci örgütte saf tutmaları, halka güven, umut ve bilinç kaynağıdır. Halkımızın buna her zamankinden fazla gereksinimi var. Tarihteki nice aydını bugün derin bir saygıyla anıyor olmamızın nedenlerinde biri de, yaşadıkları dönemde bu işlevi görmüş olmalarıdır.

Faşizme karşı en güçlü, en aşılmaz barikat halkın örgütüdür. Bir aydın için, emekçi halkın barikatına harç taşımak kadar kutsal, insani, onurlu ve vicdani ne olabilir?

Biline ki: örgütlenmenin tersi teslimiyettir!

(SolHaber)

[Bu yazı 1971 kez okundu]
Nihat BEHRAM

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [186]
[4 Mart 2016] Yurt Gazetesi patronunun hali tam bir 'Yavuz hırsız' misali.... ... [4 Ekim 2015] Doğu Perinçek'in 'vatan' anlayışı... ... [12 Mart 2015] Yobazlığı Karacaoğlan'la süpürmek! ... [20 Şubat 2015] Diren, ulaşırsın! ... [5 Ocak 2015] Giden yıla lânet, gelen yıla umut tazelemesi ... [24 Kasım 2014] Türbanın zulası ... [16 Nisan 2014] Ayrılığa dipnot ... [13 Nisan 2014] 30 Mart'ın 'artçı sarsıntıları' ... [9 Nisan 2014] Umut hırsızlığı ... [6 Nisan 2014] Faşizmin 'tamiri' olmaz, yıkımı gerekir! ... [2 Nisan 2014] Ülkenin 'zulüm sever' ahalisi ... [30 Mart 2014] Kızıldere'yi Anarken / Katil kim? ... [27 Mart 2014] Ne zengin memleketmiş! ... [19 Mart 2014] 'Guinness Rekorları'ndaki Eksiklerimiz ... [16 Mart 2014] Bari sus be adam! ... [12 Mart 2014] Faşizm, Sokak, Sandık ... [9 Mart 2014] Sanatçının Topluma Namus Borcu ... [5 Mart 2014] Sol Yelpaze ... [2 Mart 2014] Dindar mı, Sahtekâr mı? ... [26 Şubat 2014] AKP'nin Sanat ve Kültürü 'Kutulama' Hesabı: TÜSAK ... [19 Şubat 2014] Tutsaklığı Özgürlük Şarkılarıyla Göğüsleyenler ... [12 Şubat 2014] Omuz ver, Çamlıca Tepesi'ni kurtaralım! ... [9 Şubat 2014] Toplumda Hafıza Kaybının Kürekçileri ... [5 Şubat 2014] Yerel Seçimler ve Sol Cephe ... [3 Şubat 2014] Yasak Çiğneme Zamanı ... [29 Ocak 2014] Arsızlığın Bir Türü: 'Liberal Yanılmazlık' ... [27 Ocak 2014] İnsan mı, Hangi İnsan? ... [22 Ocak 2014] Solda cepheleşmek devrimcilerin acil ve tarihi görevidir ... [19 Ocak 2014] Herkesin Şeytanı Kendine ... [15 Ocak 2014] Olasılık - Kesinlik ... [12 Ocak 2014] Özgürlüğün 'Anlamsızlık' Boyutu! ... [8 Ocak 2014] 'Taylan Tanay'ların kollarındaki zincir ... [5 Ocak 2014] Geçen Yılın 'En'lerinden, Yeni Yılın 'Yön'lerine. ... [3 Ocak 2014] Çamlıca Tepesi insanlığı yardıma çağırıyor ... [2 Ocak 2014] Çamlıca Tepesi insanlığı yardıma çağırıyor ... [29 Aralık 2013] Yalaka ölçer ... [25 Aralık 2013] Şimdilik 'cin' çarptı, sırada 'halay çarpması' var! ... [22 Aralık 2013] Hayatın aynasında: 'Ya Tayyip... Men dakka dukka!' ... [18 Aralık 2013] Sol Cephe' duyarlılığı, 'Haziran