Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
"Hrant'ın Arkadaşları" Odatv İddianamesini Okudu mu?
20 Eylül 2011, Fatih YAŞLI
, Fatih YAŞLI
Hrant Dink Vakfı’nın üç yıldır verdiği Uluslararası Hrant Dink Ödülü’nün bu yılki sahibi Ahmet Altan oldu. Ödül her yıl, “ayrımcılıktan, şiddetten arınmış, daha özgür ve adil bir dünya için çalışan, bu idealler uğruna bireysel risk alan, ezber bozan, barışın dilini kullanan, bunları yaparken insanlara mücadeleye devam etme yolunda ilham ve umut veren kişilere” veriliyor.
2009’da verilen ilk ödülü Taraf gazetesi yazarı Alper Görmüş, 2010’dakini ikincisini ise Baltasar Garzon Real ve Türkiye Vicdani Ret Hareketi aldı, üçüncü yılında ise ödül Taraf’ın genel yayın yönetmenine verildi. Ödül komitesinin başında Ali Bayramoğlu, ödül komitesinde ise Adalet Ağaoğlu, Hasan Cemal ve Daniel Cohn-Bendit gibi isimler vardı; bu nedenle de ödülün Altan’a verilmesinde şaşılacak bir şey yoktu. Tam da bu yüzden Radikal gazetesi muhabiri İsmail Saymaz, haklı olarak cevabı içerisinde saklı olan şu soruyu soruyordu: “Hrant Abi adına verilen bu ödül liberal demokratlarımızın altın günü müdür?”
Ahmet Altan ödüle, “Türkiye'deki militarizm konularını gündeme taşıyarak, askeri otoritenin kırılması, sorgulanması, eleştirilmesi, ülkede demokrasinin yerleşmesi için çalıştığı, idealleri uğruna mücadeleye devam ettiği, cesur haberlerle gündemi belirlediği gerekçesiyle” layık görülmüştü. Ödülü alırken yaptığı konuşmada ise Altan şöyle diyordu: “Bu ödülü bir emanet olarak alıyorum. Bu korkunç vahşetin hesabını soran, cesur, dürüst ve onurlu bir yönetim çıkarsa, aldığım bu emaneti ona yine burada sevinçle vereceğim.”
Aynı tarihlerde, “Hrant’ın Arkadaşları”nın başbakana yazdığı mektup gazete köşelerindeki yerini alıyor, “Hrant’ın Arkadaşları” başbakandan cinayetin aydınlatılmasını talep ediyorlardı. İlginç olan, -belki de olmayan- cinayetin aydınlanması talebinde bulunanlardan bir tanesinin bile ödülün Altan’a verilmesine dair herhangi bir itirazı dile getirmeyişleriydi.
Oysa Altan’ın başında bulunduğu gazete, en başından beri, cinayetin kilit isimlerinden biri olduğu öne sürülen Ramazan Akyürek ismini gündeme getirmekten ısrarla kaçınmıştı. Askeri vesayetle mücadelenin polise demokratik bir nitelik atfetmeyi gerektirmesinden olsa gerek, Emniyet İstihbarat Dairesi’nin ve o dönem başında bulunan ismin cinayetle bağlantılı olup olmadığına ilişkin dişe dokunur tek bir haber yapmadı Taraf gazetesi. Hâlbuki Ogün Samast’ı yönlendiren Yasin Hayal ve Erhan Tuncel’in polisle olan bağlantısı da, cinayetin işleneceğinden Akyürek’in ve Emniyet istihbaratının haberdar olduğu da defalarca dile getirilmişti.
Altan ve gazetesi, bu bağlantıyı ısrarla görmezden gelmekle yetinmedi; katilin ve azmettiricilerinin BBP’yle olan organik ilişkilerine de bir haber değeri biçmedi; aksine, AKP iktidarına verdiği destek nedeniyle BBP’nin başındaki isim, Muhsin Yazıcıoğlu, ölümünün ardından adeta bir demokrasi kahramanı ilan edildi. Gazeteye göre, Yazıcıoğlu’nu Ergenekon NTV stüdyolarından gönderdiği sinyallerle helikopterini düşürerek öldürmüştü.
Taraf’ın iki yazarı Emre Uslu ile Mehmet Baransu ise Dink cinayetini aydınlatacak en önemli bilgilere ulaşan bir ismi, Nedim Şener’i, köşelerinde ve televizyon ekranlarında günlerce hedef tahtasına oturttular ve Şener’in cemaate uzanan bulgularını değersizleştirip geçersizleştirmek için ellerinden geleni yaptılar. Cemaatle ilgili bir kitap yazmakta olan Ahmet Şık Nedim Şener’le birlikte tutuklandığında ise Taraf’ın bütün yazarları Şık ve Şener’in Ergenekon üyesi olduklarını ispatlama yarışına girdiler. Oysa iki gazeteci de, cinayetin nereye uzandığına dair önemli ipuçlarına ulaşmışlardı.
