Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Cumhuriyet'in 88'inci Yılında Deprem, Anomi, Anarşi
29 Ekim 2011, Emre KONGAR
, Emre KONGAR
Erciş depremi dolayısıyla, müzmin sorunlarımızın sadece görüntülerini tartışıyor, esas nedenlere inmiyoruz.
Esas neden, kuruluşundan 88 yıl sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin içine düştüğü bunalımdır!
Genel süreçlere dikkat çekmek için yazdığım salı günkü yazım şöyle bitiyordu:
“Bu terslikler, halkın adalete, medyaya ve doğal olarak bunların arkasındaki yönlendirici güç olan AKP iktidarına karşı olan güvenini sarsıyor…
Topluma demokrasi yerine ‘anomi’ egemen oluyor.
Siz isterseniz ‘anomi’ yerine ‘anarşi’ de diyebilirsiniz!”
Deprem dolayısıyla bir kez daha gündeme gelen sorunlarımızın esas nedenlerini irdelemeyi perşembe günkü yazımda da sürdürmeye çalıştım.
O yazı da şöyle bitiyordu:
“Oysa ‘Demokrasi’ ne devletin sopasıdır ne de halkın yağması:
‘Demokrasi’ halkın denetlediği bir devlet, bu devletin koyduğu kurallar ve bu kuralları koruyan güvenlik ve adalet mekanizmalarıyla işler.
Kurallar işlemez, güvenlik ve adalet mekanizmaları tarafsızlıklarını yitirirse işte o zaman ya sopa ya da yağma veya daha kötüsü ikisi birden egemen olur!”
***
Salı günkü yazımdaki “Anarşi” terimini günlük genel konuşmadaki çarpıtılmış biçimiyle, “kuralsızlık” anlamında kullanıyordum.
Bunun üzerine pek çok okurumdan “Anomi” ve “Anarşi” üzerine mektup aldım.
Bir bölümü bu terimlerin açıklanmasını isterken bir başka bölümü de “Anarşi” terimini felsefi ve kuramsal anlamının dışında kullandığımı vurgulayarak eleştiriyordu.
Örneğin, okurlarımdan biri yolladığı mektupta şöyle diyordu:
“Kabaca, otoritedeki kokuşmanın toplumun her türlü beklentisi ile birlikte ahlakını da elinden alma etkisine anomi, bu kokuşmuş otoriteden tamamen kurtulmuş sisteme anarşi diyoruz.”
***
Felsefi ve siyasal anlamda, topluma “anarşist yaklaşım”, insanın temel olarak iyi olduğu, iyi doğduğu, kötülüklerin ise devlet yönetimi dolayısıyla ortaya çıktığı sayıltısına, kabulüne dayanır.
Dolayısıyla da insanı doğal iyiliğinden yoksun kılan devletin ortadan kaldırılması gerektiğine inanır.
Bu inanca göre harekete geçen eylemci “Anarşistler” devlete karşı tavır koyarlar.
Öte yandan bir toplumbilim terimi olan “Anomi”, doğrudan doğruya “bir toplumda hızlı değişmeden dolayı oluşan kuralsızlık durumudur”.
Hızlı değişme zamanlarında kültürel değerler ile insan ilişkileri farklı hızlarda değiştikleri için birbirinden kopar…
İnsanlar, inançları ile, başka kişilere karşı yapmaları gereken davranışlar arasında çelişkiler yaşar.
Toplumsal Değişme Kuramları ve Türkiye Gerçeği adlı kitabımda, Durkheim, Weber ve Merton adlı toplumbilimcilere dayalı olarak uzun uzun açıkladığım “Anomi” durumunun göstergeleri şöyledir:
1) Toplum liderlere karşı güvenini yitirmiştir.
2) İnsanlar başarılı olma yollarının tıkalı olduğunu düşünürler.
3) Yaşam hedeflerinin gelişme yerine gerileme sürecinde olduğuna inanılır.
