Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
AVUKATIN ADI YOK
29 Ağustos 2011, Av. Başar YALTI
, Av. Başar YALTI

İster terazi metaforu ile temsil edilsin, ister üçlü sacayağı[1] (sav, savunma, hüküm) metaforu ile tanımlansın, yargılama diyalektiği uyum ve simetri gerektirmektedir. Aksi taktirde adaletin dengesi bozulur, terazisi şaşar.

Hüküm verenin tarafsız olamadığı, suçlayan ile suçlanan arasında eşitliğin kurulamadığı bir yargılama sisteminde adaletin sağlanması kuramsal ve pratik olarak mümkün değildir. Bu nedenle, adil yargılanma arayışı ve gelişen adalet sistemi, avukatı önemseyen bir bakış açısı geliştirmek zorunda kalmıştır.

İnsanlık onurunun korunması ve yüceltilmesi uğruna geliştirilen en önemli sözleşme olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında savunma ve avukat önemli bir yer tutar. Silahların eşitliği ilkesi gereğince, savunmayı temsil eden avukat, suçlama makamıyla mümkün olduğunca eşitlenir. Yargılama başladığında ise simetri uygulanır ve avukat (savunma),  yargıç karşısında savcı ile eşit konumda yer alır. Böyle bir konumlanma, yüzyıllardır mücadelesi verilen adil yargılanma hakkının temel ilkelerinden masumiyet karinesinin, bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının zorunlu bir sonucudur.

Avukatlık Yasasının birinci ve ikinci maddeleri avukatı oldukça yüceltir. Yasanın 1. maddesine göre savunma yargının kurucu unsurları arasındadır ve savunmayı avukat temsil eder.

Ancak Türkiye’de, temel haklardan olan adil yargılanmanın gereklerine uygun bir yargılama ne yazık ki, yapılamamaktadır. Öncelikle, yargılama usul yasalarımız adil yargılamaya uygun nitelikte değildir. Eskisi ve yenisiyle CMUK ve CMK, HUMK ve HMK[2] ve gerekse İdari Yargılama Usulü Yasasında avukatı yargıcın kararında etkili kılan bir konumda görmek mümkün olmadığı gibi, bu yasalar yargılama simetrisine uygun bir anlayışla da düzenlenmemiştir.

Avukatın konumu, hüküm veren mahkeme (yargıç) karşısında yasal olarak da sağlam ve belirgin değildir. Bizdeki yargılama sisteminin özü, avukatı yargılamada ‘usulen’ bulunan kişi gibi görmekte olup, avukat yargılamada bulunmasa da olur, mantığına dayalıdır. Bunun temel nedeni, yurttaşı ve toplumu yok sayan, sadece devleti öne çıkartan bir anlayışın yüzyıllardan beri toplumsal yönetim sistemimize hakim olması ve aynı anlayışın yargılamaya da yansımasıdır. Yargıcın kendisini, devletin emrinde bir memur olarak görmesidir. Tıpkı, memlekete komünizm gerekli ise onu da biz getiririz, diyen anlayışın, yargılamada, ille de avukat gerekli ise onun yerine de biz düşünür, biz karar verebiliriz, şekline dönüşmesidir.

Her ne kadar mahkeme kararlarında hükmün “Türk Milleti Adına” verildiği belirtilse de, verilen hükmün halkın ve kamunun çıkarlarına çok da uygun olmadığı, egemen siyasal iktidar anlayışını yansıtan hükümler verildiği, özellikle siyasal nitelikli davalarda verilen kararların bu nitelikte olduğu açıkça görülmektedir.

Dolayısıyla her şeyi ben bilirim ve ben yaparım, söz konusu olan adalet ise, onu da senin adına en iyi şekilde ben yerine getiririm, biçimindeki kadim anlayış, yasalarda bazı küçük düzeltmeler yapılsa dahi, yerleşik yargıç anlayışında bir değişiklik başarılamadığı için sürüp gitmekte, bu durum adil yargılamanın önünde engel oluşturmaktadır.

Bu yaklaşımın en somut örneği, CMK da avukatlara tanınan doğrudan soru sorma hakkının kullanılmasında yaşanmaktadır. Yargıçlarımız, avukatın bu yetkiyi kullanmasını kendi egemenlik haklarının ortadan kalkması, yetkilerinin gasp edilmesi şeklinde algılamakta ve engellemektedirler. Avukatlar ise kendilerini yargılamanın eşit bir unsuru olarak görmek ve tanınan bu hakkı kullanmak yerine, eski uygulamayı sürdürmekte sakınca görmemekte ve yargıcı ‘kızdırmamak’ için genel olarak ezik bir tutum içinde olmaktadırlar.

