Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Tek ve Son Çare!
7 Ekim 2011, Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ
, Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ
Bir Yargıtay yargıcı, Celal Çelik, “yargının bu günlerde çok derin sıkıntılar yaşadığını”, hatta “bittiğini” söylüyor. “Biat, bedelli ikbal beklentileri, blok oy uygulamaları, koltuk ve yaranma hesaplarının varlığı midelerimizi kaldırmıştır” diyerek görevinden ayrılıyor (Cumhuriyet,27.9.2011).
 
Eski Barolar Birliği yönetim kurulu üyesi Avukat Şahin Mengü, Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın Ocak 2010’da ABD Büyükelçisine giderek, siyasi parti davaları, askerlerin sivil mahkemede yargılanmaları gibi konularda verdiği kararlar hakkında bilgi arz ettiğini, bunun Wikileaks belgelerinde yer aldığını yazıyor (Gazeteport.com 27.9.2011).
Her bir olan bitenin, yolunu açtığı genel bir yargıya bir başka yargıç, Faruk Özsu, varıyor: “yargı, taşranın kültürel kodlarına hapsolmuş, güce tapan, toplum ve birey düşmanı, antientelektüel, ahlakçı, asosyal bir cemaattir. Yargının asıl problemi, ilkel bir yargı kültürüne sahip olmasıdır” diyor (Radikal 2,25.9.2011).
Berlin Özgür Üniversitesi’nde E. Ernst Hirş’in kurduğu “Hukuksal Olgular Araştırma Enstitüsü”nün başkanı değerli dostum Hubert Rottleuthner’in aşağıdaki çözümlemesini bunlarla birlikte okuduğumuzda, yargıyla oynanan oyunun hatları daha da keskinleşecektir.
“Tebliğimde yargı mensuplarının norm konformitesiyle, (…) yargı mensuplarının, dönemin siyasal iktidar sahiplerine genel olarak bağlılığını ifade eden konformiteyi birbirinden ayırdım. Bu, yasayla bağlılıktan anlaşılanın çok daha ötesine varmaktadır. Bu ayrımı önemli buluyorum, çünkü bu yüzyılda Almanya’da yaşanan bazı deneyimleri anlamak ve açıklamak ancak bu şekilde mümkündür. (…) 1918-1919’da, sonra 1933’de, sonra tekrar 1945-1949 döneminde ve daha sonra, örneğin Almanya’nın doğusuna ilişkin olarak 199O’da… Şimdi, her bir dönemin siyasal iktidar sahiplerinin eski yargı mensuplarıyla ne yaptıklarını incelemek hukuk sosyolojisi bakımından çok ilginçtir. Yeni siyasal iktidar sahipleri, yargıçların yasayla bağlılık yükümlülüklerine uygun davranacak olmalarına tek başına güvenemeyeceklerini, bunun yanında yeni siyasal sisteme karşı belli bir sadakatin de gerekli olduğunu görmekteydiler. 1933’de Naziler, siyasal olarak gözden düşen yargıç, savcı veya avukatları görevden almakla kurnazlık ettiler. Görünen o ki, bunun için görevden alınması gereken oran, yargıçların %10-15’idir. Makyavelist bir yaklaşımla söyleyecek olursak, geriye kalanla siyasal iktidar sahibi olarak gayet iyi çalışmak mümkündür. Yani sadece iktidar tekniği ile ilgilenenler için tavsiyemiz, yargıçların %10-15’inin görevden alınmasının yeterli olacağıdır (…)” (HFSA/3, İstanbul 1996, s.284 vd.).
Ülkemizde bu sözleri doğrularcasına bir tasfiye sürecinin tamamlanmak üzere olduğunu; bir karşı devrim makinesinin sessizce değil, gürültüyle, kıra döke tam güçle çalıştırıldığını; muhaliflerine, göremediklerini yok saydıran bir göz boyama kurnazlığının başarıyla tezgahlandığını; görenlerin, kodeslere tıkarak, görünmez, işitilmez kılındığını; dışarıdakilerin içerdekilerden daha ketum, sersemlemiş bir halde ortalıkta dolaştığını, artık kim göremez, kim daha fazla gizleyebilir, şirin gösterebilir; Bunların aksinin gerçek olduğuna kim hâlâ inanabilir; bu teröre kim daha fazla dayanabilir!
Yeni bir Müdafaa-i Hukuk bu yeniyetme kadıların, kulların işi, kaygısı elbette olmayacaktır. O yeniden, ancak yurttaşın bilincinde, duyuncunda, eyleminde hayat bulacaktır. İnsancıl, özgürlükçü ve insaflı bir hukuka yurttaşın ödünsüz, cesur ve kararlı istenciyle ulaşılacaktır.
Bu ülkenin kurtuluşu, kökten bir “hukuk devleti savaşımı” vermekte yatıyor. Yargıç da ancak bununla, hukuk devleti hukukunun “fikri ve irfanı hür” bir bilgini olabilecektir. Yargıçların bu donanıma ulaşabilmelerinin tüm yollarını açmak zorundayız. Hukuk devleti’yle temel iktisadi-sosyal sorunlar, çelişkiler elbette bir çırpıda çözülemeyecek, ama gerçek ve hakkaniyetli çözümlerin etkili süreçleri bununla başlatılabilecek; gözden düşürülmüş, gözden çıkarılmış kamu yararı ilkesi yeniden pozitif hukukun ve devletin temeline yerleştirilebilecek; toplumsal, siyasal çelişkilerini çözebilecek bir insan’ın bir kişi, bir birey, etkin ve özerk bir özne olarak tüm temel haklarında ve özgürlüklerinde etkili korunması ancak bu devlet felsefesiyle sağlanabilecektir.
Bundan daha iyi bir başka çaremiz yok. Bu savaşım bugün tek ve son çaredir. Küresel sömürü ve zulüm fırtınaları karşısında tüm yurttaşları bu uzun soluklu, uygar savaşıma katılmaya çağırıyorum!
Bu, insana onur, ulusa egemenlik savaşımıdır.

