Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Üniversite Nedir?
23 Eylül 2011, Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ
, Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ
Bu soruya, zaman zaman arkasına bakmadan çekip gitmek isteyen bir akademisyenin sabrından taşan bazı sözlerle yanıt vermek istiyorum.
Üniversite Nedir?
Üniversite düşüncesinin 1971 güzünden beri kendisini bir gölge ve ışık oyunu gibi büyülediği; gerçekliğinin ışık ve gölge gibi düşlerini var ya da yok ettiği bu kişi şimdi, 2011 güzünde, derslerini vermeye yeniden başlarken “üniversite”yi nasıl yaşadığı, nasıl tasarladığı konusunda okurlarına biraz dert yanmak istiyor.
Kim kırk yıldan, yazılacak kırk satır çıkaramaz; kim her yazıldığında o kırk satırı yürekten anlayamaz ki? Hatırınıza bir çağrışımla, “kırk satır – kırk katır” tekerlemesi geliveriyorsa, o da boşuna değildir hani. Epeyce yeri vardır bu hikâyede.
Üniversite önceleyin halkın gözüne 1971’de beşyüzlük bir banknotun arka yüzüne, eski Harbiye Nezareti’nin cümle kapısının İstanbul Üniversitesi’nin cümle kapısı olarak resmedilmesiyle girmiş olmalı. Çıkarılması da darbeden sonra 1984’te aynı yolda silinmesiyle olmuştur. 2009’dan beriyse, yirmilik banknotların arka yüzüne Mimar Kemaleddin’le birlikte onun eseri ve bugünlerde Gazi Üniversitesi rektörlüğü olarak kullanılan bir binanın resminin yerleştirilmesiyle çekingen bir anımsanmayı yaşıyor.
Görülüyor ki, Üniversitenin devletin gözünde değeri bundan fazla değildir. Milyonlarca ailenin evladının girmeye ve diplomayla çıkmaya can attığı bir yer olmaktan başka bugün kimsenin bu garabete söyleyebileceği çok fazla bir şeyi yok gibidir.
Ama devletin gözünde Üniversitenin önemi olağanüstü boyutlardadır. Harcamaların hacmiyle, tanınan bu önem birbirlerini giderek daha yükseğe taşımaktadır. Nerdeyse üç milyonu aşkın müdavimiyle üniversite devletin kasasından hatırı sayılır bir miktarı sarf ederken, hinterlandı olan sevgili aileler de bu uğurda varlarını yoklarını feda etmektedir. Duygusal bağlanmaların maliyetini hesaba vurmaksa elbette olanaksız.
Üniversite deyince herkesin kafasının karışması boşuna mı! Hangi metaforu kullansam, uygunsuz olmayacaktır.
Peki, üniversite türlü nedenlerden menkul bu önemi yanında aynı derecede değerli bir şey midir? Bu ülkede üniversite nicelik ve nitelikçe yoğun bir kesim tarafından salt kendisi için yeterince değerli bulunsaydı, bu sözleri yazmak kimin aklına düşebilirdi?
Değerli bulanlar bir avuç bilimciyle, liseden safi bir inanç ve umutla gelen gençlerdir. Bunların bir kısmı çok geçmeden önemli bulanların safına geçerek, elde edecekleri avantajların hesabını yapmaya başlarlar. Üniversite dışından bir takım entelektüel de bu değerin yeterince bilinmesi için yılmadan yazıp çizerler, iktidar insanlarına anlatmaya, onları kandırmaya çalışırlar. Çünkü kütüphaneler yakan bu insanlara üniversiteler kurdurmak da olanaklıdır. Tarihte bunun örnekleri vardır. İktidar insanına dönüşmüş entelektüeller de geçmişlerine çok fazla ihanet edemeyerek bildikleri bu değere gereken önemi vermekten bazen kendilerini alamazlar.
Değerlerle erdemler sürekli bağlılık beklerken, bu bağlılık bizim için keyfi bir durumdur aslında. “Üniversite”yse özellikle üyelerinin belirli değerlere, erdemlere olan kesintisiz bağlılığıyla vücut bulur ve sürer. Bu bağlılığın kesintiye uğradığı yerde üniversite kesintiye uğrar. Şu halde üniversite yerine göre, gelip geçen, gelip kalan, kalıp geçen, hiç gelmeyen, hiç kalmayan, belki de bu nedenle zamanı hiç gelmeyecek, hiç geçmeyecek, hiç vazgeçilemeyecek bir şeydir. Bir “status quo” asla değildir.