Çünkü Ülkemizde uygulanan yargılama sisteminde, adı üzerinde, yargılamayı yapan –her şeye- “hakim” dir.  Kanıtları toplayan, soruları soran, davayı istediği gibi yönlendiren, bilirkişiye etki eden mahkeme yargıcıdır. Mevcut bu durum ve anlayış, aslında, adil bir yargılamanın bilincindeki bir yargıç için fazlasıyla yüktür. Ancak kişiliği gelişmemiş bir yargıç için “hükmeden” olmak ile “hüküm veren” olmak arasında bir fark bulunmamaktadır. Dolayısıyla adil bir yargılanma ve yargıda simetrinin gerçekleşmesi için temel sorun, sadece iddia makamının (savcının) yargılamadaki yeri ve yetkisi değil, yargıcın değişmeyen anlayışı ve konumudur. Bu nedenle yargıda gerçek bir diyalektik sürecin yaşanması, denge ve simetrinin sağlanması için yargıcı yargılamada, “hakim” durumdan çıkartarak yargılamanın taraflarına eşit mesafedeki “hakem” konumuna getirmek gerekmektedir.

Charlie Chaplin’e göre hayat, ön provası yapılmamış bir tiyatro gösterisidir. Yargılamanın da tiyatral bir yönü olduğu bilinmektedir. Yargılama ‘oyununda’ avukata yardımcı roller verilmesi çağı artık kapanmıştır. Gelişen adalet anlayışı, insanlık onuru üzerine kurulduğundan, insanlık onurunu zedeleyen her tutum, her kurum, her yasa ve her anlayış artık çağ dışıdır. İnsanı yücelten ve koruyan anlayış karşısında savunmanın ve onun temsilcisi olan avukatın önemi gittikçe artmaktadır. Yargılama artık, ön provası yasalarla düzenlenmiş bir gösteriye dönüşmüştür. Demokratik bir hukuk devletinde, yurttaşlık hakları kategorisinin en üstüne yerleştirilen insanlık onurunu korumanın en önemli güvencesi olarak adil yargılama hakkı görülmektedir. Bu nedenle, izleyicisine her şeyi yutturmaktan başka becerisi olmayan kötü senarist ve yönetmenlerin elinden yargıyı kurtarmak gerekiyor.

Ne yazık ki Türkiye, kendisini kötü yönetmen ve senaristlerin elinden bir türlü kurtaramamakta, yeterince demokratik olmayan bir anlayıştan daha gerici ve totaliter bir anlayışa savrulmaktadır. Yargılamanın evrensel kural ve değerleri, yargıyı ele geçiren yeni zihinsel tahakküm nedeniyle “kağıt üzerinde” kalmaktadır. Avukatların iktidara muhalefeti sürmekte, iktidarların da avukatı yok sayan tutumunda bir değişiklik yaşanmamaktadır.  

Bu nedenle Ülkemizde avukatın pratikte adı yoktur.

Adalet Bakanlığı avukatlar üzerinde vesayet yetkisi kullandığı halde, onca bürokrasisi içinde bir tane avukat yoktur.

Yasalar çıkartılırken avukat yoktur.

Hazırlık soruşturmasında avukat yoktur.

Duruşmada avukata söz yoktur.

Avukatların mahkeme kararlarında sadece adları vardır, söyledikleri yoktur.

Yüksek yargıda avukat yoktur.

UYAP[3] ta avukat yoktur. Devlet bilgi sistemine erişimde avukat yoktur.

Avukatın bilirkişi kadar önemi yoktur.

Adliye saraylarında avukatlara yer yoktur. Otopark vb. yoktur.

Avukatlıkta sınav yoktur. Avukatın eğitiminde kalite yoktur.

Vergi istenilirken avukat var, masraf yazarken avukat yoktur.

Avukat yargının ‘öteki’sidir.

Yargılamada avukat yoktur. Halk da yoktur.

Böyle olunca da, simetrisi kaymış, dengesi şaşmış, orantısı bozulmuş bir yargılamada adalet yoktur.

Türkiye’de hukuk yoktur.

 

Av. Başar YALTI

YARGILAMA SÜRECİNİN DİYALEKTİĞİ

 


[1] Yazının sonunda yargılama sürecini temsili olarak gösteren tarafımdan geliştirilmiş bir şekil bulunmaktadır.

 

[2] CMUK: Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, CMK: Ceza Muhakemesi Kanunu, HUMK: Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, HMK: Hukuk Muhakemeleri Kanunu

 

[3] UYAP: Ulusal Yargı Ağı Projesi

 

 

