Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Kürt meselesi ve yurtta savaş cihanda savaş
25 Eylül 2011, Nuray MERT
, Nuray MERT

Çok zor bir süreç yaşıyoruz. Yaşadığımız olaylara ilişkin yorumlarımız farklı olabilir ama, böyle bir zamanda, söylediklerimizde ölçü, bizi siyasi olarak riske atmamak ve kamuoyu önünde yadırganmamak olursa, tarih önünde sorumlu oluruz. ‘Düşünce’ nerede farklılaşır, ‘çekince’ nerede devreye girer konusunda hüküm vermek zordur, o nedenle bu konuda ölçü herkesin kendi vicdanı olmak gerekir.
Son günlerde Ankara ve Siirt’te yaşanan vahim olaylar karşı çıkılmayacak, eleştirilmeyecek gibi değil. Bu kadarını yapmak zaten insanlık borcu. Ancak hiçbir vicdanın kabul edemeyeceği şeylere karşı çıkmak, yeterli olmadığı gibi sorunu çözmez. Kürt siyasal hareketinin vicdanları zorlayan çıkmazlara girmesinden medet ummak, o nedenle habire bunun altını çizmek, sadece vicdanımızı rahatlatır, düşünce konforumuzu garanti eder, o kadar. Asıl mesele, bu gidişata ‘dur’ demek olmalı.

Engelleri kaldırmak
Kürt siyasal hareketinin BDP, Öcalan, PKK ve diğer tüm unsurlarını tartışma ve eleştiri konusu edeceksek ve bu eleştirilerin karşılığı olmasını bekliyorsak, öncelikle, bu çizginin (şiddeti övmek dışında) kendini ifade etmesinin önündeki engelleri kaldırmak gerekir. Aksi takdirde, bizim eleştirilerimize cevap verme serbestisi olmayan bir çizgiyi eleştirmek havada kalmaya mahkûm oluyor. Bu çizgi, tam da bu nedenle, bölgede ciddi bir toplumsal karşılık buluyor, insanlar birçok durumda yasal sınırlar ve siyasal baskılar ile ‘savunmasız’ kılınan bir davayı eleştirmeyi hakkaniyetsiz buluyor. Türkiye kamuoyu ve Kürtlerin politikleşmiş kesimi ile duygu ve düşünce uçurumu derinleşiyor.
Bu koşullar altında kalkıp bir de, olan biten karşısında sadece bu kesime çağrı yapmanın hiçbir anlamı yok. Kürt meselesini yakından izleyen ve demokrat tavır iddiasında olanların bile, dönüp dolaşıp ‘PKK ateşkes ilan etsin, BDP Meclis’e girsin!’ talimatına bel bağlaması anlaşılır gibi değil. ‘Askeri operasyonlara son verilsin, PKK da ateşkes ilan etsin’ demek sıklıkla iddia edildiği gibi ‘devlet silah bıraksın’ demek değil. Tam tersine, çözüm konusunda samimi isek gerçekçi olan tek çağrı bu olabilir. Benzer bir şekilde, ‘BDP üzerindeki siyasal baskılar dursun, onlar da Meclis’e gelsin artık’ vurgusu yapılmadan BDP’yi Meclis’e çağırmak, Kürt meselesinin çözümünün yükünü tümüyle Kürt siyasal hareketine yıkmaktan başka bir şey değil. Bu yaklaşımın hakkaniyetli olup olmadığı bir yana, asıl önemlisi gerçekçi değil.