Bir ülkede yurttaşlar üniversiteye ancak onun bir öz-değerinden dolayı önem verebiliyorlarsa; bu değerini koşulsuz ve daima tanıyorlarsa, üniversitenin üyeleri bu öz-değeri hayata geçirecek erdemlere bağlılıklarını koruyabiliyorlarsa, o ülkede üniversite vardır. Kant’ın insan ve onuru için söylediklerini, insanın sonul değerlerinin varlık kazandırdığı üniversite için de söyleyebileceğimi düşünüyorum.
Bu yazıdan, ilgisiz bir biçimde, bilimcilerin çalışmadığını, öğrencilerin öğrenmediğini söylüyormuşum gibi bir sonuç çıkarılmasın. Hitler’in de çok çalışkan bilimcileri, öğrencileri vardı. “Üniversite”si yoktu. Diktatörün doğuşuyla üniversitenin yok oluşu eş zamanlıdır. Düşünmenin direnmek, direnmenin düşünmek olduğu üniversite insanlık var oldukça hep yeniden doğacaktır. Bu yazımın yeni “TÜBA” oluşumu bağlamında okunmasını dilerim.
Çıkmıştı: Batı’ya Yön Veren Metinler, dört cilt, derleyen: Alev Alatlı, İstanbul 2010

(Cumhuriyet Bilim Teknik 23.09.2011)

[Bu yazı 2089 kez okundu]
Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [40]
[23 Aralık 2013] Türkiye Barolar Birliği'ne "Müdafaa-i Hukuk" Çağrısı ... [6 Eylül 2013] Facebook'ta Gezi'nen Yazılarımdan - 1 ... [16 Ağustos 2013] Neresi Yanlıştı? ... [4 Mayıs 2013] Hangi Barış? ... [19 Nisan 2013] Yeniden Merhaba! ... [4 Ocak 2013] "Nikbinlik." ... [7 Aralık 2012] YÖK ve Karşıdevrim-2 ... [23 Kasım 2012] YÖK ve Karşıdevrim ... [29 Eylül 2012] Başkaldırmak, Başını Bir Güneşe Doğru Kaldırmaktır ... [4 Eylül 2012] Kara Mizah ... [20 Temmuz 2012] Üniversiteler Direnin, Çok Geç Kalmadan! ... [8 Temmuz 2012] Üniversite Hali ... [23 Haziran 2012] Atatürk Cumhuriyeti Sökülürken Direnemeyen Üniversitelerimiz ... [8 Haziran 2012] "Telgrafhane" ... [27 Mayıs 2012] Bir Kassandra Çağrısı (2) ... [13 Mayıs 2012] Bir Kassandra Çağrısı ... [28 Nisan 2012] Üniversiteler Hâlâ Susuyor ... [14 Nisan 2012] Ülke Toprağını Satmayacaksın, İşçiyi Sömürtmeyeceksin... ... [1 Nisan 2012] İçerdekiler ... [16 Mart 2012] "Gülümsemek Direnmektir" ... [3 Mart 2012] Direnen Ülke ... [17 Şubat 2012] Direnen İnsan ... [10 Aralık 2011] 'Romantik Direniş', 'Alakarga', 'Akademik Bilinç' ... [25 Kasım 2011] "Direnen Üniversite" Yankılanıyor! ... [7 Ekim 2011] Tek ve Son Çare! ... [9 Eylül 2011] Bir Yargıç Nasıl Adil Olur? (*) ... [26 Ağustos 2011] Düşündüşleme (*) ... [12 Ağustos 2011] Bir Yargıç Nasıl Adil olur? ... [29 Temmuz 2011] "Bir Gün Şu Hastalıklı Vatan Canlanırsa..." (*) ... [3 Temmuz 2011] Ne Dersiniz? ... [17 Haziran 2011] Yine Hayatı Olmak ... [6 Haziran 2011] Hayatı Olmak ... [21 Mayıs 2011] Dikkat Bir Aydınlanma Erdemi ... [22 Nisan 2011] Yarın 23 Nisan ... [9 Nisan 2010] HUKUK POLİTİKASI ... [25 Mart 2010] "Freirechtsschule" ... [1 Mart 2010] Vaziyet ... [22 Şubat 2010] Elsa Türkiye ... [9 Şubat 2010] HUKUK POLİTİKASI ... [26 Ocak 2010] KARA KÖMÜRDEN ACI TÜTÜNE ...
Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™