[Bu yazı 2986 kez okundu]
Av. Başar YALTI

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [58]
[18 Temmuz 2017] ADALET YÜRÜYÜŞÜ YENİ BİR UMUT DOĞURMUŞTUR. ... [10 Nisan 2017] HALKOYLAMASI VE OYLAMANIN GÜVENLİĞİ ... [4 Mart 2017] PARADİGMA DEĞİŞİYOR! ... [19 Ocak 2017] CEHALETİN TAHAKKÜMÜ ... [24 Ekim 2016] BAROLAR VE AVUKATLAR NEDEN İLGİSİZLER? ... [11 Eylül 2016] 'HUKUK DEVLETİNİN SONU' ... [9 Mayıs 2016] TÜRBANLI YARGIÇ OLUR MU? ... [8 Şubat 2016] YARGI BAĞIMSIZLIĞI VE TOPLUMSAL BARIŞ ... [20 Ocak 2016] YUMURTAYI BALYOZLA KIRMAK! ... [23 Kasım 2015] CUMHURİYET ... [19 Ekim 2015] İKTİDAR VE HUKUK ... [19 Ağustos 2015] Bir Yöntem Önerisi: Beyin Fırtınası Ve Kürt Sorunu ... [9 Temmuz 2015] ANAYASA MAHKEMESİ NEREYE? ... [1 Haziran 2015] SEÇİMLER VE GÜVENLİK ... [1 Mayıs 2015] YARGIÇLARIN TUTUKLANMASI ÜZERİNE ... [29 Nisan 2015] AVUKATLAR SINANAMAZ! ... [16 Mart 2015] BİLGİNİN DEMOKRATİKLEŞMESİ YA DA BİLGİYİ SİYASALLAŞTIRMAK ... [9 Şubat 2015] "AYDINLANMA" NEYE YARAR? ... [1 Ocak 2015] 2015 YILI BAŞLARKEN. ... [15 Aralık 2014] AVUKATLAR SEÇİMİNİ YAPTI ... [10 Kasım 2014] NASIL BİR CUMHURİYET ... [28 Ağustos 2014] DEVLET BENİM ... [6 Nisan 2014] AVUKAT ... [2 Mart 2014] POLİSLEŞEN YARGIÇ ANLAYIŞI ... [12 Ocak 2014] NE DEĞİŞECEK? ... [25 Aralık 2013] DURUŞMA SALONLARI BÜYÜDÜKÇE... ... [11 Kasım 2013] ATATÜRK YAŞIYOR! ... [13 Eylül 2013] Yeni adli yıl başlarken ... [16 Mayıs 2013] Desteklediğimiz adayın kazanması halinde biz ancak mutlu oluruz ... [12 Nisan 2013] BÜYÜK GREV YA DA BÜYÜK BARO! ... [2 Kasım 2012] BAROLAR SEÇİMİNİ YAPTI! ... [24 Eylül 2012] BALYOZLA DEMOKRASİ KURULMAZ! ... [31 Ağustos 2012] Bir Yöntem Önerisi: Beyin Fırtınası Ve Kürt Sorunu ... [11 Temmuz 2012] BAROLARI ELE GEÇİRMEK YA DA "AHLAKSIZ TEKLİF" ... [11 Haziran 2012] KENTSEL DÖNÜŞÜM VE YOL AÇACAĞI SORUNLAR ... [3 Haziran 2012] İSTANBUL BAROSU NE YAPMALI? ... [13 Mayıs 2012] YARGIYI, YARGIÇTAN KORUMAK! ... [4 Nisan 2012] 12 EYLÜL YARGILAMASI BİR ALDATMACADIR ... [14 Şubat 2012] YARGI VE MİT KAVGASININ NERESİNDEYİZ? ... [1 Şubat 2012] YENİ YAKLAŞIMLAR NASIL DOĞDU, NEREYE GİDİYOR? ... [13 Ocak 2012] YARGIÇ VE VİCDAN ... [30 Aralık 2011] 2012 YE GİRERKEN YARGI VE ADALET ... [5 Ağustos 2011] TSK YANLIŞLARININ BEDELİNİ ÖDÜYOR! ... [4 Temmuz 2011] SON SAHNE ... [20 Haziran 2011] YİNE BANA HÜSRAN, BANA YİNE HASRET VAR. ... [30 Mayıs 2011] YEREL YÖNETİMLER ÖZERKLİK ŞARTI ... [20 Nisan 2011] AVUKAT * ... [21 Mart 2011] TANI BUNLARI TANI DA BÜYÜ! ... [5 Mart 2011] Yargının Özelleştirilmesi Ve Çok Hukukluluk ... [17 Şubat 2011] NEREYE KADAR? ... [2 Şubat 2011] SAYGINLIK ... [4 Kasım 2010] BAROLARIN İŞLEVİ ... [27 Mart 2010] DEMOKRATİK KURNAZLIK!.. ... [25 Şubat 2010] AVUKATIN DOSYA İNCELEME YETKİSİ ... [9 Şubat 2010] BAROLAR VE DEMOKRATİK YÖNETİM ANLAYIŞI ... [4 Aralık 2009] KÖRLÜK ... [18 Kasım 2009] İRTİCAYA GÜL BAHÇESİ ... [17 Kasım 2009] AÇILIMIN HUKUKA ETKİSİ ...
Av. Başar YALTI
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™