Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Tahran'a pirince giderken Lizbon'da.
23 Kasım 2010, Cüneyt ÜLSEVER
, Cüneyt ÜLSEVER

19-20 Kasım’da Lizbon’da dananın kuyruğunun kopacağını, konu hemen hemen Türkiye’de kimsenin dikkatini çekmez iken, daha 20 Ekim 2010’da gündeme getirdim.

Yine aynı konuda 26 Ekim 2010’da yazdığım yazıda Ahmet Davutoğlu’nun:
“Biz çevremizdeki hiçbir komşumuzdan bir tehdit algılaması içinde değiliz. NATO’ya dönük de bir tehdit algılaması veya tehdit oluşturduğu kanaatinde değiliz” sözlerinin anlamsızlığını vurguladım.

Ahmet Davutoğlu’nun balonunun 19-20 Kasım’da söneceğini o tarihte ilan ettim.

“Mesele Türkiye’nin kendi durumunu veya Ahmet Davutoğlu’nun NATO’ya yönelik tehdit algılamasını nasıl kavradığı değil, bizzat NATO’nun nasıl kavradığıdır.
Üstelik, Davutoğlu’nun görüşüne Suudi Arabistan, Mısır, Körfez ülkeleri gibi Ortadoğu ülkeleri de katılmıyor.” (Hürriyet-26 Ekim 2010)
9 Kasım 2010 tarihli yine “Lizbon” ile ilgili yazımda Türkiye’nin ne kadar kulp bulursa bulsun füze kalkanına “Evet” diyeceğini ilan ettim.

Ücretini de biçtim:
“Bırakın Ortadoğu’nun sokaklarındaki algılamayı, (AKP) kendi muhafazakâr tabanında bile ‘Hıristiyanlarla bir olup, daha da ötesi Siyonist İsrail’i korumak için Müslüman dostlarına karşı geliştirilen şer cephesine katılmış’ olarak algılanacak!” (Hürriyet-9 Kasım 2010)
7 Kasım 2010’da konu ile ilgili olarak CHP’yi uyardım. (3 gün sürecek dizi yazımda sıra CHP’ye de gelecek.)

* * *

19-20 Kasım tarihlerinde Lizbon’da yapılan NATO toplantısında benimsenen ve reel politikaya (pragmatik algılamaya) dayanan “Yeni Stratejik Konsept” Ahmet Davutoğlu’un ideolojik politikaya dayalı “Stratejik Derinlik” konseptini çöpe atmıştır.

Türkiye’nin sadece ülke adı benimsenmemesi talebi “Zaten kediye kedi denir” şiarı ile kabul görmüş, Türkiye’nin diğer talepleri ya gündeme alınmamış ya da ileriye ötelenmiştir. Zaten, bu taleplerde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ısrarlı olmamıştır. (The Wall Street Journal-19 Kasım 2010)

* * *

Ama yine de yandaş gazeteciler şöyle yazabildiler:

“Günlerdir uluslararası düzeyde basına yansıyan çalkantılardan sonra belki inanması zor ama görünen o ki, Türkiye NATO’da hemen hemen istediği her şeyi elde etti, bir Türkiye-NATO krizi yaşanmadı ve yaşanması bir yana NATO’nun Amerika’nın ardından en etkili üyesi olarak Lizbon’da öne çıktı.” (Cengiz Çandar-Radikal-21 Kasım 2010)

Majestelerinin gazetecisinin yukarıdaki sözleri ve bizzat Majestelerinin “Biz olmasak toplantı 10 dakikada biterdi!” açıklamaları Batı’da diplomatları, diplomasi alay etmelerine engel olsa da, gülümseten açıklamalar olmuştur.

Toplantının en çok dikkati çeken ülkeleri muhakkak ki Rusya ve Afganistan’dır.

Biz “mızıkçılık” etmeyince sırtımız sıvazlanarak gönlümüz alınmıştır.

Herhalde Cengiz Çandar her sırtı sıvazlandığında kendisini çok etkili zannediyor.

* * *

Kim ne derse desin, alınan “Türkiye’ye füze kalkanı yerleştirme” kararı:

1) İran’a karşıdır.

2) Korunulması planlanan ilk ülke evvel emirde İsrail’dir.

Nitekim İran hemen sert tepkisini koydu:
“İran Savunma Bakanı General Ahmed Vahidi, NATO’nun İslam’ın yayılmasını ve yükselmesini önlemek ve İran’ın İslam Devrimi’nin etkinliğini kontrol etmek için bir askeri kuşak oluşturmaya çalıştığını ama başarısız olduğunu söyledi.

