Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Başbuğ'un Tutuklanması: Düne Değil Yarına Dair Bir Hesaplaşma
10 Ocak 2012, Fatih YAŞLI
, Fatih YAŞLI

 Geçtiğimiz günlerde gazetelerde 2003 yılında çekilmiş bir fotoğraf yayınlandı. Devlet mezarlığında çekilen ve dönemin komuta kademesinden altı subayın yer aldığı fotoğrafın hemen altında yer alan yazıda, komutanlarla ilgili şu bilgiler veriliyordu: Eski MGK Genel Sekreteri Şükrü Sarıışık, eski Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına ve eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek, Balyoz Davası’ndan tutuklu olarak yargılanıyorlardı. Eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur, Ergenekon Davası’ndan tutuklanmış ama sağlık sorunları nedeniyle serbest bırakılmıştı. Eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, Balyoz Davası’nda şüpheli olarak ifade vermiş, sonrasında ise serbest bırakılmıştı. Eski Genelkurmay başkanlarından Hilmi Özkök sürmekte olan davalar kapsamında tanık olarak dinlenmiş, İlker Başbuğ ise İnternet Andıcı Davası’ndan tutuklanmıştı.

Bu fotoğrafa biraz daha yakından bakmakta fayda var, bunun için ise biraz geçmişe gitmemiz gerekiyor. 2002 yılında, henüz 3 Kasım seçimleri yapılmamış ve AKP iktidar olmamışken, DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümeti, dönemin Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun görev süresini uzatmak istiyor. Kıvrıkoğlu bu teklifi kabul etmiyor, ancak yerine geçecek olan Kara Kuvvetleri Komutanı Hilmi Özkök’ün başkanlığını da engellemeye çalışıyor. Bunda başarılı olamayınca da, katıldığı son Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısında, Edip Başer’in atanacağı düşünülen Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevine Jandarma Genel Komutanı Aytaç Yalman’ı ve Yalman’ın yerine de emekliye sevk edilmesi beklenen Şener Eruygur’u atıyor. 2003 yılındaki YAŞ’ta ise Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na Bülent Alpkaya’nın yerine Özden Örnek ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na da İbrahim Fırtına atanıyor ve Hilmi Özkök komuta kademesinde yalnız kalıyor. Sarıkız ve Ayışığı isimli darbe planları tam da, Özkök’ün öldürülme korkusuyla yemeğini evinden getirdiği bu dönemde yapılıyor.

2004 Yüksek Askeri Şurası, komuta kademesinin 2012 yılına kadar şekillendirilmesine sahne oluyor. Yaşar Büyükanıt Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na getiriliyor ve böylelikle 2006 yılında Özkök’ün Genelkurmay Başkanı olması kesinleştiriliyor. O dönemde Genelkurmay İkinci Başkanı olan İlker Başbuğ 2006 yılında Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na getiriliyor ve böylelikle Yaşar Büyükanıt’ın 2008 yılında emekli olmasının ardından Genelkurmay Başkanı olmasının yolu açılıyor. Aynı YAŞ’ta Işık Koşaner Jandarma Genel Komutanlığı’na atanıyor. 2008 yılında ise Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na atanarak 2010 yılında Başbuğ’dan görevi devralmasının önü açılmış oluyor. Koşaner 2010 yılında Genelkurmay Başkanlığına atansa da, bu görevi bir yıl sürdürebiliyor ve emekliliğini istiyor.

Demek ki komuta kademesi içerisinde bir tarafta 2004 YAŞ’ında şekillendirilmiş olan ve Özkök’ü, Büyükanıt’ı, Başbuğ’u ve hatta istifa etmesine rağmen Koşaner’i de dâhil edebileceğimiz bir çizgi var. Çizgiyi oluşturan dört ismin de ortak noktası Türkiye’nin AKP eliyle dönüştürülmesine herhangi bir itirazları bulunmaması ve ordu içerisindeki müdahaleci unsurların karşısında yer almaları. Diğer tarafta ise belli bir siyasal rotası, hattı, programı bulunmayan, tepkisellikle biçimlenen ve müdahale planları yapan bir grup komutan var. İşte o fotoğrafta isimlerinin altına “tutuklu” ibaresi düşülenlerin hepsi o çizgiden, önce emekli ediliyor, ve sonra tutuklanıyorlar. Balyoz, Sarıkız, Ayışığı, Andıç vs., bunların hepsini birleştiren çatı kavram olan terimle ifade edildiğinde “Ergenekon” süreciyle tasfiye edilenler ise, bu çizginin çeşitli rütbelerdeki temsilcileri.

