Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Şiddetin Fay Hattı: KCK, Çukurca Saldırısı ve Van Depremi
25 Ekim 2011, Fatih YAŞLI
, Fatih YAŞLI
Abdullah Öcalan, 4 Nisan 2007 tarihli görüşme notlarında KCK ile ilgili olarak şöyle diyordu:
“KCK sistemi, demokratik toplumsal diyalektik bir sistemdir. Kürtler bulunduğu her parçada o devletlerle demokratik bir diyalog ve yöntem geliştirirler. Bunlar birbirlerinin karşıtı gibi ak ve kara değildir. Mesela Kürtler ve bulundukları devletler birbirlerinin yanında yaşarlar, birbirleriyle mücadele ederler, fakat birbirlerini ak ve kara gibi görüp imha etmezler. Özellikle Kürtler, demokratik ulus anlayışıyla mücadele yürütürler. Bu nedenle KCK, tüm Kürtleri temsil eder. Ve her parçada Kürtler adına politika üretir. KCK, İran’la, Suriye’yle, Türkiye’yle hatta Irak’la Kürtler adına görüşmeler yapabilir ve onlarla demokratik diyalogu geliştirir.” (Cengiz Kapmaz, “Öcalan’ın İmralı Günleri”, s. 471-418
KCK, Öcalan’ın 2005 yılından itibaren geliştirmeye başladığı “demokratik konfederalizm” modelinin siyasal örgütlenme biçimi olarak tasarlanmıştı. Demokratik konfederalizm ise Öcalan tarafından şöyle tarif ediliyordu:
“Kürdistan demokratik konfederalizmi bir devlet sistemi değil, halkın devlet olmayan demokratik sistemidir. Başta kadınlar ve gençler olmak üzere halkın tüm kesimlerinin kendi demokratik örgütlenmesini yarattığı, politikayı doğrudan ve özgür-eşit konfederasyon yurttaşlığı temelinde, yerelde kendi özgür yurttaşlık meclislerinde yaptığı bir sistemdir. Dolayısıyla öz güç ve öz yeterlilik ilkesine dayanır. Gücünü halktan alır ve ekonomi de dâhil her alanda öz yeterliliğe ulaşmayı hedefler.”
Cengiz Çandar, TESEV için hazırladığı raporda KCK’yı ve kuruluş sürecini şöyle anlatıyordu: “KCK fikri, Kongra Gel’in (Halk Kongresi) 2007 Mayıs’ında Kandil’de yaptığı 5.Kongre’de ortaya çıkmış ve varlığını 2005’ten beri sürdüren KKK’nın yerini almıştır. Açılımı Koma Komalen Kurdistan olan KKK, Kongra Gel’in Mayıs 2005’te 236 delegenin katılımıyla Kandil’de düzenlediği, 3.Kongresi’nde Öcalan’ın “Demokratik Konfederalizm konsepti”ne uygun bir şekilde kurulmuştur. (…) 2007 Mayıs’ında Türkiye İran, Suriye, Irak ile yurtdışındaki Kürtleri temsil eden toplam 213 kişinin katıldığı Kandil’deki 5.Kongrede KKK’nin ismi KCK olarak değiştirilmiştir. Buna göre Türkiye odaklı bir örgütlenme olan KKK’den farklı olarak KCK’nın Türkiye, İran, ırak ve Suriye Kürtlerini kapsayacak bir çatı örgütü olması öngörülmüştür.
KCK’nın ulus-devlet niteliği taşımamakla birlikte yasama, yürütme ve yargı organlarıyla silahlı gücü bulunan devlet benzeri bir yapılanma modeli olduğu ise aşağıdaki satırlardan net bir şekilde anlaşılmaktadır:
“Abdullah Öcalan’ın statüsü ‘KCK başkanı’ olarak belirlenmiştir. Bir Başkan ve 30 üyeden oluşacak bir Yürütme Konseyi kurulmasına ve bu konseyin görev süresinin iki yıl olmasına karar verilmiştir. Şu an, KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı’nı Murat Karayılan yürütmektedir. KCK’da aşağıdan yukarı doğru örgütlenme öngörülmektedir. İçinde Gençlik Konseyi, Kadınlar Konseyi ve Türkiye, İran, Irak ve Suriye’de ve bu ülkelerin dışında yaşayan Kürtlerin temsil edildiği iddia edilen beş ayrı konseyin yanı sıra PKK, İran’da faaliyet gösteren PJAK (Partiya Jiyana Azad a Kurdistane- Kürdistan Özgür Yaşam Partisi) ve Suriye’de faaliyet gösteren PYD (Partiya Yekitiya Demokratik –Demokratik Birlik Partisi) gibi siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları ile PKK’nın silahlı kolu olan HPG (Hezen Parastina Gel) de temsil edilmektedir. Adı geçen konseylerden seçilen 300 delegenin temsil edildiği Kongra Gel ise KCK’nın bir tür yasama organı ya da parlamentosu niteliğindedir.”