Çoğunluğu temsil etmiyor
BDP veya genel olarak Kürt siyasal hareketi zaten Kürtlerin tümünü ve çoğunluğunu temsil etmiyor, bu akım zaten ‘Kürt faşizmi’ deyip, siyasal müzakere sürecinden vazgeçmeyi mazur göstermek de son derece anlamsız. Ona bakarsanız, Cinnah’ın öncülüğünde, Pakistan’ın Hindistan’dan ayrılmasını savunan ‘Müslüman Birliği’ de, temsil etme iddiasında olduğu, Hindistan’daki tüm Müslümanları temsil etmiyordu. Ayrılma olduktan sonra ve halen Hindistan’da, Pakistan’dan çok Müslüman nüfus yaşıyor, ama bu, Pakistan davasını yok saymaya yetmedi. Üstelik Kongre partisi içinde yer alan Müslümanların varlığına, en önemlisi Gandi’nin tüm çabalarına ve Gandi’nin en önemli Müslüman müttefiklerinden Badşah Han’ın çabalarına rağmen yetmedi. Zira, Hindistan’da yaşayan Müslümanların bir kısmı, farklı bir politik kimlik ve davanın mücadelesini veriyordu. Hint milliyetçileri ve hatta milliyetçi çevre dışındaki birçok Hintli tarihçi, Pakistan’ın oluşturulmasını, bağımsızlık sürecinde, İngiliz emperyalizminin bir oyunu olarak tanımlarlar. Öyle veya böyle, Pakistan ayrıldı ve bunun çok büyük maliyetleri oldu.
Kürt meselesinin insani maliyetler büyümeden çözülmesini, birlikte yaşamanın halen mümkün olabileceği bir zeminin oluşmasını samimiyetle istiyorsak, beğenelim beğenmeyelim Kürt siyasal hareketini ‘karalamak’tan medet ummak yerine ‘muhatap’ almayı ve barış süreci için birlikte çalışmaya zorlamak durumundayız. Şiddete karşı çıkmak lafla değil, şiddeti devreden çıkarmak için çaba göstermek, ne gerekiyorsa yapmaya hazır olmakla mümkün olabilir.

Siyasi tutuklamalara son
Bu ise, sadece BDP ve PKK’ya çağrı yapmak yerine, operasyonlara ve siyasi tutuklamalara son verilmesi çağrısı yapmakla mümkün olur. Hem Öcalan ile sürmekte olan müzakere sürecini PKK’nın sabote ettiğini söyleyip, hem de birdenbire bu süreci sonlandırmak değil, müzakereleri sürdürmekle olur. Gerisi, Çetin Altan’ın sıklıkla gönderme yapılan ünlü tabiri; ‘Türkün Türk’e propagandası’ olmaktan ve sorunu büyütmekten başka bir işe yaramıyor, yaramayacak.
Nihayet, tüm görüşlerine katılmasam da, siyaset-şiddet ilişkisi üzerine yazdıklarını dikkate değer bulduğum Doç. Uğur Kömeçoğlu’nun son yazısında (Zaman, 23 Eylül) dediği gibi, ‘siyasetten vazgeçmek yerine siyasallaşmanın şiddet dışı olma koşullarını zorlamak gerekiyor’ ve Kömeçoğlu’nun da altını çizdiği gibi, AKP hükümetinin bu konuda üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi beklenmeli.
Geldiğimiz noktada, başta hükümet, ama en kötüsü bazı ‘demokratlar’ın, başkaldıran’a ‘başkaldırma, sorun bitsin’, siyasal-toplumsal talepleri için mücadele edenlere, ‘bizim verdiklerimizle yetinin, Kürt sorunu çözülsün’ demeye getiren tonlarca demeç, yorum ve analizin hiçbir anlamı olmadığını görmek zorundayız. Yoksa, ‘Yurtta savaş, cihanda savaş’ gidişinin sonuçları bu ülkede yaşayan herkes için ağır olacak gibi görünüyor. Bu arada, ‘Cihanda savaş’ meselesi ise başka bir yazıya kaldı.

