Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
İcra Müdürlerinin Hukuki Statüsü
4 Kasım 2011, Mehmet Zeki AYDIN
            İnsanlık tarihi boyunca, Dünyanın hemen hemen her yerinde Adalet kavramının KUTSALLIĞI herkes tarafından ve her katmanda kabul gören bir husustur. Özellikle pozitif hukuk uygulayan ülkelerde; Adalet kurumuna ve bu kurumun çalışanlarına verilen değer ve tanınan bazı haklar devletin diğer birimlerinde çalışanlara kıyasla daha olumlu olduğu bilinen bir gerçektir.
 
            Bu haklar, özellikle sosyal ve ekonomik alanda belirgin bir şekilde göze çarpmaktadır. Adalet için ayrılan fiziki mekânlar, o ülkenin en iyi bina ve mekanlarıdır. Adalet çalışanlarına tanınan sosyal ve ekonomik haklar da diğer birimlerde çalışanlara oranla çok daha iyi düzeydedir.
 
            Dünyadaki genel durum böyle olduğu halde, üzülerek belirtmek gerekirse ülkemizde Adalet çalışanlarına verilen değer ve sosyal haklar diğer kurumlarda çalışanlara oranla negatif şekilde hayatımıza yansımıştır. İ.İ.K.'nu düzenleyen kanun koyucu, yasanın lafzında bu hususu belirgin bir şekilde yasa maddelerine dercetmesine rağmen uygulamada her nedense icra dairesinin yetkililerine verilen değer, göz ardı edilmiştir.
 
            Ülkemizde Adalet hizmetleri fiilen aşağıda gösterildiği şekilde birimlere ayrılmış olup, hizmet bu birimler aracılığı ile yürütülmektedir.
            Bu birimler sırası ile;
            1-Bağımsız Mahkemeler (Hakimler),
            2-Cumhuriyet savcılıkları (Cumhuriyet savcısı),
            3-İcra Daireleri (İcra Müdürleri)'nden oluşmaktadır.
 
            Adalet kurumu esas itibarı ile yukarıda gösterilen üç temel birimden oluşmakta ve Devlet vatandaşlarına Adalet hizmetini bu kurumlar vasıtasıyla sunmakta ve ayrıca HÜKÜMRANLIK hak ve yetkisini bu birimler aracılığı ile kullanmaktadır.
 
            Yurttaşlar, Ceza Hukukunu ilgilendiren konularda Cumhuriyet Savcılıklarına başvurmak suretiyle yasal süreci başlatırlar. Cumhuriyet Savcıları, Kamu Hukukunu ve kamu menfaatini gözetirken konu hakkında kendileri karar verebilecekleri gibi; olayı bağımsız mahkemelere taşıma görevini üstlenmişlerdir.
 
            Öte yandan yurttaşların medeni haklarını kullanmak üzere başvuracakları yegâne kurum İcra Daireleridir. Yurttaşın başvurusu üzerine İcra Dairesi, İcra İflas Hukuku çerçevesinde kişilerin Medeni Kanundan kaynaklı haklarını (Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu, Medeni Kanun vb.) yerine getirmek ve adli süreci başlatmak durumundadır. İcra Müdürleri bu hakları kendileri sonuçlandırabilecekleri gibi, itiraz ve şikayet sonucunda konu icra mahkemelerine veya ilgili mahkemeye intikal ettirildikten sonra, verilen karar çerçevesinde tekrar konunun halli icra dairesi tarafından gerçekleştirilmektedir.                 
                                                          
            İcra hizmetleri aşağıda yazılı teşkilat aracılığı ile yerine getirilmektedir. Bu teşkilatın oluşumu aşağıdaki şekildedir.
 
