Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Liberaller yol ayrımında mı?
3 Kasım 2011, Ahmet Meriç ŞENYÜZ

HSYK seçimlerinin ardından AKP’nin otoriter eğilimlerinin gün yüzüne çıkmasıyla, referandumda AKP’ye tam destek veren bazı liberal kalemler, eleştirel yazılar yazmaya başlamıştı. BirGün olarak o günkü durumu “Şimdi Yetti mi?” başlıklı haberimizle manşete taşımıştık. O günden bu yana anti-demokratik yüzünü giderek daha fazla gösteren AKP yine de liberal aydınların rızasını bir şekilde kazanmayı bildi. Ancak son haftalarda yaşanan gelişmeler AKP yandaşı ama kendisini ‘liberal’ ya da ‘sol liberal’ olarak tanımlamakta ısrar eden köşe yazarlarının bir yol ayrımına geldiğini gösteriyor. Öyle görünüyor ki bu yazarlar, bu noktadan sonra ya AKP’ye tamamen biat edip, ‘liberal-demokrat’ kimliklerini tamamen bir tarafa bırakacaklar ya da şimdiye kadar takındıkları demokrasi savaşçısı pozların gereğini yaparak AKP’ye muhalif  bir pozisyona geçecekler. Kimlerin hangi tarafta kalacağını önümüzdeki günler gösterecek ama önce gelin, dün bu konuda kim neler yazmış ona bir bakalım.

GÜLERCE: KCK YOL AYRIMI
Başlıktaki soruyu bize sorduran, ‘cemaat’in amiral gemisi Zaman gazetesinin ‘ağır topu’ Hüseyin Gülerce’nin dünkü yazısı oldu. Gülerce “KCK, liberaller ve yol ayrımı” başlıklı yazısında, liberal yazarları açıkça uyardı ve özetle “eğer KCK operasyonuna destek vermeyecekseniz size güle güle” demeye getirdi. Gülerce yol ayrımını bakın nasıl tarif etti: “Görülüyor ki, KCK davası, Kürt meselesinde, bugüne kadar birbirine destek veren muhafazakâr demokrat ve liberal demokrat aydınları bir yol ayrımına getirdi. İlk ayrılık, bazı liberal arkadaşların, sadece KCK tutuklamalarını eleştirmeleri, PKK terörünün artan şiddetini görmezden gelmeleri ile başladı. (…) Hiç bu tarafa bakmayıp sadece hükümeti, yargıyı hedefe koymanın artık sorgulanması gerekiyor. İkincisi, liberal demokrat bazı aydınlar, KCK'nın bir siyasi yapı olduğunu savunuyorlar. Sadece siyaset yapan KCK'lıların tutuklanmasına, fikir ve ifade hürriyeti açısından karşı çıkıyorlar. Fakat inandırıcı değiller. Çünkü karşımızda şiddeti ve ırkçılığı savunan bir yapı var.”

‘CEMAAT’İN PARLAK ÇOCUĞU ‘EL İNSAF’ DEDİ
Öte yandan, Gülerce’nin bu satırları yazdığı gün, ‘liberal demokrat’ olarak tanınan pek çok isim KCK operasyonundan dolayı hükümeti eleştirmeyi sürdürüyordu. Bunlardan biri, Fethullah Gülen’le yaptığı röportaj sonrasında kariyeri tırmanışa geçen, Eyüp Can’dı. ‘Cemaatin parlak çocuğu’ kontenjanından Radikal’e Genel Yayın Yönetmeni olan Can, “El insaf” başlıklı yazısında son KCK tutuklamalarının liberal cenahta yarattığı infiali şöyle özetliyordu: “Prof. Büşra Ersanlı ve yayıncı Ragıp Zarakolu’un ‘terör örgütü üyeliği/destekçiliği’ kapsamında tutuklanması çok farklı kesimlerde tepkiye yol açtı. (…) Hasan Cemal de eleştirmiş köşesinde son kararı Mustafa Karaalioğlu da. Neden mi? (…)  Bir insanı sadece verdiği derslerden dolayı terör örgütü üyeliğiyle suçlarsanız teröre bulaşmış insanları bile yargılayamaz hale gelirsiniz.”

