Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Ankara'da Suriye'ye dönük iki askeri senaryo
19 Kasım 2011, Sedat ERGİN
, Sedat ERGİN

SURİYE’deki Beşar Esad rejiminin geleceği uluslararası politikanın en kritik sorularından biri olarak gündeme yerleşirken, Ankara bundan sonrası için Suriye politikasında esas alacağı parametreleri büyük ölçüde şekillendirmiş durumda.

Bu politikanın ana hatlarını şöyle sıralayabilmek mümkün:

GERİ DÖNÜŞ YOK: Ankara, hem muhalefet hem de rejim açısından “geri dönüşü olmayan noktanın geride bırakıldığı” görüşünde. Beşar Esad rejiminin gidici olduğuna kesin gözle bakılıyor, bütün hesaplar rejimin devrileceği olasılığı üzerine yapılıyor. “Rejimin kendini değiştirme yeteneği yok ve yıkılmaya yüz tuttu. Ne kadar çabuk yıkılırsa bizim açımızdan da o kadar iyi” sözleri bu bakışı özetliyor. Dışişleri çevrelerindeki “Ama bunun kolay olmayacağını bilelim, bizi çok ciddi sıkıntılar bekliyor” değerlendirmesi, bu geçişin taşıdığı risklere, getireceği güçlüklere hazırlıklı olunması gerektiği mesajını taşıyor. Ankara, Suriye politikasında gerek ulusal çıkarları gerek dış politikanın dayanması gereken değerler açısından örtüşen bir durumun yaşandığı görüşünde.

HIRİSTİYANLARIN TUTUMU ÖNEMLİ: Bu noktada Suriye’de yaşanan sıkıntının bir boyutunda Ankara’ya göre şu sorun yatıyor: Beşar Asad, Sünnilerin önemli bir kesimini belli ödünlerle yanında tutabilen babası Hafız Esad’a kıyasla daha mezhepçi bir çizgiye kaydı ve azınlık refleksiyle mensubu olduğu Nusayri kesimlere kenetlenerek kendi tabanını da daraltıyor. Bu arada rejimin dayanakları açısından en büyük bilinmezlerden birini Hıristiyanların alacağı tutum oluşturuyor. Nüfusun yaklaşık yüzde 12’sini oluşturduğu tahmin edilen Hıristiyanlar şu ana kadar Beşar Esad’a karşı bir çizgiye kaymış değiller. Bu noktada olayların başlangıcında değişim taleplerine mesafeli kalan Kürtlerin tutumunda ise son dönemde yavaş yavaş muhalefete doğru bir hareketlenme gözleniyor.

MUHALEFETE EV SAHİPLİĞİ: Ankara rejime karşı ne yapacak, ne yapabilir? Şurası kesin: Ankara’nın bir rejim değişikliğine yol açmak üzere askeri bir hareketin içine girmesi söz konusu değil. Buna karşılık, rejime muhalif siyasi grupların Türkiye’de faaliyet göstermesi konusunda esnek bir tutum alınıyor. Bu tutumun gerisinde Suriye’nin geleceğinde rol oynama, aynı zamanda bölgedeki gücünü yükseltme çabasının da yattığını da tahmin etmek güç değil.

TAMPON BÖLGE SENARYOSU: Ankara Suriye’deki rejimi değiştirmek için güç kullanmayacak. Ancak bu tutumun iki istisnası var. Bunlardan birincisi, geçmişte 1991’de Körfez savaşı sırasında Iraklı Kürtlerin sınırı geçmesi olayında yaşandığı gibi, toplu bir göç senaryosuyla karşılaşılması. Türkiye, kendi topraklarında ikinci bir göç dalgası almak istemiyor. Yüz binlerce Suriyelinin Türkiye sınırlarına doğru toplu bir göçe kalkışması halinde, Türkiye ordusuyla sınırdan içeri girerek sınır boyunca bir tampon bölge oluşturacak. Böyle bir harekat için BM kararı koşulu aranmayacak. Burada gözetilen amaç Suriyelileri kendi toprakları içinde iskan etmek.

BM KARARI SENARYOSU: Bir diğer senaryo, Suriye’deki rejimin büyük bir katliama girişmesi halinde insani mülahazalarla bunun önlenmesini konu alıyor. Bu takdirde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden karar çıkartılması koşuluyla, Türkiye uluslararası camianın sorumlu bir üyesi olarak bu konuda sergilenecek çok taraflı askeri çabanın içinde yer alacak. Her iki senaryo ile ilgili planlar hazır.

