Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
YARGISEN' İN KAPATILMASINDAN SONRA ...
1 Mart 2012, Nuh Hüseyin KÖSE
, Nuh Hüseyin KÖSE
Ankara Valiliği'nin açtığı davayı karara bağlayan Ankara İş Mahkemesi Yargısen in kapatılmasına karar vermişti. Yargıtay 9.Hukuk Dairesi geçtiğimiz ay içinde yaptığı inceleme sonunda, oyçokluğu ile kararın onanmasına karar verdi. Bu kararla, Türkiye’nin ilk yargıç-savcı sendikası, bir yaşını henüz tamamlamışken yargı kararıyla kapatılmış oldu.

Bu konuda benden önce forum açan değerli arkadaşlarım Sn.Gülçek ve Sn.Yücesoy'un saptamalarına ek olarak, sendikanın kapatılmasına dair hukuksal nedenler ve bundan sonra yapılabileceklere ilişkin görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Öncelikle belirtmeliyim ki; sonuç kapatma kararı da olsa, bir yıllık bu süreç, yargı sendikacılığı açısından bir kazanımdır. Zira; Ankara Valiliği, sendikanın kapatılması istemiyle mahkemeye yaptığı başvurusunda kamu sendikaları yasasının iki hükmüne dayanmıştı. Bunlardan birincisi Sendika üyesi olamayacaklar başlıklı 15.maddesindeki ''Yüksek yargı organlarının başkan ve üyeleri, hakimler, savcılar ve bu meslekten sayılanlar'' ikincisi ise 4.maddenin son fıkrasında yer alan ''Meslek veya işyeri esasına göre sendika kurulamaz.'' hükümleriydi. Ankara iş mahkemesi, davanın bir numaralı dayanağı olan ve 'yargıçlar ve savcılar sendika kuramazlar' anlamına gelen 15. maddenin b bendinin, uluslararası sözleşmelere ve anayasaya aykırı olduğundan bu davada uygulanamayacağına hükmetti. Karar bu yönüyle temyiz edilmeksizin kesinleşmiş oldu. Yani, yargıç ve savcıların, Türkiye’de sendika kurmalarının yasal olduğu yargı kararı ile tescil edildi. Öte yandan, Kamu Görevlileri Sendikası Yasasında bir gedik açılıp, ölü bir kuralın varlığının saptanmasıyla, yasada değişiklik yapılması gereği doğdu.
O zaman Yargısen neden kapandı?
Ankara Mahkemesi, yargılama sırasında bir ara karar kurdu ve sendika yönetimine, Kamu Görevlileri Sendikası'nın 4.maddesinin son fıkrasındaki amir hüküm karşısında, 5.maddede sayılan hizmet kollarından birinde işkolu esasına göre teşkilatlanılacağına dair tüzük değişikliğine gidilmesi için süre verdi.
Yönetimin çağrısı üzerine toplanan genel kurulda konu tartışıldı. İncelenen 5.maddede yargıç ve savcıları kapsayan bir işkolu yoktu.
5. maddede hizmet kolları;

