Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Başbakan 'kuzey'i neden bu kadar çok istiyor?
27 Ocak 2012, Mehmet Y. YILMAZ
, Mehmet Y. YILMAZ

BAŞBAKAN Yardımcısı Ali Babacan ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İstanbul Boğazı’na yapılacak üçüncü köprünün, çevre yollarından bağımsız olarak ihale edilebileceğini ve yolların kamu olanakları ile yapılabileceğini söylediler.

Üçüncü Köprü’nün Boğaz’ın en kuzeyinden geçeceği ve transit trafik yükünü kaldırarak, kent içi ulaşımı rahatlatacağı iddia ediliyor.

Bu doğru değil. Boğaz köprülerindeki transit trafik, toplam trafiğin yüzde 2’sini ancak buluyor. Eğer iddia edildiği gibi bu üçüncü köprü kent içi trafiğini rahatlatmak için yapılıyorsa, “transit” özelliği taşımayacak, çevre yollarıyla kent içine bağlanacak demektir ki bu da kentin kuzeye doğru ilerlemesi ve bugünkü orman ve su kaynaklarının yok edilmesi demek.

Bütün profesyonel çalışmalar, kent içi trafiğini rahatlatacak boğaz geçişinin, Marmaray’a bağlanacak demiryolu geçişini de içerecek şekilde güneye, mevcut iki köprünün arasına yapılması gerektiğini gösteriyor.

Ama biliyorsunuz Başbakan köprünün kuzeye yapılmasına şahsen karar verdi ve bunun yapılması için ısrarcı.

Kuzeydeki ormanlık arazilerin bir bölümü 2B’ye sokulup, bir rant alanı haline getirildiği için de kentin kuzeye doğru gelişmesinden kimlerin kârlı çıkacağı şimdiden belli.

Önceki gün Vatan’da yayımlanan bir haber, İstanbul’a yapılacak üçüncü havaalanının da Başbakan’ın isteğiyle Silivri’ye değil, Kemerburgaz’ın kuzeyindeki eski maden alanlarına yapılacağını anlatıyordu.

Böylece kentin kuzeye doğru ilerlemesi için bir adım daha atılmış olacak.

Merak ediyorum, Başbakan’ın kenti kuzeye doğru genişletme sevdasının gerisinde ne var?
Avrupa Mersin’e giderken biz tersine!
AVRUPA Birliği Komisyonu’nun adaletten sorumlu üyesi Viviane Reding, kişisel verilerin korunmasına yönelik bazı önlemleri içeren bir yasa tasarısı sundu.
Söz konusu paket Avrupa Birliği ülkelerinin tümünde geçerli olacak yasal düzenlemeler öngörüyor. Buna göre, kişiler internette olmasını istemedikleri verilerinin silinebilmesi için şirketlere dilekçeyle başvurabilecek.

Bu yeni bir “insan hakkının” doğuşunu da haber veriyor ki buna “unutulma hakkı” deniliyor.

Yani şimdiki gibi, hakkınızda internette yazılan bir şeyin dünya durdukça orada kalması söz konusu olmayacak.

Ayrıca şu ya da bu nedenle şirketlere verdiğiniz kişisel bilgilerinizin de istediğinizde silinmesi öngörülüyor.

Bizim hükümetimiz ise adalette reform yapacağız derken, gizlice ve yasadışı yollarla kaydedilmiş bilgilerimizin yayımlanmasını suç olmaktan çıkarma peşinde.
Bunu neden yaptıklarını biliyoruz. Kim oldukları tam olarak bilinmemekle birlikte, nereden güç aldıklarını kolayca tahmin edebileceğimiz bir suç örgütü, insanları izliyor, seslerini ve görüntülerini kaydediyor ve bunları dünyanın bir ucundaki bir internet sitesinde yayımlayabiliyor.

Eskiden internette de olsa böyle bir şeyi haber haline getirmek suçtu. Hükümet, şimdi bunu suç olmaktan çıkartmak peşinde! Geçen dönemde de böyle bir yasa hazırlamışlar ama sonradan yasayı çıkarmaktan vazgeçmişlerdi.

