Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
6191 SAYILI YASA
8 Ağustos 2011, Av. Bahattin YAVUZ
, Av. Bahattin YAVUZ
6191 sayılı “YAŞ*” lı yasa, iki adet oniki arasındaki dönem ile yasanın çıktığı 22 Mart 2011 tarihine kadar ilişiği kesilen askeri personele uygulanmak için çıkmıştır. Bu iki fark aynı yerden çıkan iki fidana benzer. Fakat gelin görün ki, yasayı uygulayan Milli Savunma Bakanları “YAŞ” olmazsa uygulamam diye diretmekte. Fakat pek de haksız sayılmazlar, yaş olmayınca olmuyor. Verilen direktif öyle, dinciler mi daha tehlikeli, yoksa solcular mı? Tehlikenin boyutundan bakıldığında, devleti yöneten ve sahibi olduğunu sananlar bunun böyle olduğunu istedikleri için sağlam olsun diye atılanları, tehlikeli bulduklarından “YAŞ” tan atmışlardır. Çünkü YAŞ’tan atıldın mı kurtuluşun, çaren, ilacın yok demektir, ömrü billah artık zenci demeksin.
 
             Gelelim,  “GEÇİCİ MADDE 32” hikâyesine, kanun ne diyor?
            “12 Mart 1971 tarihinden bu Kanunun yayımı tarihine kadar, yargı denetimine kapalı idari işlemler veya Yüksek Askerî Şûra kararları (YAŞ) ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenler, bu madde hükümlerinden yararlanabilmek için altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına başvururlar.” (22 Mart 2011 Yayın tarihi)
 
            Bir kere bu yasanın başına “Tutum ve davranışları ile yasa dışı siyasî, yıkıcı, bölücü, irticaî ve ideolojik görüşleri benimseyip, bu gibi faaliyetlerde bulunmak veya karışmak” saikiyle yıllarca takibat altında bulunanlardan, diye başlayarak yasa çıkartılmalıydı. Çünkü devletin kabahati, personelini karpuz seçer gibi fişleme yapmak suretiyle ayrımcılık yapmaktır. İşlenen bu suça bağlı olarak ordu ile ilişiği kesilenler bu yasa kapsamına alınmalıydı ve bu vurgulanmalıydı. Yasayı çıkaranlar neden korktular da bu ibareyi yasaya koymadılar bu bile düşündürücüdür. Yıllardır ayrımcılığa uğradığının mücadelesini yapanlara karşı, değişen özgürleşen bir dönemde eskiyi aratır bir ayrımcılık yapılmaktadır.
 
            Lakin ben bu Kanunu çok sevdim. Kanun 12 Mart 1971 yılından itibaren uygulanacak bu bir, yargı denetimine kapalı idari işlemlere uygulanacak bu iki, “YAŞ”a uygulanacak bu da üç.
 
            Bu Kanun 12 Mart 1971 – 22 Mart 2011 tarihleri arasını kapsamaktadır. Bu tarihler arasında ayrıldın mı? Evet. Bu tarihten sonra alınan idari işlemler yargı yoluna kapalı mı idi, evet. Ayrıca “YAŞ” tan da atıldın mı, evet.
 
            Buraya kadar güzel, peki güzel olmayan ne? MSB bu Kanunu herkese neden uygulamıyor. Uygulayamıyor, çünkü Kanun, kanun değil. Kanunun gerekçesi Yargıtay’ın hatır bozma/onama gerekçelerine benziyor. Yargıtay’ın öyle kararları var ki kararı verenleri bile hayrete düşürüyor. Bu yasa da 12 Marttan girmiş, 12 Eylülü geçmiş 22 Martta çadır kurmuş. Hadi bakalım bu çadırda martın, eylülün, şubatın sorununu çöz.
 
            Kararnameci (kararnameyle ordudan atılan) kardeşim diyor ki, 1971den 1984 e kadar YAŞ vardı da ben mi şanssızdım? Bu dönemde  “YAŞ” vardı da ben mi ıslanmadım. Adam haklı. Bunu çözse çözse,  Allah uzun ömürler versin, sevgili paşamız Kenan Evren çözer. Onun için MSB lığı bu haksızlığı ona sorması gerekir. Ona demeli ki, o zaman “YAŞ” olsaydı, bu atılanlardan hangisini “YAŞ” tan hangisini “KURU” dan atardınız? Onun bu konuda verdiği karara herkes saygılı olmalıdır, yoksa bir ihtilal daha yapar. Fakat Evren’in hakkını da yemeyelim. O da gerektiğinde der ki, canım biz biraz daha beslemeye razıydık, onlar da yasadışı görüşü benimsemeye geç başlasalardı ve  “YAŞ” ı bekleselerdi, diyebilir. O zaman bu sorunun “YAŞ” - “KURU” formülüyle çözülmeyeceği aşikar. Peki o halde ne yapmalı, kararnameciler topluca bu durumu “YAŞKOYUCULARA” havale etmeli ve her kararnameci bir dilekçeyle “”YAŞ”a müracaat ederek atılma gerekçeme uygun olarak “YAŞ” çımıyım? veya “KARARNAME” ci miyim? diye karar verilmesini saygıyla arz ederim, demelidirler. Onlar da tüm dosyaları inceleyerek baştan beri YAŞ varmış gibi, şu Yaş’a şu Kuru’ya, diye herkesi YAŞ dönemine göre uyarlamalıdır.
 
