Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Atatürk yaşasaydı Sözcü'ye ne derdi
11 Kasım 2011, Ahmet HAKAN
, Ahmet HAKAN

SÖZCÜ gazetesi, geçen 10 Kasım’da yaptığının bir benzerini bu 10 Kasım’da da yapmış:

Birinci sayfasını baştan sona “Atatürk bugün yaşasaydı bakın neler derdi” konulu bir fotoromana ayırmış.

Fotoğraflarda şunlar var:

Atatürk depremzedelerin derdini dinliyor ve şöyle diyor: “Çürük bina yapandan hesap sorulmalı.”

Atatürk maç seyreden Fenerbahçelilerin arasında ve şöyle diyor: “Şike varsa cezalarını çeksinler ama insanları boş yere hapislere atıp lekelemesinler.”

Atatürk atanamayan öğretmenlerin yanında ve şöyle diyor: “Ben ‘öğretmenler yeni nesil sizlerin eseri olacak’ dedim. Bu ülkenin yöneticileri beni hiç anlamamış.”

Atatürk şehit cenazesine katılıyor ve şöyle diyor: “Terör müzakereyle değil mücadeleyle yenilir.”

Neyse... Daha fazla uzatmayayım.

* * *
Hani bazen başkası adına utanırız ya...

O birinci sayfa bende işte böyle bir etki yaptı.

Resmen utandım.

Atatürk savunuculuğu adı altında bu denli çocuksu ve gülünç işler yapılması utandırdı beni.

Size bir şey söyleyeyim mi?

En azılı Atatürk düşmanları bile, Atatürk’ü bu denli küçük düşürmeyi başaramadı.

* * *
Atatürk yaşasaydı ve Sözcü’nün dünkü birinci sayfasını görseydi...

“Çocuklar! Madem kendinizi gülünç duruma düşüreceksiniz, bu işe beni neden alet ediyorsunuz?” derdi.

Derdi demesine ama o birinci sayfayı hazırlayanlar, Atatürk’ün ne demek istediğini anlarlar mıydı?

Emin değilim.

Coşkulu anmanın iki nedeni

BU 10 Kasım’da Atatürk her zamankinden daha fazla coşkulu bir şekilde anıldı.

Ben bunu şu iki nedene dayandırıyorum:

BİR: İktidara kızan, CHP’den de beklediğini bulamayan ve son dönemde iyiden iyiye mevzii kaybettiğini düşünen bir kesim, hoşnutsuzluğunu Atatürk üzerinden dile getiriyor. Kısacası Atatürk, iktidar karşıtlığının bir sembolü haline getirilmek isteniyor.

İKİ: Son dönemlerde ekranlarda dile getirilen “Atatürk diktatördü” türü eleştirilere büyük tepki var. Türkiye sınırsız bir özgürlükler ülkesiymiş, bugünün kudret sahipleri her biçimde eleştirilebilirmiş, dokunulmayan tek tabu Atatürk kalmış gibi davranılmasının vicdanları yaralaması meselesi...

İçişleri Bakanı’na kısa ve acısız uyarılar

SEMPATİK olmak ile sempatik olmaya çalışmak arasında büyük bir fark vardır. Olabiliyorsanız sempatik olun, olamıyorsanız hiç değilse sempatik olmaya çalışmayın.

“Kürt sorunu nerede? Arıyorum, bulamıyorum” türü cümleleri kurmadan önce, Başbakan Erdoğan’ın “Kürt sorunu vardır” diye bir cümle kurduğunu unutmayın.
“Üç adet vatandaşımız can kaybına maruz kalmıştır” gibi bir cümle kurdunuz. Bu cümlenizde en az 8 yanlış var. Bulmaya çalışın.

“Büşra Hanım bu ülkedeki binlerce profesörden biridir. Bu ülkede bütün profesörler tutuklansa merak eder sorarız ama binlerce profesörden biri tutuklanmış” şeklinde açıklamalar yapmaktan kaçının. Profesörler acayip tedirgin oluyor.

Çok düşünüp az konuşun.

Olaylara ve olgulara Milliyetçi Cephe hükümetlerinin bir bakanı gibi yaklaşmaktan vazgeçin.

