Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Kürt cinini şişeye tıkmak
13 Kasım 2011, Kadri GÜRSEL
, Kadri GÜRSEL

“Kürt açılımı”, kısa süren ömründe Türkiye’de değişime hizmet etmiştir. AKP iktidarı tarafından kendi bencil siyasi menfaatinin aracı olarak, amaç dışı kullanılırken de Türkiye’nin değişmesine vesile olmuştur...
Diğer taraftan açılım, kendi amacı, yani “Kürt sorununun çözümü” itibarı ile de Türkiye’yi değiştirmiştir.
2008’in sonundan 2010’un başlarına uzanan tarihi dönemeçte önce Kürt, sonra Ermeni ve hatta Alevi açılımları gayet değerli “dış siyasi takas değerleri” sunmuştur AKP iktidarına...
AKP bu dönemde vesayetçi askerler ve müttefiklerine karşı, bunları siyasete burnunu sokamaz hale getirmek için sürdürdüğü iktidar mücadelesinde Batı dünyasından kendisi için çok değerli olan moral ve siyasi desteği almayı başarmıştır. Bunda en büyük pay, başlattığı Kürt ve Ermeni açılımlarına aittir. Ve hatta “Alevi açılımı”na da...
Aslında hiç başlamayan ama bir aralar kendisinden söz edildiği için Kürt ve Ermeni adındakilerin açtığı algı penceresinden içeri süzülmeyi başarmış olan sözde “Alevi açılımı”na da “üçüncülük ödülü”nü vermek gerekir...
AKP iktidarı, Türkiye’nin “asker meselesi”ni kendi iç iktidar yolculuğu bağlamında halletme gayesinin yanına, Kürt, Ermeni ve Alevi sorunlarını bir arada, yeni, meşru ve demokratik bir zeminde çözme iddiasını koydu. Bu sayede, Batı’dan bakınca pek münasip ve destek verilesi görünen bir “yeni Türkiye”nin algı kalıbını dökmekti gayesi...
Netice itibarı ile hâsıl olan gayenin kıymetli katkısıyla, “asker meselesi” AKP’nin meşrebince halledilmiştir.
Yani bu araçsallaştırılmış haliyle bile Kürt açılımı, Türkiye’nin değişiminde önemli bir rol oynamış bulunuyor.
Diğer taraftan, AKP’nin müstearıyla “demokratik açılım”, Kürt sorununun çözümü demek olan gerçek ve öz amacı itibarı ile de, iktidarın iradesi hilafına gayet kritik bir değişimi tetiklemiştir Türkiye’de...
Kürt sorunu ile “Kürtlük durumu”nun ihtiva ettiği gerçekliğin, Türkiye’deki hukuki düzenle hiç mi hiç örtüşmediğinin siyasi iktidar tarafından tarih önünde ikrarıdır açılım...
Kürt sorununu çözmek göreviyle yüz yüze olunduğunun iktidar tarafından da nihayet kabulü sonucunda, “Kürtlük durumu” mevcut hukuki çerçevenin içine ne sığar, ne de onun içinde tarif edilebilir olmuştur.
“Kürt cini” şişesinden çıkmış bulunuyor.
Siyasallaşma, kitleselleşme ve kentlerde merkezleşme dinamikleri görülmemiş biçimde hızlanmıştır. Türkiye’nin Kürt meselesi, hukuki düzenle Kürtlük durumu arasında uyumlu bir temsil ilişkisinin nasıl kurulacağının meselesidir artık. Tersi yapılamaz. Yani “Kürtlük durumu” bir daha mevcut eskimiş, aşılmış çerçeve içine hapsedilemez. Amaç buysa, sonuç Kürt sorununun daha da içinden çıkılmaz bir hal almasından başka bir şey olmayacaktır.
AKP’ciler bu gerçeğin farkında değiller ki dalgalar halinde düzenlenen KCK operasyonları marifetiyle Kürt cininin çıktığı şişeye gerisin geriye tıkılabileceğini sanıyorlar.
Temmuz 2009’da “start” düğmesine basılan açılımın bir de “stop” düğmesi yok ki, umulan bencil siyasi fayda sağlanınca üzerine basılsın ve sonra fişi çekilsin...
Olmadı, olamaz.
Mamafih Kürt sorununa hukuku boş verip yasalcılığın penceresinden bakmak, AKP’cilere aldatıcı bir “entelektüel konfor” da sağlıyor.
Yasanın egemenliği adına, güvenlik güçlerinin dağlarda silahlı gezen ve saldıran asileri öldürmesinde tabii ki bir sorun yoktur...
KCK yasa dışı bir oluşum olduğuna göre bütün KCK’lıların derdest edilmesi yasallık namına pek tabiidir. Tabii olmayan, kanun hâkimiyeti adına öldürülen ya da tutuklananlardan boşalan yerlerin doldurulmasında yasadışı örgütün pek de zorluk çekmiyor olmasıdır.
Sanılmasın ki yasa dışılığı savunuyoruz. Sadece Kürt sorununun gerçekliğiyle Türkiye’nin düzeni arasındaki derin tezadı vurgulamak amacındayız.
30 yıldır yasa dışına çıkan Kürtleri bitirmek için onları biteviye öldürmek ya da hapse atmak suretiyle verilen ve şimdi de AKP iktidarı tarafından üstlenilmiş gibi görünen mücadele, sorunu büyütmekten başka bir sonuca hizmet etmedi.
Kısırdöngünün şanssız ifadesi, Başbakan Erdoğan’ın “siyasi başdanışmanı” ve AKP Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan’ın geçen pazartesi günkü Zaman’da yer alan sözleridir.
Akdoğan, “KCK operasyonlarının 30 yıllık terörle mücadelede yapılan hamlelerin en önemlisi olduğunu” söylemiş.
Bırakın 30 yıl öncesini, partisi 9 yıl önce iktidara geldiğinde KCK mı vardı?

