Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Şike yasası krizinin anatomisi
8 Aralık 2011, Sedat ERGİN
, Sedat ERGİN

HÜKÜMETİN şike ve teşvik primi suçlarına getirilen cezaları hafifletmek amacıyla muhalefet ile işbirliği yaparak TBMM’den çıkardığı yasayı Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün veto etmesi ve bu kararın tetiklediği gelişmeler Ankara’daki iktidar denkleminde pek alışık olmadığımız bir tablo yarattı.

Bu tabloda şekillenmekte olan görüntüyle ilgili olarak şu gözlemleri ileri sürmek mümkün:
GÜL’DEN ÖNEMLİ BİR İLK: Veto mekanizması, geçen haftaya dek Cumhurbaşkanı Gül’ün Çankaya Köşkü’nde nadiren başvurduğu bir yöntem olagelmişti. Gül, genel tutum olarak hükümetle çatışmamaya öncelik vermiştir. Cumhurbaşkanı’nın geçen 4 yıl içinde Köşk’te hükümetten gelen yasaları veto ettiği başlıca 3 durum yaşandı. Ancak, önceki veto konularının son yasaya kıyasla daha az ilgi toplayan başlıklarda olması (elektronik haberleşme, özel istihdam büroları, yeminli mali müşavir büroları gibi) kamuoyunda bir çatışma görüntüsünün doğmasını önlemişti. Bu kez hükümetin ve kamuoyunun büyük önem atfettiği bir yasada veto kullanması, Gül açısından
yeni bir tutumdur. Ayrıca, metnin bir bölümünü değil tümünü geri çevirmiş olması da bir
başka ilktir.
KARARIN ARDINDAKİ SAİKLER: Gül, hükümetin işlerini kolaylaştırma tutumundan kopmayı ilk kez göze almış oluyor. Buradaki kilit soru, Cumhurbaşkanı’nın hangi saiklerle bu adımı attığıdır. Gül, bir siyasetçi olarak her adımını ince eleyip sık dokumasıyla tanınıyor. Cumhurbaşkanı, kararını alırken kamuoyunun bu değişikliğe karşı olan kesimlerinin hassasiyetlerini dikkate almış olabilir. Ancak, kendi vicdanında bu değişiklikleri içine sindirememiş olması, yasayı bu haliyle taşıyamayacağını düşünmüş olması da yabana atılmaması gereken bir olasılıktır.
HÜKÜMET ESKİ ÖZENİ GÖSTERMEYİNCE: Hükümet, Gül’ün geçmişteki sınırlı sayıdaki vetoları karşısında, Çankaya’nın gerekçelerini her seferinde dikkate almış, yasaların geri çevrilen bölümlerini TBMM’de Köşk’ün görüşleri doğrultusunda ya değiştirmiş ya da olduğu gibi çıkartmıştı. Oysa AK Parti liderliği, Çankaya’nın görüşlerini bu kez değerlendirmeye almadan yasayı aynen TBMM’den geçirme kararındadır. Daha önce Çankaya’nın vetoları karşısında son derece özenli davranan, Gül’ün görüşlerini önemseyen hükümet, şimdi aynı anlayışlı tavrı tekrarlamıyor.
BÜTÜN YOLLAR ERDOĞAN’A ÇIKAR: AK Parti grup başkanvekillerinin veto edilen yasanın aynen geçirileceği yolundaki açıklamalarını Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın iradesi dışında yapmış olmaları düşünülemez. Çankaya’nın bu hamlesine Başbakan da karşı hamlesiyle karşılık veriyor. Bu noktada çatışmanın girdiği seyir, her ikisinin bugüne dek büyük ölçüde dostluk ve karşılıklı anlayış ölçüleri içinde yürüyen ilişkilerinde kırılgan bir durum yaratmıştır. Gül ve Erdoğan’ın bu restleşmede yetkilerinin en uç noktalarında hareket ettikleri söylenebilir. Hükümetin yanıtı, yürütme gücünün son aşamada Erdoğan’da toplanmış olduğu, onun iradesinin mutlak şekilde ağır bastığını gösteren bir mesaj olarak görülebilir.
1 MART OYLAMASI GİBİ Mİ?: Şu ana kadar ortaya çıkmış olan tablo, AK Parti’de bugüne dek pek alışık olmadığımız bir kaynama hali yaratmıştır. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın Gül’e destek çıkması, ayrıca Erdoğan’a en yakın isimlerden biri olarak bilinen diğer Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın da yine Gül’e hak vermesi, Erdoğan’a rağmen AK Parti içinde fikirlerin havada uçuştuğunu, tam bir kenetlenme durumunun olmadığını gösteriyor. Buna benzer bir durum 1 Mart 2003’te ABD askeri gücünün Türkiye’ye kabul edilmesini öngören tezkerenin oylamasında yaşanmıştı. Oylamada Erdoğan tezkerenin geçmesini kuvvetle savunurken, Gül sessizce, Arınç ise açıkça muhalefet ederek tezkerenin reddedilmesini sağlamışlardı. Keza 2007’de de kimin Cumhurbaşkanı olması gerektiği konusunda AK Parti’nin zirvelerinde patlak veren görüş ayrılıkları çok fazla dışa yansımamıştı. Kırılma hatları 2007’ye kıyasla bu kez belirgindir.
SİYASETTE EN KOLAY UZLAŞI: Bu olayın düşündürücü taraflarından biri, vatandaşların en temel hak ve özgürlüklerini ilgilendiren konularda bir araya gelemeyen, sürekli kavga eden siyasi partilerimizin, konu futbolla ilgili düzenlemeler olunca muazzam bir süratle uzlaşıya varmalarıdır. Ancak Köşk’ün vetosu nedeniyle AK Parti ile ilgili abartılı sonuçlara hükmetmek yanıltıcı olabilir. AK Parti şahsiyetlerini bir arada tutan faktörlerin büyüklüğünün zaman içinde bu krizde beliren çatlakların üstünü örtmesi şaşırtıcı olmamalıdır.

