Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Etnik kökenlerimizin ne önemi var?
25 Ekim 2011, Mehmet Y. YILMAZ
, Mehmet Y. YILMAZ

DEPREMDEN sonra Van’a giden BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Türkiye’nin dört bir yanından gelen yardımlarda kardeş kokusu, kardeş selamı var. Herkese teşekkürler” dedi.

Evet, bu koku var çünkü biz aynı toprağın insanlarıyız.
Bakmayın bazı dangalakların Twitter’a yazdıkları ırkçı yorumlara. Benzerini Körfez depreminden sonra İslamcı fanatikler de yazıp söylemişlerdi.
Van’da yıkılan binaların altında kalanların, etnik kökenlerinin ne olduğunun önemi yok.
Kürt de olsalar, Türk de, hepsi aslında aynı insanlar! Çürük binalarda, kerpiç evlerde yaşamak zorunda kaldılar, kötü kaderleri de birbirine benziyor. Ortak paydaları yoksul olmaları. Sorunları birbirlerinin etnik kökenleriyle değil, içinde yaşadığımız ekonomik düzen ile ilgili olmalı. Bunda şaşılacak bir durum yok.
Şaşırdığım şey, Demirtaş’ın, deprem yardımları vesilesiyle bile etnik farklılığa vurgu yapan bu sözleri söylemesi.
Bunun depremde kaybettiklerimizin acısını yüreğinde hisseden, Kürt ya da Türk her vatandaşımıza yapılmış bir haksızlık olduğunu söylemem gerek.
Hırsızlığın ve sorumsuzluğun bedeli
DEPREMDEN sonra bölgeden gelen haberler, deprem bölgelerindeki kamu binalarının bazılarının da ağır hasar gördüğünü, yıkıldığını gösteriyor.
Bitlis’te Devlet Hastanesi gördüğü hasar nedeniyle boşaltıldı. Yıkılan okullar, öğrenci yurtları var. Devlet daireleri, cezaevi aynı durumda!
Bunlar hepsi belli bir projeye dayanılarak inşa edilmiş olmalı. Statik hesapları yapılmış, onaydan geçmiş projelerle!
Deprem bölgesi için özel olarak hazırlanmış projelere göre yapılan binalar neden yıkılsın ki? Ama belli ki iş uygulamaya geçilince kimisinin betonu çalınmış, kimisinin demiri. Ortaya çıkıyor ki ne o inşaatları kontrolden sorumlu kamu görevlileri işlerini düzgün yapmışlar ne de ihaleleri alanlar ellerindeki projelere uymuşlar.
Bunun hesabının sorulacağını zannetmeyin sakın. Körfez depreminde bu hesaplar kimden soruldu ki, Van’da sorulsun.
Sigorta yaptıranlar boşa para harcamış
KÖRFEZ depreminden sonra zorunlu deprem sigortası getirildi. Amaç şuydu: Binalar depreme karşı sigortalansın ki olası depremlerde yıkılan binalar bu sigortanın fonundan karşılansın, bütçeye yük olmasın.
Van’daki binaların sadece yüzde 10’unun deprem sigortası olduğunu öğrendik. Bunların ne kadarı yıkıldı, yıkılan binaların yüzde kaçının deprem sigortası yoktu, şu anda bilebilmemiz mümkün değil.
