Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Erzurum'da şiir okuyamamak
7 Kasım 2011, Av. Sabri KUŞKONMAZ
, Av. Sabri KUŞKONMAZ
Yolculukların beni bağımsızlaştırdığını düşünürüm. Günlük yoğun iş yaşamında, saysız iş sizi tutsak almıştır. Zaten çalışmaya zorunlu olmak, mutlak bir özgür olmama halidir.
 
Birilerine verilecek yanıtlar, hazırlanacak savunmalar, dosyalar…

Yolculuk halinde, görece bir bağımsızlık duygusu içindesinizdir. Yanıltıcı da olsa. Her günkü zaman akılının birazcık dışa çıkmışsınızdır. Olağan iş mekanında uzak olmanın verdiği bir “meşruiyet” halidir sizi rahatlatan.

Geçen hafta Erzurum’a yolculuk yaptım. Aklımda Puşkin’in “Erzurum yolculuğu”  var. Bir gün önce 17.00 uçağı ile gitmek gerekiyor. Çünkü sabah 9.00’da avukat Turgut Kazan’ın sanık Turgut Kazan olarak duruşması var. Savcı İlhan Çihaner’in savunmasını üstlendiği süreçte yaptığı iki açıklamadan dolayı dava açılmış. Davanın şikayetçisi bir başka savcı!

İçinde şiir geçen bir başlıkla yazıya başladım.  Ama birden hukuka giriverdim: Tüm tarafların hukukçu olduğu bir tuhaf davaya. Memleketin hali de aynen böyle, gün yirmi dört saat hukuk/ hukuksuzluk sarkacındayız.

Yolculuk diye başlamıştım. Evet. Geri geliş ertesi akşam yedide. Yani neredeyse yirmi dört saat bağımsızım. Özellikle akşam ve gece boyu otelde kesin bir yalnızlık lüksüm var. Yanılgın özgürlük zamanımda okumak için üç şiir kitabı aldım. Bir tanesi, Mahmut Temizyürek’in kitabı; “Yalangezen.”

Yolculuk, uçak, Erzurum, akşam yemeği, davanın ayrıntıları… Nasıl olsa şiire gece bir zaman aralığı buluruz…

Devletin savcısı, devletin bir başka savcısı için dava açmış. Devletin yargıcı savcıyı tutuklamış.  Avukat, tutuklanan savcıyı savunmaya soyunmuş. Kırk dokuz yıllık avukatlık hayatında, sıkıyönetim dönemlerinde bile tanık olmadığı yanlış uygulamaları görünce, bunları kamuoyu ile paylaşma gereği duymuş. Zaten paylaşmasa bile, duruşmanın aleniliği/açıklığı ilkesi var. Yani bu ülkede yaşayan yetmiş dört milyon kişi gelip o duruşmayı izleyebilir. Niye? Demokrasi ve hukuk güvencesinin çağdaş bir gereği olarak böyle. Kamu adına yargı görevi üstlenenlerin bu işleri kamunun gözü önünde yapması için.

Avukatın içerde olanları anlatmasında, savcının da adı geçmiş. Bu savcının adı, yine kamuoyunun demokratik denetiminin sağlanması için, atanırken Resmi Gazete’de yayımlanır. Sonra, savcının adı iddianamede ve diğer yargısal kararlarda da yer alır.

Yani ortada gizli, bilinmeyen bir kişi yoktur. Ama bu savcı, öteki savcının avukatı için “Gördüğüm iş nedeniyle beni terör örgütlerine hedef gösterdi” diyerek şikayette bulunmuş. Yasa diyor ki, “terörle mücadele eden kamu görevlileri”… Savcı, “terörle mücadele eden bir kamu görevlisi” mi? Hayır. Savcı, yargı görevlisi. Peki, öyle bile olsa, “faraza” etmiş olduğu mücadelenin, yani açıklamaya konu olan davanın sanığı kim? Bir ilin cumhuriyet başsavcısı. Yani başka bir deyişle, dava açarak mücadele ettiği “terörist” başsavcı. Onunla mücadele ederken adının açıklanmasının suç olduğunu düşünmüş! Mahkeme de,  Adalet Bakanlığı da aynı düşüncede birleştiğinden dava açılmış.

