Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
YENİ YAKLAŞIMLAR NASIL DOĞDU, NEREYE GİDİYOR?
1 Şubat 2012, Av. Başar YALTI
, Av. Başar YALTI

Bundan beş yıl kadar önce, bir grup avukat arkadaş, yapılan haksızlıklar ve hukuksuzluklarla mücadele etmek, hukuku toplumcu bir anlayışla ele alarak somut tutumlar belirlemek üzere bir araya geldik.  

 
Özgürlük ve eşitlik temelinde yükselen bir toplumsal düzen kurulması, hukukun üstünlüğünü ve sosyal adaletin gerçekleştirilmesini en önemli devlet görevi kabul eden bir siyasal sistem, hepimizin asgari özlemi idi.
 
Amacımız, çağımızın yeni anlayış ve değerlerini, değişmeyen evrensel değerlerle harmanlayarak kamu haklarını önceleyen toplumcu bir bakışı, HUKUK ALANINDA topluma sunmaktı. 
 
Hukukun soyut bir kavram olmaktan çıkıp hayatın gerçekleriyle yüzleştiği yargı sisteminin adaletsizlik ürettiğini biliyorduk. Bu nedenle, yargı mekanizmasının gerek mahkemeler sistemi, gerekse yargı dışı kurumlar aracılığıyla adil şekilde işletilmesi talebi, temel hedefimiz oldu.
 
Hayata ve olaylara olumlu şekilde bakıyorduk, yeni söylemlere ihtiyaç olduğunu görüyorduk, alışılmışın dışına çıkılmadan yenilik yaratılamayacağının farkındaydık.
 
Adımızı “Yeni Yaklaşımlar Platformu” koyduk.
 
Hukukun özü adalettir. Adalet kavramı, sadece bir duygu olarak değil, yerine getirilmesi gereken bir talep olarak toplumsal yaşamın sürdürülmesi bakımından vazgeçilmezdir. Hukuktan adalet olgusunu çekip aldığınızda geriye “hukuk” adına bir şey kalmaz. Bu nedenle, insanlarda ve toplumda adalet duygusu var oldukça, siyasal iktidarlar, görünüşte de olsa, hak arama olanaklarını bireylere / topluma tanımak zorundadırlar.
 
Adalet arayışının tükenmediği bir toplumda umut tükenmez.
 
Kuşkusuz hukuk, tüm toplumsal sorunları çözen bir mekanizma olarak görülemez, görülmemelidir. Bu nedenle hukuku dokunulmaz kılmak, hukuku değersizleştirmek kadar yanlış bir tutumdur. Önemli olan hukukun kime hizmet ettiğinin farkında olmaktır.
 
“Yeni Yaklaşımlar” sitesinde buluşanlar, gördüklerimizin nereden baktığımıza bağlı olarak değişeceği gerçeğini, “durduğunuz yer, gördüklerinizi belirler” ilkesiyle açıklıyorlar. Bizler, adaletsizliği kabul etmiyoruz. Adaletsizliği kaçınılmaz bir yazgı olarak değil, kabul edilmez bir sonuç olarak görüyoruz.
 
Adaletsizlikler karşısında; özgürlük ve eşitliği aynı anda gerçekleştiren, toplumun ürettiği değer, olanak ve fırsatlardan herkesin hakça yararlandığı paylaşımcı, dayanışmacı bir toplumsal sistemi ve böyle bir düzenin üstün hukuk anlayışının savunucuları olmayı yeğliyoruz.
 
Cumhuriyetin aydınlık felsefesine ve devrimlere sahip çıkan, emeği önceleyen, insan haklarını önemseyen, her türlü tahakküme ve sömürüye karşı duran bir anlayışı temsil ediyoruz.
 
Böyle bir anlayışla, önce İstanbul Barosu avukatları arasında düşüncelerimizi yayan çalışmalar içinde olduk. İşe, bülten çıkartarak başladık. Toplantılar düzenledik. İlgi gördük, çoğaldık. Birbirimize inandık, güvendik. Tanınır hale geldik. Sonra iletişimin en kolay ve etkili yolu olan internet üzerinden yayın yapmayı planladık. Üç yıl kadar önce “yeni yaklaşımlar” sitesini kurduk. Bazıları bizleri Baroda seçimlerde bir yerlere gelmeye çalışan kişiler olarak gördüler. Elbette ki barolarla ilgilendik, barodaki seçimlerde rol oynadık, oynamaya da devam edeceğiz. Bizler, iktidarda olmanın, en azından iktidarı etkileyecek noktada olmanın önemini, siyasal gerçekçilik bakımından biliyoruz. Ancak kısa erimli hedefler yerine, Türkiye genelinde etkili olan, hukuk alanında (belki de her alanda) sözü dinlenen saygın, ciddiye alınır bir yapılanma içinde olmayı daha çok önemsiyoruz. Yolumuzu buna göre çiziyoruz.
 