            A-Asıl Organlar:
            1-İcra Dairesi
            2-İcra Mahkemesi
            3-Yargıtay'ın İcra-İflas İşleri İle Görevli Hukuk Daireleri
 
            B-Yardımcı Organlar:
 
            1-Genel Mahkemeler
            2-Cumhuriyet Savcıları ve Adalet Müfettişleri
 
            Gerek asıl ve gerekse yardımcı organlarda çalışan bütün personel Yargı Mensubu-Yargı Hizmetleri sınıfına dahil edildiği halde, İcra Müdürleri bu sınıfın dışına itilmiştir. Mevcut durum yasal bir çelişki olduğu gibi, sınıf mensubiyetini de ortadan kaldırmıştır.
 
            Halen yürürlükte bulunan 492 Sayılı Harçlar Kanunun 1.maddesinin 1.bendi ve 2.maddesi İcra Dairesinin YARGI birimi olduğunu tereddüde mahal vermeyecek şekilde vurgulamıştır. Söz konusu Kanunun 2.maddesi “Yargı İşlemlerinden bu kanuna bağlı (1) Sayılı tarifede yazılı olanları, Yargı harcına tabidir” şeklindedir.
 
            1 sayılı tarifeye bakıldığında;
            YARGI HARÇLARI:
            A) (Değişik) Mahkeme harçları,
            B) (Değişik) İcra ve İflas harçları,
            Düzenlemesini getirmiştir. Buradan hareketle İcra Dairelerinin Yargının bir birimi olduğu kanun koyucu tarafından da kabul edilmiştir. Bununla beraber aynı kanunun değişik 11 adet maddesinde de bu husus vurgulanmıştır.
 
            İcra Müdürleri yargı mensuplarının dahil olduğu teşkilat (Organ) içinde bulunmalarına ve yargı mensuplarının yaptığı işi aynen yapmalarına rağmen, yargı hizmetleri sınıfına dahil edilmemekte, idari hizmet mensuplarının yaptıkları işleri yapmadıkları halde;
            a-Özlük hakları bakımından tıpkı 657 Sayılı Devlet Memurları gibi,
            b-Disiplin soruşturması dahil diğer işlemlerin tamamında Adalet Hizmetleri (Yargı Hizmetleri) sınıfına dahil personel gibi değerlendirilmektedirler.
 
            Bu husus, hem yasal ve hem de idari bir çelişkiyi ortaya koymaktadır. İcra Müdürlerinin çalıştıkları kurum ve yaptıkları iş göz önüne alınarak bu çelişkinin giderilmesi gerekir.
 
            İCRA DAİRELERİNİN İŞ YÜKÜ:
 
            İcra Dairelerine intikal eden iş yükü mevcut personel tarafından karşılanamayacak boyutta olduğu Bakanlığımızın ve Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adalet Komisyonu Başkanlıklarının bilgisi dahilindedir. Ancak bu güne kadar konuya herhangi bir çözüm getirilememiştir. Ankara Adliyesini örnek gösterirsek; Hakim, Cumhuriyet savcısı ve diğer unvanlar da ki personel olmak üzere adliyede çalışan sayısının 2600 civarında olduğu ve buna ilaveten 750 Hakim stajyeri ve 750 de Avukat stajyeri olmak üzere toplam 4100 personel olduğu bilinmektedir.
 
            Her icra dairesinde çalışan sayısı ortalama 7 kişi olup 32 icra dairesi olduğuna göre toplam 224 civarında personel çalışmaktadır.
                                                                      
            Tüm adliyeye intikal eden işin yaklaşık %50'si İcra Dairelerine, diğer %50'si ise diğer birimlere intikal etmektedir. Bu durumda icra dairelerinde çalışan her bir personel diğer birimlerde çalışan personelin yaklaşık olarak 18 katı kadar iş yükü altında kalmaktadır.
 