“Terörle” mücadelenin “süjesi-sanığı” olan başsavcı, tutuklanıp, dört ay yatmış. Sonra çıkmış. Yine “terörist faaliyetlerine” devam etmiş. Yani bir ilin cumhuriyet başsavcılığına devam etmiş! Sonra, aynı “terörist” görevini yapması için HSYK onu başka ile atamış. Atandığı başka bir ilde kısa süren “terör” görevinden sonra istifa edip, ilk seçimlerde vekil olmuş. İşte bu savcı ile “uğraşan” diğer savcı “Ben terörle mücadele eden kamu görevlisiyim” demekte.

Erzurum’da şiir mi okuyacaktım? Mahmut Temizyürek’in “Yalangezen”ini! Şiir “yalan” oldu. Belki de bu işlerde istenenlerden biri de budur; şiire uzak, saçmaya yakın ol.
         

Haftanın iktidar mağdurları: Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakolu.

(Birgün)

[Bu yazı 2541 kez okundu]
Av. Sabri KUŞKONMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [44]
[11 Ocak 2016] Anlam boşalması ... [14 Aralık 2015] Sanatçının gölgesi ya da insanın boyu ... [7 Aralık 2015] İntihar bombacılığın dönüşümü-II ... [2 Kasım 2015] Bienal'e yetişememek ... [26 Ekim 2015] Yüksekova'da olağan bir gün ... [19 Ekim 2015] Anaakımın tersinde bir hayat ... [12 Ekim 2015] Sizlere kelepçe yetmeyecek ... [5 Ekim 2015] Bizde Kafkaesk var mıdır? ... [21 Eylül 2015] Sanatla eğlenmek ... [14 Eylül 2015] Eşitlik etiği ... [7 Eylül 2015] Müzik Köyü ve Ramazan Güngör dersi ... [17 Ağustos 2015] Anormal olan normal olunca ... [3 Ağustos 2015] Yasal silahıyla bir devlet. ... [27 Temmuz 2015] İslam hukuk ve insan ... [20 Temmuz 2015] Sanat alanında ekonomi politik ... [13 Temmuz 2015] Kelepçeli iki kitap ... [6 Temmuz 2015] Demokrasinin yüzölçümü ... [27 Nisan 2015] Slogan şiir solgun şiir ... [20 Nisan 2015] Çorbanın tadı tuzu ... [13 Nisan 2015] Din mi yoksa devlet mi yozlaşır? ... [6 Nisan 2015] Örtülerimiz, vasatımız ... [30 Mart 2015] Hayal gücü güzeldir ... [9 Mart 2015] Putları kırmak ya da iyimserliğin determinizmi ... [29 Aralık 2014] Sinemanın 100. yılından görüntüler-I ... [15 Aralık 2014] Belgeselciler ne yapar? ... [1 Aralık 2014] Demokrasiye takla attırmak ... [10 Kasım 2014] Vizörden bakmak ... [3 Kasım 2014] Abdullah Baştürk İşçi Edebiyatı Ödülleri'ne ne oldu? ... [27 Ekim 2014] Karmaşık olanı karıştırmak ... [20 Ekim 2014] Dağlarca'nın yalnızlığı ... [29 Eylül 2014] Muhafazakâr ahlaksızlığa devam ... [22 Eylül 2014] Çıplak Leydi ya da muhafazakâr ahlaksızlığa giriş ... [25 Ağustos 2014] Yeni her zaman iyi midir? ... [14 Temmuz 2014] Post hukuk ya da hukukun postu ... [7 Temmuz 2014] Avrupa'nın hukuk ve yargı kültürü ... [16 Haziran 2014] İlmiye sınıfı ve cehalet ... [31 Mart 2014] Başbakanın mahremi devletin mahremi ... [3 Mart 2014] Montaj bir demokrasi ... [6 Ocak 2014] Hukukta yumuşak 'g' yoktur ... [23 Nisan 2013] Öküze döndürülmek... ... [2 Nisan 2013] Sözü tüketmek ... [6 Haziran 2011] Hopa'ya inen Eşkıya ... [28 Nisan 2010] Emek Sinemasında Anayasa Filmi ... [21 Nisan 2010] Kargının İçindeki Rüzgar ...
Av. Sabri KUŞKONMAZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™