Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Hukuk Tamam da Çağ Hangisi?
9 Mart 2011, Mine KIRIKKANAT
, Mine KIRIKKANAT

Avrupa tarihindeki ilk özel yetkili mahkeme, Roma Katolik Kilisesi tarafından 9. yüzyılda kurulan Engizisyon Mahkemesi’dir. Bu mahkemenin özelliği, son karar merciinin yargıçlar kurulu değil, Papa’nın atadığı ve Birinci Enkizitördiye anılan bir başsavcı oluşuydu. Bu başsavcı, ihtiyaca göre taşınırmahkemeler kurar, bir savcıya yetki verir, yargıçlar kurulu atar, yanlarına infazla sorumlu işkencecileri ve cellatları alet edevatlarıyla birlikte katar, bir nöbetçi mangası eşliğinde görev yerine gönderirdi. 1478’de İspanya’da, 1531’de Portekiz’de çok iş olduğu için kalıcı kurulan mahkemelerin tüm savcıları da yetkilerini Vatikan’daki Başsavcı’dan almış olup, tek merkezden yönetilen Engizisyon Mahkemesi’nin çoğul anılmasının nedeni bu alt yapılanmadır.

Bilinenin aksine yeniçağla bitmeyen ve yer yer, örneğin Almanya’da 18. yüzyıl başına kadar süren Engizisyon Mahkemeleri, yüzyıllar boyunca Avrupa’da bir dehşet iklimi yarattı. Güya Katolik dogmaları inkâr edenleri, ruhunu şeytana satan ya da şeytana tapanları ve büyücüleri yargılayan bu özel yetkili mahkemenin asli görevi, Katolik Kilisesi’nin hegemonyasına muhalefeti yok etmek ve muhalifleri temizlemekten ibaretti. Temizlik ritüeli de dogmalar kadar değişmezdi: Sanıkların ruhu, yetkili savcının işlediğini iddia ettiği ipe sapa gelmez suçları itiraf edinceye kadar işkenceyle arındırılır, ardından günahkâr vücudu bazen canlı canlı, bazen ölüsü yakılarak temizlenirdi.

***

Bilmenizi isterim ki, tarih boyunca ve tüm dünyada, hangi rejim altında ve hangi düzeni korumak adına kurulursa kurulsun, özel yetkili mahkemelerin istisnasız tümü, muhalefeti yok etmek amacına hizmet eder. İşkence de biçim değiştirmiş, daha kansız ve sofistike yöntemlerle aynı sonuçları verecek biçimde sürdürülmektedir: Muhalif ruhu yalnızlaştırarak öldürmek, tecritli bedenin de hastalık ya da intiharla ortadan kalkmasını sağlamak.

Çağdaş demokrasiler, özel yetkili mahkemelerin kurulmasına salt savaş ve isyan gibi istisnai durumlarda izin verir oldu. Avrupa’da her ikisi de (şimdilik) tehdit oluşturmadığından sivil hukukta özel yetkili mahkemeyok. ABD’de de yok. George W.Bush’un terörü bahane ederek kurdurduğu özel yetkili askeri mahkeme de, Anayasa Konseyi tarafından lağvedildi.

Türkiye, AB üye adayı olduğu için kapattığı DGM’lerin yerine açtığı Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri ve özel yetkilerle donattığı savcılarla, 21. yüzyılın başında dünyada demokrasi olma iddiasındaki tek ülke örneği ve kendi örneğinin biricik izleyicisidir.

Örnek tek olunca, savcılığı ve mahkemesiyle özel yetkili bir adaletin olağan adaleti nerede aştığı, hangi hukuktan taştığı belirsizleşiyor. Ve bu belirsizlikte, kamuoyunu hem her şey olabilir kuşkusu, hem bizi de alırlarkorkusu sararken, halen bazıları üç yıldan beri tutuklu sanıkların mağdur edildiğine inandırıyor. Hele özel yetkili mahkemelere, normal ağır ceza mahkemelerinin iki katı tutuklama süresi (10 yıl) tanındığından beri, karar sonucunca aklanabilecek sanıklara ilişkin haksızlık duygusu giderek artıyor.

Çünkü bugüne değin tanık olduğumuz özel yetkili yargı uygulaması, İngiltere’nin 1679’da uygulamaya koyduğu ve çağdaşımız İnsan Hakları Bildirgesi’nintarihselomurgasını oluşturan Habeas Corpushukukuna bile uymuyor.

***

Başımıza savcı ve yargıç kesilen kenar mahalle medyasını ve Bizimkiler neylerse güzel eylerkontenjanından yandaş akademisyenleri bir yana bırakırsak, bu özel yargı sürecinde iktidar partisinin hukukçu üyeleri de hangi hukuku okudular, hangi adalete inanır ve savunurlar, belli değil. Ama bugün Türkiye’de hukukçu geçinip özel yetkiliyargıyı savunanların, engizisyon hukukunu bilmedikleri gibi engizisyon hukuku mantığına son veren Habeas Corpustan habersiz oldukları kesin.

Bu evrensel cehalete karşın, Roma hukukuyla şeriat hukuku arasında binamaz kimilerinin, genetik içgüdüleriyle engizisyon mantığının şark versiyonu,“kısasilkelliğine yönelmesi, Türkiye açısından gerçekten dehşet verici bir geri kalmışlığı vurguluyor.

‘G’ NOKTASI

İngiltere’nin 1679’da yürürlüğe koyduğu ve demokrat dünyanın kabul edip halen uyguladığı Habeas Corpus, yani sanık insan haklarına ilişkin hukuk emri, beş kuraldan oluşur. İşte bu kurallardan Türkiye’de es geçilen bazıları:

- Suç eylemi gerçekleşmediği ya da kanıtların yetersiz olduğu durumlarda, yargıç sanığı salıverir. Devlete ihanet gibi ağır suçlar işlendiğine, ancak kanıtlanamadığına dair kanı oluşursa, yargıç sanığı belirli bir maddi teminat karşılığı tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakır. Serbest bırakılan sanık, aynı suçlardan ötürü teminatı belirleyenin dışında başka bir yargıç tarafından tutuklanamaz. Teminat tutarı aşırı olmamalıdır.

- Bir sanığın tutuklu olduğu mekân, yasanın öngördüğü istisnai durumlar dışında değiştirilemez. Bir tutukluluk mekânından bir başkasına nakledilemez.

Düzen adaletsiz olduğunda, düzensizlik bir adaletin başlangıcıdır.

ROMAIN ROLLAND

(Cumhuriyet 09.03.2011)

[Bu yazı 1904 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™