(Cumhuriyet Bilim Teknik)

[Bu yazı 2119 kez okundu]
Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [40]
[23 Aralık 2013] Türkiye Barolar Birliği'ne "Müdafaa-i Hukuk" Çağrısı ... [6 Eylül 2013] Facebook'ta Gezi'nen Yazılarımdan - 1 ... [16 Ağustos 2013] Neresi Yanlıştı? ... [4 Mayıs 2013] Hangi Barış? ... [19 Nisan 2013] Yeniden Merhaba! ... [4 Ocak 2013] "Nikbinlik." ... [7 Aralık 2012] YÖK ve Karşıdevrim-2 ... [23 Kasım 2012] YÖK ve Karşıdevrim ... [29 Eylül 2012] Başkaldırmak, Başını Bir Güneşe Doğru Kaldırmaktır ... [4 Eylül 2012] Kara Mizah ... [20 Temmuz 2012] Üniversiteler Direnin, Çok Geç Kalmadan! ... [8 Temmuz 2012] Üniversite Hali ... [23 Haziran 2012] Atatürk Cumhuriyeti Sökülürken Direnemeyen Üniversitelerimiz ... [8 Haziran 2012] "Telgrafhane" ... [27 Mayıs 2012] Bir Kassandra Çağrısı (2) ... [13 Mayıs 2012] Bir Kassandra Çağrısı ... [28 Nisan 2012] Üniversiteler Hâlâ Susuyor ... [14 Nisan 2012] Ülke Toprağını Satmayacaksın, İşçiyi Sömürtmeyeceksin... ... [1 Nisan 2012] İçerdekiler ... [16 Mart 2012] "Gülümsemek Direnmektir" ... [3 Mart 2012] Direnen Ülke ... [17 Şubat 2012] Direnen İnsan ... [10 Aralık 2011] 'Romantik Direniş', 'Alakarga', 'Akademik Bilinç' ... [25 Kasım 2011] "Direnen Üniversite" Yankılanıyor! ... [23 Eylül 2011] Üniversite Nedir? ... [9 Eylül 2011] Bir Yargıç Nasıl Adil Olur? (*) ... [26 Ağustos 2011] Düşündüşleme (*) ... [12 Ağustos 2011] Bir Yargıç Nasıl Adil olur? ... [29 Temmuz 2011] "Bir Gün Şu Hastalıklı Vatan Canlanırsa..." (*) ... [3 Temmuz 2011] Ne Dersiniz? ... [17 Haziran 2011] Yine Hayatı Olmak ... [6 Haziran 2011] Hayatı Olmak ... [21 Mayıs 2011] Dikkat Bir Aydınlanma Erdemi ... [22 Nisan 2011] Yarın 23 Nisan ... [9 Nisan 2010] HUKUK POLİTİKASI ... [25 Mart 2010] "Freirechtsschule" ... [1 Mart 2010] Vaziyet ... [22 Şubat 2010] Elsa Türkiye ... [9 Şubat 2010] HUKUK POLİTİKASI ... [26 Ocak 2010] KARA KÖMÜRDEN ACI TÜTÜNE ...
Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™