İsyanı'nın çiçeğidir ... [15 Aralık 2013] Mülkümü sordular, 'Yurdum' dedim! ... [12 Aralık 2013] 'Başbakan'ın suç işleme özgürlüğü mü var? ... [8 Aralık 2013] 'Allah'ı alet etmedikleri konu kalmadı! ... [4 Aralık 2013] Sedat Selim Ay 'işkenceci' değilmiş! ... [2 Aralık 2013] İğrençsiniz! ... [28 Kasım 2013] Yöneticiden utanç duymak ... [24 Kasım 2013] Felâket senaryosu, komplo teorisi, suni gündem ... [13 Kasım 2013] İkili Oynamak ... [6 Kasım 2013] Türkiye Solunun 'Yurtseverlik' Sınavı ... [30 Ekim 2013] 'Hukuk Komedisi' değil, 'Hukuk Cinayeti' ... [27 Ekim 2013] Zindan Mektuplarından Kıvılcımlar ... [23 Ekim 2013] Pişkinlik ... [16 Ekim 2013] 'AK Terfi' dedikleri bu olmalı!.. ... [13 Ekim 2013] "Bu ülke hepimizin" diyene bak! ... [9 Ekim 2013] AK Hacılar Dönemi'nin popüler seviye simgeleri ... [2 Ekim 2013] Kendi kendini sansür, onura kelepçedir ... [29 Eylül 2013] Yobazlığın 'Ahmet Hakan'cası! ... [22 Eylül 2013] Derin' Devlete 'Derin' Hizmet! ... [18 Eylül 2013] Siyaset siyaset olarak kalmalıdır, din din olarak ... [15 Eylül 2013] Acil görev 'Yurtsever Halk Cephesi'ni oluşturmaktır ... [11 Eylül 2013] Savaş çalgısına barış akordu ... [9 Eylül 2013] AKP'den beklentinin Kürt siyasetçilerde doğurduğu zikzaklar ... [4 Eylül 2013] Alçaklık ve seviyesizliğin dibinde olmak ... [1 Eylül 2013] AK Vampirler ... [28 Ağustos 2013] Ölümcül hastaları zindanda zincirlemek insanlık mı? ... [25 Ağustos 2013] Merdan Yanardağ'a mektup ... [21 Ağustos 2013] Şiir kir tutar mı? ... [11 Ağustos 2013] Hayatın da bir yargısı var! ... [31 Temmuz 2013] AKP'nin darbe karşıtlığı da sahte! ... [29 Temmuz 2013] "Simit sat onurunla yaşa!" ... [24 Temmuz 2013] 'İktidar gasbı'nın 'darbe'den farkı ne? ... [17 Temmuz 2013] Affın sınırı ne? ... [10 Temmuz 2013] Acı çeşitlemesi ... [8 Temmuz 2013] Vergiyi haram etme hakkı ... [30 Haziran 2013] Altan Tan denen şu şeriatçı yobaza bak! ... [27 Haziran 2013] Yurdun pazarlamacısı ve halk gerçekliği ... [24 Haziran 2013] Gül'ün yorumuna gel de gülme! ... [19 Haziran 2013] Faşist barbarlığın mazereti mi olurmuş! ... [12 Haziran 2013] Zalimlerden zulümlerinin hesabı bir bir sorulacak ... [9 Haziran 2013] Diktatör ve piyonları ... [5 Haziran 2013] Dinci faşist diktacılar defolup gidecektir ... [26 Mayıs 2013] Ülkeyi haramilerden kurtarmak için Yurtsever Halk Cephesi ... [6 Mayıs 2013] DENİZLER korkutmaya devam ediyor! ... [24 Nisan 2013] 'Açılım'ın kapısı ... [17 Nisan 2013] "İleri demokrat"lık virüsü ... [10 Nisan 2013] Neruda'nın kemikleri ... [27 Mart 2013] Toplumsal aptallaşma ... [18 Mart 2013] Sanatçı saflaşması ... [10 Mart 2013] Kalemini de al git! ... [6 Mart 