Genel orana bakarak şunu söyleyebiliriz: Birilerinin çürük binalar yapmasının, betondan, demirden çalmasının bedelini yine hep birlikte ödeyeceğiz!
Elbette böyle bir yıkımdan sonra evsiz, barksız kalan insanlara yardım etmek, onları başlarını sokacakları bir yuvaya kavuşturmak insanlığın bir gereğidir. Buna bir itirazım yok.
Ama böyle olacaktıysa zorunlu deprem sigortası neden getirildi? Kurallara uyarak sigorta yaptıranlar ile yaptırmayanlar arasında bir fark olmayacaksa birçok insan sigorta ücretini neden ödedi?
Devleti yönetenlerin, kanunlara uyan vatandaşlara karşı en azından bir özür borcu olmalı.
Hani Libya’ya demokrasi gelecekti
KADDAFİ ’yi devirerek yönetime el koyan Ulusal Geçiş Konseyi Başkanı Mustafa Abdülcelil, Libya halkını neyin beklediğini Bingazi’deki mitingde açıkladı:
Libya artık şeriat kurallarına göre yönetilecek!
Abdülcelil, Libya’nın bir İslam ülkesi olarak şeriatla yönetilmesi gerektiğini söylüyor. Kaddafi döneminde çıkan ve çokeşli evliliği yasaklayan kanun da artık yürürlükten kaldırılmış, erkekler birden çok kadın ile evlenebilecekler! Faiz yasaklanıyor vs. vs.
ABD Dışişleri Bakanı Clinton, Kaddafi’nin devrilmesini “özgürlük ve onur isteyen, sıradan cesur Libyalıların eseri” olarak niteliyor.
Avrupa ve Amerikalı liderler de ağız birliği etmişler, Libya’nın “Kaddafi’den kurtuluş bayramını” kutluyorlar. Oysa gerçekten özgürlük ve demokrasi isteyenler için ortada kutlanacak bir bayram filan yok.
“Arap Baharı” rüzgârları Tunus’ta esmeye başladığında, bundan bildiğimiz anlamda bir “demokrasi” çıkmasının zor olduğunu yazmıştım.
Uzun yıllar boyunca diktatörlerin elinde kalmış, sivil örgütlenme deneyimi yaşamamış, sendikaları, sivil toplum kuruluşları gelişmemiş, demokratik siyaset pratiğine sahip olmayan halkların kalkışmasından bir anda demokrasi çıkması çok zor çünkü.
Bu ülkelerde, diktatörlerin devrilmesinden sonraki boşluğu radikal İslamcıların doldurmaları da normaldir, çünkü onlardan başka örgütlü bir güç de bu toplumlarda bulunamıyor.
Libya halkı, şimdi bir diktatörden kurtulup, ötekisine yakalanmış durumda.
Şeriat yönetimlerinin her biri kendi meşrebine göre farklılıklar gösterse de birleştikleri tek bir nokta var: Bireysel hakların İslam adına çiğnenmesi normal, demokrasi ve özgürlük istekleri “rejim düşmanı” olarak nitelenmek için yeterli!
Ortadoğu halklarının kaderi ne yazık ki bu devirde böyle: Gelen, gideni aratıyor!

