Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Küba teslim mi oluyor?
10 Ekim 2010, Kemal OKUYAN
, Kemal OKUYAN

“Güle güle Fidel…”, “Sosyalizmi iyileştirmek için kapitalizm“, “Komünizmin son kalesi de düştü”, “Küba kapitalizme bir şans veriyor”, “Raul‘un kapitalizme doğru emekleyişi”… Bunlar Küba’da yürürlüğe konan son reformlar üzerine batılı basında yer alan sevindirik başlıklardan bazıları.

Ortada fol yok yumurta yokken hazırlanan haberleri hatırlayınca insan, kimsenin geçiştiremeyeceği içerik ve kapsamda olan uygulamaların daha büyük bir tezahüratla karşılaşabileceğini düşünmeden edemiyor.

Bunu yapamıyorlar; çünkü emin değiller, anlamaya çalışıyor, temkini elden bırakmıyorlar.

Bunu yapmıyorlar, çünkü eğer gerçekten Küba sosyalizmi çözülme sürecine girdiyse, onu rahat bırakmak, deyim yerindeyse kurbağayı ürkütmemek istiyorlar.

Biz de bunu sorabiliriz: Küba sosyalizmi çözülme sürecine mi girdi?

Bu soruya “olur mu öyle şey” diye yanıt vermek isterdim. Ancak, devrimden 50 yıl sonra, her ne olursa olsun, ücretli emek sömürüsünün bu ölçüde meşruiyet kazandığı bir süreci “risk yok” avuntusuyla karşılayamayız. Kaygı duymamız, Kübalı komünistlere, dostlara dönük bir güvensizlik olarak anlaşılmamalı.

Bizim güvenmediğimiz, piyasa güçleridir.

Evet, Küba riskli, hata kaldırmayacak bir döneme girmiştir.

Neden bunu tercih ettiler?

Fidel hayatta, ülkenin siyasal ve ideolojik yaşamına katkı koymaya devam ediyor. Liderlik Raul’da. Devrim kuşağından başka kadrolar kritik noktalarda durmayı sürdürüyorlar.

Özetle, “piyasacı bir ekip geldi, işler değişti” diye bir şey yok.

Castro kardeşlerin sosyalist ideallere bağlılıklarında bir zayıflamadan kimse söz edemiyor. Doğrudur, Fidel olağanüstü bir düşünsel performans sergilerken zaman zaman “bunu şimdi neden dedi” sorusunu sordurmakta, bazı çıkışları, sohbetleri için yaygın bir “ne gerek vardı” tepkisi almaktadır. Ama Fidel Castro Ruz’dur o; onca yıldır hep çarpıcı ve özgün kalmayı becermiştir.

Küba’da yavaş yavaş etkisini artıran yeni ve zengin bir sınıftan söz etmekse insafsızlık olur. Yolsuzluklar, çürüme, turizm sektörü, yabancı sermaye girişi bir yandan sınırlı kaynaklarla “yeni insan”ı yaratmaya çalışan ülkede “yeni bir tür” peydahlaşmıştır ama bu “tür” henüz sermaye birikim sürecinin öznesi olmaktan oldukça uzaktır. O şimdilik bıraktık yenisini, insanı kemirmekle meşguldür.

Kapitalist yolcu bir önderlik yok, önderlikte bir inanç erozyonu yok, gelişmekte olan bir burjuva sınıfı yok… O halde neden?

Raul Castro, “sosyalizm için, devrimi korumak için bu adımları atmamız gerekiyor” derken samimidir.

“Garbaçov da öyle başlamıştı” Küba önderliğinin asla hak etmeyeceği bir benzetmedir, tek sözcükle ayıptır.

Raul ne diyor?

Küba’da sosyalizm gıda ürünlerinde dışa bağımlılığı çözmeden yoluna devam edemez diyor. Yanlış mı? Küba kıt döviz rezervlerini dışarıdan pirinç, tahıl, et alarak tüketiyor. Küba verimli topraklarının önemli bölümünde tarımsal üretim yapamıyor. Küba tarımsal ürünlerini sağlıklı ve etkili bir biçimde dağıtamıyor. Küba’da kimse açlık çekmiyor ama büyük kentlerdeki beslenme ve yemek alışkanlıkları “sosyalizm bu kadarını mı becermiş”i sordurtuyor.

