Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
'Hukuk da bir yere kadar' anlayışı!
14 Şubat 2012, Mehmet Y. YILMAZ
, Mehmet Y. YILMAZ

BAŞBAKAN’ın yardımcılarından Bekir Bozdağ, “MİT’in işi örgüte sızmak. Bu suç işlemeden olmaz. Canlı bombaları, silah depolarını sokaktaki polis değil, istihbarat bulur” dedi.

Evet, bunları filmlerde de görebiliyoruz! Ama suç işlemek de bir yere kadar tabii. Filmdeki ajandan, bir başka ajanı öldürmesi istendiğinde, ajanın o tetiği çekmediğini de hatırlayalım!

MİT Müsteşarı, eski müsteşarı ve eski müsteşar yardımcısı ile iki MİT görevlisinin ifadeye çağrılma nedenlerini size tekrar hatırlatmak istiyorum. AKP propaganda makinesi öyle işliyor ki esas gerekçe ortadan kayboldu. Savcılığın soruşturduğu konular şunlardı:

1. MİT heyeti, istihbarat toplama ve bilgi edinme görevinin dışında örgütün yönetilmesine aracılık etti.

2. Silahlı faaliyet yürütmesi en baştan beri öngörülen KCK yapılanması MİT heyetinin gözetiminde tamamlandı.

3. MİT gerek doğrudan temaslarında gerekse örgüt içindeki ajanları aracılığıyla elde ettiği saldırı ve eylem talimatlarının önlenmesi ve engellenmesine yönelik harekete geçmedi.

4. İstihbarat toplama vazifesi aşılarak devletin bütünlüğü ve anayasal düzene karşı anlaşma noktasına gidildi.

5. Örgütün silahlı eylemlerine ve yapılanmasına göz yumuldu.

6. Öcalan ile örgütün üst yönetimi arasındaki mektuplaşma trafiği sağlandı.

7. MİT, örgüte verdiği taahhütler kapsamında güvenlik güçlerinin operasyonlarını engellemek için çalışma yürüttü ve örgüte geri bildirimde bulundu.
Elbette soruşturmaya yeni atanan savcının, eldeki delil durumuna bakarak, aynı suçlamayı tekrarlayıp, tekrarlamayacağını bilmiyoruz.
Savcıların, ellerindeki delilleri aynı şekilde değerlendirmemeleri bir sürpriz olmamalı ve bu nedenle yeni savcı da eleştirilmemeli. Bu işin doğasının bir sonucudur. Çünkü iddia, her ne kadar somut delillerden hareket etmek zorunda ise de sonuç itibariyle sübjektif bir karardır.
Ancak, şu anda bildiğimiz suçlamaların, Bekir Bozdağ’ın işaret ettiği durumdan bir hayli farklı olduğu da su götürmez bir gerçek.
MİT, bu örgütün içine sızdıysa, bunu örgütün zararlı faaliyetlerini engellemek için yapmış olmalı. Ama 3, 5 ve 7 numaralı suçlamalar bu görevin yerine getirilmediğini gösteriyor.

Örgütün yönetimine aracılık edilmesi ve KCK yapılanmasının MİT gözetiminde tamamlanması da istihbarat toplama faaliyetini çok aşan eylemler.
Kanun değişse bile, Başbakan’ın böyle bir suçlamanın soruşturulmasına izin vermemesi düşünülemez.

Elbette örgüt içine sızmış ajanların can güvenliklerinin tehlikeye düşürülmemesi için azami hassasiyetin gösterilmesi gerekir. Ama ciddi iddialar var ve bunları soruşturmadan geçiştirmek, bir hukuk devletinde normal karşılanmamalıdır.

“Hukuk da bir yere kadar” anlayışı, devlet içinde kendini kanunların üstünde gören grupların doğmasına yol açar. Ve Türkiye, hâlâ geçmişin bu hataları ile hesaplaşmayı bile başaramamışken yeni hatalara yol açmak “her türlü hukuksuzlukla sonuna kadar mücadele edeceğini” söyleyen bir hükümetin inandırıcılığını zedeler.
Ağız-kulak mesafesi fazla açıldı
TÜRKİYE’nin bir “insan kaynakları cenneti” olduğunu görmemiz için sık sık böyle olumsuz durumlar ile karşılaşmamız gerekiyor. Her olayda yeni bir grup “uzmanlar heyeti” arzı endam ediyor ve akla hayale gelmeyecek senaryolar önümüze sunuluyor.