Yine de fotoğrafta bir tuhaflık var. Yukarıdaki tablodan hareket edildiğinde içerde olması gereken Aytaç Yalman dışarıda; dışarıda olması gereken İlker Başbuğ ise içeride. Peki ama niye? Yalman’ın serbest bırakılmış olmasına dair rivayet muhtelif; zaten bu yazının konusu da Yalman değil. Esas yanıtı aranması gereken soru ise şu: Özkök çizgisinin takipçisi olduğunu söylediğimiz Başbuğ neden içeride?

Liberaller ve muhafazakârlar açısından bu sorunun yanıtı belli: Başbuğ, İrticayla Mücadele Eylem Planı’nın arkasındaki isim, internet andıcına onay vermiş ve üstelik kazılarda bulunan silahların “boru” olduğunu açıklamış bir komutan, dolayısıyla bir darbeci.

Oysa daha yakından bakıldığında ortada hiç de liberallerle muhafazakârların çizdiği gibi bir tablo olmadığı görülebilir. Sarıkız ve Ayışığı darbe girişimlerine dâhil olmamış, Büyükanıt’la Erdoğan arasındaki Dolmabahçe Mutabakatı’na sadık kalan, AKP’yle iyi geçinmeye dikkat eden, Arınç suikastı girişimi gerekçe gösterilerek ordunun kalbine, yani Özel Kuvvetler Komutanlığı’na girilmesine cevaz veren, emrindeki onlarca subayın tutuklanmasına itirazı olmayan bir isim Başbuğ.

Çalık grubunun sahibi olduğu Takvim gazetesinde dün manşetten yayınlanan Başbuğ’la ilgili haber de yukarıda söylediklerimi doğrular nitelikte. Gazetenin köşe yazarlarından Ergün Diler’e ulaşan “Başbuğ’a çok yakın bir isim”, Başbuğ’un Hilmi Özkök’ün ikinci başkanı olduğunu, Balyoz seminerleri esnasında darbe planlarını deşifre edip Özkök’e yolladığını, darbecilerin Başbuğ’a suikast girişiminde bulunduklarını, Başbuğ’un AKP tarafından desteklendiğini, Erdoğan’ın Başbuğ için “paslaşıyoruz” ifadesini kullandığını, muvazzaf subayların ilk kez Başbuğ döneminde tutuklandıklarını, Emine Erdoğan GATA’ya alınmadığında Başbuğ’un “keşke yaşanmasaydı” diyerek tepki gösterdiğini, Başbuğ’un tutuklanma amacının “ordu-millet el ele felsefesi”ni baltalamak olduğunu uzun uzun anlatıyor.

Peki, CEO’luğunu Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın yaptığı Çalık grubunun bir gazetesinde, tam da tutukluluğuna itiraz edilmesinin hemen öncesinde Başbuğ ile ilgili böylesi bir güzelleme yazısının yayınlanması tesadüf mü? Sanmıyorum. Başkaları da tesadüf olmadığını düşünüyor olsa gerek ki, cemaate yakın internet sitelerinde, haberin Erdoğan’ın bilgisi dâhilinde ve Başbuğ’un tutuksuz yargılanmasını sağlamak amacıyla yapıldığını ima eden haberler yayınlandı. Akşam saatlerinde ise Erdoğan, yine tesadüf diyemeyeceğimiz bir şekilde, yargıya müdahale etmek gibi bir amacı bulunmadığını belirttikten sonra, iki yıl mesai arkadaşlığı yaptığı Başbuğ’un tutuksuz yargılanması gerektiğini düşündüğünü açıkladı. Geçerken iki not düşelim. Birincisi, Abdullah Gül Başbuğ’un tutuklanmasıyla ilgili olarak şöyle demişti: "Hukuk karşısında herkes eşittir. Hukuk sistemi içerisinde herkesin bir sorumluluğu vardır." İkincisi ise Erdoğan’ın tutuksuz yargılamadan söz ettiği gün, Kılıçdaroğlu hakkında soruşturma başlatılıyordu.
Hem Takvim’in yaptığı haber, hem de Erdoğan’ın Başbuğ’u sahiplenen tavrı, Başbuğ’u yukarıda bahsettiğimiz çizginin içerisine dâhil etmemizin doğru olduğunu gösteriyor. O halde Başbuğ’un tutuklanmasının geçmişe yönelik bir hesaplaşmanın parçası olmadığını söyleyebiliriz; Başbuğ’un görev süresi boyunca AKP açısından hesabı sorulacak bir icraatta bulunmadığı görülüyor. O halde, geçmişe değil ama bugüne ve yarına dair bir hesaplaşmanın söz konusu olduğu iddia edilebilir. Şike Yasası ile konuşulmaya başlanan, Uludere Katliamı ile görünürlük kazanan AKP-Cemaat koalisyonundaki çatlak, Başbuğ’un tutuklanmasında da etkili olmuşa benziyor. Bu tutuklama, (ya da çıkma ihtimali yüksek tutuksuz yargılama kararı) ortaklar arasındaki güç mücadelesinin somutlaştığı ve güçlerin karşılıklı olarak sınandığı hadiselerden biri olabilir, izleyip göreceğiz.

