Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Niçin Değersiz?
29 Ocak 2012, Öztin Akgüc
, Öztin Akgüc
Halkımızın önemli bir bölümü için özgürlüğün, bağımsızlığın bir değeri yok, siyasal, kişisel, sosyal haklar da fazla anlam ifade etmiyor. Dolayısıyla kısıtlamalar, hatta haklara el koymalar fazla rahatsız etmiyor, tepki de doğurmuyor. Niçin? Haklar, bir savaşım, bir çaba, bir özveri sonucu kazanılmış ise değerlidir. Kişi, toplum, çaba, savaşım, özveri sonucu kazanımlara değer verir. Dilimizde bir özdeyiş var: “Haydan gelen huya gider.” Ne yazık ki, halkımızın önemli bir bölümü için haydan gelmiş olan, özgürlüğü, bağımsızlığı hakların huya gitmesi, yeterli tepkiyi doğurmuyor.
Konuyu açıklayacak, yazmak istediklerimi daha iyi ifade eden bir fıkra aktarayım. Fıkrayı 1970 ve 80’li yıllarda Osmanlı Bankası İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcılığı yapan Dr. Demirhan Tokel’den dinlemiştim.
Salomon erginlik çağına gelmiş, peder zengin ama o da iş kurmak, işadamı olmak peşinde. Bir gün babasından istekte bulunur. “Baba, sermaye ver de iş kurayım.” Baba olur ama önce para kazanabileceğini kanıtla, bir on lira kazan da getir diyor. Salomon işin kolayını bulmuş; ertesi gün annesinden bir on lira alarak caka ile babasına uzatmış: “İşte, on lira kazandım.” Baba parayı burnuna götürmüş, koklar gibi yapmış, sonra bu parayı sen kazanmamışsın diye yırtmış. Salomon şöyle düşünmüş. Aptallık bende, babam tabii annemin kullandığı kokuyu bilir, koku da çanta içine sinmiştir. Bunun üzerine Salomon, birkaç gün sonra komşusu Raşel teyzeden on lira ister; kazanılmış para gibi babasına götürür. Baba yine parayı koklar gibi yapar, sen bu parayı kazanmamışsın diye yırtar. Salomon bizim peder de az değilmiş Raşel teyzenin de kokusunu almış diye düşünerek Moiz amcadan aldığı parayı bu kez babasına götürür. Yine aynı sahne; baba parayı koklar gibi yaparak kazanılmadığına karar vererek yırtıyor. Salomon bakmış sağdan, soldan on lira alarak babaya kazandım diye götürüp babayı uyutmaya kalkışmak çözüm değil, hem paralar yırtılıyor, hem iş kurulamıyor. Mahallede pazar kurulan bir gün Salomon da pazara satıcı olarak girmiş; limon almış, limon satmış, akşama kadar on lira kazanmış. Akşam babasına gururla on lirayı uzatmış. Baba tekrar parayı koklayıp yırtmaya kalkışınca, Salomon: “Baba delirme hiç para yırtılır mı” diye babasının eline sarılmış. Bu fıkra değerin kaynağını gösteriyor.
Biz de şöyle bir geçmişe bakalım. Halkımızın önemli bir bölümü bağımsızlık savaşına katılmamış, hatta karşı çıkmış. Savaş başarı ile sonuçlanınca ya ürkmüş susmuş ya da desteklemiş, katılmış gibi görünüp çıkar sağlamaya çalışmış. 1926’da İsviçre’den Medeni Kanun’u aktarmışız. Halkımızın kişisel haklar konusunda bir talebi, bir baskısı olmuş mu? Hayır. 1930’lu yıllarda kadınlara ilk kez seçme seçilme hakkı tanıyan ülkelerden biri olarak övünüyoruz. Peki, kadınlarımızdan böyle bir talep, böyle bir baskı gelmiş, direniş, savaşım verilmiş mi? Hayır. 1946’da çok partili döneme geçiş... Bu bağlamda bir halk direnişi, halk baskısı, mücadelesi var mı? Aslanköy gibi bir iki olay dışında yok. İsmet Paşa’nın iyi niyeti, engin sabrı, demokrasiye inancı olmasaydı, Türkiye çok partili yaşamı, serbest seçimi, halkoyu ve iktidar değişimini çok beklerdi. Nitekim Türkiye bir daha bir 14 Mayıs 1950 ve o zamanki havayı yaşayamadı. Ağzı kalabalık şarlatanları, iç ve dış odakların kuklalarının uydurmalarını bir yana bırakarak gerçekleri görmeye çalışalım. Sosyal haklar, büyük ölçüde 1960’lı yılların başlarında Bülent Ecevit’in Çalışma Bakanı olduğu dönemde sağlandı. Haklar, özgürlükler, bir savaşım, bir çaba, bir direniş, bir özveri sonucu kazanılmadığı için bir değer de taşımıyor. Kolayca el konulabiliyor.
Merak ederim, günümüzde AKP ileri gelenlerinin aileleri, milli mücadeleye katıldı mı? Şehitleri, gazileri, İstiklal Savaşı madalyalı büyükleri var mı diye...
Bir toplum bağımsız ve özgür yaşamak istiyorsa, bunu hak etmeli. Kişisel, toplumsal haklara sahip olmak istiyorsa, en azından verilenleri korumaya çalışmalı, gerçek bir demokratik düzen özlüyorsa gereken savaşımı da vermeli. Ürkerek, korkarak, yalakalık yaparak, idarei maslahat anlayışı ile günü kurtarmaya çalışarak, hiçbir sorunu çözemeyiz. Verilenleri, kazanımları da birer birer yitiririz.
 
(Cumhuriyet)
[Bu yazı 1462 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™