MİT soruşturması vesilesiyle de yeni bir meslek grubu ile tanıştık: “Güvenlik danışmanları ve uzmanları”!

Dün Sabah’ın manşetinde böyle bir “güvenlik danışmanının” demeci yer alıyordu.

Şöyle diyor: “Komplonun sebebi MİT’in yeni politikası. Bundan bazı ülkeler rahatsız oldu. Komplonun ana sebebi budur. Bizim Orta Doğu’da yer almamızı istemeyen İsrail’e, İran’a bakmak lâzım.”

Sabah gibi bir gazetede tam boy fotoğrafı da yayımlandığına göre bu “güvenlik danışmanını” ciddiye almak gerek!

MİT’e karşı bir komplo kurulduysa, bu komplo, Türkiye’de polis ve savcılığın eliyle yürütülmüş olmalı! Soruşturmayı yürütürken buldukları delilleri saklamayarak savcılığa getiren polis ve bu delilleri “adli emanete” almayıp ifade çağrısı yapan savcılık!

Bu nasıl “güçlü devlet” ki en önemli iki kurumu yabancı istihbarat servislerinin oyuncağı haline geldiklerinin bile farkında değiller!

“Komplo” teorileri eğlencelidir, bizim memlekette de seveni çoktur ama insanın ağzı ile kulağı arasındaki mesafeye de dikkat etmesinde yarar vardır!
Vatandaşlar kime güvenecek?
MİT soruşturmasının yarattığı toz duman içinde çok önemli bir olay daha kaynayıp gitti.

Taraf gazetesi yöneticileri ile bazı yazarlarının telefonlarının MİT’in isteği üzerine dinlenmesi dünyanın demokratik her ülkesinde bir deprem yaratırdı, burada üzerinde doğru dürüst durulmadı bile. MİT, “suçu önlemek” gerekçesiyle, mahkemeye sahte isimler ile müracaat ediyor ve gazetecilerin telefonlarını dinliyor!

Mahkeme belli ki kendisine verilen isimler ile telefon numaralarının gerçek sahiplerinin aynı kişiler olup olmadığını bile araştırmamış! Takip edildiği iddia edilen suç ile ilgili dosyaya bile bakmamış!

Temel bir anayasal hakkın kanun marifetiyle ve mahkemeler eliyle ihlalinden başka bir şey değil bu.

Ve kim bilir böyle alınmış daha kaç mahkeme kararı var?

HSYK’nın yargıçları ve savcıları bu konuda ciddi bir eğitime alması gerekiyor!

Haklarımızı mahkemeler bile korumayacaksa, vatandaşlar kime güvenecek?

 

(Hürriyet)

