Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Cinnet cehennemin ölü canları
30 Aralık 2011, Umur TALU
, Umur TALU

Dağda kekikte vurulan çobanlar bitti…
Sıra “yanlışlıkla katliam”a geldi.
Paranoyanın, yamuk istihbaratın, toprağını tanımamadan kolayca bombalamanın, sayıyla mı verdilerin, hesap vermezliğin uç noktası.
Tarih boyunca “kaçakçıya, eşkıyaya karşı” diye toprağını mayınlayıp paramparça bir nüfus yaratan devlet geleneği.
Dersim, Çorum, Maraş… Mezbaha cezaevler, yakılan köyler, yargısız infazlar, binlerce kayıp, toplu mezarlar…
Onca Savunma bütçesi, onca askeri vakıf, onca Oyak varken kaderine terk edilmiş karakollarda ölüme siper edilen gencecik askerler ve Heron ihanetlerinden sonra…
2011 biterken “Terörle mücadele”de yeni aşama:
Terörist sanılan…
Ama aslında kaçakçılık yaptıkları sanılan…
Hayatları hayat sanılmayan çoğu çocuk yaşta köylülere…
F 16’larla saldırı!
“Yolun yarısı”na denk, 35 alev alev, kömürden ölü!
Kömür çocuklardan 29 ölü Encü!
Şimdi Suriye’ye, İran’a filan laf edelim!
Hatta “terörle mücadele” diye sivilleri vuran İsrail’e, NATO’ya filan da!
Hakiki demokratik hukuk devletinde bunun bedeli çok ağır olur.
“Konuşan Şahin” İçişleri Bakanı, “Savaşan Şahin” bombardımanında ayrık ölüleri tere ölülerden ayırsın!
Müftü desin ki mesela; “Bomba iyi bir adam olsa, havadan gelmezdi onca masum insana”!
Hele bir hesap versin devlet…
Hele bir hesap versin cinnet!


***


Kimimiz diyor ki, “Kaçak suç değil mi?”
Öyle!
Töredeki cezası da bombardıman!
Çünkü memleket sermayeleri sadece “Allah ne verdiyse” onunla birikmişti!
Kaçak silah, kaçak döviz, kaçak parça, kaçak vergi, kaçak vergi iadesi, kaçak sigara, kaçak yakıt, kaçak işçi, kaçak hizmetçi, kaçak uyuşturucu, kaçak inşaat; memlekette sermaye, güç, servet, aşiret, siyaset, devlet birikiminde hiç yoktu; hep bombalanmıştı!
Kaçak suçsa suçun cezası nedir?
Anayasa, kanun neden yapılır?
Nedir çocuk yaşta, göçün, açlığın, şiddetin, büyüklerin sultası altında kaçağa koşmanın cezası?
Hayatı bir katıra yüklemenin cezası nedir?
Sana inatçı bir katır gibi direnen derme çatma hayat parçasından, yularına hayat diye sarıldığın bir katırla süzülmenin cezası nedir?
Şike ve iddaa trilyonlarına çeteleşmenin cezası dahil, yığınla kaçağı affa sokmak için çırpınanlar söylesin: Nedir kaçağın cezası? Bombalamak mı, yakmak mı, nedir!
Bir kamyon arkasında, sevdiğine şu mesajı yazmıştı birisi:
Sana gelmediğim gün, mazota gittiğim gündür!
Ölü bir katırın semerine yazma vaktidir belki:
Sana gelmediğim gün, mazotta bombalandığım gündür!
Yoksa…
Gel de bu ölü çocuklara “İstikbal Göklerdedir” diye yaz!


***


“Teröristleri köylü sanmıştık” deyip askerini katliama terk eden zihniyetin öteki yüzü bu oldu:
“Ne yapalım, bu kez köylüleri terörist zannedip katlettik”!
Hakikaten, bitsin artık bu cinnet!
Silahların gölgesinde bunca acı, bunca nefret, 50 bince ölü…
Pusunun, ihanetin, iplik gibi hayatın hep ölüme aktığı kandan bir nehir!
Kendi halkını rehin alıp bombalayan bir devlet; kendi halkını rehin kılıp ölüme taşıyan bir örgüt.
Dağlarda yoksulluğun “şehit” askerleri.
Dağlarda yoksulluğun “etkisiz hale getirilenler”i.
Kısacık ömürleri birbiri üstüne kıyasıya sürülmüş sıvasız evlerin çocukları!
Dörtnala gelip her köşeden…
Evlatları yere serilen…
Bu cinnet, bu cehennem bizim!

