Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
ABD Irak'tan çekilirken...
3 Kasım 2011, Kadri GÜRSEL
, Kadri GÜRSEL

Amerikan ordusu Irak’tan tamamen çekiliyor. 1 Ocak 2012 itibarı ile Irak’taki Amerikan askeri sayısı, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği’ni korumakla görevli birkaç yüz deniz piyadesinden ibaret olacak.
Tamamen çekilmek, Irak üzerindeki Amerikan vesayetini külliyen sona erdirecek bir gelişme değil elbette; ama bir hayli zayıflatacağı da kesin.
ABD, gerektiğinde Irak’a yeniden müdahale etmek ya da İran’la patlak verebilecek bir çatışmada kullanmak amacıyla Kuveyt’te önemli bir muharip güç konuşlandırmayı yakın bir gelecekte mümkün kılsa bile, arkasında bir boşluk bırakarak çekilmektedir.
Türkiye’nin bölgedeki durumunu birkaç açıdan etkileyecek bir gelişmedir bu...
Hem Suriye’deki rejim, hem de ona isyan edenlerle ilişkisi açısından Türkiye’nin, 2012’de bölgede güç ve etkinliği artmış bir İran faktörü ile yüz yüze gelmesi, kuvvetli ihtimallerden biridir.
İran’ın Irak’taki derinleşme ve aktivitesi, ABD’nin bu ülkedeki mevcudiyetine rağmen süre gelmişti. Bu yayılmanın ABD Irak’tan çekildikten sonra hızlanması, eşyanın tabiatı gereğidir. Böylece İran, Doğu Akdeniz’deki stratejik müttefiki Suriye ile Şii Irak üzerinden açık kara bağlantısı kurma imkânına kavuşacaktır. İran’ın bu karasal temas hattını kullanarak yıkılma tehdidi altındaki Baas rejimine her türlü yardımı ulaştırması, yine eşyanın tabiatındandır.
Bu arada, İran’ın nükleer tesislerine bir İsrail saldırısı gibi, pek çokları için sürpriz sayılabilecek bazı dramatik gelişmelerin, bu yeni oyun şemasını öngörülmesi mümkün olmayacak şekilde değiştirebileceğini de bir kenara not etmek gerekiyor.
Suriye’deki rejim, ordusu ve İran’ın kuvvetli desteği sayesinde bütün tahminleri aşan bir süre için hayatta kalabilir.
Evet, Tahran-Şam mihveri “Arap Baharı” olarak adlandırılmış tarihsel değişim dalgasının ideolojik ve stratejik manada kaybedenidir ama kaybederlerken bölgedeki başkalarının sorunlarını da pekâlâ büyütebilirler.
“Mihver”in kaybetmesi ne kadar uzun sürerse sorunları buna bağlı olarak büyüme istidadı kazanabilecek ülkelerin başında maalesef Türkiye gelmektedir.
Ve Türkiye’nin sorunlarının başında da Kürt sorunu vardır.
Türkiye’nin İran ve Suriye ile ilişkilerinin aynı anda ve telafisi pek de mümkün olmayacak şekilde bozulması bir yandan, ABD’nin Irak’tan çekiliyor olması diğer yandan, “mihver”le Kandil’i birbirlerine yakınlaştırmıştır.

PJAK’ın karmaşık konumu
“PJAK”ın (Kürdistan Özgür Yaşam Partisi) silahlı faaliyetlerini askıya almasını bu çerçevede değerlendirmek gerekir.
Burada bir parantez açıp, İran Kürtleri hususundaki çalışmalarıyla tanınmış İranlı Kürt siyaset bilimci Abbas Vali’nin, geçen hafta İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde düzenlenen “Kürtler için Yeni Bölgesel Perspektifler” başlıklı uluslararası konferansta PJAK hakkında söylediklerini, aydınlatıcı olması nedeniyle paylaşmak istiyorum.
Abbas Vali, PJAK’ın bir siyasi hareket olarak her ne kadar “PKK’nın İran şubesi” olsa da “ayrı bir askeri örgütlenme” olmak vasfıyla PKK’dan ayrıldığını belirtti. Vali’ye göre PJAK, faaliyet gösterdiği alanlarda PKK’dan işlevsel bakımdan özerk hareket ediyor ama bu özerklik de neticede İran ile PKK arasındaki ilişkinin durumu ile sınırlanıyor.
Bu karmaşık dengeler bütünü içinde PJAK’ın İran’a karşı silahlı faaliyetini sona erdirmiş olması, Tahran-Şam mihveriyle PKK arasındaki yakınlaşmaya işaret ediyor.
Bundan PKK’nın hissesine düşen, siyasi, mali, lojistik ve askeri destektir. Türkiye’nin payına düşecek olan da istikrarsızlaştırılmak olabilir.
Doğrudur, ABD Irak’tan çekilirken arkasında bıraktığı boşluğu doldurmak tek başına bir İran’ın harcı değildir. Bu bakımdan Türkiye ve Suudi Arabistan’ın da boşluğa talip olacağı, özellikle Türkiye’nin kuzeydeki Kürt Bölgesel Yönetimi’yle ilişkilerinin daha da gelişeceği öngörülebilir.
Ama bunun karşılığında Irak Kürtlerinin PKK’ya karşı askeri müdahalede bulunmasını beklemek yanlıştır.
Diğer taraftan, ABD ordusunu Irak’tan çekiyor ama bölgedeki askeri varlığını sürdürecek. Bu yeni jeopolitikte kuzey Irak üzerindeki Amerikan güvencesinin vade sonuna geldiğini sanmak safdillik olur.