(Milliyet)

[Bu yazı 1523 kez okundu]
Kadri GÜRSEL

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [44]
[1 Eylül 2013] Katile 'katil' deyin, beladan da uzak durun ... [24 Haziran 2013] 'AKP'nin Yükselişi ve Düşüşü' ... [31 Aralık 2012] Devletin ve milletin arkasına saklanmayın ... [24 Aralık 2012] Meşru gücünün sınırlarında ... [6 Eylül 2012] Haber adem, Türkiye badem ... [3 Eylül 2012] 'Son'a kadar Davutoğlu'yla ... [30 Ağustos 2012] Bir ülke işte böyle parçalanır ... [27 Ağustos 2012] PKK'nın stratejik derinliği ... [16 Temmuz 2012] Basın özgür değilse, kimse özgür değil ... [9 Temmuz 2012] Laik Türkler daha iyisini hak edebilir ... [2 Temmuz 2012] Kürt taleplerine, Türklerin cevabı ... [28 Haziran 2012] Milletin meselesi, nasıl 'milli mesele' olur? ... [14 Haziran 2012] Seçmeli Kürtçe: Çok az, çok geç ... [28 Mayıs 2012] Başkanlık sistemi zararlı ve tehlikeli ... [27 Mayıs 2012] Zombiler karşısında gergin ve endişeli ... [17 Mayıs 2012] Cemaat Fener'i ele geçirmek istemiyor ... [6 Mayıs 2012] Video komplosu: Kim kazandı, kim kaybetti? ... [29 Nisan 2012] Olmayan demokrasi ihraç edilemez ... [26 Nisan 2012] Ankara'nın tek ortağı Barzani ... [25 Mart 2012] Emzik planı ... [19 Mart 2012] Türkiye'nin imajını bozanlar kimlerdir? ... [15 Mart 2012] O gazeteciler dışarıda, gazetecilik hâlâ hapiste ... [8 Ocak 2012] İran için vakit çok geç (Davutoğlu için de...) ... [22 Aralık 2011] 'Soykırım Yasası'na AB kalkanı ... [1 Aralık 2011] Böyle özür dilenmez ... [20 Kasım 2011] Türkiye-İsrail Yeniden düşünmek -1- ... [3 Kasım 2011] ABD Irak'tan çekilirken... ... [15 Eylül 2011] Savaştan söz etmenin dayanılmaz hafifliği ... [11 Eylül 2011] Gazze 'milli dava' değildir ... [11 Ağustos 2011] Hakikaten, polisin dağda ne işi var? ... [4 Ağustos 2011] Askerin 'dönüş bileti' yok mu sanıyorsunuz? ... [17 Temmuz 2011] Anlamsız savaş, popülist siyaset ... [7 Temmuz 2011] 'Üç Büyükler' düzenine operasyon ... [26 Haziran 2011] Meclis, 17 yıllık hatasını telafi etmeli ... [23 Haziran 2011] 'Sıfır sorun': Halep oradaysa arşın burada ... [19 Haziran 2011] Alevi'yse ne var bunda? ... [6 Haziran 2011] 'Müslüman demokrasi' palavrasının sonu ... [26 Mayıs 2011] Seks kasetleri: Nereden biliyorsun? ... [23 Mayıs 2011] Demokrasi için, 'gücü azaltılmış Erdoğan' ... [21 Nisan 2011] 'Yüzde 10' barajı, istikrarın düşmanı ... [11 Nisan 2011] Arap baharı, Kürt yazı ... [3 Nisan 2011] Türkiye Cemaat'e büyük geldi ... [28 Şubat 2011] Müslüman demokrasi iş başında ... [31 Ocak 2011] 'Mısır İslam Cumhuriyeti' ...
Kadri GÜRSEL
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™