Not: Uçakların havalandığı üslerden:
Lojmanlara alınmayıp kiralara mecbur edildikleri mahallelerde “AKP’ye oy verdiklerinden şüphelenildiği için”; havacı uzman çavuşlara haftanın birkaç günü, gece 9-11 “Mecburi Atatürk İlkeleri Dersi” veriliyor.
Verilen ders yetmemiş oluyor; ceza diye sanki, sadece onların eve gitmesi yasaklanıyor. Batı’da, eve gitmeme cezası biten havacı uzmanın maaşından ise, birliklerde kaldıkları gecelerin yemek paraları kesiliyor!
Böyle işte…
Uçağın kendi insanıyla savaşı, katledilen “kaçakçı” köylü çocuklardan ibaret değil.
Askerini de rehin tutuyor Savaşan Şahin!
İnsansız uçakla insanını hedef alabilenler; insafsız bıçakla da askerinin ruhunu doğruyor!


Not: Bir kısmımız elbet kabullenemiyor bu durumu. Gerçeklere öfkeleniyor. Onların bir kısmı, “Resmi Yalanlar Antolojisi”nde, mesela Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopteri bahsine yahut “İntihar eden polis şefi Behçet Oktay” dosyasına da bakabilir.
Yalan resmileşmişse bir şekilde; onu da bulur seni de bulur!
Onu da vurur, seni de vurur!

Not: Yılın ve yazının tam burasında, senaryoya göre “İyi yıllar” dilemem gerekiyordu. Memlekete, hepimize “iyi akıllar ve iyi kalpler” dileyelim saf saf!

(Habertürk)

[Bu yazı 1404 kez okundu]
Umur TALU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [41]
[8 Haziran 2013] Demokrasi diye bir baş belası! ... [2 Haziran 2013] Topçu Kışlası Vesayeti ... [3 Mayıs 2013] Kelimelerin azabı! ... [27 Nisan 2013] Barış, hukuksuz olmaz! ... [9 Nisan 2013] Tarih, sınıf, gaz! ... [4 Mart 2013] Künyemizde 50 bin ölümüz. Bünyemiz Barış sayıklar! ... [8 Şubat 2013] Hattını, haddini bilmek... İncirlik, Kürecik, Patriotçuk! ... [3 Şubat 2013] Canlı bomba, patlama, can! ... [30 Ocak 2013] Bin yıl süren andıç ruhu! ... [27 Ocak 2013] Haddini, kıymetini, kıyametini bileceksin! ... [23 Kasım 2012] Devlet sırrı dediğin, kanlı tarihin kara kutusu! ... [9 Kasım 2012] Cinnet vatan! ... [30 Ekim 2012] Ne bu şiddet be Celâl! ... [23 Ekim 2012] Raporlu demokrasi! ... [29 Eylül 2012] Anlamadığım şudur: ... [6 Eylül 2012] Bi gidin yahu! ... [17 Ağustos 2012] Dağın altında 30 yıl! ... [1 Ağustos 2012] Sen utanmıyorsan. Ben utanıyorum! ... [29 Temmuz 2012] Artık size kalmış! ... [14 Temmuz 2012] Limana gelmesin de cana gelsin! ... [30 Haziran 2012] Uf olmuş ama zaten puf olmuş! ... [26 Haziran 2012] Dün gemi olur, bugün uçak! ... [16 Haziran 2012] Bu vatanın ekmeğini yemek... Bu vatanın emeğini yemek! ... [1 Haziran 2012] Hem dert çok, hem mert (pek) yok! ... [6 Mayıs 2012] Astlar, kastlar. Dostlar, postlar! ... [29 Nisan 2012] Yol aynı, yolculuk aynıdır! ... [13 Mart 2012] Bir yumruk çok mu! ... [3 Mart 2012] Gölgen peşini bırakmaz! ... [12 Şubat 2012] 10'uncu Yıl Marşı! ... [15 Ocak 2012] Bin yıllık çoğunluk! ... [25 Aralık 2011] Kimine kıyak kimine dayak! ... [9 Aralık 2011] Hayat bilgisi! ... [27 Kasım 2011] Bir adım demokrasi, bir adım geri! ... [14 Eylül 2011] Arap baharı, Türk yazı! ... [1 Eylül 2011] Demokrasinin sonu! ... [20 Ağustos 2011] 30'uncu yıl ağıtı! ... [11 Ağustos 2011] Şiddetleri ortak, kaderiniz ortaktır! ... [5 Ağustos 2011] Ölü çocuktan al haberi! ... [21 Temmuz 2011] İşte budur! ... [17 Temmuz 2011] Çokça, bir derviş gibi ... [19 Haziran 2011] İç hizmet, dış hezimet! ...
Umur TALU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™