 

(Hürriyet)

[Bu yazı 1736 kez okundu]
Mehmet Y. YILMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [63]
[17 Nisan 2014] Başbakan Başsavcı Başyargıç! ... [21 Şubat 2014] Alaturka Baas rejimine bir adım daha! ... [31 Ağustos 2013] Nasıl bir kalp bıraktın, bilir misin ardında? ... [25 Haziran 2013] Yüzleri kızarmadan asla anlatamazlar ... [24 Haziran 2013] Halkı ikiye bölme suçu! ... [8 Haziran 2013] Kişi başı terörist sayısında dünya birincisiyiz! ... [6 Mayıs 2013] 'Hukuk' siyasetin elinde 'guguk' olunca ... [15 Nisan 2013] Paket paket adalet! ... [9 Nisan 2013] Hainleri Belirleme Enstitüsü! ... [20 Mart 2013] Ergenekon'un kolları nereye kadar uzanıyor? ... [11 Mart 2013] Gerçekten anayasa hukuku okumuş olabilir mi? ... [26 Şubat 2013] Bir torba dava daha mı geliyor? ... [25 Şubat 2013] Paket paket adalet! ... [15 Şubat 2013] Bu memlekette 'kâğıt' asla kaybolmaz ... [15 Ocak 2013] MİT bu ihbarları neden bugüne kadar sakladı? ... [7 Ocak 2013] Gördük ki yer yerinden oynamıyor! ... [2 Ocak 2013] Siyasi irade yoksa çözüm de olmaz ... [28 Aralık 2012] Gulyabanilerden sarmısakla mı korunacağız? ... [20 Kasım 2012] Erdoğan'a bu soruyu sorarlar mı? ... [15 Kasım 2012] Örtülü ödenekte rekor artış ... [24 Ekim 2012] Allah müstahakını versin ... [23 Ekim 2012] Başbakan özür dilemelidir ... [16 Ekim 2012] 'Fire' değil özgür irade! ... [12 Ekim 2012] Filmin eğrisi doğrusuna denk gelmiş ... [21 Eylül 2012] İktidar ve muhalefete birer sorum var ... [15 Eylül 2012] Bırakın da aranızdan biraz rüzgâr geçsin ... [11 Eylül 2012] Bağımsız yargımızın 'vesikalık' bir fotoğrafı ... [31 Ağustos 2012] Dışişleri Bakanlığı TBMM'nin amiri mi? ... [27 Ağustos 2012] Milletin vekilinden saklanan nedir? ... [22 Ağustos 2012] Amaç gerçeği öğrenmekse ... [16 Ağustos 2012] Bu günahın hesabını veremezsiniz ... [14 Ağustos 2012] Kaç Mehmet ölse yeterli olurdu? ... [31 Temmuz 2012] Mutlak iktidar mutlaka bozar ... [20 Temmuz 2012] Arkanda böyle bir hukukçu olunca! ... [16 Temmuz 2012] Onlar beğenmiyorsa her şey yasak! ... [13 Temmuz 2012] İstanbul yıkıldıktan sonra! ... [9 Temmuz 2012] Şu tutanakları açıklasanız da öğrensek ... [28 Haziran 2012] Türkiye'nin Dobuları ... [25 Haziran 2012] 'Sakin ve etkili güç politikası' ne demek? ... [22 Haziran 2012] PKK'ya silah bıraktırmak için yönteminiz nedir? ... [4 Haziran 2012] Herkesin her gün işlediği 'suç'! ... [1 Haziran 2012] Acaba bugün aklına ne gelecek? ... [15 Mayıs 2012] Bakan 'cilasız teftişe' çıkmalı ... [11 Mayıs 2012] Yeni 'dekoderimiz' Hüseyin Çelik oldu ... [26 Nisan 2012] Dünü bırakın bugünden söz edin ... [17 Nisan 2012] 'Aydınlık için bir dakika karanlık' meselesi ... [6 Nisan 2012] Dış politika ideolojik körlük ile malul ... [29 Mart 2012] Davayla ilgisi olmayan bir soru ... [20 Mart 2012] Adalette standart sorununu da unutmayalım ... [19 Mart 2012] Erbakan'ın serveti Akbil ve Deniz Feneri ... [7 Mart 2012] Bedeli küçücük çocuklara ödettirmeyin ... [14 Şubat 2012] 'Hukuk da bir yere kadar' anlayışı! ... [27 Ocak 2012] Başbakan 'kuzey'i neden bu kadar çok istiyor? ... [22 Aralık 2011] Bir demokraside böyle bir suç olmaz ... [7 Aralık 2011] Bu davayı hep birlikte izleyelim ... [1 Aralık 2011] Devlet yapamayınca çeteler devreye girer ... [6 Ekim 2011] Yargı saygı duyulmayı hak etmeli ... [1 Eylül 2011] Sap ile saman karıştırma uzmanları ... [30 Ağustos 2011] Yaşasın Adalet Bakanlığı! ... [5 Ağustos 2011] Bir, iki, üç de yetmez. Dört, beş, altı olsun! ... [23 Mayıs 2011] Bir karar verseniz iyi olacak ... [4 Mayıs 2011] 10 milyar dolar da benden olsun! ... [20 Nisan 2011] Bu sorunu yüzde 10 barajı yarattı! ...
Mehmet Y. YILMAZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™