Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Devlet yapamayınca çeteler devreye girer
1 Aralık 2011, Mehmet Y. YILMAZ
, Mehmet Y. YILMAZ

İzmir’de tehdit, baskı, işyeri ele geçirme gibi suçlar işlediği iddia edilen bir çeteye yönelik baskınlarda 37 kişi gözaltına alındı.

Haberi gazetelerin birinci sayfasından okudunuz çünkü polis tarafından ifadeleri alınmak üzere gözaltına alınanlar kamuoyunun yakından tanıdığı isimler: Bir dizi oyuncusu, bir organizatör, bir şarkıcı.
Bu kişilerin polis nezaretinde götürüldüklerini gösteren fotoğraflar da yayımlandı. Ama savcılığa gönderilmeden poliste ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakıldılar.
Polisin bu kişileri böyle teşhir etmesi doğru mu? Bu ülkede şüpheli olarak ifadesi alınacak olanların bile bazı durumlarda doktor kontrolüne kendi araçlarıyla gitmelerine de izin veriliyor artık. Vatandaşların kişilik haklarına saygı göstermek, polisin birinci vazifesi olmalıdır.
Öte yandan bu kişilerin çetenin eline neden düştükleri meselesi de ilginç. Biri hakkında şantaj varmış, onun için yardım istemiş. Bir diğeri kiracısı ile sorunluymuş, onun için çetenin yardımını istemiş. Ötekisi tefecilerin elinden kurtulmak için çeteye başvurmuş.
Hukuk süreçleri normal işleyen bir ülkede pek rastlanmayacak bir durum. Normal bir ülkede bu kişiler polise ya da savcıya gidip dertlerini anlatırlar ve çözüm yolunu hukuk içinde ararlardı.
Ama bizde olmuyor, çünkü hukuki süreçlerimiz yeterince hızlı değil, vatandaşların haklarını koruma konusunda da etkin değil.
Bu türden organize suçlar ile mücadele, öncelikle bu sorunun çözümünden geçer. Sorunları normal hukuki yollardan hızla çözebilmek mümkün olduğunda kim gidip bir çeteden yardım almak ister ki?
Devletin, vatandaşlarının bu sorunlarını hızla çözemediği ülkelerde organize suç çetelerinin bu görevleri yüklenmesine daha çok rastlayacağız.
YSK’nın işi nedir?
CHP İstanbul Milletvekili Avukat Mahmut Tanal, “bilgi edinme yasası” çerçevesinde Yüksek Seçim Kurulu’na Cumhurbaşkanı’nın görev süresinin ne zaman dolacağını sormuş.
Aldığı yanıtta şöyle deniliyor: “Talebiniz özel bir inceleme ve araştırma gerektiğinden şu anda yanıtlanamıyor.”
Yüksek Seçim Kurulu, Anayasamıza göre seçimlerin yönetilmesinden sorumlu. Seçim sürecini başlatmak, seçimin güven içinde gerçekleşmesini sağlamak onun görevi.
Dolayısıyla sözü edilen “özel inceleme ve araştırmayı” bugüne kadar zaten çoktan yapmış olması gereken bir kurum.
Böyle bir çalışma yapmadıysa, seçim sürecini ne zaman başlatacağına nasıl karar verebilir ki?
