Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Fetişizm ve Akıl
12 Kasım 2010, Mümtaz SOYSAL
, Mümtaz SOYSAL

PROFESÖR Fazıl Sağlam Anayasa fetişizmi diyerek ne güzel özetlemişti konuyu. Evet, hangi sorunu tartışsanız hemen yeni anayasadiyenler öylesine çoğaldı ki. Başörtüsü diyorsunuz, anayasa! deniyor, Güneydoğu sorunu açılınca anayasa; özgürlük, hak hukuk, eşitlik denince yine anayasa. Neredeyse tahtaya vurma alışkanlığı denebilecek tam bir fetişizm.

Ne demek fetişizm? Nazarlık, kara noktalı beyaz göz taklidi mavi boncuk, kapıya asılmış nal falan gibi, gereğine göre kem bakışları uzaklaştıran, kazaları önleyen ya da uğur getiren eşyaya, resme, yazıya fetiş denir. Bunlar bazen tapınmaya yarayan totemlerle başlayıp erotik duygulara iyi geldiği söylenen kadın ayakkabılarına kadar varan geniş bir alanı kapsar ve böyle inançlarla düşünüp davranmanın adı fetişizmdir. Elbet, akıl dışı.

Sayın Başbakan 2011 genel seçiminden sonra yapılacak bir anayasa sözü ediyor hep. Ona göre, her şeyi düzeltmenin, özlemleri karşılamanın, ülkeyi düze çıkarmanın tek çaresi budur. Belli ki, yüksek oranlı oyla elde tutacağı iktidarın ilk işi, büyük olasılıkla yarı başkanlık etiketi altında başkanlık sistemi getirecek bir anayasa değişikliğini düşünüyor.

Tuhaf olan şu: Ana muhalefeti yönetenler de aynı sözü etmekteler. Yine belli ki, onlar da inandıkları sosyal demokrasiyi ya da laik-demokrat Cumhuriyeti korumanın çaresi olarak yeni anayasayı düşünmekteler.

Yeni anayasa yapmanın parlamentoda ağır basanların işine yarayacağını unutarak.

Ya da inançlarına uygun bir düzen yaratmanın pekâlâ bugünkü anayasayla da başarılabileceğini ve asıl önemli olanın sağlam bir oy oranıyla iktidara gelmek olduğunu düşünmeden.

Yoksa, her iki taraf da hep yeni anayasa sözü etmenin halk yığınlarını bezdirmeyip coşturarak çuvallar dolusu yeni oy getireceğini mi ummaktadır?

Aklın gereği, anayasa gevezeliğini bırakıp geçim koşullarının, işsizliğin kıvrandırdığı, ufuksuzluğun şaşkınlaştırdığı bir halkın önüne doğru düşünülmüş bir düzen değişikliği programıyla, köklü reformlar demetiyle, ulusal ve bölgesel gelişme planlarıyla, karma ekonomiye dayalı kalkınma politikasıyla çıkmak değil midir? Sözlerin inandırıcı olması için bu çıkışın düşüncelerine inanan kadrolar oluşturup genel seçimi öyle adaylarla göğüslemek gerekmez mi?

Ana muhalefet bunu yapmıyor ve aklından bile geçirmiyorsa, onu ikna etmeye çalışmak ve böyle bir seferberliğe özendirmek için örgütlenmek varken seyirci kalıp olan bitene bön gözlerle bakmak mıdır demokratlık, yurtseverlik, özgürlükçülük, Cumhuriyetçilik, devrimcilik ve hatta Atatürkçülük?

(Cumhuriyet 12.11.2010)

[Bu yazı 1991 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™