EKONOMİK YAPTIRIMLAR ETKİLİYOR: Ankara, şu aşamada Suriye’ye uygulanan uluslararası ekonomik ambargonun etki yaratmaya başladığı görüşünde. Ülkede ticareti ve ekonomik faaliyeti kontrolünde tutan kesimlerin rejimin önemli desteklerinden biri olduğu dikkate alındığında, bu kesimlerde bir hoşnutsuzluğun belirmeye başlamış olması rejimin gidişini hızlandıracak bir yöneliş olarak görülüyor. 

(Hürriyet)

[Bu yazı 1612 kez okundu]
Sedat ERGİN

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [91]
[16 Temmuz 2013] Biber gazı atılırken doktor hazır bulunsun ... [2 Temmuz 2013] AİHM kararları 12 Eylül yasasını geçersiz kıldı ... [3 Mayıs 2013] Tarihin akışı uçurumun kenarından nasıl döndü? ... [23 Nisan 2013] AİHM içtihatları ışığında Fazıl Say kararı ... [18 Nisan 2013] Tazminat komisyonu İtalya'da yürümedi, ya Türkiye'de? ... [16 Nisan 2013] AİHM'ye başvuru hakkı engelleniyor mu? ... [9 Nisan 2013] Kerry gezisinin dökümü ... [30 Mart 2013] 2023 için insani gelişme hedefleri gerekiyor ... [15 Mart 2013] DÖRDÜNCÜ YARGI PAKETİ (II) Tasarının TBMM'de iyileştirilmesi gerekiyor ... [9 Şubat 2013] Ergin Saygun ve vicdanların paslanması ... [1 Şubat 2013] Oramiral Güner istifası ile ne mesaj verdi? ... [25 Ocak 2013] Avukat tutuklamanın ufukta beliren maliyeti ... [3 Ocak 2013] Erdoğan hangi vesayeti kastediyor? ... [26 Aralık 2012] Yargısız infazlar ve çekimser demokrasi ... [8 Aralık 2012] Erdoğan'ın AİHM karşısındaki zor tercihi ... [5 Aralık 2012] AİHM kararı ışığında Başdenetçi tartışması ... [27 Kasım 2012] AİHM'deki Türk yargıç: 'Durumumuz parlak değil' ... [21 Kasım 2012] Erdoğan Obama'ya da kafa tutuyor ... [16 Ekim 2012] Yargıda daha çok reform bekleniyor ... [12 Ekim 2012] AB İLERLEME RAPORU ... [5 Eylül 2012] Yargıtay Başkanı'nın gözünden otoriterleşme ... [4 Eylül 2012] Suriye konusundaki büyük yalnızlığımız ... [30 Ağustos 2012] SURİYE POLİTİKASININ MUHASEBESİ (2): Evdeki hesap çarşıya uymayınca ... [22 Ağustos 2012] Erdoğan ve tarihe adil bakabilmek ... [31 Temmuz 2012] Ortadoğu'nun siyasi coğrafyası çözülürken ... [13 Temmuz 2012] Erdoğan ve Alevilerin horlanması meselesi ... [7 Temmuz 2012] YARGI REFORMU (3): Özgürlüğe yeni güvence Özgürlükler Hâkimi ... [6 Temmuz 2012] YARGI REFORMU (2): DGM'lerden ÖYM'lere ÖYM'lerden TMM'lere ... [5 Temmuz 2012] Yargı reformu-1: Özel yetkili mahkemelerin en büyük başarısı nedir? ... [23 Haziran 2012] Bağımsız insan hakları kurumu bir hayalmiş ... [21 Haziran 2012] Vatandaşa işkence sokağa taşınca ... [20 Haziran 2012] Dağlıca baskınının düşündürdükleri ... [14 Haziran 2012] HSYK'dan savcı açıklaması ... [9 Haziran 2012] Erdoğan'dan özel yetkili mahkemelere yeni bakış ... [30 Mayıs 2012] Amerika da basın özgürlüğü sorunlu diyor ... [18 Mayıs 2012] Uludere faciası ve erdemli devlet olmak ... [27 Nisan 2012] Hükümetin yargı reformundaki iradesine ne oldu? ... [10 Nisan 2012] Balyoz'da nasıl delil atlanır? ... [6 Nisan 2012] Haşim Kılıç ne demek istedi? ... [31 Mart 2012] Avrupa'nın eleştirel bakışı kuvvetleniyor ... [17 