O suç örgütünün kimlerin peşinde olduğu, insanları itibarsızlaştırarak siyasi sonuçlar elde etmek istedikleri biliniyor.

Belli ki hükümet de bundan bir siyasi kazanç elde etmek peşinde. Ama unutmasınlar ki aynı çete bir gün aynı şeyi kendileri için de yapabilir.

AKP hükümetinin, iş işten geçmeden önce bir kez daha düşünmesinde yarar var.
Demek ki ‘güçler ayrılığı’ diye bir şey varmış!
FRANSA ’da “Ermeni soykırımı yoktur” diyenlere hapis ve para cezası verilmesini öngören yasanın senatoda da kabulünün ardından Fransız Anayasa Konseyi’nin yasayı iptal etmesi bekleniyor.

Başbakan’ın da zaten her zamanki “ateş almaya hazır barut” görüntüsünden uzak bir açıklama yapmış olması da Anayasa Konseyi’ne gidecek senatörlerin 
ellerini rahatlatmak ve Konsey kararını beklemek düşüncesinden kaynaklanıyor.

Anayasa Konseyi de zaten “yasanın Fransız Anayasası’na aykırılık iddiasının ciddi olduğunu” ve “yasayı Anayasa Konseyi’ne taşımak üzere imza toplandığını” belirterek, hükümet sekretaryasından yasanın bu hafta sonuna kadar Sarkozy’ye imzaya gönderilmemesini istedi.

Bizim için ilginç bir durum!

Özellikle de başta Başbakan olmak üzere AKP ileri gelenleri için ilginç olmalı!

Fransız Anayasa Konseyi böyle bir istekte bulundu diye Fransa’da kimsenin Anayasa Konseyi’nin yetkilerini tartışmaya açtığı yok çünkü. Aynı şey bizde olduğunda biliyorsunuz kıyametler kopuyor!

Halkın seçilmiş temsilcilerinin onayladığı bir yasanın “9 kişilik bir yargıçlar heyeti” tarafından durdurulması, Türkiye’deki güçler ayrılığı tartışmalarına da ışık tutmalı.

Başbakan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmak istediği ve “yetkisiz bir Cumhurbaşkanı olmak istemediği” de bir sır değil.

AKP yetkilileri de zaten her fırsatta “Başkanlık olmazsa bile yarı başkanlık sistemi” özlemlerini dile getiriyorlar.

AKP’lilere hazır Fransa’daki durum tazeyken, bu “güçler ayrılığı” meselesine bir kez daha bakmalarını öneririm.

Başkanlık ya da yarı başkanlık sistemini, bir tek adam diktatörlüğüne dönüştürmemenin sırrı orada yatıyor çünkü!
 