[Bu yazı 1637 kez okundu]
Mehmet Y. YILMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [63]
[17 Nisan 2014] Başbakan Başsavcı Başyargıç! ... [21 Şubat 2014] Alaturka Baas rejimine bir adım daha! ... [31 Ağustos 2013] Nasıl bir kalp bıraktın, bilir misin ardında? ... [25 Haziran 2013] Yüzleri kızarmadan asla anlatamazlar ... [24 Haziran 2013] Halkı ikiye bölme suçu! ... [8 Haziran 2013] Kişi başı terörist sayısında dünya birincisiyiz! ... [6 Mayıs 2013] 'Hukuk' siyasetin elinde 'guguk' olunca ... [15 Nisan 2013] Paket paket adalet! ... [9 Nisan 2013] Hainleri Belirleme Enstitüsü! ... [20 Mart 2013] Ergenekon'un kolları nereye kadar uzanıyor? ... [11 Mart 2013] Gerçekten anayasa hukuku okumuş olabilir mi? ... [26 Şubat 2013] Bir torba dava daha mı geliyor? ... [25 Şubat 2013] Paket paket adalet! ... [15 Şubat 2013] Bu memlekette 'kâğıt' asla kaybolmaz ... [15 Ocak 2013] MİT bu ihbarları neden bugüne kadar sakladı? ... [7 Ocak 2013] Gördük ki yer yerinden oynamıyor! ... [2 Ocak 2013] Siyasi irade yoksa çözüm de olmaz ... [28 Aralık 2012] Gulyabanilerden sarmısakla mı korunacağız? ... [20 Kasım 2012] Erdoğan'a bu soruyu sorarlar mı? ... [15 Kasım 2012] Örtülü ödenekte rekor artış ... [24 Ekim 2012] Allah müstahakını versin ... [23 Ekim 2012] Başbakan özür dilemelidir ... [16 Ekim 2012] 'Fire' değil özgür irade! ... [12 Ekim 2012] Filmin eğrisi doğrusuna denk gelmiş ... [21 Eylül 2012] İktidar ve muhalefete birer sorum var ... [15 Eylül 2012] Bırakın da aranızdan biraz rüzgâr geçsin ... [11 Eylül 2012] Bağımsız yargımızın 'vesikalık' bir fotoğrafı ... [31 Ağustos 2012] Dışişleri Bakanlığı TBMM'nin amiri mi? ... [27 Ağustos 2012] Milletin vekilinden saklanan nedir? ... [22 Ağustos 2012] Amaç gerçeği öğrenmekse ... [16 Ağustos 2012] Bu günahın hesabını veremezsiniz ... [14 Ağustos 2012] Kaç Mehmet ölse yeterli olurdu? ... [31 Temmuz 2012] Mutlak iktidar mutlaka bozar ... [20 Temmuz 2012] Arkanda böyle bir hukukçu olunca! ... [16 Temmuz 2012] Onlar beğenmiyorsa her şey yasak! ... [13 Temmuz 2012] İstanbul yıkıldıktan sonra! ... [9 Temmuz 2012] Şu tutanakları açıklasanız da öğrensek ... [28 Haziran 2012] Türkiye'nin Dobuları ... [25 Haziran 2012] 'Sakin ve etkili güç politikası' ne demek? ... [22 Haziran 2012] PKK'ya silah bıraktırmak için yönteminiz nedir? ... [4 Haziran 2012] Herkesin her gün işlediği 'suç'! ... [1 Haziran 2012] Acaba bugün aklına ne gelecek? ... [15 Mayıs 2012] Bakan 'cilasız teftişe' çıkmalı ... [11 Mayıs 2012] Yeni 'dekoderimiz' Hüseyin Çelik oldu ... [26 Nisan 2012] Dünü bırakın bugünden söz edin ... [17 Nisan 2012] 'Aydınlık için bir dakika karanlık' meselesi ... [6 Nisan 2012] Dış politika ideolojik körlük ile malul ... [29 Mart 2012] Davayla ilgisi olmayan bir soru ... [20 Mart 2012] Adalette standart sorununu da unutmayalım ... [19 Mart 2012] Erbakan'ın serveti Akbil ve Deniz Feneri ... [7 Mart 2012] Bedeli küçücük çocuklara ödettirmeyin ... [27 Ocak 2012] Başbakan 'kuzey'i neden bu kadar çok istiyor? ... [22 Aralık 2011] Bir demokraside böyle bir suç olmaz ... [7 Aralık 2011] Bu davayı hep birlikte izleyelim ... [1 Aralık 2011] Devlet yapamayınca çeteler devreye girer ... [25 Ekim 2011] Etnik kökenlerimizin ne önemi var? ... [6 Ekim 2011] Yargı saygı duyulmayı hak etmeli ... [1 Eylül 2011] Sap ile saman karıştırma uzmanları ... [30 Ağustos 2011] Yaşasın Adalet Bakanlığı! ... [5 Ağustos 2011] Bir, iki, üç de yetmez. Dört, beş, altı olsun! ... [23 Mayıs 2011] Bir karar verseniz iyi olacak ... [4 Mayıs 2011] 10 milyar dolar da benden olsun! ... [20 Nisan 2011] Bu sorunu yüzde 10 barajı yarattı! ...
Mehmet Y. YILMAZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™