(Hürriyet)

[Bu yazı 1711 kez okundu]
Sedat ERGİN

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [91]
[16 Temmuz 2013] Biber gazı atılırken doktor hazır bulunsun ... [2 Temmuz 2013] AİHM kararları 12 Eylül yasasını geçersiz kıldı ... [3 Mayıs 2013] Tarihin akışı uçurumun kenarından nasıl döndü? ... [23 Nisan 2013] AİHM içtihatları ışığında Fazıl Say kararı ... [18 Nisan 2013] Tazminat komisyonu İtalya'da yürümedi, ya Türkiye'de? ... [16 Nisan 2013] AİHM'ye başvuru hakkı engelleniyor mu? ... [9 Nisan 2013] Kerry gezisinin dökümü ... [30 Mart 2013] 2023 için insani gelişme hedefleri gerekiyor ... [15 Mart 2013] DÖRDÜNCÜ YARGI PAKETİ (II) Tasarının TBMM'de iyileştirilmesi gerekiyor ... [9 Şubat 2013] Ergin Saygun ve vicdanların paslanması ... [1 Şubat 2013] Oramiral Güner istifası ile ne mesaj verdi? ... [25 Ocak 2013] Avukat tutuklamanın ufukta beliren maliyeti ... [3 Ocak 2013] Erdoğan hangi vesayeti kastediyor? ... [26 Aralık 2012] Yargısız infazlar ve çekimser demokrasi ... [8 Aralık 2012] Erdoğan'ın AİHM karşısındaki zor tercihi ... [5 Aralık 2012] AİHM kararı ışığında Başdenetçi tartışması ... [27 Kasım 2012] AİHM'deki Türk yargıç: 'Durumumuz parlak değil' ... [21 Kasım 2012] Erdoğan Obama'ya da kafa tutuyor ... [16 Ekim 2012] Yargıda daha çok reform bekleniyor ... [12 Ekim 2012] AB İLERLEME RAPORU ... [5 Eylül 2012] Yargıtay Başkanı'nın gözünden otoriterleşme ... [4 Eylül 2012] Suriye konusundaki büyük yalnızlığımız ... [30 Ağustos 2012] SURİYE POLİTİKASININ MUHASEBESİ (2): Evdeki hesap çarşıya uymayınca ... [22 Ağustos 2012] Erdoğan ve tarihe adil bakabilmek ... [31 Temmuz 2012] Ortadoğu'nun siyasi coğrafyası çözülürken ... [13 Temmuz 2012] Erdoğan ve Alevilerin horlanması meselesi ... [7 Temmuz 2012] YARGI REFORMU (3): Özgürlüğe yeni güvence Özgürlükler Hâkimi ... [6 Temmuz 2012] YARGI REFORMU (2): DGM'lerden ÖYM'lere ÖYM'lerden TMM'lere ... [5 Temmuz 2012] Yargı reformu-1: Özel yetkili mahkemelerin en büyük başarısı nedir? ... [23 Haziran 2012] Bağımsız insan hakları kurumu bir hayalmiş ... [21 Haziran 2012] Vatandaşa işkence sokağa taşınca ... [20 Haziran 2012] Dağlıca baskınının düşündürdükleri ... [14 Haziran 2012] HSYK'dan savcı açıklaması ... [9 Haziran 2012] Erdoğan'dan özel yetkili mahkemelere yeni bakış ... [30 Mayıs 2012] Amerika da basın özgürlüğü sorunlu diyor ... [18 Mayıs 2012] Uludere faciası ve erdemli devlet olmak ... [27 Nisan 2012] Hükümetin yargı reformundaki iradesine ne oldu? ... [10 Nisan 2012] Balyoz'da nasıl delil atlanır? ... [6 Nisan 2012] Haşim Kılıç ne demek istedi? ... [31 Mart 2012] Avrupa'nın eleştirel bakışı kuvvetleniyor ... [17 Mart 2012] Letonya'daki bir katliamdan Madımak yangınına ... [15 Mart 2012] Türk usulü demokraside "filibuster" olur mu? ... [10 Mart 2012] Basının eleştiri hakkı ne kadar geniş? ... [7 Mart 2012] Ortaokulların