Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Suriye'ye giden 'mesaj'
9 Ağustos 2011, Nuray MERT
, Nuray MERT

17 Kasım 2005 tarihli Hürriyet gazetesinin manşeti ‘Sonun Saddam gibi olmasın’dı. Dünkü Hürriyet gazetesinin bu kez iç sayfalardaki başlığı ‘Mübarek gibi sonun olmasın.’ Uyarılan kişi, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esat. Kasım 2005’te, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, güvenlik zirvesi ardından Rice‘ın ‘Hariri suikastının aydınlanmasında işbirliği istiyoruz’ mesajını Suriye’ye iletmek üzere Şam’a uçmuştu.

Kaçınılmaz durum
Dün Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Suriye Türkiye’nin ‘katliamlara son ver’ mesajını iletmek üzere uçtu. Türkiye’nin Suriye’de yaşananlara sessiz kalmasını beklemek haksızlık olurdu. Ancak daha önce de yazdığım gibi, konu ‘insani müdahalede’den ziyade ‘reel politika’ konusu. Bu 2005’te de böyleydi, şimdi de böyle. Türkiye’nin içinde bulunduğu Batı ittifakı ile Suriye-İran cephesi, Davutoğlu’nun ‘hayalci dış politika’ diye eleştiri hedefi yapılan tüm çabalarına rağmen kaçınılmaz olarak karşı karşıya gelecekti ve geldi.
Hal böyle iken, tamamen siyasi bir çatışma konusu ve alanı olan, Batı ittifakına karşı İran-Suriye hattı çerçevesindeki gelişmelere başka kılıflar bulma çabaları öne çıkıyor. Bunun son örneği Semih İdiz’in ‘İran konusunda gözler açılıyor’ başlıklı yazısı. İdiz, Zaman gazetesi yazarı Bülent Keleş’in cumartesi günkü yazısını (Suriye’de Yaşanan Katliamlarda İran’ın Rolü) merkeze alarak, olayı mezhep kavgası şeklinde takdim etme çabasına ‘mütevazı bir katkı’ yapmış. İran’ın ‘Şiici ideolojisi’ ile Suriye’nin Nusayri rejimi arasında bağlar kurmuş. Oysa Nusayriliğin Şia ile bağı, bizim Aleviliğin Şia ile bağıdan fazla değildir. Yani ortada dini, mezhebi bir yakınlık yok. Suriye-İran ittifakının temeli mezhep değil, siyasi çıkarlardır. Nitekim, yakın zamana kadar Filistin’de Sünni Hamas örgütü de bu hat içinde idi. Şimdi Ortadoğu’da dengeler değişirken, aslında anti-Batı ittifakı olan bu hat, ‘anti-Sünni ittifak’ olarak resmedilmeye çalışılıyor. Benzer bir çaba, Gökhan Bacık’ın 5 Ağustos tarihli yazısında(Zaman) da göze çarpıyor.
Bu yaklaşım yeni değil. Bölgede Batı yanlısı Sünni rejimler ve bu arada Mübarek rejimi, bölgedeki çatışmayı, öteden beri Sünni-Şii çatışması olarak resmetmeye özen gösterirdi. Nisan 2009’da Mübarek rejimi, Gazze’ye silah sokmaya çalışan Hizbullah mensupları ve onlara yardım eden Mısırlıları tutuklamış, gerekçe olarak ‘İran’ın Arap dünyasına Şiiliği yayma’ girişimini göstermişti. 2005 Hariri suikastından sonra, bölgede çatışma hattı iyice gerildikten sonra, Sünni-Şii çatışması tezi yaygınlaşmıştı. Bush döneminin gözde fikir babalarından Vali Nasr‘ın 2006’da yayımladığı ‘The Shia Revival’ (Şii Yükselişi) başlıklı kitabı bu teze teorik temel kazandırıyordu. Aynı dönemde, Ürdün Kralı Abdullah, bölgede ‘Şii hilali tehdit’ine girişmişti.

Din temelinde kılıf
Türkiye öteden beri, İran ile ilişkileri belli bir dengede tutmasına karşın Batı yanlısı Sünni rejimlere yakındır. Arap baharı sonrası, bu ittifakın yeniden ve daha güçlü kurulması hedefleniyor. Bölgede çatışma hattı gerginleşince, Türkiye de bu çerçevede hareket etme ihtiyacı duyuyor. Buraya kadar tamam,  ama kimse bu duruma mezhep-din temelli kılıf bulmaya çalışmasın. Muhafazakâr çevrenin, reel politikaya vicdani temel bulma işine girişmesi bir yana, Semih İdiz’in Türkiye’nin ‘mütedeyyin kesim’ine seslenme çabası çok sakil kaçıyor. Bu çabayı kendisi şöyle ifade etmiş: “Halkımızın, mütedeyyin kesiminin de artık özellikle Suriye’deki gelişmeler ışığında ‘İran gerçeğini’ daha kavramaya başladığını görüyoruz.”