4) Kişilere bir boşluk ve hiçlik duygusu egemendir.
5) İnsanlar toplumsal ve psikolojik destek için kişisel ilişkilerine güvenemezler.
***
Gerek salı gerekse perşembe günkü yazılarımda, Erciş depremi dolayısıyla tartışmaya başladığımız “organizasyon eksikliği”, “yağmacılık”, “kayırmacılık”, “hırsız müteahhitler”, “sorumsuz belediyeler”, “deprem vergileri”, “plansızlık” gibi sorunların aslında, gerek terör, gerekse Ankara’da ve Silivri’de farklı ve hatta birbirine zıt ilkeler çerçevesinde işleyen adalet mekanizması meselesi gibi sorunlardan bağımsız düşünülemeyeceğini anlatmaya çalışıyordum:
Olayın temelinde Cumhuriyetimizin hedeflediği “Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti” anlayışının, çıkarcılığa ve kaba kuvvete dayanan bir biçimde çarpıtılması var…
Bu çıkarcı ve kaba kuvvete dayalı çarpıtmanın sorumlusu da hem devlet, yani iktidar, hem halk, hem de bu ikisi arasındaki ilişkilerdir…
Van’daki depremzede de, teröre verilen şehit de, Silivri’deki adaletzede de aynı çarpıtmanın kurbanlarıdır.
Bu nedenle de siz bu soruna ister “anomi” deyin ister “anarşi”, çözüm, Cumhuriyetimizin seksen sekizinci yılında hâlâ, “Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti” yapısının işletilmesinde ve güçlendirilmesindedir.

(Cumhuriyet)

[Bu yazı 1955 kez okundu]
Emre KONGAR

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [69]
[9 Haziran 2017] Darbeler diyalektiği: Diren demokrasi! ... [1 Mart 2016] AYM ve meşruiyet ... [15 Ocak 2015] Din, Siyaset ve Şiddet ... [9 Ocak 2015] Aydınlanma ... [22 Temmuz 2014] AKP, Yargıda Hız Kesmiyor! Paylaş ... [9 Mayıs 2014] Anayasa Mahkemesi Ne İşe Yarar? ... [17 Nisan 2014] Yolsuzluk ve Sandık ... [6 Mart 2014] Doğan Grubu'na 'Kumpas', Neyin Nesi? ... [27 Şubat 2014] Diktatörler Niçin Zalim ve Hırsız Olur?.. ... [11 Ekim 2013] Adaletsiz Toplum Hasta İnsan Gibidir! ... [2 Nisan 2013] Paradigmalar Değişirken. 'Sen Ne Yapıyordun?' ... [19 Mart 2013] Bulut Atlası ve İstanbul Barosu ... [5 Mart 2013] Din ve Milliyet Tartışmalarındaki Anakronizm ... [26 Şubat 2013] Kılıçdaroğlu'ndan Demokrasi Dersi ... [21 Şubat 2013] Çözüm Sürecinde Dört Büyük Yanlış ... [16 Şubat 2013] En İyi Senaryo... En Kötü Senaryo... ... [12 Ocak 2013] Nasıl Çözülmez. Nasıl Çözülür. ... [8 Aralık 2012] Yargı Kime Dokunacak? ... [4 Aralık 2012] Sandık Diktatörlüğü ve Türkiye???... ... [25 Kasım 2012] Silivri'de Savunma Hakkı ve 'İlhan Abi' ... [13 Kasım 2012] Atatürk'ü Anmaya Anlam Katmak: Eskişehir Örneği ... [1 Kasım 2012] Haberler ve Tartışma Programları Reyting Kaybederken. ... [23 Eylül 2012] Birkaç Basit Soru ... [23 Ağustos 2012] 'Türkiye Baharı' mı? ... [16 Ağustos 2012] Mehmet Y. Yılmaz 'Hafıza-i Beşer'e Karşı ... [9 Ağustos 2012] Samimiyet: Söylem ve Eylem Tutarlılığı? ... [22 Temmuz 2012] Silivri'de Tantalos İşkencesi! ... [14 Haziran 2012] Günümüzdeki Tartışmalara İki Önemli Katkı ... [3 Haziran 2012] AKP Sanık Sandalyesinde! ... [5 Mayıs 2012] Adalet ve Hayalet ... [29 Nisan 2012] Adalet Sisteminde Ortaçağa mı Dönüyoruz? ... [21 Nisan 2012] Takla Demokrasisi, Taklacı Medya! ... [8 Nisan 2012] Tam Bir Maskaralık! ... [1 Nisan 2012] Silivri Avrupa Parlamentosu'nda! ... [29 Mart 2012] Anomiden Kaosa! ... [10 Mart 2012] Pankart Açan... Organ Açan... ... [8 Mart 2012] Kadın Üzerinden Politika ve Namus ... [25 Şubat 2012] 4+4+4: Dindar ve Kindar Bir Gençlik ... [23 Şubat 2012] Krizin Hasar Tespiti ... [18 Şubat 2012] 'Yetmez Ama Evet'çiler Acaba Neler Hissediyor? ... [3 Ocak 2012] Değişen Zaman, Değişmeyen İntikam Politikaları ... [18 Aralık 2011] Samir Amin'den 'Arap Baharı' Gözlemleri ... [10 Aralık 2011] Evrimi Durdurmak Yetkisi Kimde? ... [15 Kasım 2011] İki Diktatör(!): Fatih Sultan Mehmet ve Mustafa Kemal Atatürk ... [13 Ekim 2011] Kös ... [4 Ekim 2011] Cumhurbaşkanı'nın Nutku: Yeni Anayasanın İdeolojisi? ... [29 Eylül 2011] ABD Uyanıyor mu? ... [24 Eylül 2011] Boş Tartışmalara Boş Yanıtlar ... [15 Eylül 2011] ABD'nin Siyasal İslamla Tehlikeli Dansı ... [28 Ağustos 2011] Tuncay Özkan'dan Tarihe Bir Not ... [25 Ağustos 2011] Yeni Anayasaya Ne Gerek Kaldı ki? ... [20 Ağustos 2011] Terör Nasıl ve Ne Zaman Biter? ... [11 Ağustos 2011] Basit Sorulara Karmaşık Yanıtlar ... [6 Ağustos 2011] AKP'nin Mazereti Kalmadı! ... [12 Temmuz 2011] Nullum Crimen Sine Lege ... [9 Temmuz 2011] Hangi Mahkeme? Hangi Adalet? ... [2 Temmuz 2011] Stockholm Sendromu III: Güce Tapınma ... [30 Mayıs 2011] 'Tutuklu, Ucube ve Sopalı Demokrasi'den 'Özgürlükçü Demokrasi'ye! ... [26 Mayıs 2011] Kadınların Gönüllü Köleliği Üzerine... ... [21 Mayıs 2011] Dilovası Rezaleti: Bilimi Susturulmuş, Ahlakı Bastırılmış Üniversite Olur mu? ... [15 Mayıs 2011] 'Adalet Kan Kusturur mu?' ... [28 Nisan 2011] 28 Nisan, Terracotta Ordusu, İnsanlık Anıtı ve Hayalleri Çalınan Gençler ... [12 Nisan 2011] Liderler ve Milletvekilleri ... [3 Nisan 2011] Huntington, Silivri ve Gülen ... [25 Ocak 2011] Orhan Yavuz'dan Mumcu'ya, Mumcu'dan Dink'e: Zulüm Devam Ediyor ... [23 Kasım 2010] Hassas Dengeler. ... [1 Kasım 2010] İnanç ve İktidar ... [23 Ekim 2010] Şerif Mardin ve Frankenştayn ... [10 Ekim 2010] Silivri Hukuku ...
Emre KONGAR
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™