Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Ezmek için mi, çözmek için mi?
7 Kasım 2011, Aydemir GÜLER
, Aydemir GÜLER
KCK operasyonunun Ergenekon'un simetriği olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. İkinci Cumhuriyet güçleri, bütün kanatlarıyla Kemalizmi tasfiye ettikleri operasyona Ergenekon adını takmışlardı. Şimdi çeşitli kanatlarıyla Kürt muhalefetinin tasfiye edilişine KCK operasyonu adı veriliyor.
Devrimci Karargah davası adlı komedi ise iki uğrağın ortasında bir yerde duruyor. Ergenekon'a yapılmak istenen bu ek, ana operasyonu kontrgerillanın tasfiyesi adına selamlayan “yetmez ama evet” çizgisine bir şakaydı adeta. KCK tutuklamalarında da AKP döneminin türbana özgürlük talep eden entelektüellerinin, Anayasa değişikliklerini alkışlayanların yer alması bir simetri duygusu yaratmıyor mu?
Elbette gün geçmişe yönelik fatura çıkartma günü değil. İkinci Cumhuriyetin bir tür faşizm olduğunu hissedenler faşizme geçit vermemekte ortaklaşabilmeliler. Burada değineceğim konu böylesi bir ortaklaşmanın imkanları açısından anlam taşımaktadır.
Konu ve soru şu: Son gözaltı ve tutuklamalar rejimin kirli savaş çağına geri dönüşünü mü temsil etmekte, yani Kürt muhalefetini bütünüyle ezmeyi mi hedeflemektedir; yoksa AKP veya İkinci Cumhuriyet tipi bir çözüme, gerici bir çözüme mi gidilmektedir?
Kürt siyasi çevrelerinde her iki yorum da dile getiriliyor. Savaş siyasal çözümün alternatifi değildir. Savaş da barış da siyasidir. Dolayısıyla belirli bir siyasal çözüm, kendi içinde askeri, polisiye, şiddete dayalı bol öğe barındırabilir pekala. Bu nedenle çözüm sözcüğü kendi başına sihirli sayılmamalıdır. Sürecin karakterine bakılmalı ve öyle karar verilmelidir.
Bu süreçten halkın yararıyla uyuşabilir, ilericiliği, kardeşliği ağır biçimde rencide etmeyecek, emperyalizmin ve gericiliğin önünü açmayacak bir çözüm çıkar mı? Eğer çıkacaksa, içerdiği savaşçı ve barışçı öğeler buna göre anlam kazanırlar. Çıkmaz diyorsanız, sadece savaşçı değil barışçı öğeleri de buna göre yargılarsınız.
Sorun bir dönem çözüme yatan AKP'nin sonradan sözünden cayması ve silaha sarılması olarak tarif edildiğinde ise iki seçeneğin arasında bir yerde konaklanmış olunur. Buna uygun bir strateji, olsa olsa AKP'yi ikna etmek veya AKP üstünde baskı kurulmasını sağlamaya çalışmak olabilir.
Bu satırların yazarının tercihinin hangi yönde olduğunu soL portal okurları biliyor olmalılar. AKP gerek savaşın gazına bastığında gerekse barış görüşmelerine giriştiğinde aynı AKP. İkinci Cumhuriyetin parçası olunarak halkın yararına herhangi bir şey elde edilemez.
Ezmek ve çözmek, gerici rejimin perspektifinde madalyonun iki yüzüdür. Gericilik ve emperyalizm, kendi modellerine uyamayacağını düşündükleri güçleri ezerek, geriye kalanlarla çözüm pazarlığı yürütürler.
Bugünün somutluğunda yaşananlarsa net olarak anlaşılmalı. Rejim Kürt hareketini yalnızlaştırmakta. Kürt hareketinin kendini bir ittifak sisteminin içine yerleştirme şansı olan kolu, açık partidir.
Yalnızlaştırmak için bu kolun budanması, küçültülmesi, etkisizleştirilmesi gerekiyor. Tanımı gereği kendini bir ittifak sistemi içine yerleştiremeyecek diğer kol yalnız kaldığında, günümüzün politik koşullarında etkisizliğe mahkum olacaktır. Silahlı hareketin kendi başına etkinlik artırabildiği dönem 1984'le başlayıp on yıldan daha az süren dönemdir.