Ataol Behramoğlu’nun tanımlamasıyla, uzunca bir süredir, kara vicdanlı bir rüzgar yurdu kasıp kavurmaktadır. Ülkemizde, hukuk ağır yaralıdır. Yargı bağımsızlığını yitirmiş, siyasetin hesaplaşma arenasına dönüşmüştür. Oluşturulan yeni HSYK, yargıyı siyasal iktidarın sopası haline getirmiştir. Özel görevli ağır ceza mahkemeleri eliyle muhalefet bastırılmış, bir korku toplumu yaratılmıştır.
 
Muhafazakarlaşma ve buna bağlı vurdumduymazlık had safhadadır.
 
Cumhuriyet demokratikleşeceğine, otoriterleşmektedir.
 
Kimsesizlerin kimsesi Cumhuriyet, kendisi kimsesiz hale gelmiştir.
 
Bu tablo karşısında, barolar ve diğer hukuk kurumları, bireysel tepkilerle yetinen, birbirinden kopuk,  etkisiz ve yetersiz bir konumdadırlar.  
 
Toplum bir bütün olarak tepkisizdir.
 
İşte böyle bir ortamda önce kendimizi yenileyeceğiz.
 
İlerideki günlerde, arkadaşlarımız, Türkiye’nin gündemi, dünyanın gündemi, sanat ve kültür konuları yanında, yargı ve hukukla ilgili konularda özel bölümler hazırlayacaklar. En güvenilir kalemlerden, titiz çalışmaları ve tarafsız değerlendirmeleri Sitemizden okuma fırsat bulacaksınız.
 
Ancak biz, Yeni Yaklaşımları, gazetelerin, makalelerin okunduğu bir site olmanın ötesinde, yeni bir örgütlenme platformu olarak değerlendiriyor, çağın iletişim aracı olan internet üzerinden, hayallerimize konu Türkiye özlemine birlikte yürüyelim istiyoruz.
 
Yeni Yaklaşımlar Sitesi çevresinde buluşanlar olarak, dayanışma üretmek zorundayız.
 
Mevcut olanaklarımızı zorlayarak daha etkili olmanın, siz izleyicilerimizin beğenisini kazanmanın, sizleri aramıza katmanın, sizlerle çoğalmanın yollarını arayacağız ve bulacağız. Hep birlikte, gerçeği arama, bulma ve toplumu aydınlatma ve gerektiğinde tepki üretme görevimizi, canla başla, sürdürmeye devam edeceğiz.
 
Aydınlık bir geleceğe, yeni bir ufka doğru yol aldığımızı biliyoruz. Her türlü yozlaşmanın yaşandığı bu günlerde, tertemiz ve dimdik ayakta kalarak insanlığın aydınlık mücadelesini sürdürmekten geri durmayan siz dostlarımızı, yürünecek bu yolda tek tek selamlıyoruz.  
 
Soruyoruz;
 
“Yeter artık, doğrul! Adına yakışır ol! Kimliğini bul!
Dikilmesi değilse eğer, karşısına
Hayatı yok edenlerin
Halkı halk yapan nedir?”
 
Biliyoruz;
 
“Bitmez değil, gün biter
Günü gelir hasret biter, güz biter
 
Evet evet, aşk biter
Alır gider başını, söz biter
Sabır biter, sınır biter, ah biter
 
Düş bitmez, ben biterim, düş bitmez.”

