Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Öteki
27 Şubat 2012, Mustafa ÇEBİ
, Mustafa ÇEBİ

- Ben sevgiye adadım benliğimi, nefrete değil!
Antigone, kandaşının onurlu bir törenle gömülmesini savunarak tarihe bu notu düşer. Hayat sürdükçe insanlar bu sözlerde yaşam heyecanı bulacaklardır …

Gönlümüzdeki Nefret ve kin
Bir korunma aracı olarak ‘nefret’lerimiz, yerleşik tamir kutularımızda bulunurlar.
Yaban/yaşam ile tanışma sürecimizden başlayarak, dünya üzerinde; etkin olma ihtiyaçlarımızı anlamaya ve şekillendirmeye çabalarız. Canlılık deneyimlerimiz içinde güvenli yol arkadaşımız; duygu ve içgüdülerimizdir. Tanımlayamadığımız, anlayamadığımız sınırlarda yardıma koşarlar.
Hayatın yabanıl ormanlarındaki bu masum, organik varlığımızı koruma tanıklığımızda; deneyimsiz, naif başlangıçlı, korunma duygularımızı ‘nefretimizin’ arkasına saklarız. Arkaik kalkanlarımızdır başlangıçlarda; ‘nefret ve kin’…
Dış gerçekle ilişkilerimizin sınırları ve seçeneklerimizi ölçeriz. Kimliklerimizi biçimlendireceğimiz ortam, önyargılar ve rutinlerimizi oluşturur; çevremiz ve kendimizle aramızdaki ilişkileri yeniden anlamaya, yaratmaya çalışırız.
Tüme varma arayışlarımız; farklı duygu, düşünce, oluş ve başlangıçlara, savururken biçimler bizi. Çevremiz ve kendimizi değiştirme hakkımızı en az ‘‘ötekiler’ kadar kullanmaya başladığımızda; duygular üzerindeki abartılarımızı değiştirir; olgunlaşan sosyal davranışlar geliştiririz. Yaşadıklarımızı anlama ve anlamlandırma çabalı duygu ve düşüncelerimizi savaş aracı olmaktan çıkarır sosyal kaderimize teslim oluruz. İlkel, çocuksu ‘nefret’ler çekip gitse de hayatımızdan; birey ile toplum arasındaki en gelişmiş toplumlarda da verimli çatışma sürecektir… Bu ‘varoluşsal’ bilgi toplayıcılığı ‘İsyan ve itaatsizlik’ hakkı; ve savunması ile insan yönünü bulmaya çalışır.

‘Öteki’ kadar özgür olabilir insan ancak!..
Toplumda dramatik algılı nefret ve şiddet çağrısına en az hakkı olan kurum ‘siyaset’ tir… Onlar toplum mutluluğu ve çözümleri müzakere etmeyi temsil vaadiyle orada bulunurlar. Toplumsal ayrışma ve çatışmayı ‘şiddet gerilimli’ zeminlere taşımaz; meşrulaştırmazlar.
Sahneye bu biçimli çıkarılan ‘nefret’ söyleminden beklenen işlev; korku ve baskı yaratmak olabilir. Sömürü ideolojisinin parçası ‘savaş’ sahnesinde başrollerde oynar bu duygular ve işi kolaylaştırırlar… Nefretin ve şiddetin dilini ‘herhangi bir nedene bağlanarak’ konuşturularak çatıştırılan; düşmanlaşmanın meşrulaştırıldığı toplum ve ortamlar ‘ötekileştirme kampanyaları ile/baskısında, canlı tutulurlar… ‘Öteki düşmandır’ algı kalıbı iktidarı yönetilir toplumda… Benliklerini sömürü pençesindeki egemen bir nefrete yatırması beklenir ve istenir halklardan… Tehdit edilerek; sömürge tipi ortam ve baskı altına sokulmak istenir halklar. Muktedir olan, kendi merkezli adalet, yaşam, uyum, gerilim ve arayışlarını dayatır…
Küçük hayatların esir alınmış umutları; cazibeli parıltılarda sevindirik lunapark yaşamlara savrulurlar... Herkes ve hiç kimseler; ürün haber, dizi, reklam ve filmlerle beslenen bilinçaltlarını, düş ve düşünce ikameli yaşamlarını, umut ve korkularını nefrete sarar. Dünyamız ve canlı yaşamımız böyle yağmalanır.

Bu küresel örgütlü işbirlikçilere karşı olur; barış birlikteliklerine, dayanışma, paylaşma, yardımlaşma; adalet, vicdan ve sanatın içinde yeni kültürlenmelere açık durur halklar.