Taraf gazetesinin eski yazarlarından Dağhan Irak ödülün hemen ardından yazdığı yazıda Taraf ve Altan’la ilgili olarak şöyle söylüyordu: “Geçtiğimiz yıl Ağustos ayının ilk haftası, hükümet Hrant Dink davasındaki sorumluluğunu üzerinden atmak için devlet adına verdiği savunmada Dink'i Naziler'e benzetirken, benim o zaman yazarı olduğum, Ahmet Altan'ın genel yayın yönetmeni olduğu Taraf Gazetesi, bu duruma anlamlı bir tepki vermeyi reddetmişti. Bunun üzerine ben 16 Ağustos 2010 tarihli Taraf'ta Fenerbahçe-Antalyaspor maç yazıma şöyle başlamak zorunda kalmıştım; 'Şükrü Saracoğlu'nda tribünler yurttaşını sokak ortasında vurduran bir devlet kadar suskun, hava ise Avrupa kapılarında bir cinayetin bahanesini anlatmaya çalışanlar kadar iç bayıcıydı.' O gün Ahmet Altan'ın o tavrı bana utanç verdiği için maç yazısına sıkışan bir itirazdı bu. O gün Altan bana utanç verirken, dün Altan'a Hrant Dink Ödülü verildi.”
Ahmet Altan’a Hrant Dink Ödülü verilir ve “Hrant’ın Arkadaşları” başbakandan cinayetin aydınlatılmasını talep ederken, Şener ve Şık Silivri’deki hücrelerinde savunmalarını hazırlıyor olmalıydılar. Ne de olsa mahkeme haklarındaki iddianameyi kabul etmiş ve 22 Kasım 2011 tarihini ilk duruşma günü olarak belirlemişti.
Sadece Şener ve Şık değil, Yalçın Küçük, Doğan Yurdakul, Soner Yalçın, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Müyesser Yıldız, Coşkun Musluk ve Sait Çakır da savunmalarını hazırlıyor olmalıydılar. Ne de olsa, iddianameye göre “Ergenekon’un medya ayağı”nda birlikte çalışmışlar, “halkı kin ve nefrete sevk edici”, “hükümeti yıpratıcı” ve “yargıyı etkileyici” faaliyetlerde bulunmuşlardı. Şener ve Şık ise örgüte üye olmamakla birlikte yazdıkları ya da yazacakları kitaplarla bu faaliyetlere destek vermişlerdi.
Hem sanıklar hem de sanık avukatları, eminim ki 22 Kasım’daki ilk duruşmaya sıkı bir şekilde hazırlanıyorlardır. Ancak 134 sayfalık iddianamede sanıklara isnat edilen suçlarla ortaya konan deliller arasında öyle büyük bir uçurum bulunuyor ki ve iddianame öylesine gelişkin bir hayal gücünün eseri ki, insan, Yalçın Küçük, Soner Yalçın ve diğer sanıkların böylesi bir hayal gücüne karşı kendilerini nasıl savunacaklarını ve işlerinin sahiden de çok zor olduğunu düşünmeden edemiyor.
Arkadaşım ve meslektaşım olan Coşkun Musluk’la ilgili iddialara bakalım örneğin. İddianamede yer alan satırlara göre Coşkun bir arkadaşıyla internet üzerinden sohbet etmiş ve bu sohbet esnasında “PKK bir kurumdur” demiş. Yanı sıra PKK’yla irtibatlı olduğu “delilleriyle birlikte ispatlanmış olan” Yalçın Küçük’le sık sık görüşmüş, ondan talimatlar almış ve müstear adla yazılar yazmış. Bu yazıların içeriğine bakıldığında ise “Abdullah Öcalan’ın söylemlerinin ön planda tutulduğu ve yazıların içeriğinde sık sık PKK Terör Örgütünün yayın organı olduğu bilinen Fırat Haber Ajansından (fıratnews.com) alıntılar yaptığı tespit” edilmiş. Coşkun Musluk bununla da yetinmemiş ve başka bir arkadaşından telefonla iki kitap istemiş. Arkadaşı ise birisinin adı “Öcalan’ın İmralı Günleri” ötekinin adı ise “Öcalan’a Soruldu” olan bu kitapları temin edeceğini söylemiş.