(Hürriyet)
[Bu yazı 1569 kez okundu]
Mehmet Y. YILMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [63]
[17 Nisan 2014] Başbakan Başsavcı Başyargıç! ... [21 Şubat 2014] Alaturka Baas rejimine bir adım daha! ... [31 Ağustos 2013] Nasıl bir kalp bıraktın, bilir misin ardında? ... [25 Haziran 2013] Yüzleri kızarmadan asla anlatamazlar ... [24 Haziran 2013] Halkı ikiye bölme suçu! ... [8 Haziran 2013] Kişi başı terörist sayısında dünya birincisiyiz! ... [6 Mayıs 2013] 'Hukuk' siyasetin elinde 'guguk' olunca ... [15 Nisan 2013] Paket paket adalet! ... [9 Nisan 2013] Hainleri Belirleme Enstitüsü! ... [20 Mart 2013] Ergenekon'un kolları nereye kadar uzanıyor? ... [11 Mart 2013] Gerçekten anayasa hukuku okumuş olabilir mi? ... [26 Şubat 2013] Bir torba dava daha mı geliyor? ... [25 Şubat 2013] Paket paket adalet! ... [15 Şubat 2013] Bu memlekette 'kâğıt' asla kaybolmaz ... [15 Ocak 2013] MİT bu ihbarları neden bugüne kadar sakladı? ... [7 Ocak 2013] Gördük ki yer yerinden oynamıyor! ... [2 Ocak 2013] Siyasi irade yoksa çözüm de olmaz ... [28 Aralık 2012] Gulyabanilerden sarmısakla mı korunacağız? ... [20 Kasım 2012] Erdoğan'a bu soruyu sorarlar mı? ... [15 Kasım 2012] Örtülü ödenekte rekor artış ... [24 Ekim 2012] Allah müstahakını versin ... [23 Ekim 2012] Başbakan özür dilemelidir ... [16 Ekim 2012] 'Fire' değil özgür irade! ... [12 Ekim 2012] Filmin eğrisi doğrusuna denk gelmiş ... [21 Eylül 2012] İktidar ve muhalefete birer sorum var ... [15 Eylül 2012] Bırakın da aranızdan biraz rüzgâr geçsin ... [11 Eylül 2012] Bağımsız yargımızın 'vesikalık' bir fotoğrafı ... [31 Ağustos 2012] Dışişleri Bakanlığı TBMM'nin amiri mi? ... [27 Ağustos 2012] Milletin vekilinden saklanan nedir? ... [22 Ağustos 2012] Amaç gerçeği öğrenmekse ... [16 Ağustos 2012] Bu günahın hesabını veremezsiniz ... [14 Ağustos 2012] Kaç Mehmet ölse yeterli olurdu? ... [31 Temmuz 2012] Mutlak iktidar mutlaka bozar ... [20 Temmuz 2012] Arkanda böyle bir hukukçu olunca! ... [16 Temmuz 2012] Onlar beğenmiyorsa her şey yasak! ... [13 Temmuz 2012] İstanbul yıkıldıktan sonra! ... [9 Temmuz 2012] Şu tutanakları açıklasanız da öğrensek ... [28 Haziran 2012] Türkiye'nin Dobuları ... [25 Haziran 2012] 'Sakin ve etkili güç politikası' ne demek? ... [22 Haziran 2012] PKK'ya silah bıraktırmak için yönteminiz nedir? ... [4 Haziran 2012] Herkesin her gün işlediği 'suç'! ... [1 Haziran 2012] Acaba bugün aklına ne gelecek? ... [15 Mayıs 2012] Bakan 'cilasız teftişe' çıkmalı ... [11 Mayıs 2012] Yeni 'dekoderimiz' Hüseyin Çelik oldu ... [26 Nisan 2012] Dünü bırakın bugünden söz edin ... [17 Nisan 2012] 'Aydınlık için bir dakika karanlık' meselesi ... [6 Nisan 2012] Dış politika ideolojik körlük ile malul ... [29 Mart 2012] Davayla ilgisi olmayan bir soru ... [20 Mart 2012] Adalette standart sorununu da unutmayalım ... [19 Mart 2012] Erbakan'ın serveti Akbil ve Deniz Feneri ... [7 Mart 2012] Bedeli küçücük çocuklara ödettirmeyin ... [14 Şubat 2012] 'Hukuk da bir yere kadar' anlayışı! ... [22 Aralık 2011] Bir demokraside böyle bir suç olmaz ... [7 Aralık 2011] Bu davayı hep birlikte izleyelim ... [1 Aralık 2011] Devlet yapamayınca çeteler devreye girer ... [25 Ekim 2011] Etnik kökenlerimizin ne önemi var? ... [6 Ekim 2011] Yargı saygı duyulmayı hak etmeli ... [1 Eylül 2011] Sap ile saman karıştırma uzmanları ... [30 Ağustos 2011] Yaşasın Adalet Bakanlığı! ... [5 Ağustos 2011] Bir, iki, üç de yetmez. Dört, beş, altı olsun! ... [23 Mayıs 2011] Bir karar verseniz iyi olacak ... [4 Mayıs 2011] 10 milyar dolar da benden olsun! ... [20 Nisan 2011] Bu sorunu yüzde 10 barajı yarattı! ...
Mehmet Y. YILMAZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™