KCK’ya yönelik ilk operasyon, Ergenekon’un 12. dalga operasyonlarının gerçekleştiği 13 Nisan 2009’dan bir gün sonra 14 Nisan 2009’da gerçekleşmiştir. Yeni rejimin güvenlik aygıtının, birinci cumhuriyetçilerle Kürt hareketini bir arada itibarsızlaştırıp tasfiye etme anlayışı akla getirildiğinde bu hiç de şaşırtıcı değildir. Operasyonların DTP’nin AKP’yi bölgede yenilgiye uğrattığı 29 Mart 2009 yerel seçimlerinden sonra gerçekleşmiş olmasında da şaşırtıcı bir yan bulunmamaktadır.
Ancak, operasyonların gerisinde daha temel bir olgu aranmalıdır; bunu ise “devlet mantığı” olarak adlandırabiliriz. Devlet, kendi mantığına gayet uygun bir şekilde, kendi egemenlik alanı içerisinde paralel bir devlet aygıtının ve ikili bir iktidar durumunun ortaya çıkmasını istemez. Bu, KCK sürecinde de geçerli olmuş ve devlet aygıtı, bir ikili iktidar durumunu henüz nüve halindeyken ortadan kaldırmak istemiştir. Dolayısıyla liberal yazarların KCK’ya ilişkin olarak öne sürdükleri “düz ovada siyaset” argümanı, yani KCK’nın silahlı mücadelenin bir alternatifi olduğu iddiası, hiçbir şekilde gerçek değildir; çünkü KCK, silahlı gücü de bünyesinde bulunduran, devlet benzeri bir yapılanmadır.
Peki KCK operasyonları ile şiddetin yükselişi arasında hiç mi bağlantı bulunmamaktadır? Aksine, arada son derece güçlü bir bağlantı vardır. Bunu en iyi dile getiren kişi ise Taraf’ın derin liberallerinden polis-yazar Emre Uslu olmuştur. Uslu’nun 21 Ekim 2011’de Taraf’ta yayınlanan “PKK’nın Yarma Harekâtı” isimli yazısına göre PKK, “Arap Baharı gündemdeyken Diyarbakır’a Tahrir Meydanı benzeri kalabalık halk kitlelerini toplayıp bir devrimci halk mücadelesi” başlatmayı amaçlıyordu. Fakat “KCK operasyonlarının PKK networkunun işlemesini geçici olarak durdurması” PKK’nın planlarını bozmuştu. PKK’nın şiddeti yükseltmesinin gerisinde de bu bulunuyordu.
Çukurca’da 24 askerin yaşamını yitirdiği saldırının gerisinde birden çok neden bulunabilir: Habur’un yıldönümünde verilmek istenen mesaj, Abdullah Gül’ün birkaç gün önce bölgede bulunması, düzenlenen hava saldırılarında HPG’nin üst düzey isimlerinin öldürülmesi vs. Ancak saldırının gerisindeki temel neden olarak, KCK’ya yönelik operasyonları ve bunun Kürt hareketinin sivil siyaset yapma dinamiklerini kısıtlamasını görebiliriz. KCK operasyonlarının sokağın gücünü sekteye uğratmasının ardından PKK bu saldırıyla adeta, “KCK yoksa HPG var” mesajını vermiştir. Üstelik bunu, yöneticilerinin “Türk dış politikasındaki hatalar nedeniyle PKK’nın hareket kabiliyetini Lübnan, Suriye ve İran ekseninde genişlettiğini” açıkladıkları bir dönemde yapmıştır.
Buna AKP-cemaat koalisyonunun (AKP-C) vereceği yanıtın şiddeti daha da yükseltmek olacağı gayet aşikârdır ve bu yazı yazılırken gelen sınır ötesi kara operasyonu haberleri de bunu doğrulamaktadır. Bu bağlamda, Zaman yazarı Ekrem Dumanlı’nın dünkü yazısının isminin “PKK’nın Akıbeti Kaddafi gibi Olacak” olması hayli manidardır. Dumanlı’ya göre uluslararası konjonktür PKK’nın tasfiyesi için son derece uygun görünmektedir ve AB ile ABD bu sürece destek vereceklerdir. Cemaatin haftalık dergisi Aksiyon’un son sayısındaki dosya konusunu Tamil Kaplanları’nın teşkil etmesi ve spota “Tamil Kaplanları silahlı mücadeleye 1983'te başladı, PKK 1984'te. Elinden silahı hiçbir zaman bırakmak istemedi her ikisi de. Tamiller'in siyasi çözümü dışlayan tutumu, acı sonu hazırladı” cümlelerinin yerleştirilmesi de uluslararası destekli bir şiddet dalgasının yükseltileceğine dair bir işaret olarak okunabilir; bu nedenle de, Kürt sorununda nereye kadar devam ettirileceği ve ne boyutlara ulaşacağı belli olmayan bir savaş konseptine yeniden girdiğimizi söylememiz yanlış olmayacaktır.