‘NATO’nun Irak ve Afganistan’daki saldırılarının asıl amacı İslam’ın yayılmasını ve İslam Devrimi’nin etkisini önlemektir’ diyen Vahidi, 10 yıllık işgalin ardından ellerinde Irak’ta ölen 1.5 milyon insan ile Afganistan’da ölen 1 milyon insandan başka bir şey olmadığını belirtti.” (Hürriyet-Web-22 Kasım 2010)

(Hürriyet 23.11.2010)

[Bu yazı 1672 kez okundu]
Cüneyt ÜLSEVER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [54]
[30 Eylül 2014] RTE IŞİD konusunda "mış" gibi yapıyor! ... [9 Eylül 2014] Köprüden önce son çıkış: Haziran 2015! ... [4 Eylül 2014] Yeni Türkiye'nin İlerleme Raporu ... [21 Ağustos 2014] İstihbarat oyunları: Merkel RTE'ye ne mesaj veriyor? ... [24 Temmuz 2014] Her mağrur bir gün mağduriyeti tadacaktır! ... [26 Eylül 2013] Anormalin normalleşmesi ... [22 Ağustos 2013] Yenildik ama boyun eğmedik! ... [6 Ağustos 2013] Ergenekon davası ışığında yakın tarihimiz ... [16 Temmuz 2013] Ahmet Davutoğlu'nun monşer düşmanlığı! ... [2 Temmuz 2013] 'Laiklikte ısrarlı olmayan demokrasi' teorisi çöktü! ... [25 Haziran 2013] Bir yükseliş ve çöküş hikayesi! ... [23 Nisan 2013] Bu nasıl barış? ... [18 Nisan 2013] Sivil vesayetin resmini yapan yargıç! ... [15 Nisan 2013] Barış için tek yol genel aftır! ... [11 Nisan 2013] Zırva tevil götürmez! ... [9 Nisan 2013] Hazır 63 akilli adam yakalamışken! ... [2 Nisan 2013] PKK ne ister? ... [19 Mart 2013] Bilim ile din aynı kaba sığmaz! ... [1 Mart 2013] Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ... [21 Şubat 2013] Turist Ömer uzayda! BDP Karadeniz'de ... [2 Şubat 2013] Çelişkiler yumağı bir başbakan ... [25 Ocak 2013] İntikam! ... [6 Ocak 2013] Mertlik ne yana düşer asker, gurur ne yana ... [20 Kasım 2012] HSYK töhmet altında kalmıştır ... [16 Kasım 2012] Ne dediğini bilmeyen başkan adayı! ... [1 Kasım 2012] Türkiye fetret* dönemine girdi! ... [30 Ekim 2012] CUMHURUN GÜCÜ NE VALİ TANIR, NE PADİŞAH! ... [23 Ekim 2012] DEVLET YALAN SÖYLER Mİ? ... [18 Ekim 2012] Cumhurbaşkanı vesayetine mi gidiyoruz? ... [4 Ekim 2012] Tansu Çiller: Daha önceleri neredeydiniz? ... [25 Eylül 2012] BALYOZ DAVASI VE WIKILEAKS BELGELERİ ... [6 Eylül 2012] Çapsızlığı baş tacı etmiş ülke! ... [24 Ağustos 2012] Davutoğlu politikalarına vahim bir örnek ... [14 Ağustos 2012] Biz gazetecilere yuh olsun! ... [10 Ağustos 2012] Nefret üzerinden yapılan siyaset hüsrana uğramaya mahkûmdur ... [31 Temmuz 2012] SORULAN SORU GERİ ALINAMAZ ... [27 Temmuz 2012] Bir Ahmet Davutoğlu analizi ... [24 Temmuz 2012] Ortadoğu'da vaziyet-i umumiye ... [20 Temmuz 2012] CHP'nin ev ödevi: Değişirken devam etmek ... [5 Temmuz 2012] Türkiye'de en etkin muhalefet: Fenerbahçe! ... [4 Temmuz 2012] AHMET DAVUTOĞLU'NA BASİT BİR SORU ... [29 Haziran 2012] Rusya Yeni Osmanlı'ya kürtaj yaptı ... [14 Haziran 2012] Belki haddini aşan bir yazı ... [6 Haziran 2012] Gündem yaratmanın dayanılmaz ağırlığı ... [4 Haziran 2012] Seçimli otokrasi ... [30 Mayıs 2012] Başbakan basına sövüyor, bizimkiler oralı değil ... [1 Nisan 2012] "Dostun bir fiskesi pareler beni" ... [20 Mart 2012] Üç aşamalı Suriye politikası ... [13 Mart 2012] Abant'ta Anayasa konuşuldu ama hukuk unutuldu! ... [16 Şubat 2011] Odatv baskınının düşündürdükleri ... [1 Şubat 2011] Endişeli muhafazakârlar ... [3 Ocak 2011] Bir Türk bir Kürt'ü severse! ... [2 Aralık 2010] Wikiat! (Bildiklerim aklıma takılanlardır) ... [24 Ekim 2010] Adaletin bu mu Adalet Bakanı? ...
Cüneyt ÜLSEVER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™