Nihat Behram

[Bu yazı 2291 kez okundu]
Av. Başar YALTI

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [58]
[18 Temmuz 2017] ADALET YÜRÜYÜŞÜ YENİ BİR UMUT DOĞURMUŞTUR. ... [10 Nisan 2017] HALKOYLAMASI VE OYLAMANIN GÜVENLİĞİ ... [4 Mart 2017] PARADİGMA DEĞİŞİYOR! ... [19 Ocak 2017] CEHALETİN TAHAKKÜMÜ ... [24 Ekim 2016] BAROLAR VE AVUKATLAR NEDEN İLGİSİZLER? ... [11 Eylül 2016] 'HUKUK DEVLETİNİN SONU' ... [9 Mayıs 2016] TÜRBANLI YARGIÇ OLUR MU? ... [8 Şubat 2016] YARGI BAĞIMSIZLIĞI VE TOPLUMSAL BARIŞ ... [20 Ocak 2016] YUMURTAYI BALYOZLA KIRMAK! ... [23 Kasım 2015] CUMHURİYET ... [19 Ekim 2015] İKTİDAR VE HUKUK ... [19 Ağustos 2015] Bir Yöntem Önerisi: Beyin Fırtınası Ve Kürt Sorunu ... [9 Temmuz 2015] ANAYASA MAHKEMESİ NEREYE? ... [1 Haziran 2015] SEÇİMLER VE GÜVENLİK ... [1 Mayıs 2015] YARGIÇLARIN TUTUKLANMASI ÜZERİNE ... [29 Nisan 2015] AVUKATLAR SINANAMAZ! ... [16 Mart 2015] BİLGİNİN DEMOKRATİKLEŞMESİ YA DA BİLGİYİ SİYASALLAŞTIRMAK ... [9 Şubat 2015] "AYDINLANMA" NEYE YARAR? ... [1 Ocak 2015] 2015 YILI BAŞLARKEN. ... [15 Aralık 2014] AVUKATLAR SEÇİMİNİ YAPTI ... [10 Kasım 2014] NASIL BİR CUMHURİYET ... [28 Ağustos 2014] DEVLET BENİM ... [6 Nisan 2014] AVUKAT ... [2 Mart 2014] POLİSLEŞEN YARGIÇ ANLAYIŞI ... [12 Ocak 2014] NE DEĞİŞECEK? ... [25 Aralık 2013] DURUŞMA SALONLARI BÜYÜDÜKÇE... ... [11 Kasım 2013] ATATÜRK YAŞIYOR! ... [13 Eylül 2013] Yeni adli yıl başlarken ... [16 Mayıs 2013] Desteklediğimiz adayın kazanması halinde biz ancak mutlu oluruz ... [12 Nisan 2013] BÜYÜK GREV YA DA BÜYÜK BARO! ... [2 Kasım 2012] BAROLAR SEÇİMİNİ YAPTI! ... [24 Eylül 2012] BALYOZLA DEMOKRASİ KURULMAZ! ... [31 Ağustos 2012] Bir Yöntem Önerisi: Beyin Fırtınası Ve Kürt Sorunu ... [11 Temmuz 2012] BAROLARI ELE GEÇİRMEK YA DA "AHLAKSIZ TEKLİF" ... [11 Haziran 2012] KENTSEL DÖNÜŞÜM VE YOL AÇACAĞI SORUNLAR ... [3 Haziran 2012] İSTANBUL BAROSU NE YAPMALI? ... [13 Mayıs 2012] YARGIYI, YARGIÇTAN KORUMAK! ... [4 Nisan 2012] 12 EYLÜL YARGILAMASI BİR ALDATMACADIR ... [14 Şubat 2012] YARGI VE MİT KAVGASININ NERESİNDEYİZ? ... [13 Ocak 2012] YARGIÇ VE VİCDAN ... [30 Aralık 2011] 2012 YE GİRERKEN YARGI VE ADALET ... [29 Ağustos 2011] AVUKATIN ADI YOK ... [5 Ağustos 2011] TSK YANLIŞLARININ BEDELİNİ ÖDÜYOR! ... [4 Temmuz 2011] SON SAHNE ... [20 Haziran 2011] YİNE BANA HÜSRAN, BANA YİNE HASRET VAR. ... [30 Mayıs 2011] YEREL YÖNETİMLER ÖZERKLİK ŞARTI ... [20 Nisan 2011] AVUKAT * ... [21 Mart 2011] TANI BUNLARI TANI DA BÜYÜ! ... [5 Mart 2011] Yargının Özelleştirilmesi Ve Çok Hukukluluk ... [17 Şubat 2011] NEREYE KADAR? ... [2 Şubat 2011] SAYGINLIK ... [4 Kasım 2010] BAROLARIN İŞLEVİ ... [27 Mart 2010] DEMOKRATİK KURNAZLIK!.. ... [25 Şubat 2010] AVUKATIN DOSYA İNCELEME YETKİSİ ... [9 Şubat 2010] BAROLAR VE DEMOKRATİK YÖNETİM ANLAYIŞI ... [4 Aralık 2009] KÖRLÜK ... [18 Kasım 2009] İRTİCAYA GÜL BAHÇESİ ... [17 Kasım 2009] AÇILIMIN HUKUKA ETKİSİ ...
Av. Başar YALTI
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™