Bu noktada, üzerine düşünmemiz gereken, 24 askerin yaşamını yitirdiği saldırının ardından yükselen tepkilerin Van depremi ile birlikte aldığı haldir. Depremi ilahi adaletin tecellisi olarak gören gericilikle her fırsatta Kürt düşmanlığını dile getiren milliyetçiliğin eşsiz bir bileşimi deprem vesilesiyle sahneye çıkmış ve adeta siyasetin egemen dili halini almıştır. Şiddet, Kürtlerle Türkler arasına, kırıldığında hepimizi felakete sürükleyecek bir fay hattını yerleştirmiş durumdadır. Bu kırılmanın nasıl engellenebileceği ise, tek doğru yanıtı üretebileceği için esas olarak Türkiye solunun sorusudur.

(SolHaber)

[Bu yazı 1794 kez okundu]
Fatih YAŞLI

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [95]
[2 Ağustos 2016] "Üslere el konacak, NATO'dan çıkılacak" ... [16 Mart 2016] Ankara: Anlatılan hepimizin hikâyesi ... [10 Şubat 2016] "Yeni-Osmanlı düştü düşecek" ... [3 Ocak 2016] "Noel Baba'yı yargılamak"tan ODTÜ'ye: Akitleşme ... [9 Aralık 2015] Bir gece ansızın 82 Musul, 83 Kerkük, 84. ... [25 Kasım 2015] Moskova Camii'nde başkanlık için şükür namazı ... [18 Kasım 2015] Bir manipülasyon ideolojisi ... [11 Kasım 2015] 1 Kasım'dan sonra Yeni Türkiye ... [1 Kasım 2015] Türkiye: 1 Kasım'dan önce, 1 Kasım'dan sonra ... [30 Ağustos 2015] Haziran'ın barışı ... [19 Ağustos 2015] Milli irade öldü, ruhuna El Fatiha ... [30 Temmuz 2015] Niye hedef Demirtaş? ... [27 Temmuz 2015] Yurtta savaş bölgede savaş: Ara rejimden faşizme ... [20 Temmuz 2015] AKP-CHP koalisyonunu kimler istiyor? ... [13 Temmuz 2015] Borç toplumu: Anlatılan senin hikâyendir ... [6 Temmuz 2015] AKP gerilemedi diye halkı mı dövelim? ... [2 Temmuz 2015] Tel Abyad AKP'nin cankurtaranı olur mu? ... [9 Haziran 2015] Bu daha başlangıç! ... [28 Mayıs 2015] Yok başka bir cehennem! ... [21 Mayıs 2015] Doğan-Erdoğan kavgası: Anlatılan senin hikâyendir! ... [19 Mayıs 2015] "Kaset siyaseti": Mucitler muhalif olurken ... [29 Nisan 2015] Hukukun ölümü: Katille birlikte maktule ağlamak ... [13 Nisan 2015] "400'ü verin, huzur içinde çözülsün" ... [19 Ocak 2015] "Cumhuriyet reklam arası", peki yeni-Osmanlı? ... [15 Ocak 2015] Tehlikenin farkında mısınız: İslamofobi değil İslamofaşizm ... [22 Aralık 2014] Türkiye bir guguk devleti midir? ... [15 Aralık 2014] Alatlı'nın Rönesans'ı, bizim yeni Ortaçağımız ... [8 Aralık 2014] Dini Eğitim Şurası: Dindar ve kindar nesiller ... [27 Kasım 2014] Ak Kemalizm'in fıtratı ... [20 Ekim 2014] Rejimin teminatı: Polis ... [9 Ekim 2014] Kobane: "Yesinler Birbirlerini" mi? ... [24 Eylül 2014] Yeni-Osmanlı'nın son hamlesi: Tampon Bölge ... [15 Eylül 2014] 12 Eylül darbesinden Çarşı darbesine ... [4 Eylül 2014] HDP ve aşırı Türkiyelileşme ... [25 Ağustos 2014] Padişah, Sadrazam, Yeni-Osmanlı ... [21 Ağustos 2014] Hayrunnisa Hanım o eli niye sıkmadı? ... [18 Ağustos 2014] "O yozdili koparırlar işte" ... [31 Temmuz 2014] Cemaat sofrasından Maldivler'e ... [24 Temmuz 2014] Monşerler, ekmeğin fiyatı, muhafazakârlık ... [17 Temmuz 2014] Muhafazakâr ahlakın Suriye'yle imtihanı ... [14 Temmuz 2014] Filistin