Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Namlunun ucunda hep sol vardı
24 Ocak 2012
Uğur Mumcu öncesi ve sonrası
Gazeteci yazar Uğur Mumcu ölümünün 19. yılında çeşitli etkinliklerle anılacak. Araştırmacı gazeteciliğin duayen ismi olarak hafızalarda yer edinen, bombalı saldırı ile yaşamını yitiren Mumcu, faili meçhul cinayetlere kurban giden ne ilk ne de son isimdi. Namlunun ucunda hep sol vardı.
24 Ocak 1993’te aracına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu yaşamını yitiren Uğur Mumcu için Ankara ve İstanbul başta olmak üzere birçok ilde anma etkinlikleri düzenlenecek. Hrant Dink davasının geride birçok soru işareti bırakarak sonuçlandırıldığı bu günlerde, Uğur Mumcu’nun öldürülmesi bir başka siyasi suikastler silsilesinin sembol olayı olarak akıllara geliyor.
Uğur Mumcu cinayetinin tam olarak kimler tarafından gerçekleştirildiği sorusu bugüne kadar yanıtsız kalırken, yedi yıl ‘faili meçhul’ dosya olarak bekletilen saldırı ile ilgili araştırma, 17 Ocak 2000’de Hizbullah İlim Grubu’na yönelik operasyonda elde edilen CD ve disketler üzerine tekrar gündeme gelmişti.
Ferhan Özmen, Necdet Yüksel, Selçuk Şanlı, Yusuf Karakuş, Muzaffer Dağdeviren, Abdülhamit Çelik, Fatih Aydın, Hasan Kılıç ve Mehmet Şahin gibi isimler olaya karıştığı gerekçesiyle yargılanırken, araca bomba yerleştirilirken gözcülük yaptığı belirtilen Oğuz Demir 19 yıldır yakalanamıyor.
90larda Mumcu ile birlikte gidenler
Uğur Mumcu 90'lı yıllarda suikaste kurban giden tek isim olmadı. Mumcu 1993’te öldürülmeden önce, 31 Ocak 1990’da hukukçu ve siyasetçi Muammer Aksoy Ankara Bahçelievler’de evinin önünde kurşunlanarak öldürüldü. 7 Mart 1990’da ise gazeteci Çetin Emeç İstanbul Suadiye’de şoförü ile beraber uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi.
6 Ekim 1990’da Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Bahriye Üçok evine gönderilen bombalı paketle öldürüldü. Üçok’un, İslami Hareket adlı örgüt tarafından tehdit edildiği iddia ediliyor. Gazeteci yazar Turan Dursun da 4 Eylül 1990’da silahlı saldırı ile katledildi. Yazar, şair ve gazeteci Musa Anter, 20 Eylül 1992’de Diyarbakır’ın Seyrantepe ilçesinde silahlı saldırı ile öldürüldü. Gazeteci, yazar, öğretim üyesi Ahmet Taner Kışlalı’da 21 Ekim 1999’da arabasının sileceğine yerleştirilen bomba ile yaşamını yitirdi.
Bunlar, faili meçhul bırakılmış siyasi cinayetlerdi. Ancak cinayetlerde hedef alınanlara bakıldığında, hepsinin solda duran aydınlar oldukları görülüyor. Bu siyasi suikastler silsilesi, Türkiye'de düzenin solu ve solun toplumsal etkisini kırmak için yaptığı, yaptırdığı veya kullandığı cinayetler olarak bir bütünlük taşıyor.
80 öncesi de var
Faili meçhul olarak nitelenmesine rağmen, yine politik duruşları ile bilinen akademisyen, yazar, gazetecileri hatta savcı ve polisleri hedef alan silahlı saldırılar 80 öncesinde de yaşandı. 1978’de İTÜ rektörü Bedri Karafakioğlu, Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi Bedrettin Cömert, Ankara Cumhuriyet Savcısı Doğan Öz ülkücü kimlikleri ile bilinen kişiler tarafından uğradıkları silahlı saldırılar sonucu yaşamlarını yitirirken, İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Server Tanilli ise uğradığı saldırı sonrası sakat kalmıştı. 1979’da İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Cavit Orhan Tütengil, gazeteci yazar Abdi İpekçi, Adana Emniyet müdürü Cevat Yurdakuler öldürülürken, 1980’de yazar, derlemeci, radyo programcısı Ümit Kaftancıoğlu ve sendikacı, DİSK Başkanı Kemal Türkler de aynı şekilde uğradıkları silahlı saldırı sonucu katledildiler.
Uğur Mumcu: araştırmacıydı gazeteciydi, yazardı…
22 Ağustos 1942’de Kırşehir’de doğan Mumcu, 1965 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Bir süre Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde asistanlık yapan Mumcu’nun yazı serüveni öğrencilik yıllarında başladı.
Orhan Aydın'ın Mumcu üzerine yazısı için tıklayınız.
İlk yazıları, Doğan Avcıoğlu yönetimindeki Yön dergisinde yayınlanmaya başlayan Mumcu, 12 Mart döneminde yazısında kullandığı ‘ordu uyanık olmalı’ sözlerinden ötürü ‘orduya hakaret etmek’, ‘sosyal bir sınıfın öteki sınıflar üzerinde tahakkümünü kurmak’ suçunu işlediği gerekçesi ile gözaltına alındı. Yedi yıl hapse mahkum edilen Mumcu, kararın Yargıtay tarafından bozulması üzerine serbest bırakıldı.
1962’den itibaren, Yön, Türk Solu, Devrim, Ant, Ortam, Yeni Ortam ve başka dergilerde yayınlanan Mumcu, 1968 – 70 arasında Akşam, Milliyet ve cumhuriyet gazetelerine de çeşitli konularda inceleme yazıları yazdı.
İlk köşe yazıları 1974 yılından itibaren Yeni Ortam Dergisi’nde yayınlanan Mumcu, 1975’te Cumhuriyet Gazetesi’ne geçti. ‘Gözlem’ adlı köşesinden aralıksız 1991’e kadar yazılar yazdı ve 6 Kasım 1991’de İlhan Selçuk ve 80 Cumhuriyet çalışanı ile birlikte gazeteden ayrıldı. 1 Şubat – 3 Mayıs 1992 tarihleri arasında Milliyet Gazetesi’nde yazan Mumcu, Cumhuriyet Gazetesi’ndeki yönetim değişikliğinin ardından 7 Mayıs 1992’de geri döndü.
Uğur Mumcu’nun‘Ağca Dosyası’, ‘Papa-Mafya-Ağca’, ‘Sakıncalı Piyade’, ‘Suçlular ve Güçlüler’, ‘Kürt İslam Ayaklanması’ ve ‘Kürt Dosyası’ gibi çeşitli konularda yayınlanmış 25 kitabı bulunuyor.
(soL – Haber Merkezi)
[Bu yazı 1533 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™