Bugün geçerli Anayasa, Cumhurbaşkanı’nın beşer yıllık en fazla iki dönem için halk tarafından seçileceğini emrediyor. YSK’nın vereceği bir tek karar var: Abdullah Gül, 7 sene için TBMM tarafından seçildiği için göreve devam edecek mi, yoksa o görevdeyken Anayasa değiştiği için görev süresi 5 yıla indi mi? Bu önemli konuyu bugüne kadar incelemediyse, ne zaman inceleyecek?
Aslına bakarsanız her şey Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın kararına bağlı.
Başbakan, üzerine basa basa gelecek seçimlerde aday olmayacağını açıklamıştı. Hayalinde de halk tarafından seçilen ilk Cumhurbaşkanı olmak yatıyor, bunu bilmek zor değil.
Ama sorun şu ki bugünkü Cumhurbaşkanı yetkileri onu kesmiyor.
Anayasa değişikliği sırasında bu sorunu çözerse ve bu değişiklik 2012 yılına yetişirse Abdullah Gül, gelecek yıl makama veda edecek demektir. Bu olmaz ise Cumhurbaşkanlığı seçimi 2014 yılında yapılacak.
Çünkü Başbakan, esasen kendisinden sonra AKP’yi kime emanet edebileceğinden de emin değil.
Ali Babacan mı olur, Ahmet Davutoğlu mu, yoksa Bülent Arınç mı?
Bütün “tek yetkili yöneticilerde olduğu gibi” Başbakan da kendisinden sonra işlerin eskisi gibi yürümeyeceğini düşünüyor olabilir. Bu kararını verene kadar da Cumhurbaşkanlığı meselesi ortada, tartışmaya açık halde bekleyecektir.
Biraz da gülelim!
İKİ türkücünün Ankara maceralarını gazetelerde okuduk. Seks, şiddet, fantezilerle dolu 32 kısım tekmili birden tabir edilecek bir gösteri!
Fehmi Koru’nun ikinci kişiliği Taha Kıvanç, her olayda olduğu gibi bunda da bir komplo kokusu almış! Bir gün otururken bir şey “kafasına dank etmiş” ve olayı çözümlemiş! Meğerse amaç o “yandaş kanalın” reytingini düşürmekmiş, “benzeş medya” bunu bilerek tezgâhlamış!
Çözümlemesini şöyle yazıyor:
“Türkücü ‘yandaş’ denilen bir kanalda program yapıyor; hem de bir yabancı ülke istihbarat örgütünün de hedefi olan bir kanalda. Daha ilk günden, sıradan bir olayı, ‘Muhafazakâr bir kanalda program yapan türkücü kadınlarla yakalandı’ diye verdi gazeteler ve diğer kanallar. İlk gün yalnızca onun üzerinde yoğunlaşıyorlardı, ikinci günden itibaren öteki türkücü de hedefe kondu.
Meğer bu olay olmasaymış, daha genç olan türkücü de aynı kanalda programa başlayacakmış.
‘Win-win’ durumu bir kez daha: Kanal sunucularına sahip çıksa ‘Muhafazakâr kanalın muhafazakârlığı bu kadarmış’ deyip seyircisini ürkütüp kaçıracaklar. Şimdi yapıldığı gibi programlar iptal edildiğindeyse. Programların eksikliği kanalın reytingini olumsuz etkileyecek.
Ne kadar akıllılar, görüyorsunuz.
TV programlarını kaybetmiş iki türkücü Ankara maceralarına bir ‘tezgâh’ gözüyle bakıyorlar mıdır? Baksınlar.”