Pragmatik dış politika
İdiz bu arada, İran ile pragmatik çıkar ortaklığı konularını da unutmamış. “Elbette ki İran ile ilişkileri bozalım demiyoruz, Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafya, iktidarda kim olursa olsun, Ankara’ya pragmatik bir dış politika gütme zorunluluğu yüklemektedir” demiş. ‘İran ile ilişkilere pragmatik bakmaktan’ kastı, son günlerde İran’ın Kuzey Irak’ta yürüttüğü askeri operasyonun Türkiye’nin işine gelmesi, bu konuda uzlaşmaya gölge düşmemesi kaygısı olsa gerek.
Reel politika işte böyle bir şey; ilke, insani kaygı gözetmiyor ve çoğunlukla gerçeklerin üstünün örtülmesini gerektiriyor. İsyan ettiğim ve özetle söylemeye çalıştığım bu.

(Milliyet 09.08.2011)

[Bu yazı 1626 kez okundu]
Nuray MERT

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [54]
[9 Haziran 2017] Katar'ın başına gelenler ... [15 Ocak 2016] Linç kampanyasına nefer yazılanlar asıl siz kendinizden utanın! ... [31 Ağustos 2015] Merak etmeyin, istedikleri düzeni kuramayacaklar ... [27 Temmuz 2015] Lanetli çözüm, ahmakların seferi ... [13 Nisan 2015] Ülkede Karanlık Bir Sabaha Uyanmak ... [15 Mayıs 2014] Soma Katliamı. Ayrı dünyaların insanlarıyız ... [17 Nisan 2014] Kulak asmayın düşünce tacirlerine! ... [9 Kasım 2013] 'Otoriter muhafazakarlık' ve demokrasi ... [25 Ekim 2013] Muhafazakarların 'Bağımsız Türkiye'si ... [18 Ekim 2013] Bayramda Barış Süreci ... [16 Temmuz 2013] Bu çirkin tablonun ardındakiler ... [17 Mayıs 2013] Suriye politikasının ağır bedeli ... [3 Mayıs 2013] Burası işte böyle bir ülke! ... [10 Nisan 2013] Kuş katliamı ... [9 Şubat 2013] Karanlık Bir Tünelden Çıkış ... [1 Şubat 2013] Masum değilsiniz hiçbiriniz ... [15 Ocak 2012] Sadece cesur insanlar özgür olabilir ... [12 Ocak 2012] Muammalı bir hesaplaşma devri ... [5 Ocak 2012] Muhafazakâr cumhuriyet ... [25 Aralık 2011] Fransa, Türkiye, Suriye ve Ortadoğu ... [18 Aralık 2011] Ortadoğu'da yeni dönem ... [20 Kasım 2011] Herkes fikrini bozmuş! ... [13 Kasım 2011] Bir büyük kompozisyon yarışması ... [25 Ekim 2011] Demokratik 'zihniyet' meselesi ... [13 Ekim 2011] 'Görevimiz tehlike' ... [6 Ekim 2011] 'Bu hal', 'OHAL' mi? ... [4 Ekim 2011] Zizek'in 'yeni oryantalizmi' ... [25 Eylül 2011] Kürt meselesi ve yurtta savaş cihanda savaş ... [22 Eylül 2011] Yeni laiklik tartışmaları ... [20 Eylül 2011] Erdoğan ve Nasır ... [11 Eylül 2011] 'Libya özel sayısı' ... [8 Eylül 2011] İsrail ve Kürt meselesi ... [1 Eylül 2011] İslam Emperyalizmi, Neo-Osmanlıcılık ... [23 Ağustos 2011] 'İslam ve Sosyalizm' ... [16 Ağustos 2011] 'Londra isyanı' ve insanlığın çözülüşü ... [24 Temmuz 2011] Türkiye'nin 'Değerler'i ... [5 Temmuz 2011] Maslahatçı demokrasi ... [30 Haziran 2011] 'İkna Odaları'ndan 'İkna Meclisi'ne ... [26 Haziran 2011] Şeytana uymayalım ... [19 Haziran 2011] 'Kimliğe oy' ve 'yeni statüko' ... [26 Mayıs 2011] Kürt meselesi CHP, BDP ve AKP ... [13 Mayıs 2011] Dere geçilirken değişmeyen at ... [10 Mayıs 2011] Bu hale nasıl geldik? ... [26 Nisan 2011] 'Sol' garezi ... [15 Nisan 2011] Yeni engizisyonlar, yeni cadı avları ... [14 Nisan 2011] İktidar ... [7 Nisan 2011] Devlet için 'demokrasi', devlet için anayasa! ... [22 Şubat 2011] 'Organizma' ve tecavüz! ... [18 Şubat 2011] Tasasız 'demokrat'lar! ... [16 Şubat 2011] Mısır'da 'Post-Devrim', 'Post-demokrasi' ... [10 Şubat 2011] Yeni statüko, Kıbrıs ve demokrasi ... [25 Ocak 2011] 'Tefrika'yı savunmak! ... [11 Aralık 2010] 'Öğrenci eylemleri' krizi ... [23 Ekim 2010] Laikliğin teminatı ...
Nuray MERT
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™