Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Biz Birleşemeyiz ki Dağıtsınlar?
9 Kasım 2011, Özlem YÜZAK
, Özlem YÜZAK
Aylardır dünyanın doğusunda da, batısında da halklar isyanda... Kimileri demokrasi talebiyle ayakta, kimileri sömürüye karşı, kimileri kapitalist düzene... Ama neticede sokaklar öfke dolu... İnsanlar birleşiyor, örgütleniyor ve haklarını aramaya, tepkilerini ortaya koymaya çalışıyor.
Peki, Türkiye niye bu kadar sessiz? Neden New York’ta “Wall Street’i İşgal Et” eylemi dondurucu soğuğa karşın sürerken, Avrupa’nın birçok ülkesinde protestolar devam ederken, Atina’daki ekonomik kriz insanları sokaklara dökerken bizde kitlesel protestolar yapılmıyor? Türkiye’de de işsizlik, yoksulluk diz boyu değil mi? Gelir dağılımındaki adeletsizlik sürmüyor mu? İnsanlar sorgusuz sualsiz tutuklanıp hapse atılmıyor mu? Ragıp Zarakolu’nun da tutuklanmasıyla birlikte cezaevlerindeki gazeteci sayısı 64’e yükseldi. Bilim insanları, akademisyenler, yazarlar demir parmaklıklar arkasında...
Peki, neden kitlesel ve uzun süreli protestolar yapılamıyor bu ülkede? Son hatırladığım geniş kitlesel eylem TEKEL işçilerinin 2 yıl önce Ankara Kızılay’da 78 gün süren çadır eylemiydi. Halkın ve medyanın büyük ilgisine karşın sonuç alınamadan TEKEL işçileri de dağıldı.
Orada burada küçük topluluklar tepkilerini dile getirmeye çalışıyor ama ne süreklilik sağlanabiliyor ne örgütlü hareket edilebiliyor ne de sayı çoğalıyor. Tabii medyanın ilgisizliği de cabası... Sıra kendi ülkemizdeki hak arayışı ve toplumsal hareketlere gelince ilgimiz azalıyor nedense…
Korku işin bir yönü. Polisin orantısız güç kullanması, bugüne kadar HES’lerdeki eylemlerde, BDP’lilerin yürüyüşlerinde, öğrenci protestolarında sıkılan biber gazları, yerlerde sürüklenen insanlar, uzun süreli tutukluluk halleri caydırıcı. Ama Batı’da da süreç protestocular için kolay değil ki... Wall Street’i İşgal Edin hareketinin 700 üyesinin New York Polisi tarafından tutuklandığını, Londra’da da insanların güvenlik güçleri tarafından tartaklandığını unutmayalım. Direniş belli şeyleri göze almaktır. O yüzden tek sebep korku olamaz.
Tamam bir dönem darbelerle geçen bir yakın geçmişin izlerinin hâlâ sürüyor olması, sendikalaşmanın ve her türlü örgütlülüğün baskılanması, AKP iktidarının ileri demokrasi söylemiyle totaliter rejim uyguluyor olması da caydırıcı unsurların içinde. Ama bunlar tek başına açıklayıcı değil.
Peki ya adam sendecilik… Ya seyirci olma halinden memnun oluşumuz… Bıkkınlık… Ya ‘nasıl olsa bir şey değişmiyor’ olgusu… Meydanları doldurmamanın, tepki vermek için sokaklara dökülmemenin ana nedenlerinden biri bu olmasın?
Ama bir diğeri daha var... O da “ortak hareket etme”, “güçbirliği oluşturma” kültürünün eksikliği. Toplumsal ittifak oluşturulamıyor bir türlü bu ülkede. Çıkar grupları güçlerini birleştiremiyor, ortak amaçlar bir noktada bölünmeye, ilgi dağılmaya başlıyor. Frankfurt’ta Dünya Bankası’nın önünde Wall Street eylemlerinin Avrupa ayağı devam ediyor. Gezdim orada kurulan çadırları. 80’li yaşların üzerindeki insanların bile ilan astığı, tüm toplumun destek verdiği bir protesto. Uzun süreye yayıldığı belli. Türkiye’de bir grup başlatsa diğeri “benim işim değil” deyip seyreder, bir başkası “aynı ideolojiyi paylaşmıyoruz” der. Dinci-laik; Türk-Kürt ekseni daima en üst belirleyici olur...
Halbuki neden 13 yaşında 26 kişinin tecavüzüne uğrayan N.Ç’nin davasında son karar bu ülkenin tüm kadın derneklerini ve onlara destek veren erkekleri birleştirmiyor? 8 yılda tamamlanmayan, sonunda mahkemenin “sanıklarla kendi rızasıyla birlikte oldu” diye karar verdiği, yargıtayın da kararı onadığı insanlığın yüz karası bir olay. Bu kadar tepki aldı ama neden kitlesel bir eylem yapılamıyor?
“Kadına karşı şiddet” keza…Ya da öğrencilerin her eyleminde yaşananlar. Neden bütün öğrenciler, gençler ortak sorunlarının çözümü için birlikte hareket edemiyor? Neden sadece küçük gruplar küçük eylemler yaparken büyük çoğunluk sessiz?.. Burada vurdumduymazlığın payı ne kadar? Üniversitelerin paralı olması ve öğrencilerin yıl kaybetmemek için kendi gelecekleri ile ilgili olanlar da dahil hiçbir toplumsal soruna bulaşmak istememeleri de caydırıcı unsurlardan biri mi?

Sorular tartışmaya açık… Konuyu sürdüreceğiz... Herkese iyi bayramlar.

(Cumhuriyet)

[Bu yazı 1291 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™