            İcra müdürlerine yüklenilen iş yüküne ilave olarak daha vahim olanı yasadan kaynaklanan sorumlulukları taşınamayacak boyuttadır. İ.İ.K.nun 5, 7, 9'ncu maddeleri ile İ.İ.K. Nizamnamesinin 3.maddesi ve İ.İ.K.nu Yönetmeliğinin 110.maddesi gereğince icra müdürleri, icra iflas dairelerinde meydana gelen kusurlardan doğan tazminat davalarından ve Devletin zararının bulunmasından sorumlu tutulmuşlardır. Bu sorumluluğa karşın kendilerini koruyan herhangi bir yasa maddesi mevcut değildir, bu husus bütün icra müdürlerini görev yaptığı süre zarfında sürekli tedirgin, ürkek ve görevini ifa etmekten aciz bırakmaktadır. Oysa Adli konularda karar verme makamı durumunda olan icra müdürleri, tıpkı Hakimlerde olduğu gibi şahsi kusurları olmaması halinde veya kasıtlı davranmadıkları takdirde verdikleri karardan dolayı sorumlu tutulmamaları gerekmektedir.       
                                                          
            Aşağıda açıklanacağı üzere; icra müdürlerinin kamu personeli içerisindeki yeri misyonu ve mütekabiliyeti İ.İ.K.nun 81, 89, 355 ve 357.maddelerinde yerini almıştır. Bu maddeler aşağıda detayı ile yazılmış ve icra müdürünün kanundan kaynaklı konumunun buna göre dizayn edilmesi ve özlük haklarının da buna göre düzenlenmesi gerekmektedir.
 
            İstenen hak ve talepler aşağıda gösterildiği şekilde sıralanmıştır.
                                                        
            İCRA MÜDÜR VE İCRA MÜDÜR YARDIMCILARI’NIN  MALİ HAKLARI İLE SOSYAL STATÜLERİ :
                       
1-      İcra Müdür ve Müdür Yardımcılarının Atama ve Nakillerinin Yasal dayanağı:2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 1.maddesi ile 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunun 114.maddesinin son fıkrasına dayanmaktadır.
 
2-      İcra ve İflas Kanunun 5.maddesi gereğince adli yargıda görevli Hakimlerin yapmış oldukları işlemden dolayı sorumluluklarının aynısı İcra Müdür ve İcra Müdür Yardımcılarına da yüklenmiştir.
 
3-      Gerek atama ile ilgili hükümler ve gerekse sorumlulukla ilgili hükümler tıpkı Hakim ve Savcılarda uygulanan hükümlerdeki gibi İcra Müdür ve Yardımcılarının da sorumlu olmalarına karşın; sosyal ve mali haklar yönünden Hakim ve Savcıların yararlandıkları hiçbir haktan yararlanamamaktadırlar. Bu durum hakkaniyet ilkesine aykırıdır.
 
4-      Öte yandan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 81.maddesine göre İcra Müdürleri yapmakta oldukları işten dolayı bütün zabıta memurlarının amiri konumundadır. Bütün zabıta memurları cümlesinden il emniyet müdürleri dahil, İcra Müdürü bu düzeydeki görevlilerin amiri konumundadır.
 
5-      Yine İ.İ.K.nun 355.maddesine göre devlet işlerinde ve hususi müesseselerde bulunan her derecedeki mal memurları İcra Müdürünün talimatlarına uymak zorunda oldukları kanunun amir hükmüdür. Bu düzeydeki memurlara da emredici nitelikte talimat verme yetkisine sahiptirler. Mal memurları cümlesinden Mal Müdürleri, Vergi dairesi müdürleri ve hatta defterdar makamı dahi bu cümle kapsamı içindedir.
                                              
6-      Keza aynı Kanunun 357.maddesine göre İcra Dairesince Kanuna göre yapılan TEBLİĞ VE EMİRLERİ derhal yapmaya ve neticesini geciktirmeksizin İcra Dairesine bildirmeye alakadarlar mecburdur, cümlesinden icra dairesi hükümran olan Türkiye Cumhuriyetinin yetkilerini kullanırken görev sırasında muhatap kim olursa olsun emir ve talimat verme yetkisi ile donatılmıştır.
 
7-      Kısaca yukarıda özet olarak arz edilmeye çalışılan hususlarda İcra Müdürlerinin yaptığı her işten dolayı İ.İ.K.nun 5.maddesi gereğince de sorumlu tutulmaktadır.
 
