Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
4+4+4 Üzerine
29 Şubat 2012, Deniz KAVUKÇUOĞLU
, Deniz KAVUKÇUOĞLU

Türkiyede bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayan fakat her konuda konuşan televizyon tartışmacılarının ortak özellikleri, konuşmaya genellikle Dünyanın hiçbir yerinde…” girişiyle başlamalarıdır.

Eğitim kesintili mi yoksa kesintisiz mi olmalı konusunda yapılan tartışmalar da böyle oluyor. Kendilerinden öyle emin görünüyorlar ki tanımasanız, Bu arkadaş onlarca ülkenin eğitim sistemini incelemiş sanısına kapılırsınız.

Bunlardan biri daha dün, “Gelişmiş ülkelerde meslek eğitimi hızla geriliyor diyordu. Üşenmedim, Alman İstatistik Kurumunun 2010/2011 eğitim yılı sayılarına baktım. Meslek okullarına gidenlerin sayısı 2.687.974, diğer okullara giden toplam öğrenci sayısı ise 8.796.894. Bu sayılar, ilk ve ortaöğretim çağında bulunan toplam 11.484.868 öğrencinin yüzde 23.4ünün mesleki eğitimi tercih ettiğini ortaya koyuyor.

Almanyada bilindiği gibi zorunlu temel eğitim 9-10 yıldır. Bu temel eğitimi alan çocuklardan bir bölümü aynı okulda eğitimlerini sürdürerek 13. yılın sonunda olgunlaşma sınavı vererek, kendilerine üniversite kapısını açan lise diplomasını alıyorlar. Diğer bölümü ise seçecekleri dallara göre süreleri iki ya da üç yıl olan meslek okullarına geçiyorlar.

Son günlerde Türkiyede sıkça duyduğumuzun tersine Alman eğitim sistemi artık demodekabul edilen kesintili eğitimden kesintisiz eğitime geçiyor. Klasik (eski) sistemde çocuk ilkokulun 4. sınıfında devam mı, lise mi (Gymnasium) seçimini yapmak zorunda kalırdı. Öğrencilerin görece küçük bir bölümü liseye geçer, geride kalan büyük bölüm ya 9. yılın sonunda meslek okullarına devamı olası kılan ilkokul (Hauptschule) diploması alır ya da iki yıl daha okuyarak kendisine meslek yüksekokullarına devamı sağlayan ortaokulu (Realschule) bitirirdi. Bu klasik sistem bugün de uygulanmaktadır fakat eğitim hızla yeni sisteme kaydırılmaktadır.

***

Almanya, Avrupanın en güçlü sanayi ve ekonomisine sahip bir ülkedir. Almanyanın eğitim sistemi, özellikle de meslek eğitimi ülke ekonomisinin temeli/motoru olan sanayinin gereksinimlerini karşılamak üzere biçimlenmiştir.

Bugün Türkiyede başta sanayi olmak üzere ekonominin tüm dallarında en büyük gereksinim nitelikli işgücüdür. 1970lerin ortasına kadar başarıyla işleyen meslek eğitim sistemi, Sanat Okulları ve Sanat Enstitüleri kapatılıp liseleştirilerek gereksinimlere yanıt vermeyen yetersiz bir düzeye inmiştir. Meslek okullarına lise statüsü kazandırılması eğitim sistemimize indirilmiş en ağır darbedir. İmam hatip okulu mezunlarına üniversite kapılarını açmak çabası eğitim sistemimizi, özellikle meslek eğitimi bağlamında iğdiş etmiştir.

Oysa eski sistemde de bu okul mezunlarının üniversiteye girişleri olasıydı. Sanat okulu mezunları iki yıllık tekniker okullarına gidebiliyorlar, oradan da eğitim aldıkları dallara bağlı yüksekokul ve üniversitelere devam edebiliyorlardı.

İmam hatip okulu mezunları ise Yüksek İslam Enstitüsüne devam ediyorlar, oradan ilahiyat fakültelerine geçiş yapabiliyorlardı.

Bu sistem bugün Almanyada uygulanan yeni sisteme uyan bir modeldi.

***

Ne var ki yukarıda da değinildiği gibi baştaki iktidar imamlardan diplomat, vaizlerden kaymakam, hafızlardan öğretmen yaratmayı bir hedef olarak önüne koyduğu sürece bizim eğitimimizin çağdaşlaşması pek olası görünmüyor. İlköğrenim öğrencilerinin isterse tümüne tablet-bilgisayar dağıtılsın, çocuklarımızın gelişmesine pek yararı olmayacaktır. Çünkü belirleyici olan aygıt değil, o aygıtın belleğini dolduracak olan insandır.

Ama nasıl bir insan?

(Cumhuriyet)

[Bu yazı 1285 kez okundu]
Deniz KAVUKÇUOĞLU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [29]
[4 Şubat 2013] CHP'ye Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği ... [30 Ocak 2013] Ulusalcılık Milliyetçilik Değildir ... [28 Ocak 2013] Dünden Bugüne CHP Milliyetçiliği ... [3 Aralık 2012] İslam ve Demokrasi ... [21 Kasım 2012] Hasta Toplum, Şiddet ve Terör ... [11 Kasım 2012] Devrimleri ve Devrimcileri Tartışmak ... [7 Kasım 2012] İleri Demokrasi ve Akademik Özgürlük ... [26 Eylül 2012] Yaşlı Değirmenci, Georgi Dimitrov ve Berlin'deki Yargıçlar ... [5 Eylül 2012] PKK Ne İstiyor? ... [1 Ağustos 2012] Çuvallamak ... [29 Temmuz 2012] 'Müslüman Demokratlık' ve AKP ... [25 Temmuz 2012] AKP Müslüman Demokrat Bir Parti Olabilir mi? ... [4 Temmuz 2012] Fıkra Gibi ... [27 Haziran 2012] Kılavuzu Karga Olanın. ... [2 Mayıs 2012] Tencere Yuvarlanıyor Kapağını Buluyor ... [7 Mart 2012] Çokdilli Bir Ülke Olmak ... [4 Mart 2012] 'Özgürlükçü Türkiye' ya da Bir Yandaş Yazar Denemesi ... [27 Şubat 2012] Kolektif Demokrasi, Uzlaşma Kültürü ... [19 Şubat 2012] Yaşanmış Bir Korku Öyküsü ... [28 Aralık 2011] Aman, Açılmasın! ... [7 Aralık 2011] Hayat, Bir Balıkçı ve Socrates ... [27 Kasım 2011] Dersim: Kim, Kimden, Ne İçin Özür Dilemelidir? (1) ... [20 Kasım 2011] Biraz Utanma ... [17 Ağustos 2011] Laik Bir Ülkede 'Tahammül Edilenlerden' Olmak ... [3 Temmuz 2011] Ne Yapmalı? ... [30 Mayıs 2011] Rüzgâr Dönüyor ... [25 Mayıs 2011] İçi Boş Lakırdılar ... [4 Nisan 2011] Hava Dönmektedir ... [28 Şubat 2011] Türkiye Büyük Millet Meclisi Gençleşmelidir ...
Deniz KAVUKÇUOĞLU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™