Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Zizek'in 'yeni oryantalizmi'
4 Ekim 2011, Nuray MERT
, Nuray MERT

Slovenyalı ünlü post-Marksist filozof Slavoj Zizek, geçtiğimiz hafta sonu Radikal gazetesine uzun bir röportaj vermiş, dünya ahvalini değerlendirmiş. Gazete, röportajın ikinci bölümünü ‘Avrupa’nın geleceği, Osmanlı gibi olmalı’ manşeti ile verdi. Ünlü ve özellikle ‘sol’ çevrelerin popüler ikonu haline gelmiş bir düşünürün Osmanlı’ya dair olumlu yaklaşımının bu ülkede heyecanla karşılanması anlaşılır bir şey. Osmanlı hayali hiç bitmeyen muhafazakâr çevrelerin, Zizek’in söylediklerinden çok hoşnut olması da anlaşılır.

‘Yeni oryantalizm’ hali
Sorun, Zizek’in Osmanlı hakkında pek bir şey bilmemesi. Tıpkı Tahrir olayı ardından yazdığı yazıda (The Guardian, 11 Şubat 2011) olduğu gibi, Zizek hakkında fikir yürüttüğü olaylar özellikle de Doğu ülkelerinde geçiyorsa fazla titizlenme gereği duymuyor. Bu Batı merkezli dünya görüşlerine karşı çıkan ünlü ‘muhalifler’ arasında giderek popülerleşen bir tutum ve bu tutum hiç de masum değil. Zira, Batılı düşünürlerin hakkında fazla bir şey bilmedikleri toplumlar ve onların tarihine dair büyük laflar etme merakı, bir tür ‘yeni Oryantalizm’ halini almış vaziyette. Şöyle ki, bu ‘büyük beyinler’ Batı hakkında değerlendirme yaparken ciddi bir birikime sahip olma ihtiyacı duyuyorlar ama Batı dışı toplumlar söz konusu olduğunda derinleşme gereği duymuyorlar. Batı merkezli dünya görüşüne karşı, Batı dışı toplumlar ve onların tarihine ilişkin olumsuz görüşlerin yerine olumlu ve fakat aynı ölçüde toptancı ve sığ genellemeler yapmanın ardında gizlenen ‘kibri’ hesaba katmıyorlar.

‘Kötü ve zalim Osmanlı’
Batı merkezli düşünce ile hesaplaşmak için, Oryantalist olumsuzlamayı tam tersine çevirmenin yeterli olacağını düşünüyorlar. Bunu yaparken, Oryantalizmin Doğu’yu egzotikleştirme yönteminin yeni biçimlerini üretmekte olduklarını görmüyorlar. Batı eğitiminin çizdiği ve belli ki Zizek ilkokula giderken Yugoslavya’da halen tedavülde olan ‘kötü ve zalim Osmanlı’ imajına karşı çıkmak, onu sorgulamak önemli bir adım. Ancak, bir filozofun bu sorgulamayı, biraz eleştirel düşünebilen bir liseliden daha öteye götürmesi beklenir. O nedenle durumu kısaca “Türk işgalinin öğrendiğimiz gibi korkunç olmadığını öğrendim” şeklinde özetlemesi fazlasıyla yadırgatıcı. Zizek’in kaç yaşına kadar, Yugoslavya ilkokul kitaplarında çizilen ‘korkunç Türk’ tablosuna inandığını ve ne zaman bu konuda aydınlanma yaşadığını merak ettim doğrusu. Bu yaşta, bize ‘ikram’ edeceği ‘aydınlanması’, ‘ben sıradan bir Batılı değilim’ seviyesinde olmamalıydı.
Dahası Zizek’in geleneksel imparatorluklara bakış açısının toptan sorunlu olması. Doğrusu, “Osmanlı ve Avusturya-Macaristan imparatorlukları yıkılmasaydı İkinci Dünya Savaşı da olmazdı” ifadesi ciddi bir tarih muhasebesinden ziyade güzellik yarışmalarında birinci gelen kızcağızların ‘savaşlar dursun, tüm dünyaya barış gelsin’ çağrılarının sadece birkaç adım ötesinde. En önemlisi ise, “...Osmanlı 19. yüzyılda ve öncesinde yerel özerkliklere izin vererek doğru şeyi yaptı... Avusturya-Macaristan ve Osmanlı imparatorluklarına sempati besliyorum. Çünkü demokratik ve çok kültürlü olmak anlamında başarılıydılar” ifadesi, (Zizek hayranları kusura bakmasın) ama tam bir cehalet ve kibir örneği. Cehalet örneği çünkü Osmanlı 19. yüzyılda, yerelleşme değil, modern merkezileşme hamlesi yapıyordu, Tanzimat’a tepkilerin nedeni buydu. Diğer taraftan, klasik imparatorlukların ‘çok kültürlü’ yapısı, ‘modern çok kültürlülük’ten tamamen farklı olduğu gibi, modern dönem öncesi (Antik Yunan örneğini bir yana koyarsak) ‘demokrasi’ ne pratik olarak, ne de siyasal bir ‘değer’ olarak mevcut değildi.