İyi vali kötü vali

DİYARBAKIR Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, “23 Ekim’deki deprem afetti, bugünkü cinayet” demiş.

Çok doğru...

Van’da yeni sarsıntılar beklenirken çürük binalarda oturulmasına izin verilmesi başka türlü açıklanamaz.

Ama bundan daha önemlisi Osman Baydemir’in Van Valisi hakkında yaptığı değerlendirme...

Baydemir, “Keşke Van’ın Efkan Ala ve Hüseyin Avni Mutlu gibi valileri olsaydı” demiş.

Ne çıkar bu değerlendirmeden?

Şu çıkar:

Demek ki BDP’lilerin valilere yönelik özel bir yıpratma çabası yokmuş ve işini iyi yapan valiler hayırla yâd ediliyormuş.

Beşir Atalay’a açık mektup

BEŞİR Hocam...

Başbakan Yardımcısı sıfatıyla Van’da çöken Bayram Oteli’nin enkazı başında inceleme yaptınız.

Tam enkaz alanını terk ederken, bir grup “Vali istifa” diye slogan atmaya başladı.

Siz bu grupla bir diyalog kurmaya çalıştınız, “Beni dinler misiniz?” dediniz.

Fakat sloganlar dinmedi.

Siz de bunun üzerine “Dinlemeyecekseniz haydi hoşça kalın” dediniz.

Buraya kadar her şey demokratik bir ülkede olması gerektiği gibiydi.

* * *
Ancak siz bölgeyi terk eder etmez bir şey oldu, kötü bir şey...

O ana kadar herhangi bir taşkınlık yapmayan, sadece “Vali istifa” diye bağırmakla yetinen göstericilere polis müdahale etti.

Ne müdahalesi!

Resmen coplarla saldırdı.

Kaçan kurtuldu, kaçamayan yerlerde sürüklendi.

* * *
Beşir Hocam...

Lütfen söyler misiniz?

Bu ülkede “Vali istifa” diye gösteri yapılamayacak mı?

Yakmadan, yıkmadan, en küçük bir taşkınlığa bile yer verilmeden gerçekleştirilen küçük çapta bir protesto gösterisine dahi tahammül edilmeyecek mi?

Daha da önemlisi şu:

Artık valilere de mi laf söylenemeyecek?

Ya da söylendiğinde polis köteği mi devreye girecek?

Eğer böyle olacaksa, o zaman buranın Şam’dan, Hama’dan ne farkı kalacak?

Bahri Zengin vefat etmiş

MİLLİ Görüş hareketinin entelektüel kanadındandı.

Refah Partisi’nin İstanbul’daki ilk açılımlarında pay sahibiydi. Genelevlerde bile Refah propagandasının yapılması gibi, kadınların ön plana çıkarılması gibi, belediyelerde kurulan halk meclisleri gibi açılımlarda imzası vardı.

Tayyip Erdoğan’la yıldızı bir türlü barışmadı. Bu yüzden bal gibi de “yenilikçi” olduğu halde tuttu “gelenekçi” saflarda yer aldı.

Yumuşak üslupluydu, iyi bir hatipti...

Uygar bir insandı. En çekişmeli dönemlerde bile karşıtları nezdinde saygınlığını koruyabildi.

Milli Görüş hareketinde demokrasi kavramıyla başın pek de hoş olmadığı zamanlarda içtenlikle demokrasiyi savunurdu.

Siyasetçi olduktan sonra edebiyattan epey uzak kaldı ama sonuçta o Cahit Zarifoğlu’nun meşhur “7 Güzel Adam”ından biriydi.

Mavera adlı edebiyat dergisine katkıları unutulmaz.

Kendisini aşırı ciddiye alırdı ama aynı zamanda şaka kaldırırdı.

* * *
Uzun zamandan beri kendisinden haber alamıyordum.

Numan Kurtulmuş’la birlikte hareket ettiğini öğrenmiştim.

En son Milli Gazete’de “Bahri Zengin dualarınızı bekliyor” başlıklı, ağır hasta olduğunu bildiren bir haber okumuştum.

Allah’tan rahmet diliyorum.