8-      Bütün bunlara rağmen İcra Müdürü Kanunun kendisine vermiş olduğu görev, yetki ve misyon bakımından ÖNEMLİ VE ÖZELLİKLİ memurluklar arasında olmalıdır.
                        

TALEP EDİLEN HAKLAR:

 
1-                 Görev ifası sırasında; Amiri konumunda olduğu Emniyet Müdürü, Mal Müdürü ve hususi ve Devlet işlerinde çalışan tüm Mal Memurlarının sahip oldukları mali hakların İcra Müdür ve Müdür Yardımcılarına da verilmesi Kanunun mütekabiliyet sistemi ile doğrudan alakalı olup, Emniyet Müdürlerine, Defterdarlara ve buna muadil memuriyetlere verilmekte olan ek göstergelerin İcra Müdürleri için de ihdas edilmesi zorunludur. 1.derecenin son kademesinden maaş almakta olan bir İcra Müdürü 2200 ek gösterge almakta iken yukarıda ünvanları sayılı memurluklar 3600 ve daha yüksek göstergelerden maaş almaktadırlar. İcra Müdürlerinin de bu mevkilerdeki memurluklar gibi aynı ek göstergeden yararlandırılması ve bu ek göstergedeki meblağın emekli keseneklerine dahil edilerek emekliliklerinde de kendilerine ödenmesi gerekmektedir.
 
2-                 İcra Müdürlerinin atama ve nakilleri 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu gereğince yapılmaktadır. Yaptıkları iş itibariyle adli yargıdaki işleri ile ilgili kararlar verdikleri ve bu kararların bidayetten geçerek adli yargının en üst makamlarına kadar gönderildiği ve vermiş oldukları kararlardan Hakim ve Savcılar gibi sorumlu olmalarına karşın, Hakim ve Savcılar için verilen kıstas aylığından ve diğer hiçbir haktan yararlanamamaktadırlar. İcra Müdürleri olarak Hakimlere tanınan hakları birebir isteme gibi bir talebimiz yok. Ancak,
                                                          
             Hakim ve Savcılar için tanınan hakların en az %50 sininin İcra Müdür ve İcra Müdür Yardımcılarına da tanınması gerekmektedir.
 
3-                 İcra Müdürlerinin adliyede görevli Yazı İşleri Müdürleri gibi algılanmaları ve aynı haklardan yararlandırılmaları, yukarıda sayılan nedenlerden dolayı son derece de haksızdır. Zira, İcra Müdürü karar makamıdır. Yasalara göre üstlenilen misyon ve verilen görev itibariyle mahkeme kalemi değildir. İcra Müdürü verdiği kararlarda bağımsız olup ve verdiği karardan da sorumludur. Oysa Yazı İşleri Müdürlerinin karar verme, vermiş olduğu karardan sorumlu tutulma gibi yasal bir görev ve işlevi yoktur. İmza makamı değildir. Sadece mahkeme kaleminin şefi ve kalem işlerinin düzenli yürütülmesi ile görevli olup, mahkemedeki bütün kararlar hakimler ve C. Savcıları tarafından verilmektedir. Oysa İcra Müdürleri karar makamı olup, İcra İflas Kanunu hükümleri gereğince kararlarını bağımsız olarak vermektedirler. Bu kararlar Kanunun gösterdiği yollardan geçmektedir. Hakimler, İcra Müdürleri yerine geçerek İcra Müdürünün vermesi gereken kararları veremezler. Bu itibarla İcra Müdürlerinin Yazı İşleri Müdürü gibi algılanması ve aynı haklardan yararlandırılması son derece de hatalı ve haksızdır.
           
                          Yukarıdan beri konu ile ilgili görüşler ve tespitler, bu konuya ilgi duyan ve tartışılması gereken boyutlarını sayın kamuoyunun takdirlerine sunuyorum.         
                                                                                                                                         
                                                                                                          Mehmet Zeki AYDIN
                                                                                                          Ankara 12. İcra Dairesi Md.
[Bu yazı 17137 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™