Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Çullan babam çullan
5 Mart 2012, Ahmet HAKAN
, Ahmet HAKAN

DİRENİŞ ahlakına sahip değildiler.
 

İsyan ahlakına sahip değildiler.
Ve şimdi fark ediyoruz ki:
Hesaplaşma ahlakına da sahip değiller.

Şu son “şantaj iddiası”na bir bakın:
“Şantaj yaptı” denilen “yapmadım” diyor.
“Şantajı haber verdi” denilen “vermedim” diyor.
“Şantaja maruz kaldı” denilen “kalmadım” diyor.
“Şantaj” iddiasını ortaya atan bir “kanıt” sunamıyor.
Fakat buna rağmen...
Kanırtıyorlar da kanırtıyorlar.
Çullanıyor da çullanıyorlar.
28 Şubat sürecinde kendilerine nasıl çullanıldıysa öyle çullanıyorlar.
28 Şubat’ta kendilerine uygulanan psikolojik savaşın bir benzerini uyguluyorlar.
İlkel bir intikam pazarı kurmuşlar, vuruyorlar da vuruyorlar.
Ahlaksız, hakkaniyetsiz, vicdansız ve acımasız bir süreçle ahlaksız, hakkaniyetsiz, vicdansız ve acımasız bir şekilde hesaplaşmaya çalışıyorlar.

28 Şubat’ın mazlumlarının haline bir bakın:
Brifing günlerinde babayiğit bir ses çıkaramadılar ama bugün maşallah her biri cengaver kesilmiş durumda.
Tankların yürüdüğü günde öksürmekten bile kaçındılar, bugün sembolik tanklarla güya 28 Şubat’a meydan okuyorlar.
28 Şubat’ta köstebek gibi toprağın altında saklandılar, bugün en afili pozlarıyla ortaya çıkıyorlar.
28 Şubat günlerinde “Tedbiri elden bırakmamak lazım” diyerek başörtülü sekreterlerini işten çıkardılar, bugün “Çok mağdur olduk çok” diye mağduriyet öyküleri anlatıyorlar.
28 Şubat’ta direnmek yerine imzayı çaktılar, bugün hiçbir şey olmamış gibi kahramanlık destanları anlatıyorlar.
28 Şubat günlerinde devrin kodamanlarına “Biz onlar gibi toleranssız değiliz, hoşgörü abidesiyiz” diyenler, bugün toleransı, hoşgörüyü falan bir tarafa bırakıp çullanma yarışında bayrağı en yukarıya dikmeye çalışıyorlar.

Peki ya 28 Şubat günlerinde mazlumlara destek olmak yerine arazi olan bugünün ultra demokratlarına ne demeli?
Sanki 28 Şubat günlerinde “Ne şeriat / ne darbe” ya da “Ne cami / ne kışla” sloganlarıyla “Biz bu işte yokuz” diyenler onlar değilmiş gibi, cadı yakma ayinin odun taşıyıcıları haline gelmiş durumdalar.
Biri 28 Şubat sürecinin iki büyük gazetesinden birinin yöneticisi pozisyonunda devrin bütün günahlarına ortak olmuş, şimdi çullanma ayinine katılarak günahını unutturmaya çalışıyor.
Bir diğeri 28 Şubat’a kalemiyle en büyük desteği vermiş, şimdi yaptığı iki sayfalık özeleştiriyle durumdan sıyırmaya çalışıyor.
28 Şubat’ta kafayı kuma gömen bir başkası ise, şimdi 28 Şubat mağdurlarından bile daha öfkeli pozlarla çıkıyor kamuoyunun karşısına...

Akıl, fikir, izan, şuur falan hepten gitmiş durumda.
Adamın biri çıkmış televizyona, “28 Şubat’ta askerler o kadar da suçlu değillerdi, onları medya kandırdı” diyerek toplumun zekâsıyla alay ediyor.
Koskoca bir süreci birkaç gazetecinin üstüne yıkıp işi bitirmek istiyorlar.
Ama haklarını yemeyelim:
“Korkutucu” olmayı da başarıyorlar.
“Çok süper öcü” gibiler.
Hatta 28 Şubat’ın kodamanları bile bunlar kadar “korkutucu” değildiler.
Eh, ne de olsa 28 Şubat zulümleri içinde bile yer almayan “tutukla, tık içeri, yargı kararı olmadan aylarca hapislerde çürüt” diye bir yöntem var ellerinin altında.
O yönteme dayanarak korkutuyorlar.
O yönteme dayanarak sindirmeye çalışıyorlar.
O yönteme dayanarak ses çıkaracak adam bırakmamaya gayret ediyorlar.

“28 Şubat”, pis bir sürecin adıdır.
Üzerine tabii ki gidilecek.
Dönemin zalimleri tabii ki teşhir edilecek.
Dönemin kodamanlarından tabii ki hesap sorulacak.
Dönemin günahları tabi ki açığa çıkarılacak.
Ama bunu yaparken...
Yeni bir “pis süreç” mi başlatılacak?
Yeni haksızlıklara mı imza atılacak?
Yeni andıçlar mı piyasaya sürülecek?
28 Şubat iftiralarla, dayanaksız suçlamalarla, kanıtlanmayan ithamlarla birlikte yürüdü.
28 Şubat’la mücadele de iftiralarla, dayanaksız suçlamalarla, kanıtlanamayan ithamlarla birlikte mi yürüyecek?
İftiracılarla mücadele iftiralarla mı yapılacak?
28 Şubat’ta suçlananın ne söylediğine zerre kadar itibar edilmezdi, 28 Şubat’la mücadele ederken de suçlananın ne söylediğine hiç bakılmayacak mı?

