Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Bir demokraside böyle bir suç olmaz
22 Aralık 2011, Mehmet Y. YILMAZ
, Mehmet Y. YILMAZ

KCK’ya yönelik operasyonun “yeni dalgasında” bazı gazeteciler de gözaltına alındılar.

Aralarında Özgür Gündem gazetesi, Birgün gazetesi, Vatan gazetesi ve AFP ajansının muhabirlerinin de bulunduğu çok sayıda gazeteci!
Hükümet yetkilileri elbette bu tutuklamaların “gazetecilik faaliyeti ile ilgili olmadığını, gazetecilerin terörist faaliyetler nedeniyle gözaltına alındıklarını” söyleyeceklerdir.
Ama gözaltına alınmalarına neden olan gerekçe doğrudan gazetecilik faaliyetleri ile ilgili.
Gazetecilerin gözaltına alınmalarının nedeni “merkezi yurtdışında olan örgütün medya kuruluşlarına haber vermek ve örgüt yönlendirmesiyle haber yapmak” olarak açıklanıyor.
Böylece “haber vermek ve haber yapmak” gibi iki yeni terör suçu icat edilmiş oluyor ki dünyanın demokratik bütün ülkelerinde bu tutum, basın özgürlüğüne yönelik bir tehdit ve kısıtlamadır.
Gazetecinin yazdığı haberin doğru olmaması, haberin bir terör örgütünün yayınında kullanılmış olması bu durumu değiştirmez.
Gazeteciler bu haberleri ile bir terör eyleminin gerçekleşmesine katkıda bulunmuşlar mı, terör örgütünün emir-komuta zinciri içinde o eylemin herhangi bir aşamasında görev almışlar mı? Bir terör suçundan söz edecek isek bunlara bakmamız gerekir.
“O haberi niye yazdın, bu haberi neden o gazeteye verdin” gibi suçlamalar demokratik ülkelerde değil, ancak diktatörlüklerde olabilir.
Türkiye, öyle bir yere doğru gidiyor ki artık özgür basın faaliyetinden söz edebilmemiz giderek olanaksızlaşıyor.
Öyle görünüyor ki yakında sadece hükümetin yazılmasından hoşlandığı haberleri yazanlar bu mesleği yapabilecekler!

Bakanlarımıza bir eylem önerisi

FRANSA Cumhurbaşkanı Sarkozy, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün telefonlarına üç gün boyunca yanıt vermemiş.
Sarkozy’nin bir terbiye sorunu olduğunu zaten biliyorduk, bu bilgimizi teyit etmiş olduk.
Konuşsalardı da zaten bir işe yaramazdı ama bu tablo “dünya politikasının yeni büyük oyuncusu Türkiye” iddiaları ile hiç uyuşmuyor!
Bu nasıl bir “büyük oyuncu” ki en yetkili kişisinin telefonlarına çıkmayanlar bile var!
Günlerdir devlet yetkililerimiz, Fransa’da kabul edilmesine kesin gözüyle bakılan “Ermeni soykırımını reddedene hapis cezası” kanununu eleştiriyorlar.
Eleştirilerin dayandığı iki temel noktadan birisi de bu yasanın demokrasilerde söz konusu olamayacağı, söz ve ifade özgürlüğünü zedelediği şeklinde.
Bu görüşün Türkiye’de dile getirilmesi gerçekten ilginç bir durum.
Kendi yasalarındaki ve yargı uygulamalarındaki bu tür düzenlemelerle ilgili bir sorunu olmayanların, Fransızların düşünce ve ifade özgürlüğünü kendilerine dert edinmeleri gözlerimi yaşartıyor!
Biz sıradan vatandaşların Fransa’daki bu yasaya karşı bir eylemde bulunmamız da oldukça zor. Sınır dışı edilmeyi, Fransız polisinden dayak yemeyi ve hatta Fransa’da hapiste yatmayı göze almamız gerekiyor.
Ama bakanlarımızın ve milletvekillerimizin kendilerine diplomatik dokunulmazlık sağlayan kırmızı pasaportları var.
Şimdi o pasaportların gerçek bir işe yaramasının zamanı da geldi diye düşünüyorum.
Yasa çıkınca kalabalık bir grup yapıp Paris’e gitsinler ve kalabalık bir meydanda ellerinde “Ermeni soykırımı iddiası bir yalandır” pankartlarıyla küçük bir tur atsınlar! Doğu Perinçek, İsviçre’de böyle bir eylemi dokunulmazlığı olmadığı halde yapmıştı, hatırlayalım.
Fransızlar müdahale etmezse ne âlâ! Kendileri bile kendi yasalarını uygulayamıyorlar demektir.
Müdahale ederlerse ortaya çıkacak diplomatik skandal, bu yasanın saçmalığını tüm dünyanın gözüne sokacak bir eylem olur. Ankara’da oturup kurusıkı atmaktan daha iyi bir yoldur, öneririm!