PKK’dan bir kurum olarak söz etmenin ya da müstear adla yazılar yazmanın neden suç olduğu soruları bir yana, henüz herhangi bir örgütün üyesi ya da yöneticisi olup olmadığı kanıtlanamamış birinin başka birine nasıl talimat verebileceği ve bunun hangi suç kapsamına gireceğinin de ayrıca tartışılması gerekiyor. Hemen hemen her kitabevinde bulunabilecek olan ve üzerlerinde herhangi bir yasaklama kararı bulunmayan iki kitabı okumak istemenin terörist olmaya yetmesi ve bu isteğin bir telefon dinlemesi ile tespit edilip iddianameye konulması ise bambaşka bir mevzu.
Dediğim gibi Coşkun’un da, Coşkun’unkinden pek de farklı olmayan iddialarla suçlanan diğer sanıkların da işleri çok zor; kendilerinden, olmadıkları bir şeyi sahiden olmadıklarını ve yapmadıkları şeyleri sahiden de yapmadıklarını ispatlamaları bekleniyor, çünkü özel yetkili adaletin mantığı bunu gerektiriyor.

(SolHaber)

[Bu yazı 1612 kez okundu]
Fatih YAŞLI

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [95]
[2 Ağustos 2016] "Üslere el konacak, NATO'dan çıkılacak" ... [16 Mart 2016] Ankara: Anlatılan hepimizin hikâyesi ... [10 Şubat 2016] "Yeni-Osmanlı düştü düşecek" ... [3 Ocak 2016] "Noel Baba'yı yargılamak"tan ODTÜ'ye: Akitleşme ... [9 Aralık 2015] Bir gece ansızın 82 Musul, 83 Kerkük, 84. ... [25 Kasım 2015] Moskova Camii'nde başkanlık için şükür namazı ... [18 Kasım 2015] Bir manipülasyon ideolojisi ... [11 Kasım 2015] 1 Kasım'dan sonra Yeni Türkiye ... [1 Kasım 2015] Türkiye: 1 Kasım'dan önce, 1 Kasım'dan sonra ... [30 Ağustos 2015] Haziran'ın barışı ... [19 Ağustos 2015] Milli irade öldü, ruhuna El Fatiha ... [30 Temmuz 2015] Niye hedef Demirtaş? ... [27 Temmuz 2015] Yurtta savaş bölgede savaş: Ara rejimden faşizme ... [20 Temmuz 2015] AKP-CHP koalisyonunu kimler istiyor? ... [13 Temmuz 2015] Borç toplumu: Anlatılan senin hikâyendir ... [6 Temmuz 2015] AKP gerilemedi diye halkı mı dövelim? ... [2 Temmuz 2015] Tel Abyad AKP'nin cankurtaranı olur mu? ... [9 Haziran 2015] Bu daha başlangıç! ... [28 Mayıs 2015] Yok başka bir cehennem! ... [21 Mayıs 2015] Doğan-Erdoğan kavgası: Anlatılan senin hikâyendir! ... [19 Mayıs 2015] "Kaset siyaseti": Mucitler muhalif olurken ... [29 Nisan 2015] Hukukun ölümü: Katille birlikte maktule ağlamak ... [13 Nisan 2015] "400'ü verin, huzur içinde çözülsün" ... [19 Ocak 2015] "Cumhuriyet reklam arası", peki yeni-Osmanlı? ... [15 Ocak 2015] Tehlikenin farkında mısınız: İslamofobi değil İslamofaşizm ... [22 Aralık 2014] Türkiye bir guguk devleti midir? ... [15 Aralık 2014] Alatlı'nın Rönesans'ı, bizim yeni Ortaçağımız ... [8 Aralık 2014] Dini Eğitim Şurası: Dindar ve kindar nesiller ... [27 Kasım 2014] Ak Kemalizm'in fıtratı ... [20 Ekim 2014] Rejimin teminatı: Polis ... [9 Ekim 2014] Kobane: "Yesinler Birbirlerini" mi? ... [24 Eylül 2014] Yeni-Osmanlı'nın son hamlesi: Tampon Bölge ... [15 Eylül 2014] 12 Eylül darbesinden Çarşı darbesine ... [4 Eylül 2014] HDP ve aşırı Türkiyelileşme ... [25 Ağustos 2014] Padişah, Sadrazam, Yeni-Osmanlı ... [21 Ağustos 2014] Hayrunnisa Hanım o eli niye sıkmadı? ... [18 Ağustos 2014] "O yozdili koparırlar işte" ... [31 Temmuz 2014] Cemaat sofrasından Maldivler'e ... [24 Temmuz 