 

(Hürriyet)

[Bu yazı 1704 kez okundu]
Mehmet Y. YILMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [63]
[17 Nisan 2014] Başbakan Başsavcı Başyargıç! ... [21 Şubat 2014] Alaturka Baas rejimine bir adım daha! ... [31 Ağustos 2013] Nasıl bir kalp bıraktın, bilir misin ardında? ... [25 Haziran 2013] Yüzleri kızarmadan asla anlatamazlar ... [24 Haziran 2013] Halkı ikiye bölme suçu! ... [8 Haziran 2013] Kişi başı terörist sayısında dünya birincisiyiz! ... [6 Mayıs 2013] 'Hukuk' siyasetin elinde 'guguk' olunca ... [15 Nisan 2013] Paket paket adalet! ... [9 Nisan 2013] Hainleri Belirleme Enstitüsü! ... [20 Mart 2013] Ergenekon'un kolları nereye kadar uzanıyor? ... [11 Mart 2013] Gerçekten anayasa hukuku okumuş olabilir mi? ... [26 Şubat 2013] Bir torba dava daha mı geliyor? ... [25 Şubat 2013] Paket paket adalet! ... [15 Şubat 2013] Bu memlekette 'kâğıt' asla kaybolmaz ... [15 Ocak 2013] MİT bu ihbarları neden bugüne kadar sakladı? ... [7 Ocak 2013] Gördük ki yer yerinden oynamıyor! ... [2 Ocak 2013] Siyasi irade yoksa çözüm de olmaz ... [28 Aralık 2012] Gulyabanilerden sarmısakla mı korunacağız? ... [20 Kasım 2012] Erdoğan'a bu soruyu sorarlar mı? ... [15 Kasım 2012] Örtülü ödenekte rekor artış ... [24 Ekim 2012] Allah müstahakını versin ... [23 Ekim 2012] Başbakan özür dilemelidir ... [16 Ekim 2012] 'Fire' değil özgür irade! ... [12 Ekim 2012] Filmin eğrisi doğrusuna denk gelmiş ... [21 Eylül 2012] İktidar ve muhalefete birer sorum var ... [15 Eylül 2012] Bırakın da aranızdan biraz rüzgâr geçsin ... [11 Eylül 2012] Bağımsız yargımızın 'vesikalık' bir fotoğrafı ... [31 Ağustos 2012] Dışişleri Bakanlığı TBMM'nin amiri mi? ... [27 Ağustos 2012] Milletin vekilinden saklanan nedir? ... [22 Ağustos 2012] Amaç gerçeği öğrenmekse ... [16 Ağustos 2012] Bu günahın hesabını veremezsiniz ... [14 Ağustos 2012] Kaç Mehmet ölse yeterli olurdu? ... [31 Temmuz 2012] Mutlak iktidar mutlaka bozar ... [20 Temmuz 2012] Arkanda böyle bir hukukçu olunca! ... [16 Temmuz 2012] Onlar beğenmiyorsa her şey yasak! ... [13 Temmuz 2012] İstanbul yıkıldıktan sonra! ... [9 Temmuz 2012] Şu tutanakları açıklasanız da öğrensek ... [28 Haziran 2012] Türkiye'nin Dobuları ... [25 Haziran 2012] 'Sakin ve etkili güç politikası' ne demek? ... [22 Haziran 2012] PKK'ya silah bıraktırmak için yönteminiz nedir? ... [4 Haziran 2012] Herkesin her gün işlediği 'suç'! ... [1 Haziran 2012] Acaba bugün aklına ne gelecek? ... [15 Mayıs 2012] Bakan 'cilasız teftişe' çıkmalı ... [11 Mayıs 2012] Yeni 'dekoderimiz' Hüseyin Çelik oldu ... [26 Nisan 2012] Dünü bırakın bugünden söz edin ... [17 Nisan 2012] 'Aydınlık için bir dakika karanlık' meselesi ... [6 Nisan 2012] Dış politika ideolojik körlük ile malul ... [29 Mart 2012] Davayla ilgisi olmayan bir soru ... [20 Mart 2012] Adalette standart sorununu da unutmayalım ... [19 Mart 2012] Erbakan'ın serveti Akbil ve Deniz Feneri ... [7 Mart 2012] Bedeli küçücük çocuklara ödettirmeyin ... [14 Şubat 2012] 'Hukuk da bir yere kadar' anlayışı! ... [27 Ocak 2012] Başbakan 'kuzey'i neden bu kadar çok istiyor? ... [22 Aralık 2011] Bir demokraside böyle bir suç olmaz ... [7 Aralık 2011] Bu davayı hep birlikte izleyelim ... [25 Ekim 2011] Etnik kökenlerimizin ne önemi var? ... [6 Ekim 2011] Yargı saygı duyulmayı hak etmeli ... [1 Eylül 2011] Sap ile saman karıştırma uzmanları ... [30 Ağustos 2011] Yaşasın Adalet Bakanlığı! ... [5 Ağustos 2011] Bir, iki, üç de yetmez. Dört, beş, altı olsun! ... [23 Mayıs 2011] Bir karar verseniz iyi olacak ... [4 Mayıs 2011] 10 milyar dolar da benden olsun! ... [20 Nisan 2011] Bu sorunu yüzde 10 barajı yarattı! ...
Mehmet Y. YILMAZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™