2013] Cinayet, cinnet çağı! ... [3 Mart 2013] Zehrin besin değeri! ... [27 Şubat 2013] Ektiğini biçersin ... [25 Şubat 2013] Faşizmin "zaman ayarlı" operasyonları ... [21 Şubat 2013] Hasta ziyaretine cenaze levazımatıyla gitmek ... [17 Şubat 2013] Aydın olmanın mayası ... [14 Şubat 2013] Yurt'un "Gökçek'e Çakma Ödül" öfkesi ... [10 Şubat 2013] Yalanın İktidarı ... [6 Şubat 2013] Halk düşmanlığı: "Kültür Operasyonları" ... [27 Ocak 2013] "Entelektüel" Yobazlar ... [23 Ocak 2013] Ülke zindan, bunlar zindancıbaşı! ... [20 Ocak 2013] Faşizmin köpürüşü! ... [9 Ocak 2013] Hocaefendi'nin 'Şair, Şiir Hutbesi' ve Necip Fazıl ... [6 Ocak 2013] Büyük Buluşma, Levent Kırca ve küçük adamlar ... [2 Ocak 2013] Yunus'un, Kaygusuz'un yanında Padişah neyin nesi? ... [31 Aralık 2012] "Keşke"li yeni yıl dilekleri ... [27 Aralık 2012] Suça iştirak ... [24 Aralık 2012] "Karanlık Zamanlarda" ... [9 Aralık 2012] "Sesimiz sesinizle buluşsun!" ... [27 Kasım 2012] Yoksa Aleviler 'korkunun ecele faydası'na mı inanıyor? ... [15 Kasım 2012] Hainler Sıralaması ... [12 Kasım 2012] Darbeleri Araştırma Komisyonu'nun darbe yerleştirme misyonu! ... [7 Kasım 2012] Bir yanda canlarını dişleyerek direnenler, bir yanda 'Hak katı'nın Çöpçübaşı ... [4 Kasım 2012] Kılıçdaroğlu ne söylediğini biliyor mu? ... [28 Ekim 2012] Cumhuriyet mi kalmış ki 'bayramı' olsun? ... [22 Ekim 2012] Sosyalistlerin Meclisi 'Toplantı Bildirgesi'ni okurken ... [17 Ekim 2012] MHP: İktidarın emniyet sibobu! ... [16 Ekim 2012] Bir bu eksikti: 'Çocuk tecavüzcüsü'ne 'şehit'lik! ... [12 Ekim 2012] Kavramlara 'yeni anlamlar' yüklenirken ... [8 Ekim 2012] Başbakan'ın "Yavuz" iştahı ve Aleviler ... [3 Ekim 2012] "Ulemâ-yı bâtın" uluması! ... [30 Eylül 2012] Bu da 'İleri Demokrasi'nin cenaze gaspı! ... [26 Eylül 2012] 'Adalet' buysa, 'adaletsizlik' acaba ne? ... [24 Eylül 2012] 'Kelleci Santrafor'un 'Refleksiz Kaleci'si ... [19 Eylül 2012] Eleştiriye tahammülsüz Polis yasa tanır mı? ... [17 Eylül 2012] Halkın polisi mi, hükümet milisi mi? ... [11 Eylül 2012] Yoksa çete reisi ben miyim? ... [5 Eylül 2012] İnsanın varlık nedenine saldırı ... [29 Ağustos 2012] Başbakan'ın Arkadaşları ... [23 Ağustos 2012] İmamın cetveli! ... [8 Ağustos 2012] Olmayan şeyi tanımak! ... [1 Ağustos 2012] "Zihinsel şiddete uğramak!" ve Prof. Büşra Ersanlı ... [29 Temmuz 2012] "Gelmiş geçmiş en demokratik hükümet" miş! ... [25 Temmuz 2012] Ölümle değil, imamla belalıyım! ... [18 Temmuz 2012] Cezaevlerine duyarsızlık ... [15 Temmuz 2012] Başınıza Mor Gabriel Manastırı kadar taş düşsün! ... [12 Temmuz 2012] Gel de anla! ... [8 Temmuz 2012] Aydın kavramı ve boşa edilen küfür ... [2 