1.Büro, bankacılık ve sigortacılık hizmetleri

2. Eğitim, öğretim ve bilim hizmetleri.

3. Sağlık ve sosyal hizmetler.

4. Yerel yönetim hizmetleri.

5. Basın, yayın ve iletişim hizmetleri.

6. Kültür ve sanat hizmetleri.

7. Bayındırlık, inşaat ve köy hizmetleri.

8. Ulaştırma hizmetleri.

9. Tarım ve ormancılık hizmetleri.

10. Enerji, sanayi ve madencilik hizmetleri.

11. Diyanet ve vakıf hizmetleri
Olarak sıralanıyordu. Bize en yakın hizmet kolu,'büro, bankacılık ve sigortacılık hizmetleri' hizmet kolu görünüyordu. Ancak biz, bankacı, sigortacı yanında çalışmıyorduk. Büro çalışanı da değildik. Daha da önemlisi, çıkarlarımız ve önceliklerimiz farklıydı. Hem, üçyüzbinin üzerindeki büro ve banka çalışanının içinde bir avuç yargıç ve savcı olsa olsa odanın kapıya en yakın yerinde usluca ve sesini çıkartmadan oturanı olabilirdi. Bizlerde elbette bu edilgenliği kabul edemezdik.
Bu düşüncelerle genelkurul, tüzük değişikliği önerisini reddedip yoluna devam kararı aldı. Mahkeme, işte tam da bu nedenle yani hizmet kolu esasına göre yapılandığımıza dair tüzük değişikliğini kabul etmediğimiz için kapatma kararını verdi. Yani bizler; hülle, takiyye yapıp, yalan yere 'büro, bankacılık ve sigortacılık hizmetleri' hizmet kolunda örgütlenseydik sorun kalmayacaktı. Ama yapmadık. Yapamadık.

Bundan sonra ne yapacağız?

Ne yalan söyleyeyim, toplantı ve sohbetlerde birbirimize yüksek sesle kapatma kararının onanacağını söylesek te, içten içe Yargıtay'ın sağduyusuna da güveniyorduk. Yerel mahkemenin birbiriyle çelişki içeren gerekçesiyle verdiği bu kararı bozacaktı. Bir avuç korunmasız yargıç ve savcının, zaman, emek, para harcayarak yarattıkları sendikanın yaşaması için hiç değilse imzalanan uluslararası sözleşmelerin ve anayasanın hükmünü de gözeterek kılını kıpırdatacaktı. Anayasa'nın yasaklamadığı, devlet organlarının imzalayıp meclisin kabulü ile yürürlüğe giren anlaşmalarla tanınan bir hakkın yasa ile yasaklanmasının hukukun temel ilkeleriyle bağdaşmayacağını söyleyecekti. Ama söylemedi. Bu durumda elbette hepimizde garip bir şaşkınlık, ilk etapta ne yapacağını bilememe telaşı yaratsa da, yerel mahkeme kararından sonra yaşanan değerlendirme sürecinin aşı etkisiyle çabuk atlatıldı.
 
Sendikadan geriye kalanların düşüncesi, öncelikli olarak yapılacak olan, Yargıtay’ın gerekçeli kararının ardından Uluslararası Çalışma Örgütü (İLO) ya yapılan ve kabul edilebilir bulunan başvurunun sonuçlanmasını beklemek. Birde, parti tüzüğünde ileri derecede olmasa da ülkeye 'Demokrasi' getirmek olan partiler veya mecliste yer alan demokrat vekillerin Kamu Görevlileri Sendikası'nın uluslararası sözleşmelere aykırı olan 4/son. ve 15/a maddelerinin kaldırılıp, 5. maddenin sonuna 'yargıç ve savcılar' yazmasını öneren bir hüküm eklenmesi amacıyla yasa teklifi vermelerini.
 
Şimdi yargıç ve savcılara sendikalaşma konusunda iki seçenek kalıyor. Ya kendimize 'biz büro ve banka çalışanıyız' deyip, mahkeme ve yasanın istediği gibi bir sendika kuracağız, ya da Avrupa'nın Arnavutluk dışındaki tüm yargıç ve savcıları gibi bağımsız bir yargıç savcı sendikası olma yolundaki ısrarımızı sürdürüp yeni bir sendika kuracağız. Kapatma kararı genel olmayıp, sadece Yargısen'e ilişkin olduğu için hukuksal olarak yeni bir sendika kurmakta herhangi bir engel yok. Türk yargıçlarının tercihini önümüzdeki günler gösterecek. Benim kanım, hukukun yasa demek olmadığını, yasaların hukuka uygun olmayanlarına karşı yurttaşın direnme hakkı olduğunu bilen bu seçkin hukukçuların tercihlerini, bağımsız ve müstakil bir sendika kurmaktan yana kullanacakları yolunda. Böylece; Türk yargısının yasama, yürütme, militarizm, basın, emperyalizm gibi müdahaleci unsurlara karşı hatta yargıcın kendine karşı bile bağımsızlığını vurgulamaya, uluslararası hukukun ülkemiz insanına uygulanması gereğini haykırmaya devam edecekler.
 
NUH HÜSEYİN KÖSE
KAPATILAN YARGISEN İSTANBUL TEMSİLCİSİ
[Bu yazı 1901 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™