 

(Hürriyet)

[Bu yazı 1550 kez okundu]
Ahmet HAKAN

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [51]
[24 Mart 2014] Korkuyor ... [17 Mart 2014] Önüne gelene bin tekme ... [7 Mart 2014] Günah işleme özgürlüğü ... [1 Mart 2014] Sadece uçkura odaklı muhafazakâr ahlak ... [28 Şubat 2014] Biz köşe yazarları korkak ve ikiyüzlüyüz ... [21 Şubat 2014] İstihbaratı çok seven dindarlar ... [27 Ocak 2014] Ve tekfir başladı ... [19 Mart 2013] Bir müebbet yazısı ... [18 Mart 2013] Ne istiyorsun birader ... [15 Mart 2013] Yalakalıkta zirve diye bir şey olmazmış ... [9 Şubat 2013] Pardon ama yargı zaten ele geçmiş değil miydi? ... [25 Ocak 2013] CHP'nin ulusalcıları faşizmi hortlatıyor ... [31 Aralık 2012] Makbul vatandaş olmak için tüyolar ... [25 Aralık 2012] Yuh olsun sana Levent Kırca ... [3 Aralık 2012] İmam hatipte öğrendim ben bu haylazlığı ... [1 Aralık 2012] Neden 'İyi ki Abdullah Gül var' diyemiyorum ... [23 Kasım 2012] 'Kazan kazan'dan 'kaybet kaybet'e ... [30 Ekim 2012] Çöktü bir şeyler ... [12 Ekim 2012] Namı büyük Necdet Paşa ... [6 Ekim 2012] Eğri oturdum doğru konuşacağım ... [15 Eylül 2012] Bir fotoğrafın anatomisi ... [11 Eylül 2012] Demokrasiye saygılı paşa eleştirilemez mi? ... [28 Ağustos 2012] Yeni başlayanlar için El Kaide kılavuzu ... [27 Ağustos 2012] Cihatçıları gerçekten de ayet mi motive ediyor? ... [18 Ağustos 2012] Bir de buradan bakın: Aygün neden kaçırıldı? ... [16 Ağustos 2012] Cüppeli Ahmet Hoca'yı Metris'te ziyaret ettim ... [7 Ağustos 2012] Başbakan'ın Alevi politikasını açıklıyorum ... [27 Temmuz 2012] Tüzüklerle çarpışarak mağlup olanlar: Aleviler ... [16 Temmuz 2012] Miting yasakçısını düşünmeye davet ... [28 Haziran 2012] Fethullah Gülen'in ağlama müdafaası ... [26 Haziran 2012] Son 10 günün bilançosu: Hangi bünye buna dayanır? ... [14 Haziran 2012] 'Cemaat'e dair bir muamma ... [11 Haziran 2012] Goygoycuların yaman günleri ... [1 Haziran 2012] İslam'da kürtaj ... [15 Mayıs 2012] 'Poşu davası' diyemezmişiz ... [4 Mayıs 2012] Muhafazakârlar için tüyo Tiyatro nasıl ele geçirilir? ... [15 Nisan 2012] İyi bir insan iyi bir lider olabilir mi ... [17 Mart 2012] Yeni başlayanlar için katliamla hesaplaşma ... [15 Mart 2012] Neden? Neden? Neden? ... [5 Mart 2012] Çullan babam çullan ... [23 Şubat 2012] Aziz Yıldırım'ın Atatürk vurgusu ... [18 Şubat 2012] Yemişim AİHM kararını ... [10 Şubat 2012] İleri demokrasinin bir cilvesi daha ... [6 Şubat 2012] Al sana Ergenekon'un işine gelecek bir yazı ... [27 Ocak 2012] Pişmiş aşa su katan sorular soruyorum ... [17 Ocak 2012] Anlayana... ... [29 Aralık 2011] İdris Naim Bey'e dair sorular ve cevaplar ... [20 Kasım 2011] Neden CHP'ye vuruyorum ... [4 Kasım 2011] Herkes kendine tutuklu ... [9 Ağustos 2011] Süper tehlikeli bir yazı ... [23 Mayıs 2011] Artık şurası anlaşıldı: Kasetler profesyonel işi ...
Ahmet HAKAN
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™