Raul, ülkede tarımsal üretimde, küçük değil, büyük bir sıçrama gerektiğini sürekli vurguluyor. Bunun tek yolu var: Eğitim düzeyi fazla, hem de çok fazla gelişen küçük bir ülkede genç kuşağı yeniden kırlara özendirmek. Küba’da toprağın “terk edilmişlik” görüntüsünden çıkması, onu işleyecek birilerinin bulunmasına bağlı. Küçük, sembolik özendiriciler işe yaramadı. Dünyanın en iyi eğitim veren okullarından mezun ya da o okullara gözünü diken Kübalı gençlerin gübreyle, sulamayla iştigal etmesi, kasırgaların yıkıcı etkisini göze alarak kırlara dönmesi için daha fazlası gerekiyordu. Teknolojik altyapısı zayıf, abluka nedeniyle makine parkı demode olmuş Küba sosyalizmi daha fazlasını veremeyince, “piyasa” yardıma çağrıldı.

Artık Küba’da “ben tarımsal üretim yapacağım” diyenler sosyalist devletin sıkı denetimi altında birer küçük kapitalist olarak faaliyet gösterebiliyorlar. Bunu önceki “özel şahıs çiftlikleri”nden ayıran, ücretli emek kullanımının genişlemesi, ürün seçimi, pazarlama gibi konularda girişimciye daha fazla söz hakkı tanınması, daha geniş arazilerin özel işletmelere açılmasıdır.

Güçlü sanayisi olmayan bir ülkede bu son derece önemli bir gelişmedir. Dar anlamıyla ekonomik sonuçları üzerinden değerlendirilmemelidir, ülkenin sınıfsal kompozisyonunda belli değişikliklere yol açacaktır.

Devlet bu özel işletmeleri yakın takibe almış, onları belli idari birimlerde yan yana getirmiş ve güvenilir parti kadrolarını ücretli olarak çalışanların haklarını korumak için bu birimlerde bizzat görevlendirmiştir. Yine devlet, kendisine ait ve sosyalizmin tarımdaki en ileri kazanımı olan çiftliklerin öncü rolünü korumak, buralarda en ileri üretim teknikler kullanılarak verimliliğin artması için de önlem almaktadır.

Eğer, denetim ve önlemler sıkı tutulur, tarımda özel sektörün varlığı sosyalist kuruluş için normal bir olgu olarak gösterilmeye kalkılmaz ve tarımda kolektif mülkiyet biçimleri giderek tasfiye sürecine sokulmazsa, Küba tarımının “özel girişimciler” tarafından canlandırılması gerçekten işe yarar.

Çünkü Raul’un dediği gibi, kendine doyuramayan bir Küba, bırakın daha gelişkin bir sosyalizmi, bağımsızlığını bile koruyamaz.

Raul başka ne diyor?

Küba’da devletin savurganlığından şikayet ediyor.

Raul haklıdır.

Küba’nın sınırlı kaynaklarını devlet kendi eliyle çarçur etmektedir. Küba’da hiçbir iş yapmayıp maaş alanlar, devlet binalarındaki asansörlerin taburelerine kurulmuş canayakın kadınlardan ibaret olsaydı keşke. Sosyalizm herkese iş güvencesi demektir ama söz ettiğimiz gerçek bir “iş”tir.

Kamu görevlilerinin bir bölümünün emekli edilmesi, bir bölümünün başka alanlara kaydırılması, bir bölümününse daha fazla özendirilen hizmet sektöründe özel girişimcilere dönüştürülmesi de anlaşılır bir uygulamadır.

İşsizlik meşrulaşmayacak, “bu devlet enayi mi” türünden züppeliklerle insanların hakları gasp edilmeyecekse…

Raul’un bir başka dediği, devletin hizmet sektöründen belli oranlarda çekilmesi gerektiğidir.