(03.11.2011)

[Bu yazı 1410 kez okundu]
Kadri GÜRSEL

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [44]
[1 Eylül 2013] Katile 'katil' deyin, beladan da uzak durun ... [24 Haziran 2013] 'AKP'nin Yükselişi ve Düşüşü' ... [31 Aralık 2012] Devletin ve milletin arkasına saklanmayın ... [24 Aralık 2012] Meşru gücünün sınırlarında ... [6 Eylül 2012] Haber adem, Türkiye badem ... [3 Eylül 2012] 'Son'a kadar Davutoğlu'yla ... [30 Ağustos 2012] Bir ülke işte böyle parçalanır ... [27 Ağustos 2012] PKK'nın stratejik derinliği ... [16 Temmuz 2012] Basın özgür değilse, kimse özgür değil ... [9 Temmuz 2012] Laik Türkler daha iyisini hak edebilir ... [2 Temmuz 2012] Kürt taleplerine, Türklerin cevabı ... [28 Haziran 2012] Milletin meselesi, nasıl 'milli mesele' olur? ... [14 Haziran 2012] Seçmeli Kürtçe: Çok az, çok geç ... [28 Mayıs 2012] Başkanlık sistemi zararlı ve tehlikeli ... [27 Mayıs 2012] Zombiler karşısında gergin ve endişeli ... [17 Mayıs 2012] Cemaat Fener'i ele geçirmek istemiyor ... [6 Mayıs 2012] Video komplosu: Kim kazandı, kim kaybetti? ... [29 Nisan 2012] Olmayan demokrasi ihraç edilemez ... [26 Nisan 2012] Ankara'nın tek ortağı Barzani ... [25 Mart 2012] Emzik planı ... [19 Mart 2012] Türkiye'nin imajını bozanlar kimlerdir? ... [15 Mart 2012] O gazeteciler dışarıda, gazetecilik hâlâ hapiste ... [8 Ocak 2012] İran için vakit çok geç (Davutoğlu için de...) ... [22 Aralık 2011] 'Soykırım Yasası'na AB kalkanı ... [1 Aralık 2011] Böyle özür dilenmez ... [20 Kasım 2011] Türkiye-İsrail Yeniden düşünmek -1- ... [13 Kasım 2011] Kürt cinini şişeye tıkmak ... [15 Eylül 2011] Savaştan söz etmenin dayanılmaz hafifliği ... [11 Eylül 2011] Gazze 'milli dava' değildir ... [11 Ağustos 2011] Hakikaten, polisin dağda ne işi var? ... [4 Ağustos 2011] Askerin 'dönüş bileti' yok mu sanıyorsunuz? ... [17 Temmuz 2011] Anlamsız savaş, popülist siyaset ... [7 Temmuz 2011] 'Üç Büyükler' düzenine operasyon ... [26 Haziran 2011] Meclis, 17 yıllık hatasını telafi etmeli ... [23 Haziran 2011] 'Sıfır sorun': Halep oradaysa arşın burada ... [19 Haziran 2011] Alevi'yse ne var bunda? ... [6 Haziran 2011] 'Müslüman demokrasi' palavrasının sonu ... [26 Mayıs 2011] Seks kasetleri: Nereden biliyorsun? ... [23 Mayıs 2011] Demokrasi için, 'gücü azaltılmış Erdoğan' ... [21 Nisan 2011] 'Yüzde 10' barajı, istikrarın düşmanı ... [11 Nisan 2011] Arap baharı, Kürt yazı ... [3 Nisan 2011] Türkiye Cemaat'e büyük geldi ... [28 Şubat 2011] Müslüman demokrasi iş başında ... [31 Ocak 2011] 'Mısır İslam Cumhuriyeti' ...
Kadri GÜRSEL
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™