Bu kolayca geçiştirilecek bir iddia değil

DÜN bu köşede Taraf gazetesinde Mehmet Baransu tarafından dile getirilen bir iddiayı aktardım. Baransu şöyle yazıyordu:
“AK Partili bir ismin 2004 yılında İsviçre’ye neden gittiğini, gelirken yanında bulunan valizde kaç milyon dolar olduğunu, bu paranın Türkiye’ye neden getirildiğini doğrusu merak ediyorum. Liderlik tartışması AK Parti’de büyük kırılmalara neden olabilir. Bekleyip hep birlikte göreceğiz.”
Baransu bu iddiasını pazartesi günü yayımladı. Böyle bir iddianın bir gazetenin bir köşesinde kalmasını yadırgıyorum.
Baransu belli ki bu konuyla ilgili bazı şeyler biliyor ama neden olduğunu bilmediğim bir gerekçeyle sadece soru sormakla yetinmiş.
Öyle görünüyor ki bir çevrenin izleme faaliyeti sadece muhalefet ile sınırlı kalmamış, iktidar partisi mensupları da bu faaliyete konu olmuşlar.
“İsviçre’den bavulla para getirmek” iddiası eğer doğru ise birçok suç aynı anda işlenmiş olmalı.
Normal ve yasal olmayan bir kaynakla paralar İsviçre’de biriktirilmiş, birinci suç. Bavulla Türkiye’ye getirilmiş, ikinci suç.
Para büyük olasılıkla siyasi faaliyetlerde kullanılmış, üçüncü suç.
Elbette Baransu’ya akıl verecek değilim ama böyle bir iddiayı ortaya sürmek için elinde bir şeyler olmalı.
Eğer bu iddia ile ilgili belgelere sahipse neden bunu ele geçirir geçirmez yayımlamıyor?
İddia bir dedikodudan ibaretse AKP’yi zor duruma sokacak böyle bir iddiayı soruşturmadan nasıl yazabiliyor? Baransu’nun korkusuz bir gazeteci olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla bununla ilgili bir korku içinde olacağını da düşünmüyorum. Ama bu iddiaların tam da böyle bir ortamda gündeme getirilmiş olmasının nedenini de merak ediyorum.
İmzasız e-posta-larla gelen ihbarları bile ciddiye alıp soruşturma açan savcılarımız da acaba bu ihbarı değerlendiriyorlar mı?

(Hürriyet)