Temmuz 2012] Yangını söndürecek güç ... [27 Haziran 2012] Suç ve ceza ... [24 Haziran 2012] "Demokratik" Faşizm ... [20 Haziran 2012] Edip Akbayram'la "Mayıs" ta kucaklaşmak ... [13 Haziran 2012] Umut Odakları ... [13 Haziran 2012] Bu ne hâl Adalet Hanım? ... [6 Haziran 2012] BDP mi kalleş, AKP mi? ... [30 Mayıs 2012] "HES" diye hırlayanı "Höst!" diye hoştlamalı! ... [23 Mayıs 2012] Savaş kışkırtıcılığı, barış militanlığı ... [14 Mayıs 2012] Cüreti cehaletten mi azametten mi? ... [10 Mayıs 2012] Alçaklığın bu derecesi kan dondurur! ... [8 Mayıs 2012] 12 Eylül Darbesi'nin 'COO'su kim, 'CEO'su kim? ... [2 Mayıs 2012] Bulandırılmış muhalif kimlik ... [26 Nisan 2012] Eyvah, Kültür Bakanı yine 'sahne'de! ... [18 Nisan 2012] El insaf Ahmet Altan! ... [4 Nisan 2012] Yaşasın hayat! ... [1 Nisan 2012] AKP'nin Prof. Dr. 'Hoca'ları ... [22 Mart 2012] Sahtekârlık sınırsız ... [19 Mart 2012] "Ilımlı İslam" yumurtasının "Uyumlu İslam" civcivi ... [15 Mart 2012] Sonunda AKP bize terörü sevdirecek! ... [12 Mart 2012] "Kürt Açılımı"ndan rekor çıktı! ... [10 Mart 2012] Zor günler ... [4 Mart 2012] İktidar yandaşı muhalefet ... [29 Şubat 2012] "Terörün arka bahçesi"nde olmak ... [22 Şubat 2012] Haber ve görüntü dili ... [19 Şubat 2012] Arap Buharı ... [12 Şubat 2012] Düşüş... ... [8 Şubat 2012] Halk düşmanları halkların kardeşliğine hizmet eder mi? ... [8 Şubat 2012] Kendi Coğrafyası Kendine Zindan, Halkının Sesi Bir Ozan: Mahmud Derviş ... [25 Ocak 2012] Bu gün acımasızlığım tuttu! ... [17 Ocak 2012] "Gurur" gurultusu ... [11 Ocak 2012] 'Şiirden anlamam!' sözünün anlamını anlayan var mı? ... [28 Aralık 2011] Dersim'i Unutma ... [14 Aralık 2011] Köklerden kopukluk 'vazo kültürü'dür! ... [30 Kasım 2011] Seni.... CHE ... [2 Kasım 2011] Acı Sargısı ... [19 Ekim 2011] Örgütsüz aydının örgütlenme çağrısı! ... [5 Ekim 2011] Bunlar kendilerini ne sanıyor? ... [21 Eylül 2011] İnsan hâlleri, insani hâller ... [7 Eylül 2011] Hayata Düşmanlık Yelpazesi ... [24 Ağustos 2011] Yobazlık jandarması Ramazan magandaları ... [10 Ağustos 2011] Sistemin Kirletme ve Körletme Aygıtı ... [28 Temmuz 2011] Sonuçta bu işi kim çözecek, uzaylılar mı? ... [13 Temmuz 2011] Ölüm de çiçek açar... Ve ölümsüzlük o çiçeğin balıdır ... [29 Haziran 2011] "Şu 500 bin meselesi..!" ... [15 Haziran 2011] Sarıdır, ama sararmamıştır... ... [1 Haziran 2011] Düzenin batağında barajı aşmak mı, ırmak yatağında selleşip taşmak mı? ... [19 Mayıs 2011] "Davutoğlu'nun Mevlâna Çıkışı"na Giriş! ... [4 Mayıs 2011] İmamın domuzu ... [7 Nisan 2010] Bataklıklı Yolda Tepeye Doğru Yürürken ...
Nihat BEHRAM
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™