Devlete ait berber dükkanı, oto tamircisi, büfe, terzi, lokanta olağanüstü kötü hizmet veriyor, bu bir gerçek. “Canım ne var bunda, sosyalizm için katlanılır” demekle olmuyor. 50 yıl sonra sosyalizm insanlarına çok basit şeyleri sunamıyor, yaşam kalitesini artıramıyorsa, gün gelir insanlar sosyalizme katlanmaz olur; eşitlik, bağımsızlık, egemenlik değersizleşiverir.

Küba’da hizmet sektörü zaten “kayıtdışı”na açılmış, büyük ölçüde özelleşmişti. Şimdi bu kontrol altına alınacak, hizmet kalitesi yükselecek, ortaya çıkan küçük işletmelerde çalıştırılan ücretli işçilerin hakları devlet tarafından korunacaksa, Küba sosyalizmi sadece bu nedenle çökmez elbette.

Ancak…

Tarımda özel sektörün henüz ne kadarlık bir ağırlığa sahip olacağı belli değil. Ama reform işe yarayacaksa, ülkede kayda değer bir “piyasa” kuvveti kırlarda boy gösterecek demektir. Kentlerde “daha fazla kâr”dan başka bir şey düşünmeyen yeni bir sınıf, hizmet sektörünü ele geçirmenin keyfini çıkracak, ortalıkta daha büyük bir güvenle gezinecek.

Problem şu ki, Küba’da bunu dengeleyecek bir sanayi işçisi yok. Ülkenin en önemli sektörü turizm, sınıf bilinci açısından “reform”ların olumsuz sonuçlarına direnmek bir yana, onun risklerini artıracak bir emekçi toplamına yataklık ediyor.

Sanayileşme yolunun açılmasını beklemek dışında burada yapılacak üç şey var. Birincisi enerji, inşaat, madencilik gibi sektörlerde çalışan işçilerin toplumsal yaşamdaki rollerini artırmak, onların ideolojik-siyasal duyarlılıklarını geliştirmek. İkincisi Küba’nın beşeri kaynakları açısından en ileri, en gelişkin kesimi temsil eden ve ciddi bir nicel ağırlığa sahip olan sağlık ve eğitim emekçilerini küstürmemek, onları Küba sosyalizminin merkezinde tutmak. Üçüncüsü partiye yeni bir dinamizm getirmek, bütün bu konuların devrimci bir perspektifle açık açık tartışılmasına izin vermek, yıllardır yapılamayan parti kongresini sosyalist kuruluşa ilişkin berrak, algılanabilir bir stratejinin ilan edildiği, güven tazeleyici bir toplantıya dönüştürmek, parti kadrolarını yaygın bir biçimde rahatsız eden ve özünde eşitsizlik ve adeletsizlik üreten “ilkel eşitlik” anlayışını ortadan kaldırırken sosyalizmi sadece ücretsiz sağlık ve eğitim hizmetine indirgemeye kalkan piyasacı partililere geçit vermemek.

Bunlar benim gördüklerimden, dinlediklerimden çıkardığım sonuçlar.

Aylar önce “kaygı duyduğumu gizleyemem” diye yazmıştım.

Bu bir mücadele. Küba sosyalizminin bu mücadeleyi kaybetmesi mümkün. Kaybetmeyi isteyenler var, kaybetmeyi önemsemeyenler olduğu gibi…

Ancak kimse Küba’da bugünkü siyasal dengelerle, bugünkü önderlikle sessiz sedasız kapitalist yola girilmesini, Çin türünden bir melezleşmeyi beklemesin.

“Ben bu göreve devrimi yıkmak için değil, sosyalizmi güçlendirmek için getirildim” diyen Raul ve arkadaşları bu dönemece barındırdığı riskleri tartarak girdi. Tartışacak, sorgulayacak ama illa destek olacağız.

