Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
İsrail ve Kürt meselesi
8 Eylül 2011, Nuray MERT
, Nuray MERT

İsrail ile yaşanan gerginlik, Kürt meselesi ile en kötü biçimde ilişkilendirilmeye başlandı. ‘PPK, İsrail’in taşeronu’ manşetleri, 90’lı yıllarda tedavülde olan, PKK-ASALA ilişkisi kurma mantığının bir benzeri. Hatırlarsanız, geçmişte, milliyetçi çevreler PKK militanlarının aslında ‘Ermeni’ olduğunu ileri sürerlerdi.
O devirde, PKK’ya karşı İsrail ile istihbarat paylaşımı ve nihayetinde Öcalan’ın MOSSAD işbirliği ile teslim edilmesi hiç sorun değildi. Bu ülkede yaşayanlar, PKK sorununu, Kürt meselesinde demokratik adımlar atarak çözmek yerine, ABD, İsrail ittifakları ile ezip, bitirmek yolunu yadırgamıyordu. Şimdi, yine PKK sorunu, bu kez farklı biçimde, bir ‘dış mesele’ olarak görülmeye devam ediyor. Bırakın İsrail’i, İran ve Suriye’nin PKK kartından faydalanması söz konusu oluyor.
Kürt meselesini demokratik yollar ile çözme mantığı yerine, PKK’ya karşı gerek İsrail, gerekse İran ve Suriye ile ittifak edildiği sürece sorun yok. Kendi devletlerinin başka ülkeler ile sindirme ittifaklarına girmesine karşı Kürtler neler hissetti düşünen de yok. PKK militanlarının ‘İranlı’ ve ‘Suriyeli’ olduğu ilan edilirken, PKK’lıların çoğunun Türkiye vatandaşı olduğu unutuluyor. Takdir edersiniz ki, İranlı ve Suriyeli olduğunun altı çizilen militanlar, İranlı veya Suriyeli olarak değil, Kürtlük ortak paydasında hareket ediyor.
Bölgesel çatışmaların tırmanma sürecinde, PKK’nın yeni ittifak ilişkileri kurmaya girişmesi söz konusu olabilir. Ancak ben İran-Suriye ekseninin de, İsrail’in de Türkiye’den intikam almak için, hızlıca PKK destekçisi kesileceğini de, PKK’nın da, bu tür ittifaklara balıklama atlayacağını da düşünmüyorum. Bölgesel denge ve ittifaklar çok daha karmaşık bir çerçevede seyrediyor. Bu iddialar aklı başında analizlerden ziyade fazlasıyla ‘propaganda’ niteliğinde gibi görünüyor.
Bu propaganda dili iki açıdan son derece tehlikeli. Birincisi, Kürt meselesi gibi devasa bir iç sorunu PKK sorununa ve onu da dış dengeler çerçevesine sıkıştırmak gibi, sorunu çözmekten uzağa düşen bir mantığa oturtulması tehlikesi. İkincisi, Türkiye’nin diğer tüm otoriter Ortadoğu ülkeleri gibi her sorunu ‘İsrail karşıtlığı’ parantezine sıkıştırma yoluna girmesi tehlikesi. Aslı Aydıntaşbaş, dünkü yazısında, isabetle bu soruna işaret etti.
Dahası, hepimiz biliyoruz ki, bölgede İsrail karşıtlığı çoktan İsrail’in politikalarına karşıtlıktan ‘anti-semitizm’e savrulmuş vaziyette. Libya’nın muhalif hareketi bile, duvar yazılarında, Kaddafi’yi, ‘Yahudi’ diye nitelendirmeye başlamış vaziyette. Mesele, İsrail’i eleştirmekle sınırlı değil, her taşın altında, Yahudi lobisi, Yahudi komplosu arama anlayışı tüm İslam coğrafyasında son derece yaygın bir anlayış.
Ben öteden beri, Türkiye’de de, anti-semitik bir anlayışın yaygınlaşması tehlikesi olduğu konusunda  yazar çizerim. Muhafazakâr sağ çevrenin anti-semitik yaklaşımının tarihi eskidir, bu akıma son zamanlarda ulusalcı çevreler de katılmıştı. Ne yazık ki, bu ülkede, sağcısıyla, solcusuyla, bu konuda duyarlı çok az insan var, çok az ses çıkıyor. Oysa, anti-semitizm, Yahudileri sevmek/sevmemek gibi sıradan bir konu değildir, ‘bizim de Yahudi komşumuz vardı’ diye geçiştirilecek mesele hiç değildir. Anti-semitizm, modern tarih ve siyaseti otoriter okuma biçimlerinin ortak paydalarından biridir ve doğrudan bir demokrasi meselesidir. İsrail’i sonuna kadar eleştirmek başka şey, her sorunu İsrail veya Yahudiliğe bağlamak başka şeydir. Bu anlayışın hâkim olduğu yerde, her sorun ve hatta muhalefet ‘İsrail’in uzantısı’ olmakla itham edilir, kamuoyu nezdinde mahkûm edilmesi kolaylaşır. Böyle bir ortamda demokrasiden söz edilemez. 
En kötüsü, Kürt meselesinin çok zor bir döneme girdiği bir ortamda, Kürt meselesini, İsrail/Yahudi karşıtlığı çerçevesine sokma girişimidir. Doğrusu beni kaygılandıran İsrail ile ilişkilerin bozulması değil, bu sürecin iç siyasetteki yansımaları çok daha önemli diye düşünüyorum.