‘Narsist bir aydın’
Zizek’in söyledikleri aynı zamanda tam bir kibir örneği, çünkü üniversite öğrencisi benzer bir hata yapsa, sınavı geçemez, ama derin düşünen bir Zizek fotoğrafı altına döşenen her metnin, anlamlı bir çıkış olacağını ancak çağımızda çok örneği bulunan ‘narsisist bir aydın’ düşünebilir.
Aslında, Batı ve Aydınlanma merkezli düşünce dünyasını sorgulamak çok önemli ve bu yaklaşım son on yılın başarısı değil, ama son zamanlarda bu sorgulama üzerinden farklılık yaratmak ‘radical chic’ denilebilecek bir statü sembolü oldu. Bu haliyle bu bakış, Batı dışı toplumların tarihi, kültürü ve siyasal-toplumsal pratiklerine hakkını vermek değil, Batı dışı toplumların her şeyinde ‘boncuk bulmak’ ve bu toplumlara ‘boncuk dağıtmak’ şeklinde tezahür ediyor. Ve kim ne derse desin, bu tavır içinde bolca Batı kibri barındıran bir tür ‘yeni Oryantalizm’. Ne yazık ki, bu yeni Oryantalizm, bizim gibi boncuk dağıtılan toplumlarda adeta minnettarlıkla karşılanıyor.

(Milliyet)

[Bu yazı 1714 kez okundu]
Nuray MERT

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [54]
[9 Haziran 2017] Katar'ın başına gelenler ... [15 Ocak 2016] Linç kampanyasına nefer yazılanlar asıl siz kendinizden utanın! ... [31 Ağustos 2015] Merak etmeyin, istedikleri düzeni kuramayacaklar ... [27 Temmuz 2015] Lanetli çözüm, ahmakların seferi ... [13 Nisan 2015] Ülkede Karanlık Bir Sabaha Uyanmak ... [15 Mayıs 2014] Soma Katliamı. Ayrı dünyaların insanlarıyız ... [17 Nisan 2014] Kulak asmayın düşünce tacirlerine! ... [9 Kasım 2013] 'Otoriter muhafazakarlık' ve demokrasi ... [25 Ekim 2013] Muhafazakarların 'Bağımsız Türkiye'si ... [18 Ekim 2013] Bayramda Barış Süreci ... [16 Temmuz 2013] Bu çirkin tablonun ardındakiler ... [17 Mayıs 2013] Suriye politikasının ağır bedeli ... [3 Mayıs 2013] Burası işte böyle bir ülke! ... [10 Nisan 2013] Kuş katliamı ... [9 Şubat 2013] Karanlık Bir Tünelden Çıkış ... [1 Şubat 2013] Masum değilsiniz hiçbiriniz ... [15 Ocak 2012] Sadece cesur insanlar özgür olabilir ... [12 Ocak 2012] Muammalı bir hesaplaşma devri ... [5 Ocak 2012] Muhafazakâr cumhuriyet ... [25 Aralık 2011] Fransa, Türkiye, Suriye ve Ortadoğu ... [18 Aralık 2011] Ortadoğu'da yeni dönem ... [20 Kasım 2011] Herkes fikrini bozmuş! ... [13 Kasım 2011] Bir büyük kompozisyon yarışması ... [25 Ekim 2011] Demokratik 'zihniyet' meselesi ... [13 Ekim 2011] 'Görevimiz tehlike' ... [6 Ekim 2011] 'Bu hal', 'OHAL' mi? ... [25 Eylül 2011] Kürt meselesi ve yurtta savaş cihanda savaş ... [22 Eylül 2011] Yeni laiklik tartışmaları ... [20 Eylül 2011] Erdoğan ve Nasır ... [11 Eylül 2011] 'Libya özel sayısı' ... [8 Eylül 2011] İsrail ve Kürt meselesi ... [1 Eylül 2011] İslam Emperyalizmi, Neo-Osmanlıcılık ... [23 Ağustos 2011] 'İslam ve Sosyalizm' ... [16 Ağustos 2011] 'Londra isyanı' ve insanlığın çözülüşü ... [9 Ağustos 2011] Suriye'ye giden 'mesaj' ... [24 Temmuz 2011] Türkiye'nin 'Değerler'i ... [5 Temmuz 2011] Maslahatçı demokrasi ... [30 Haziran 2011] 'İkna Odaları'ndan 'İkna Meclisi'ne ... [26 Haziran 2011] Şeytana uymayalım ... [19 Haziran 2011] 'Kimliğe oy' ve 'yeni statüko' ... [26 Mayıs 2011] Kürt meselesi CHP, BDP ve AKP ... [13 Mayıs 2011] Dere geçilirken değişmeyen at ... [10 Mayıs 2011] Bu hale nasıl geldik? ... [26 Nisan 2011] 'Sol' garezi ... [15 Nisan 2011] Yeni engizisyonlar, yeni cadı avları ... [14 Nisan 2011] İktidar ... [7 Nisan 2011] Devlet için 'demokrasi', devlet için anayasa! ... [22 Şubat 2011] 'Organizma' ve tecavüz! ... [18 Şubat 2011] Tasasız 'demokrat'lar! ... [16 Şubat 2011] Mısır'da 'Post-Devrim', 'Post-demokrasi' ... [10 Şubat 2011] Yeni statüko, Kıbrıs ve demokrasi ... [25 Ocak 2011] 'Tefrika'yı savunmak! ... [11 Aralık 2010] 'Öğrenci eylemleri' krizi ... [23 Ekim 2010] Laikliğin teminatı ...
Nuray MERT
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™