(SolHaber)

[Bu yazı 1858 kez okundu]
Fatih YAŞLI

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [95]
[2 Ağustos 2016] "Üslere el konacak, NATO'dan çıkılacak" ... [16 Mart 2016] Ankara: Anlatılan hepimizin hikâyesi ... [10 Şubat 2016] "Yeni-Osmanlı düştü düşecek" ... [3 Ocak 2016] "Noel Baba'yı yargılamak"tan ODTÜ'ye: Akitleşme ... [9 Aralık 2015] Bir gece ansızın 82 Musul, 83 Kerkük, 84. ... [25 Kasım 2015] Moskova Camii'nde başkanlık için şükür namazı ... [18 Kasım 2015] Bir manipülasyon ideolojisi ... [11 Kasım 2015] 1 Kasım'dan sonra Yeni Türkiye ... [1 Kasım 2015] Türkiye: 1 Kasım'dan önce, 1 Kasım'dan sonra ... [30 Ağustos 2015] Haziran'ın barışı ... [19 Ağustos 2015] Milli irade öldü, ruhuna El Fatiha ... [30 Temmuz 2015] Niye hedef Demirtaş? ... [27 Temmuz 2015] Yurtta savaş bölgede savaş: Ara rejimden faşizme ... [20 Temmuz 2015] AKP-CHP koalisyonunu kimler istiyor? ... [13 Temmuz 2015] Borç toplumu: Anlatılan senin hikâyendir ... [6 Temmuz 2015] AKP gerilemedi diye halkı mı dövelim? ... [2 Temmuz 2015] Tel Abyad AKP'nin cankurtaranı olur mu? ... [9 Haziran 2015] Bu daha başlangıç! ... [28 Mayıs 2015] Yok başka bir cehennem! ... [21 Mayıs 2015] Doğan-Erdoğan kavgası: Anlatılan senin hikâyendir! ... [19 Mayıs 2015] "Kaset siyaseti": Mucitler muhalif olurken ... [29 Nisan 2015] Hukukun ölümü: Katille birlikte maktule ağlamak ... [13 Nisan 2015] "400'ü verin, huzur içinde çözülsün" ... [19 Ocak 2015] "Cumhuriyet reklam arası", peki yeni-Osmanlı? ... [15 Ocak 2015] Tehlikenin farkında mısınız: İslamofobi değil İslamofaşizm ... [22 Aralık 2014] Türkiye bir guguk devleti midir? ... [15 Aralık 2014] Alatlı'nın Rönesans'ı, bizim yeni Ortaçağımız ... [8 Aralık 2014] Dini Eğitim Şurası: Dindar ve kindar nesiller ... [27 Kasım 2014] Ak Kemalizm'in fıtratı ... [20 Ekim 2014] Rejimin teminatı: Polis ... [9 Ekim 2014] Kobane: "Yesinler Birbirlerini" mi? ... [24 Eylül 2014] Yeni-Osmanlı'nın son hamlesi: Tampon Bölge ... [15 Eylül 2014] 12 Eylül darbesinden Çarşı darbesine ... [4 Eylül 2014] HDP ve aşırı Türkiyelileşme ... [25 Ağustos 2014] Padişah, Sadrazam, Yeni-Osmanlı ... [21 Ağustos 2014] Hayrunnisa Hanım o eli niye sıkmadı? ... [18 Ağustos 2014] "O yozdili koparırlar işte" ... [31 Temmuz 2014] Cemaat sofrasından Maldivler'e ... [24 Temmuz 2014] Monşerler, ekmeğin fiyatı, muhafazakârlık ... [17 Temmuz 2014] Muhafazakâr ahlakın Suriye'yle imtihanı ... [14 Temmuz 2014] Filistin kanıyor, one minute! ... [10 Temmuz 2014] Abdestli kapitalizmin ramazanı ... [4 Temmuz 2014] Dualarla başkanlık koltuğuna ... [26 Haziran 2014] 12 Eylül yargılandı, hayırlı olsun ... [23 Haziran 2014] Cumhurbaşkanlığı: AKP rejimine hayat öpücüğü ... [16 Haziran 2014] Berkin terörist, IŞİD değil! ... [12 