2014] Monşerler, ekmeğin fiyatı, muhafazakârlık ... [17 Temmuz 2014] Muhafazakâr ahlakın Suriye'yle imtihanı ... [14 Temmuz 2014] Filistin kanıyor, one minute! ... [10 Temmuz 2014] Abdestli kapitalizmin ramazanı ... [4 Temmuz 2014] Dualarla başkanlık koltuğuna ... [26 Haziran 2014] 12 Eylül yargılandı, hayırlı olsun ... [23 Haziran 2014] Cumhurbaşkanlığı: AKP rejimine hayat öpücüğü ... [16 Haziran 2014] Berkin terörist, IŞİD değil! ... [12 Haziran 2014] Bayrak planı, Köşk tuzağı ... [9 Haziran 2014] Lice ne yana düşer usta? ... [5 Haziran 2014] Boğaz'da yalı, elde viski kadehi ... [2 Haziran 2014] Haziran nedir? ... [29 Mayıs 2014] Soma'da aslında ne oldu? ... [23 Mayıs 2014] Rejime tutulan ayna ... [19 Mayıs 2014] Ölüler üzerinden siyaset ... [15 Mayıs 2014] Ölümün coğrafyasında ... [5 Mayıs 2014] "Rıza Sarraf Yeni Türkiye'dir" ... [28 Nisan 2014] Diktatoryaya iki adım kala ... [21 Nisan 2014] Sandıklı diktatörlüğe doğru ... [17 Nisan 2014] Aile-Devletinden manzaralar ... [16 Nisan 2014] Fatih Yaşlı yazdı: Ergenekon'dan Ötüken'e, bir efsaneden diğerine ... [7 Nisan 2014] Biri seçim mi dedi? ... [20 Mart 2014] Bugün tapelerden ne öğrendik? ... [19 Mart 2014] Fatih Yaşlı yazdı: Aile, devlet, özel mülkiyet: 'Tape'lerin aynasında yeni rejim ... [13 Mart 2014] O ekmek bir gün gelecek Berkin ... [3 Mart 2014] 28 Şubat 2014'te neredeydiniz? ... [30 Ocak 2014] Hani faiz lobisi bizdik? ... [13 Ocak 2014] "AKP'nin olmasın ama Cemaat'te de kalmasın" ... [27 Aralık 2013] Fatih Yaşlı yazdı: Paralel devlet devleti paralize ederken ... [24 Haziran 2013] Biri dış mihraklar mı dedi? ... [13 Mayıs 2013] Reyhanlı'nın faili Yeni-Osmanlı ... [18 Nisan 2013] Karanlığın Saltanatı ... [18 Mart 2013] Cumhuriyet'i Cemaatle Kurtarmak? ... [11 Mart 2013] Davutoğlu'nun kapatmak istediği parantez: Cumhuriyet ... [4 Mart 2013] Öcalan ne diyor? ... [21 Ocak 2013] Savunmayı savunmak gerekiyor ... [7 Ocak 2013] "12 Eylül öncesine mi dönmek istiyorsunuz?" ... [24 Aralık 2012] Tersinden III. Meşrutiyet ... [3 Aralık 2012] "Bir Yeni Cumhuriyet İçin" ... [13 Kasım 2012] Sakık'ı kim, niye konuşturdu? ... [7 Kasım 2012] Kemalizm ve sol müdahale ... [30 Ekim 2012] Yeni bir on yılın eşiğinde ... [4 Eylül 2012] Hala nasıl bir arada yaşayabiliyoruz ya da çoğunluğun apolitizmi ... [14 Ağustos 2012] Taşeron savaşı, Aleviler ve Kürtler ... [10 Temmuz 2012] Kürt Sorununda Çözüm Mümkün mü? ... [19 Haziran 2012] AKP-C Koalisyonunda Son Durum ... [17 Nisan 2012] Korku, Solkırım ve Hesaplaşma ... [27 Mart 2012] Wikileaks'ten Sızan Türkiye: ABD Belgelerinde Ergenekon ... [14 Şubat 2012] Neyin Kavgası? ... [10 Ocak 2012] Başbuğ'un Tutuklanması: Düne Değil Yarına Dair Bir Hesaplaşma ... [15 Kasım 2011] Türk Sağının Emperyal Hevesleri: Yeni Osmanlıcılığın Kısa Tarihi ... [25 Ekim 2011] Şiddetin Fay Hattı: KCK, Çukurca Saldırısı ve Van Depremi ... [16 Ağustos 2011] 12 Eylül 1980: Yeni Rejimin Miladı ... [9 Ağustos 2011] Aristokrat Solcular İlerici Muhafazakârlar ve Demokrasi ... [12 Temmuz 2011] Yemin Krizinden Siyaset Dersleri ... [25 Mayıs 2011] Milli Sır ... [16 Şubat 2011] Türkiye Mısır Olur Mu? ...
Fatih YAŞLI
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™