Mart 2012] Letonya'daki bir katliamdan Madımak yangınına ... [15 Mart 2012] Türk usulü demokraside "filibuster" olur mu? ... [10 Mart 2012] Basının eleştiri hakkı ne kadar geniş? ... [7 Mart 2012] Ortaokulların kapısı imam hatiplere açılıyor ... [28 Şubat 2012] AB ile diyalogda Nuray Mert meselesi ... [21 Şubat 2012] Avrupa'dan yargı reformuna hem destek hem eleştiri ... [18 Şubat 2012] AİHM'nin Tuncay Özkan kararının muhasebesi ... [17 Şubat 2012] Hükümetin son krize habersiz yakalanması olağan mı? ... [9 Şubat 2012] Önce eğitimin kalitesine bakalım ... [27 Ocak 2012] Yargı Reformu ... [12 Ocak 2012] Avrupa'dan hâkim ve savcılara ağır eleştiriler ... [10 Ocak 2012] Başbuğ nerede yargılanmalı? ... [4 Ocak 2012] Uludere faciasında istihbarat soruları ... [22 Aralık 2011] Gırtlak kanseri bir mahkûmun ölümü ... [8 Aralık 2011] Şike yasası krizinin anatomisi ... [3 Aralık 2011] Avrupa'ya verilen sözler ne zaman tutulacak? ... [12 Kasım 2011] Genç değil, Meclis kürsüsü yara aldı ... [9 Kasım 2011] Ekonomide G20'deyiz insani gelişmede 92'nci ... [14 Ekim 2011] AB'ye göre basın özgürlüğü ihlalleri ciddi ... [14 Eylül 2011] HSYK Başkanvekili'nden mesaj var ... [10 Eylül 2011] HSYK şikâyetler karşısında adil mi? ... [9 Eylül 2011] Deniz Feneri'nde hatayı kim yaptı? ... [6 Eylül 2011] Hükümet tutukluluk süresinde kendisini bağladı ... [1 Eylül 2011] Adalet duygusu neden zedeleniyor? ... [24 Ağustos 2011] Libya dersleri ... [6 Ağustos 2011] ABD ve İngiltere'den Balyoz'a katılmak ... [3 Ağustos 2011] Balyoz'da ucu açık bir sürece doğru ... [29 Temmuz 2011] Yolsuzlukla mücadelede dünya liginde neredeyiz? ... [21 Temmuz 2011] Öcalan'ın oyun planı ... [17 Temmuz 2011] Türk yargısı hiç böyle eleştirilmemişti ... [12 Temmuz 2011] Rota yeniden AB'ye mi çevriliyor? ... [8 Temmuz 2011] Yemin kriziyle bölgesel güç olunabilir mi? ... [7 Temmuz 2011] Yeni kabinede dikkat çeken yönelişler ... [28 Haziran 2011] Adalet duygusu kaybolunca ... [7 Haziran 2011] Basın özgürlüğünde sıkıntılı bir döneme doğru ... [28 Mayıs 2011] Kasetler konusunda muhtelif teoriler ... [10 Mayıs 2011] AB'den tutuklu gazetecilere mesaj ... [4 Mayıs 2011] Yargıtay'da önemli bir içtihat değişikliği ... [3 Mayıs 2011] Özel yetkili mahkemelere barolardan önemli çıkış ... [27 Nisan 2011] Kopartılan yalnızca heykelin kafası mı? ... [14 Nisan 2011] Sosyalist olmanın ağır bedeli ... [9 Nisan 2011] Savcılar lehte delilleri tutabilir mi? ... [5 Nisan 2011] TBMM tarihi bir hata yapmak üzere ... [31 Mart 2011] Ergenekon'da envanter çıkartmak ... [30 Mart 2011] Bireysel başvuru hakkına veda mı? ... [9 Mart 2011] Şener ve Şık hangi delillerle tutuklandı? ... [16 Şubat 2011] Balyoz davasında tutuklama kriterleri ... [2 Şubat 2011] Amerikan modeli Erdoğan'ı mutsuz edebilir ... [22 Ocak 2011] Balyoz'da adli emanet bilmecesi ... [7 Ocak 2011] Yargıtay Başkanı: 'Bize haksızlık yaptınız' ... [13 Kasım 2010] Türkiye'nin yolsuzluk karnesi tekerrürden mi ibarettir ...
Sedat ERGİN
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™