Haziran 2014] Bayrak planı, Köşk tuzağı ... [9 Haziran 2014] Lice ne yana düşer usta? ... [5 Haziran 2014] Boğaz'da yalı, elde viski kadehi ... [2 Haziran 2014] Haziran nedir? ... [29 Mayıs 2014] Soma'da aslında ne oldu? ... [23 Mayıs 2014] Rejime tutulan ayna ... [19 Mayıs 2014] Ölüler üzerinden siyaset ... [15 Mayıs 2014] Ölümün coğrafyasında ... [5 Mayıs 2014] "Rıza Sarraf Yeni Türkiye'dir" ... [28 Nisan 2014] Diktatoryaya iki adım kala ... [21 Nisan 2014] Sandıklı diktatörlüğe doğru ... [17 Nisan 2014] Aile-Devletinden manzaralar ... [16 Nisan 2014] Fatih Yaşlı yazdı: Ergenekon'dan Ötüken'e, bir efsaneden diğerine ... [7 Nisan 2014] Biri seçim mi dedi? ... [20 Mart 2014] Bugün tapelerden ne öğrendik? ... [19 Mart 2014] Fatih Yaşlı yazdı: Aile, devlet, özel mülkiyet: 'Tape'lerin aynasında yeni rejim ... [13 Mart 2014] O ekmek bir gün gelecek Berkin ... [3 Mart 2014] 28 Şubat 2014'te neredeydiniz? ... [30 Ocak 2014] Hani faiz lobisi bizdik? ... [13 Ocak 2014] "AKP'nin olmasın ama Cemaat'te de kalmasın" ... [27 Aralık 2013] Fatih Yaşlı yazdı: Paralel devlet devleti paralize ederken ... [24 Haziran 2013] Biri dış mihraklar mı dedi? ... [13 Mayıs 2013] Reyhanlı'nın faili Yeni-Osmanlı ... [18 Nisan 2013] Karanlığın Saltanatı ... [18 Mart 2013] Cumhuriyet'i Cemaatle Kurtarmak? ... [11 Mart 2013] Davutoğlu'nun kapatmak istediği parantez: Cumhuriyet ... [4 Mart 2013] Öcalan ne diyor? ... [21 Ocak 2013] Savunmayı savunmak gerekiyor ... [7 Ocak 2013] "12 Eylül öncesine mi dönmek istiyorsunuz?" ... [24 Aralık 2012] Tersinden III. Meşrutiyet ... [3 Aralık 2012] "Bir Yeni Cumhuriyet İçin" ... [13 Kasım 2012] Sakık'ı kim, niye konuşturdu? ... [7 Kasım 2012] Kemalizm ve sol müdahale ... [30 Ekim 2012] Yeni bir on yılın eşiğinde ... [4 Eylül 2012] Hala nasıl bir arada yaşayabiliyoruz ya da çoğunluğun apolitizmi ... [14 Ağustos 2012] Taşeron savaşı, Aleviler ve Kürtler ... [10 Temmuz 2012] Kürt Sorununda Çözüm Mümkün mü? ... [19 Haziran 2012] AKP-C Koalisyonunda Son Durum ... [17 Nisan 2012] Korku, Solkırım ve Hesaplaşma ... [27 Mart 2012] Wikileaks'ten Sızan Türkiye: ABD Belgelerinde Ergenekon ... [14 Şubat 2012] Neyin Kavgası? ... [15 Kasım 2011] Türk Sağının Emperyal Hevesleri: Yeni Osmanlıcılığın Kısa Tarihi ... [25 Ekim 2011] Şiddetin Fay Hattı: KCK, Çukurca Saldırısı ve Van Depremi ... [20 Eylül 2011] "Hrant'ın Arkadaşları" Odatv İddianamesini Okudu mu? ... [16 Ağustos 2011] 12 Eylül 1980: Yeni Rejimin Miladı ... [9 Ağustos 2011] Aristokrat Solcular İlerici Muhafazakârlar ve Demokrasi ... [12 Temmuz 2011] Yemin Krizinden Siyaset Dersleri ... [25 Mayıs 2011] Milli Sır ... [16 Şubat 2011] Türkiye Mısır Olur Mu? ...
Fatih YAŞLI
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™