kapısı imam hatiplere açılıyor ... [28 Şubat 2012] AB ile diyalogda Nuray Mert meselesi ... [21 Şubat 2012] Avrupa'dan yargı reformuna hem destek hem eleştiri ... [18 Şubat 2012] AİHM'nin Tuncay Özkan kararının muhasebesi ... [17 Şubat 2012] Hükümetin son krize habersiz yakalanması olağan mı? ... [9 Şubat 2012] Önce eğitimin kalitesine bakalım ... [27 Ocak 2012] Yargı Reformu ... [12 Ocak 2012] Avrupa'dan hâkim ve savcılara ağır eleştiriler ... [10 Ocak 2012] Başbuğ nerede yargılanmalı? ... [4 Ocak 2012] Uludere faciasında istihbarat soruları ... [22 Aralık 2011] Gırtlak kanseri bir mahkûmun ölümü ... [3 Aralık 2011] Avrupa'ya verilen sözler ne zaman tutulacak? ... [19 Kasım 2011] Ankara'da Suriye'ye dönük iki askeri senaryo ... [12 Kasım 2011] Genç değil, Meclis kürsüsü yara aldı ... [9 Kasım 2011] Ekonomide G20'deyiz insani gelişmede 92'nci ... [14 Ekim 2011] AB'ye göre basın özgürlüğü ihlalleri ciddi ... [14 Eylül 2011] HSYK Başkanvekili'nden mesaj var ... [10 Eylül 2011] HSYK şikâyetler karşısında adil mi? ... [9 Eylül 2011] Deniz Feneri'nde hatayı kim yaptı? ... [6 Eylül 2011] Hükümet tutukluluk süresinde kendisini bağladı ... [1 Eylül 2011] Adalet duygusu neden zedeleniyor? ... [24 Ağustos 2011] Libya dersleri ... [6 Ağustos 2011] ABD ve İngiltere'den Balyoz'a katılmak ... [3 Ağustos 2011] Balyoz'da ucu açık bir sürece doğru ... [29 Temmuz 2011] Yolsuzlukla mücadelede dünya liginde neredeyiz? ... [21 Temmuz 2011] Öcalan'ın oyun planı ... [17 Temmuz 2011] Türk yargısı hiç böyle eleştirilmemişti ... [12 Temmuz 2011] Rota yeniden AB'ye mi çevriliyor? ... [8 Temmuz 2011] Yemin kriziyle bölgesel güç olunabilir mi? ... [7 Temmuz 2011] Yeni kabinede dikkat çeken yönelişler ... [28 Haziran 2011] Adalet duygusu kaybolunca ... [7 Haziran 2011] Basın özgürlüğünde sıkıntılı bir döneme doğru ... [28 Mayıs 2011] Kasetler konusunda muhtelif teoriler ... [10 Mayıs 2011] AB'den tutuklu gazetecilere mesaj ... [4 Mayıs 2011] Yargıtay'da önemli bir içtihat değişikliği ... [3 Mayıs 2011] Özel yetkili mahkemelere barolardan önemli çıkış ... [27 Nisan 2011] Kopartılan yalnızca heykelin kafası mı? ... [14 Nisan 2011] Sosyalist olmanın ağır bedeli ... [9 Nisan 2011] Savcılar lehte delilleri tutabilir mi? ... [5 Nisan 2011] TBMM tarihi bir hata yapmak üzere ... [31 Mart 2011] Ergenekon'da envanter çıkartmak ... [30 Mart 2011] Bireysel başvuru hakkına veda mı? ... [9 Mart 2011] Şener ve Şık hangi delillerle tutuklandı? ... [16 Şubat 2011] Balyoz davasında tutuklama kriterleri ... [2 Şubat 2011] Amerikan modeli Erdoğan'ı mutsuz edebilir ... [22 Ocak 2011] Balyoz'da adli emanet bilmecesi ... [7 Ocak 2011] Yargıtay Başkanı: 'Bize haksızlık yaptınız' ... [13 Kasım 2010] Türkiye'nin yolsuzluk karnesi tekerrürden mi ibarettir ...
Sedat ERGİN
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™