AKP'nin legal alanı sınırlayan bir ezme operasyonundan sonra etkisiz merkezle pazarlığa oturması pekala mümkündür. Hatta, bana sorarsanız, küresel ve bölgesel sürecin ana mantığı bu yöndedir. İkinci Cumhuriyet Türkiye'si veya Yeni-Osmanlılı Amerikan Ortadoğu'su, Kürt sözcüğünü kart-kurt'a indirgemek durumunda değildir artık. Bu yapıya denk düşen piyasacı, islamcı ve Kürt kimliğini tanıyıp kurumsallaştıran bir gerici çözümdür. Bu çerçevede tanınıp kurumsallaşan bir kimliğin kimseyi özgürleştirmeyeceğini, bir kere daha eklemeye gerek var mı?

(HaberSol)

[Bu yazı 1363 kez okundu]
Aydemir GÜLER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [50]
[21 Eylül 2014] Komünist Parti MK üyesi Aydemir Güler: Sosyalizm vurgusu daraltmaz güç katar ... [17 Haziran 2014] Çankaya için boş işler ... [11 Haziran 2014] Cambaza bak ... [9 Haziran 2014] Çankaya yolu Lice'den geçer mi? ... [29 Mayıs 2014] Muhalefet dediğin ... [24 Mayıs 2014] Gaza basmak: Tercih mi, zorunluluk mu? ... [21 Mayıs 2014] İğrenme ... [20 Mayıs 2014] Bir kere daha cumhurbaşkanlığı ... [17 Mayıs 2014] Aklınızdan bile geçirmeyin ... [16 Mayıs 2014] Reyhanlı, Soma, meşruiyet ... [26 Nisan 2014] Ayar ... [16 Nisan 2014] Ne yapmalı, ne yapmamalı ... [15 Nisan 2014] Gelecek istasyon: Cumhurbaşkanı seçimi ... [12 Nisan 2014] İkinci Ergenekon vakası ... [10 Nisan 2014] Sığar mı, sığmaz mı? ... [9 Nisan 2014] Bölünen Türkiye'de yumruk ... [3 Mart 2014] Üç yıl önce üç sosyalizm ... [28 Şubat 2014] Kimin nasıl ?götüreceği önemlidir ... [24 Şubat 2014] Tayyip: Nereye ?kadar deliyi oynar? ... [7 Şubat 2014] Seçim yalnız seçim değildir ... [31 Ocak 2014] İstanbul bu giysiye sığmaz ... [24 Ocak 2014] 34 yılın sonunda para ve din ... [27 Aralık 2013] E.A. dendiğinde ... [23 Ağustos 2013] Neden dışarıda oynuyorlar? ... [21 Haziran 2013] Önce borcunu öde ... [27 Mart 2013] Demokrasi ve barış ... [20 Mart 2013] Akıl var mantık var ... [21 Şubat 2013] Halk nedir? ... [14 Şubat 2013] Arap "Bahar"ı bitiyor mu? ... [30 Ocak 2013] Ulus, milliyet, vs. Ne bitti? ... [2 Ocak 2013] AKP ha düştü ha düşecek mi? ... [26 Aralık 2012] Tayyip paketi ... [5 Aralık 2012] Komünistin milliyeti, dini... ... [15 Kasım 2012] Kim kazanır? ... [24 Ekim 2012] Rus faktörü ... [18 Ekim 2012] Bir demet kavram: Çözüm, reform, irade... ... [11 Eylül 2012] Hangi kriz? ... [27 Ağustos 2012] Sıcaktan mı? ... [7 Ağustos 2012] Düğüm ... [9 Temmuz 2012] Uzlaşmacılık ne yana düşer? ... [2 Temmuz 2012] Zana çözümü mü? ... [25 Haziran 2012] Suriye duvarı ... [4 Haziran 2012] Bu kadarı da... ... [15 Mayıs 2012] Hiç mi tartışmasak? ... [9 Nisan 2012] "Hakiki müslüman" ... [28 Şubat 2012] 28 Şubat'ı nereye koymalı? ... [23 Ocak 2012] Mağduriyete dönüş mümkün mü? ... [21 Kasım 2011] CHP muhalefeti ... [20 Temmuz 2011] Kan ne yöne akıyor? ... [30 Mart 2011] Solu soysuzlaştırmak ...
Aydemir GÜLER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™