Nefretin iddiası kendi nesnesini korumak
Siyasi kanaat önderlerinden, ‘usta nefret’ söylemi; pozitif ilişkileri askıya almayı amaçlar. Savaş ortamı hazırlar, kolaylaştırır; promosyon sunar!
‘Dindar nesil yetiştireceğiz, yoksa tinerci mi istersiniz, ucube heykel, alınıp gidilen analar, kız mıdır kadın mıdır’… Ötekine egemenlik taslayan duygu ile yaratılan iklim; bilim ve sanat için ortam hazırlamaz.
Özgür eleştiri ve farklı oluşturu ile; bilimsel kuşku ve yaratıcı sanat alanında keşfedilmeyi bekleyen; şekiller, sözler, biçimler, tınılar dışlanır; kin ve nefretle ötekileştirilir, savaş ilan edilir ise; yeni bir ‘egemen’ dolaşmaktadır ortamınızda…
Kuşkusuz ki, özgürlüklerin baskılandığı durumlarda; ‘karşı direniş ve isyan’; en saf, en temiz ve en yaratıcı biçimleriyle; sanatın da insanın da kendisi olmuştur. Olmaya devam edecektir.
Halkız biz!
Ötekinin tamamlayabileceği eksiklikleriz. İyi ki.

[Bu yazı 2283 kez okundu]
Mustafa ÇEBİ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [57]
[15 Eylül 2014] Batakta Eleştiri ... [20 Ağustos 2014] 'Eşitin Dili'... ... [18 Haziran 2013] Hadi bakalım ... [12 Mayıs 2013] Mantıklı Şaşkınlık... ... [5 Mayıs 2013] Hayat ve Sanat... ... [25 Nisan 2013] Romantizm ... [17 Nisan 2013] Sömürü Cenneti ... [8 Nisan 2013] Can suyu ... [25 Mart 2013] Yardımlaşma Batağı... ... [15 Mart 2013] Aşşa.lık İktidar! ... [24 Ekim 2012] Yaşama Övgü ... [10 Eylül 2012] Eti ile Kemiği ... [3 Eylül 2012] Güç ve Nedensellik... ... [21 Haziran 2012] Çocukça Şeyler... ... [11 Haziran 2012] İnsan ve Hakları ... [5 Haziran 2012] Kürtaj Fikirler ... [16 Mayıs 2012] Tiyatrodan Sövgüler... ... [7 Mayıs 2012] Sanat ve devlet ... [26 Nisan 2012] İlişki-ler... ... [19 Nisan 2012] Düşler ve Hayat! ... [8 Nisan 2012] Özgürlük... ... [28 Mart 2012] Ucube Ustam! ... [22 Mart 2012] Sosyal Piyasa! ... [5 Mart 2012] Son ötekim ... ... [20 Şubat 2012] Belirsizler... ... [6 Şubat 2012] Hayata dönüş ... [31 Ocak 2012] Küçük gruplar... ... [6 Ocak 2012] Devlet ve İnsan! ... [23 Aralık 2011] Hayata ve geleceğe. ... [22 Kasım 2011] Sokaktan... ... [11 Kasım 2011] İsyana davet! ... [11 Ekim 2011] Korkudan Korunmak. ... [22 Eylül 2011] Kavramsal elegeçirilmişlik. ... [6 Eylül 2011] Başbakan olsam ... [22 Ağustos 2011] Küçük insan. ... [8 Ağustos 2011] DÜŞÜNCE EYLEMİ! ... [29 Temmuz 2011] HALKLARI KIRDIRAN!.. ... [13 Temmuz 2011] Yeni yaşam ve Anayasa ... [5 Temmuz 2011] Küresele Karşı Evrensel.(2) ... [22 Haziran 2011] Küresele Karşı Evrensel.(1) ... [11 Haziran 2011] Korkma ey halkım! ... [1 Haziran 2011] İtaat, isyan ve arayışlar! ... [22 Mayıs 2011] Oyun ve diyalektik ... [6 Mayıs 2011] Promosyon "CENNET" ... [22 Nisan 2011] "İtaat" ve Seçimler... ... [15 Nisan 2011] Sümeyye ötelenince, kültür höt'ledi!... ... [13 Nisan 2011] Seçim "Hiç sorun değil!" ... [6 Nisan 2011] Demokrasi ve Vicdan ... [28 Mart 2011] Kim öldürüyor bebekleri ... [21 Mart 2011] Sevgilim Fukuşima ... [28 Şubat 2011] "ABD Büyükelçi eleştirisine" çözümlemeler! ... [12 Ocak 2011] Ucube değil; "insandır sanat". ... [5 Ocak 2011] Sonuç baskılı süreçler. ... [27 Aralık 2010] iki dil, küresel bir ayar. ... [14 Aralık 2010] "Yumurta öğrenciliği üzerine!.." ... [2 Aralık 2010] Dünyanın Ergenekonu, Wikileaks ... [25 Kasım 2010] Füze kalkanlı demokrasiler. ...
Mustafa ÇEBİ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™