Dostluk hukuğu da bunu gerektirir, sosyalizm mücadelesinin çıkarları da…

(SolHaber 06.10.2010)

[Bu yazı 1805 kez okundu]
Kemal OKUYAN

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [52]
[27 Aralık 2013] Kemal Okuyan: Kirli ittifak AKP'yi neden bitirmiyor? ... [23 Aralık 2013] Amerikan zaferi. ... [23 Aralık 2013] Kemal Okuyan yazdı: Yolsuzluk patladı ya solsuzluk! ... [20 Aralık 2013] Laik ve bağımsız Türkiye! ... [16 Aralık 2013] Sağcılaşmak üzerine... ... [13 Aralık 2013] Kentsoyluları ne yapmalı? ... [8 Aralık 2013] Kemal Okuyan yazdı: Kavgaya devam! ... [5 Aralık 2013] Sol sağa mahkum olmaz ... [3 Aralık 2013] Çıldırtan diyaloglar... ... [30 Kasım 2013] Kaçın, bir an önce kaçın! ... [28 Kasım 2013] AKP'li olmayan AKP'ciler ne alemde? ... [26 Kasım 2013] Cemaat mi hükümet mi? ... [21 Kasım 2013] Hukukun üstünlüğü... ... [19 Kasım 2013] Ulus... ... [13 Kasım 2013] Kadrolaşma AKP'nin sonunu hızlandırıyor ... [7 Kasım 2013] Kadınlı-erkekli devrim yaptılar ... [1 Kasım 2013] Türbanla örtülen operasyon* ... [27 Ekim 2013] Sosyalizmin Cumhuriyet'te hakkı var ... [27 Ekim 2013] Cumhuriyet tartışılırken 'sol'dan marksizm manzaraları. ... [24 Ekim 2013] Kemalizm ... [22 Ekim 2013] Bir varmış, bir yokmuş... ... [19 Ekim 2013] Suriye ve İran ... [16 Ekim 2013] Yaşanası kentler, eve tıkılmayan insanlar... ... [12 Ekim 2013] Seçilmişler, atanmışlar... ... [9 Ekim 2013] Mutlu rüyalar ... [3 Ekim 2013] Erdoğan'ın Kürt hamlesi ... [30 Eylül 2013] Paket çeşitlemeleri ... [26 Eylül 2013] Kemal Okuyan yazdı: 'Din düşmanı...' ... [26 Eylül 2013] ABD ve Rusya ... [24 Eylül 2013] Kemal Okuyan yazdı: Beşiktaş komplosu ... [22 Eylül 2013] Bitti ... [17 Eylül 2013] Ölüyü diriltmek ... [15 Eylül 2013] Yalan, sol, medya, hükümet... ... [11 Eylül 2013] Düşmüş ... [7 Eylül 2013] Obama fena sıkıştı ... [26 Ağustos 2013] Bilim bu işe ne diyor acep? ... [23 Ağustos 2013] Büyük tehlike ... [22 Ağustos 2013] Empati ... [6 Ağustos 2013] Polis Partisi ... [2 Temmuz 2013] 2 Temmuz'da... ... [21 Haziran 2013] Halkı iktidarsızlaştırmak... ... [30 Mart 2013] Hoş geldin liberal sol ... [3 Nisan 2012] 12 Eylül davası bir kutlamadır, uzak durunuz! ... [13 Mart 2012] Tahliyeler: Normalleşme başladı mı? ... [14 Şubat 2012] Ne oluyor? ... [7 Temmuz 2011] Yurtseverlik öldü mü? ... [8 Nisan 2011] Ahmet Şık meselesi AKP iktidarına zarar verdi mi? ... [20 Mart 2011] Devrim zirve noktasına ulaştı ... [11 Mart 2011] Meğer bu ülkede "özgürlükçü" hiç yokmuş! ... [31 Ocak 2011] İslamcılardan liberal elitistlere nanik! ... [10 Ocak 2011] Bir Cumhuriyet yazarının özgür Türkiyesi! ... [23 Ekim 2010] Yargıtay Başsavcısı konuşabilir mi, konuşamaz mı? ...
Kemal OKUYAN
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™