(Milliyet)

[Bu yazı 1720 kez okundu]
Nuray MERT

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [54]
[9 Haziran 2017] Katar'ın başına gelenler ... [15 Ocak 2016] Linç kampanyasına nefer yazılanlar asıl siz kendinizden utanın! ... [31 Ağustos 2015] Merak etmeyin, istedikleri düzeni kuramayacaklar ... [27 Temmuz 2015] Lanetli çözüm, ahmakların seferi ... [13 Nisan 2015] Ülkede Karanlık Bir Sabaha Uyanmak ... [15 Mayıs 2014] Soma Katliamı. Ayrı dünyaların insanlarıyız ... [17 Nisan 2014] Kulak asmayın düşünce tacirlerine! ... [9 Kasım 2013] 'Otoriter muhafazakarlık' ve demokrasi ... [25 Ekim 2013] Muhafazakarların 'Bağımsız Türkiye'si ... [18 Ekim 2013] Bayramda Barış Süreci ... [16 Temmuz 2013] Bu çirkin tablonun ardındakiler ... [17 Mayıs 2013] Suriye politikasının ağır bedeli ... [3 Mayıs 2013] Burası işte böyle bir ülke! ... [10 Nisan 2013] Kuş katliamı ... [9 Şubat 2013] Karanlık Bir Tünelden Çıkış ... [1 Şubat 2013] Masum değilsiniz hiçbiriniz ... [15 Ocak 2012] Sadece cesur insanlar özgür olabilir ... [12 Ocak 2012] Muammalı bir hesaplaşma devri ... [5 Ocak 2012] Muhafazakâr cumhuriyet ... [25 Aralık 2011] Fransa, Türkiye, Suriye ve Ortadoğu ... [18 Aralık 2011] Ortadoğu'da yeni dönem ... [20 Kasım 2011] Herkes fikrini bozmuş! ... [13 Kasım 2011] Bir büyük kompozisyon yarışması ... [25 Ekim 2011] Demokratik 'zihniyet' meselesi ... [13 Ekim 2011] 'Görevimiz tehlike' ... [6 Ekim 2011] 'Bu hal', 'OHAL' mi? ... [4 Ekim 2011] Zizek'in 'yeni oryantalizmi' ... [22 Eylül 2011] Yeni laiklik tartışmaları ... [20 Eylül 2011] Erdoğan ve Nasır ... [11 Eylül 2011] 'Libya özel sayısı' ... [8 Eylül 2011] İsrail ve Kürt meselesi ... [1 Eylül 2011] İslam Emperyalizmi, Neo-Osmanlıcılık ... [23 Ağustos 2011] 'İslam ve Sosyalizm' ... [16 Ağustos 2011] 'Londra isyanı' ve insanlığın çözülüşü ... [9 Ağustos 2011] Suriye'ye giden 'mesaj' ... [24 Temmuz 2011] Türkiye'nin 'Değerler'i ... [5 Temmuz 2011] Maslahatçı demokrasi ... [30 Haziran 2011] 'İkna Odaları'ndan 'İkna Meclisi'ne ... [26 Haziran 2011] Şeytana uymayalım ... [19 Haziran 2011] 'Kimliğe oy' ve 'yeni statüko' ... [26 Mayıs 2011] Kürt meselesi CHP, BDP ve AKP ... [13 Mayıs 2011] Dere geçilirken değişmeyen at ... [10 Mayıs 2011] Bu hale nasıl geldik? ... [26 Nisan 2011] 'Sol' garezi ... [15 Nisan 2011] Yeni engizisyonlar, yeni cadı avları ... [14 Nisan 2011] İktidar ... [7 Nisan 2011] Devlet için 'demokrasi', devlet için anayasa! ... [22 Şubat 2011] 'Organizma' ve tecavüz! ... [18 Şubat 2011] Tasasız 'demokrat'lar! ... [16 Şubat 2011] Mısır'da 'Post-Devrim', 'Post-demokrasi' ... [10 Şubat 2011] Yeni statüko, Kıbrıs ve demokrasi ... [25 Ocak 2011] 'Tefrika'yı savunmak! ... [11 Aralık 2010] 'Öğrenci eylemleri' krizi ... [23 Ekim 2010] Laikliğin teminatı ...
Nuray MERT
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™