(Milliyet)

[Bu yazı 1671 kez okundu]
Nuray MERT

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [54]
[9 Haziran 2017] Katar'ın başına gelenler ... [15 Ocak 2016] Linç kampanyasına nefer yazılanlar asıl siz kendinizden utanın! ... [31 Ağustos 2015] Merak etmeyin, istedikleri düzeni kuramayacaklar ... [27 Temmuz 2015] Lanetli çözüm, ahmakların seferi ... [13 Nisan 2015] Ülkede Karanlık Bir Sabaha Uyanmak ... [15 Mayıs 2014] Soma Katliamı. Ayrı dünyaların insanlarıyız ... [17 Nisan 2014] Kulak asmayın düşünce tacirlerine! ... [9 Kasım 2013] 'Otoriter muhafazakarlık' ve demokrasi ... [25 Ekim 2013] Muhafazakarların 'Bağımsız Türkiye'si ... [18 Ekim 2013] Bayramda Barış Süreci ... [16 Temmuz 2013] Bu çirkin tablonun ardındakiler ... [17 Mayıs 2013] Suriye politikasının ağır bedeli ... [3 Mayıs 2013] Burası işte böyle bir ülke! ... [10 Nisan 2013] Kuş katliamı ... [9 Şubat 2013] Karanlık Bir Tünelden Çıkış ... [1 Şubat 2013] Masum değilsiniz hiçbiriniz ... [15 Ocak 2012] Sadece cesur insanlar özgür olabilir ... [12 Ocak 2012] Muammalı bir hesaplaşma devri ... [5 Ocak 2012] Muhafazakâr cumhuriyet ... [25 Aralık 2011] Fransa, Türkiye, Suriye ve Ortadoğu ... [18 Aralık 2011] Ortadoğu'da yeni dönem ... [20 Kasım 2011] Herkes fikrini bozmuş! ... [13 Kasım 2011] Bir büyük kompozisyon yarışması ... [25 Ekim 2011] Demokratik 'zihniyet' meselesi ... [13 Ekim 2011] 'Görevimiz tehlike' ... [6 Ekim 2011] 'Bu hal', 'OHAL' mi? ... [4 Ekim 2011] Zizek'in 'yeni oryantalizmi' ... [25 Eylül 2011] Kürt meselesi ve yurtta savaş cihanda savaş ... [22 Eylül 2011] Yeni laiklik tartışmaları ... [20 Eylül 2011] Erdoğan ve Nasır ... [11 Eylül 2011] 'Libya özel sayısı' ... [1 Eylül 2011] İslam Emperyalizmi, Neo-Osmanlıcılık ... [23 Ağustos 2011] 'İslam ve Sosyalizm' ... [16 Ağustos 2011] 'Londra isyanı' ve insanlığın çözülüşü ... [9 Ağustos 2011] Suriye'ye giden 'mesaj' ... [24 Temmuz 2011] Türkiye'nin 'Değerler'i ... [5 Temmuz 2011] Maslahatçı demokrasi ... [30 Haziran 2011] 'İkna Odaları'ndan 'İkna Meclisi'ne ... [26 Haziran 2011] Şeytana uymayalım ... [19 Haziran 2011] 'Kimliğe oy' ve 'yeni statüko' ... [26 Mayıs 2011] Kürt meselesi CHP, BDP ve AKP ... [13 Mayıs 2011] Dere geçilirken değişmeyen at ... [10 Mayıs 2011] Bu hale nasıl geldik? ... [26 Nisan 2011] 'Sol' garezi ... [15 Nisan 2011] Yeni engizisyonlar, yeni cadı avları ... [14 Nisan 2011] İktidar ... [7 Nisan 2011] Devlet için 'demokrasi', devlet için anayasa! ... [22 Şubat 2011] 'Organizma' ve tecavüz! ... [18 Şubat 2011] Tasasız 'demokrat'lar! ... [16 Şubat 2011] Mısır'da 'Post-Devrim', 'Post-demokrasi' ... [10 Şubat 2011] Yeni statüko, Kıbrıs ve demokrasi ... [25 Ocak 2011] 'Tefrika'yı savunmak! ... [11 Aralık 2010] 'Öğrenci eylemleri' krizi ... [23 Ekim 2010] Laikliğin teminatı ...
Nuray MERT
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™