28 Şubat döneminde...
Sonuna kadar direnmiş, risk almış, düşmanlıklara maruz kalmış, ağır cezalarda yargılanmış, yalnız bırakılmış, programına çıkaracak konuk bulamaz hale gelmiş, en pis iftiralara uğramış bir gazeteci olarak buradan ilan ediyorum:
Eğer iftirasız, kampanyasız, hilesiz, yalansız, zulümsüz ve temiz bir hesaplaşma yapacaksanız ben varım.
Ama eğer bana düşen “çullan babam çullan festivali”nin bir parçası olmaksa ben yokum.
Vicdansız, acımasız, hakkaniyetsiz ve adaletsiz bir süreçle mücadele ederken vicdansız, acımasız, hakkaniyetsiz ve adaletsiz olmayı reddediyorum.

(Hürriyet)

[Bu yazı 1544 kez okundu]
Ahmet HAKAN

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [51]
[24 Mart 2014] Korkuyor ... [17 Mart 2014] Önüne gelene bin tekme ... [7 Mart 2014] Günah işleme özgürlüğü ... [1 Mart 2014] Sadece uçkura odaklı muhafazakâr ahlak ... [28 Şubat 2014] Biz köşe yazarları korkak ve ikiyüzlüyüz ... [21 Şubat 2014] İstihbaratı çok seven dindarlar ... [27 Ocak 2014] Ve tekfir başladı ... [19 Mart 2013] Bir müebbet yazısı ... [18 Mart 2013] Ne istiyorsun birader ... [15 Mart 2013] Yalakalıkta zirve diye bir şey olmazmış ... [9 Şubat 2013] Pardon ama yargı zaten ele geçmiş değil miydi? ... [25 Ocak 2013] CHP'nin ulusalcıları faşizmi hortlatıyor ... [31 Aralık 2012] Makbul vatandaş olmak için tüyolar ... [25 Aralık 2012] Yuh olsun sana Levent Kırca ... [3 Aralık 2012] İmam hatipte öğrendim ben bu haylazlığı ... [1 Aralık 2012] Neden 'İyi ki Abdullah Gül var' diyemiyorum ... [23 Kasım 2012] 'Kazan kazan'dan 'kaybet kaybet'e ... [30 Ekim 2012] Çöktü bir şeyler ... [12 Ekim 2012] Namı büyük Necdet Paşa ... [6 Ekim 2012] Eğri oturdum doğru konuşacağım ... [15 Eylül 2012] Bir fotoğrafın anatomisi ... [11 Eylül 2012] Demokrasiye saygılı paşa eleştirilemez mi? ... [28 Ağustos 2012] Yeni başlayanlar için El Kaide kılavuzu ... [27 Ağustos 2012] Cihatçıları gerçekten de ayet mi motive ediyor? ... [18 Ağustos 2012] Bir de buradan bakın: Aygün neden kaçırıldı? ... [16 Ağustos 2012] Cüppeli Ahmet Hoca'yı Metris'te ziyaret ettim ... [7 Ağustos 2012] Başbakan'ın Alevi politikasını açıklıyorum ... [27 Temmuz 2012] Tüzüklerle çarpışarak mağlup olanlar: Aleviler ... [16 Temmuz 2012] Miting yasakçısını düşünmeye davet ... [28 Haziran 2012] Fethullah Gülen'in ağlama müdafaası ... [26 Haziran 2012] Son 10 günün bilançosu: Hangi bünye buna dayanır? ... [14 Haziran 2012] 'Cemaat'e dair bir muamma ... [11 Haziran 2012] Goygoycuların yaman günleri ... [1 Haziran 2012] İslam'da kürtaj ... [15 Mayıs 2012] 'Poşu davası' diyemezmişiz ... [4 Mayıs 2012] Muhafazakârlar için tüyo Tiyatro nasıl ele geçirilir? ... [15 Nisan 2012] İyi bir insan iyi bir lider olabilir mi ... [17 Mart 2012] Yeni başlayanlar için katliamla hesaplaşma ... [15 Mart 2012] Neden? Neden? Neden? ... [23 Şubat 2012] Aziz Yıldırım'ın Atatürk vurgusu ... [18 Şubat 2012] Yemişim AİHM kararını ... [10 Şubat 2012] İleri demokrasinin bir cilvesi daha ... [6 Şubat 2012] Al sana Ergenekon'un işine gelecek bir yazı ... [27 Ocak 2012] Pişmiş aşa su katan sorular soruyorum ... [17 Ocak 2012] Anlayana... ... [29 Aralık 2011] İdris Naim Bey'e dair sorular ve cevaplar ... [20 Kasım 2011] Neden CHP'ye vuruyorum ... [11 Kasım 2011] Atatürk yaşasaydı Sözcü'ye ne derdi ... [4 Kasım 2011] Herkes kendine tutuklu ... [9 Ağustos 2011] Süper tehlikeli bir yazı ... [23 Mayıs 2011] Artık şurası anlaşıldı: Kasetler profesyonel işi ...
Ahmet HAKAN
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™