[Bu yazı 1640 kez okundu]
Mehmet Y. YILMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [63]
[17 Nisan 2014] Başbakan Başsavcı Başyargıç! ... [21 Şubat 2014] Alaturka Baas rejimine bir adım daha! ... [31 Ağustos 2013] Nasıl bir kalp bıraktın, bilir misin ardında? ... [25 Haziran 2013] Yüzleri kızarmadan asla anlatamazlar ... [24 Haziran 2013] Halkı ikiye bölme suçu! ... [8 Haziran 2013] Kişi başı terörist sayısında dünya birincisiyiz! ... [6 Mayıs 2013] 'Hukuk' siyasetin elinde 'guguk' olunca ... [15 Nisan 2013] Paket paket adalet! ... [9 Nisan 2013] Hainleri Belirleme Enstitüsü! ... [20 Mart 2013] Ergenekon'un kolları nereye kadar uzanıyor? ... [11 Mart 2013] Gerçekten anayasa hukuku okumuş olabilir mi? ... [26 Şubat 2013] Bir torba dava daha mı geliyor? ... [25 Şubat 2013] Paket paket adalet! ... [15 Şubat 2013] Bu memlekette 'kâğıt' asla kaybolmaz ... [15 Ocak 2013] MİT bu ihbarları neden bugüne kadar sakladı? ... [7 Ocak 2013] Gördük ki yer yerinden oynamıyor! ... [2 Ocak 2013] Siyasi irade yoksa çözüm de olmaz ... [28 Aralık 2012] Gulyabanilerden sarmısakla mı korunacağız? ... [20 Kasım 2012] Erdoğan'a bu soruyu sorarlar mı? ... [15 Kasım 2012] Örtülü ödenekte rekor artış ... [24 Ekim 2012] Allah müstahakını versin ... [23 Ekim 2012] Başbakan özür dilemelidir ... [16 Ekim 2012] 'Fire' değil özgür irade! ... [12 Ekim 2012] Filmin eğrisi doğrusuna denk gelmiş ... [21 Eylül 2012] İktidar ve muhalefete birer sorum var ... [15 Eylül 2012] Bırakın da aranızdan biraz rüzgâr geçsin ... [11 Eylül 2012] Bağımsız yargımızın 'vesikalık' bir fotoğrafı ... [31 Ağustos 2012] Dışişleri Bakanlığı TBMM'nin amiri mi? ... [27 Ağustos 2012] Milletin vekilinden saklanan nedir? ... [22 Ağustos 2012] Amaç gerçeği öğrenmekse ... [16 Ağustos 2012] Bu günahın hesabını veremezsiniz ... [14 Ağustos 2012] Kaç Mehmet ölse yeterli olurdu? ... [31 Temmuz 2012] Mutlak iktidar mutlaka bozar ... [20 Temmuz 2012] Arkanda böyle bir hukukçu olunca! ... [16 Temmuz 2012] Onlar beğenmiyorsa her şey yasak! ... [13 Temmuz 2012] İstanbul yıkıldıktan sonra! ... [9 Temmuz 2012] Şu tutanakları açıklasanız da öğrensek ... [28 Haziran 2012] Türkiye'nin Dobuları ... [25 Haziran 2012] 'Sakin ve etkili güç politikası' ne demek? ... [22 Haziran 2012] PKK'ya silah bıraktırmak için yönteminiz nedir? ... [4 Haziran 2012] Herkesin her gün işlediği 'suç'! ... [1 Haziran 2012] Acaba bugün aklına ne gelecek? ... [15 Mayıs 2012] Bakan 'cilasız teftişe' çıkmalı ... [11 Mayıs 2012] Yeni 'dekoderimiz' Hüseyin Çelik oldu ... [26 Nisan 2012] Dünü bırakın bugünden söz edin ... [17 Nisan 2012] 'Aydınlık için bir dakika karanlık' meselesi ... [6 Nisan 2012] Dış politika ideolojik körlük ile malul ... [29 Mart 2012] Davayla ilgisi olmayan bir soru ... [20 Mart 2012] Adalette standart sorununu da unutmayalım ... [19 Mart 2012] Erbakan'ın serveti Akbil ve Deniz Feneri ... [7 Mart 2012] Bedeli küçücük çocuklara ödettirmeyin ... [14 Şubat 2012] 'Hukuk da bir yere kadar' anlayışı! ... [27 Ocak 2012] Başbakan 'kuzey'i neden bu kadar çok istiyor? ... [7 Aralık 2011] Bu davayı hep birlikte izleyelim ... [1 Aralık 2011] Devlet yapamayınca çeteler devreye girer ... [25 Ekim 2011] Etnik kökenlerimizin ne önemi var? ... [6 Ekim 2011] Yargı saygı duyulmayı hak etmeli ... [1 Eylül 2011] Sap ile saman karıştırma uzmanları ... [30 Ağustos 2011] Yaşasın Adalet Bakanlığı! ... [5 Ağustos 2011] Bir, iki, üç de yetmez. Dört, beş, altı olsun! ... [23 Mayıs 2011] Bir karar verseniz iyi olacak ... [4 Mayıs 2011] 10 milyar dolar da benden olsun! ... [20 Nisan 2011] Bu sorunu yüzde 10 barajı yarattı! ...
Mehmet Y. YILMAZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™