YANDAŞ GAZETELERDEN YÜKSELEN İTİRAZ
İtirazlar sadece cemaatle mesaisi bulunmakla birlikte artı Doğan Medya’da çalışan Eyüp Can gibi isimlerden gelmedi, yandaş basından da son KCK operasyonlarına karşı itirazlar yükseldi. Bu itirazlardan en serti bizzat Hüseyin Gülerce’nin Zaman gazetesinde yazan ‘liberal demokrat’ Ali Bayramoğlu’nun kaleminden çıktı: “Dün, yıllardır verdikleri radikal ama meşru özgürlük ve demokrasi kavgasıyla tanınan iki arkadaşımız, Prof. Dr. Büşra Ersanlı ve yayıncı Ragıp Zarakol KCK operasyonları sonucu tutuklandı. Kılı kırk yarmak, şiddet ve siyaseti ayırmak, demokrasiden, özgürlüklerden taviz vermemek bu mu? Diyeceksiniz ki, 'bu yargının işidir, biz karışmayız...' Gazetelerde, tutuklanan kişilerle, örneğin Ersanlı ve Zarakol'la ilgili yayınlanan, imaj karalama amaçlı derin polis fişlerini okuyor musunuz? Tutuklama kararlarıyla bu yayınların eş zamanlı olduğunu görüyor musunuz? (...) KCK bölgede o denli yaygın ki, asayişçi bir bakışla o bölgede yaşayan herkes, bölgeyle ilişkisi olan her kişi KCK'yla bağlantıdan tutuklanabilir. KCK üzerinden farklı siyasi duruş, talep ve ilişkiler zaptı rapt altına alınabilir. KCK vesile ederek baskı iklimi üretebilir. Örgütle, silahla, şiddetle ilgisi olmayan Ersanlı ve Zarakol gibi isimler de bu yolla tutuklanmadılar mı? (...) Yanılıyor muyum, Sayın Başbakan?”

MAHÇUPYAN DA İTİRAZ CEPHESİNDE

Ali Bayramoğlu kadar sert bir tonda olmasa da Zaman’dan bir itiraz yazısı da Etyen Mahçupyan imzasını taşıyordu. Mahçupyan’ın ‘Devlet kendini zehirliyor’ başlıklı yazısında şu ifadeler yer aldı: “KCK'lıların tutuklanmasıyla KCK'nın bitmeyeceği apaçık. Öte yandan devletin bu yapılanmayı görmezden gelmesi de beklenemez. Ama bu işi nasıl yaptığınız, kafanızdaki 'çözümün' ne olduğuna dair bir işarettir ve şu ana kadarki uygulama, hükümetin bütün iyi niyet yansıtan söylemine karşın bu meseleyi eşitlik temelinde şeffaf bir duruşla karşılamaya hazır olmadığını söylüyor. PKK Silvan'da bir hamlede intihar etmişti... Devlet de KCK operasyonlarının gizliliği sayesinde kendisini her gün zehirliyor...”

KEKEÇ: İTİRAZIM VAR
İtiraz eden yazarlar, Gülerce’nin ‘liberal demokrat’ dediği isimlerle de sınırlı kalmadı. “Muhafazakar demokrat” ya da “sağ liberal” diyebileceğimiz bazı yazarlar bile ‘bu kadar da olmaz’ dedi. Örneğin Akit gazetesinin hakaretamiz üslubunu Star’daki köşesine taşımaktan imtina etmeyen ‘yandaş’ basının küfürbaz yazarı Ahmet Kekeç “İtirazım var” başlıklı yazısında şöyle dedi: “Ersanlı ve Zarakolu’nun hiyerarşik PKK yapılanması içinde herhangi bir rol üstlendiklerini düşünmüyorum. Bu tutuklamalar, ‘Devlet, demokratik çözümden yana tavır koyanlara bile tahammül edemiyor’ algısını güçlendirmekten ve bölgedeki ‘vesayet sistemine’ meşruiyet sağlamaktan öte bir işe yaramayacaktır.”

KARACA: GİDİŞAT VAHİM

Muhafazakar demokrat yazarlardan Zaman gazetesi kökenli Nihal Bengisu Karaca da HaberTürk’teki köşesinde Büşra Ersanlı’nın tutuklanmasını konu edindi. Daha ‘light’ bir üslupla yazan Karaca, “Suçu vahim değilse, gidişat vahim” başlıklı yazısında, daha çok Ersanlı’yla kişisel tanışıklığı üzerinde durdu. Referandumda ‘evetçi’ cephede duran Bengisu, HSYK seçimlerinde Adalet Bakanlığı listesinin tulum çıkarması üzerine duyduğu hayal kırıklığını yazarken “Yetti de arttı bile” başlığını atmış ve şöyle demişti: “ ‘Hayır’ cephesi dilediği kadar nadanlık edebilir şimdi, dudak kenarlarına iliştirdikleri kıldan tüyden gülümsemeleriyle ‘Biz dememiş miydik?’ yapabilirler. Şahsım adına itiraf edeyim, yetmez ama evet derken, yetip de artacağını hiç düşünmemiştim.”

(Birgün)

[Bu yazı 1561 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™