kanıyor, one minute! ... [10 Temmuz 2014] Abdestli kapitalizmin ramazanı ... [4 Temmuz 2014] Dualarla başkanlık koltuğuna ... [26 Haziran 2014] 12 Eylül yargılandı, hayırlı olsun ... [23 Haziran 2014] Cumhurbaşkanlığı: AKP rejimine hayat öpücüğü ... [16 Haziran 2014] Berkin terörist, IŞİD değil! ... [12 Haziran 2014] Bayrak planı, Köşk tuzağı ... [9 Haziran 2014] Lice ne yana düşer usta? ... [5 Haziran 2014] Boğaz'da yalı, elde viski kadehi ... [2 Haziran 2014] Haziran nedir? ... [29 Mayıs 2014] Soma'da aslında ne oldu? ... [23 Mayıs 2014] Rejime tutulan ayna ... [19 Mayıs 2014] Ölüler üzerinden siyaset ... [15 Mayıs 2014] Ölümün coğrafyasında ... [5 Mayıs 2014] "Rıza Sarraf Yeni Türkiye'dir" ... [28 Nisan 2014] Diktatoryaya iki adım kala ... [21 Nisan 2014] Sandıklı diktatörlüğe doğru ... [17 Nisan 2014] Aile-Devletinden manzaralar ... [16 Nisan 2014] Fatih Yaşlı yazdı: Ergenekon'dan Ötüken'e, bir efsaneden diğerine ... [7 Nisan 2014] Biri seçim mi dedi? ... [20 Mart 2014] Bugün tapelerden ne öğrendik? ... [19 Mart 2014] Fatih Yaşlı yazdı: Aile, devlet, özel mülkiyet: 'Tape'lerin aynasında yeni rejim ... [13 Mart 2014] O ekmek bir gün gelecek Berkin ... [3 Mart 2014] 28 Şubat 2014'te neredeydiniz? ... [30 Ocak 2014] Hani faiz lobisi bizdik? ... [13 Ocak 2014] "AKP'nin olmasın ama Cemaat'te de kalmasın" ... [27 Aralık 2013] Fatih Yaşlı yazdı: Paralel devlet devleti paralize ederken ... [24 Haziran 2013] Biri dış mihraklar mı dedi? ... [13 Mayıs 2013] Reyhanlı'nın faili Yeni-Osmanlı ... [18 Nisan 2013] Karanlığın Saltanatı ... [18 Mart 2013] Cumhuriyet'i Cemaatle Kurtarmak? ... [11 Mart 2013] Davutoğlu'nun kapatmak istediği parantez: Cumhuriyet ... [4 Mart 2013] Öcalan ne diyor? ... [21 Ocak 2013] Savunmayı savunmak gerekiyor ... [7 Ocak 2013] "12 Eylül öncesine mi dönmek istiyorsunuz?" ... [24 Aralık 2012] Tersinden III. Meşrutiyet ... [3 Aralık 2012] "Bir Yeni Cumhuriyet İçin" ... [13 Kasım 2012] Sakık'ı kim, niye konuşturdu? ... [7 Kasım 2012] Kemalizm ve sol müdahale ... [30 Ekim 2012] Yeni bir on yılın eşiğinde ... [4 Eylül 2012] Hala nasıl bir arada yaşayabiliyoruz ya da çoğunluğun apolitizmi ... [14 Ağustos 2012] Taşeron savaşı, Aleviler ve Kürtler ... [10 Temmuz 2012] Kürt Sorununda Çözüm Mümkün mü? ... [19 Haziran 2012] AKP-C Koalisyonunda Son Durum ... [17 Nisan 2012] Korku, Solkırım ve Hesaplaşma ... [27 Mart 2012] Wikileaks'ten Sızan Türkiye: ABD Belgelerinde Ergenekon ... [14 Şubat 2012] Neyin Kavgası? ... [10 Ocak 2012] Başbuğ'un Tutuklanması: Düne Değil Yarına Dair Bir Hesaplaşma ... [15 Kasım 2011] Türk Sağının Emperyal Hevesleri: Yeni Osmanlıcılığın Kısa Tarihi ... [20 Eylül 2011] "Hrant'ın Arkadaşları" Odatv İddianamesini Okudu mu? ... [16 Ağustos 2011] 12 Eylül 1980: Yeni Rejimin Miladı ... [9 Ağustos 2011] Aristokrat Solcular İlerici Muhafazakârlar ve Demokrasi ... [12 Temmuz 2011] Yemin Krizinden Siyaset Dersleri ... [25 Mayıs 2011] Milli Sır ... [16 Şubat 2011] Türkiye Mısır Olur Mu? ...
Fatih YAŞLI
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™