            Şimdi gelelim bu işin sonunun ne olacağına;
 
            1. Yaş / Kararname ayrımı düşüncenin ilkelliğidir. Yaş bir ayrıcalık değildir. Yaş olmasaydı, Yaş’tan atılanlar aynı türden kararname ile atılsaydı (kovulsaydı) AYİM (askeri Yüksek idare Mahkemesi) farklı mı karar verecekti. Size bir şey söyleyeyim mi, Kararnameciler AYİM den bin alır da, Yaşçılar bir alamaz. Çünkü Yaşçılar devlet için daha tehlikeli, çift dikiş atılma/kovulmacılardan. Yaştan atılma bir personeli Orduya döndüren hakim/üye soluğu Şemdinli’de değil Mamak’ta alırdı.
 
            2. Bir de devleti babalarının çiftliği sananlar, insanların görüşlerini ılıman,orta,makul,aşırı diye tasnife tabi tutmuşlardı. Bu tasnifi neye ve kime göre yapmışlardır. Bu tasnifi yaparken Atatürk’ün resmine mi bakmışlardır, yoksa Adolf Hitler’in resmine mi? Sanıyorum Atatürk’ün resmine baksalardı aşırıyı bulamazlardı ama hainleri bulabilirlerdi.
 
            3. Şimdi sevgili hükümetimiz, çıkardığı bu yasa ile Yaşzedeler ile Darbezedeleri ayrı kefeye koyarak bu haksızlığı yapanlarla işbirliğini sürdürmüş oluyorlar. Bu yasa baştan hukuk dışı ve hukuk mantığı olmayan bir yasadır. Şayet tüm bu zedelere adilce hak verilmek isteniyorsa;  Adil, Bağımsız ve Tarafsız hukuk yollarını açarak verilmelidir. AYİM dışı sivil mahkemelerde yeniden yargılanma hakkı verilerek bu haksızlık giderilmelidir. O zaman bu haksızlıklar olmazdı. Herkes bu yargılamaya hukukun vereceği karara rıza gösterecek ve bu hak eşit olarak uygulanacaktı. Bu şekilde yasa, kendi içinde tutarsız olduğu gibi yeni haksızlıkların yolunu ve kapısını da açmıştır.
 
            TSK de görev yapmış kendisini bir nebze bu atılmalardan korumuş olan silah arkadaşlarını da yaralayacaktır. Bulunduğu konum itibari ile kör topal ve şansından mesleğini sürdürmüş olan ve ilk fırsatta ayrılma hakkını alan veya ilk emekli olma hakkını alanların hakkını kim verecek. AKP dincileri kurtarayım derken ülkede onarılması imkansız bir hak zafiyeti ve haksızlık da yaratmış oluyor.
           
NE YAPILMALI DIR ?
 
            12 Mart 1971 tarihinden 22 Mart 2011 tarihine kadar (10.960 gün) Silahlı Kuvvetlerde yapılan tüm haksızlıklar makul sürede makul olan bedel ve yaptırımla giderilmelidir. (Subay, Astsubay, Askeri Öğrenci, Erbaş ve Er dahil) Bu haksızlığı yapanlardan hesap sorulmalıdır. “Tutum ve davranışları ile yasa dışı siyasî, yıkıcı, bölücü, irticaî ve ideolojik görüşleri benimseyip, bu gibi faaliyetlerde bulunmak veya karışmak” deyiminin tarifinin kime ve neye göre yapıldığı açıklanmalı ve bu kişisel görüşlerini, egolarını, menfaat sağlama karşılığı bu kuruma sokanlar yargılanmalıdır.
 
 
             MSB.lığı “YAŞ” dışında olanlara bu haklarını vermeyecekse; Bunlar hakkında dosyalarının “YAŞ” varmış, buna göre işlem görmüş gibi, işlem yaparak itibarını iade etmelidirler. Bu itibarı iade edilenler ayrıca Resmi Gazetede de ilan edilmelidir.
 
            Bu ilanı, yararlanan kişiler eşine, çocuğuna ve çevresine göstererek veya gazete ilanına konu ederek, bakın devlet artık bize “VATAN HAİNİ” gözüyle bakmıyor diyebilirler. Böylece kendilerine sürülmeye çalışılan lekeden kurtulmuş olurlar.
 
Aslında bu yasa aynı koşullardaki bazılarına itibarını iade etmemekle ikilik yaratmıştır. Şöyle düşünülecektir: “tutum ve davranışların ile yasa dışı siyasî, yıkıcı, bölücü, irticaî ve ideolojik görüşleri benimseyip, bu gibi faaliyetlerde bulunmaktan ve karışmaktan” suçsuz olsaydın sende hakkını alırdın, bak suçsuzlara hakkını verdiler.
 
Oysa iktidarın buna hakkı yok.
 
            Gel de çık işin içinden, ne yaptın TBMM?
 
 
 
Bahattin YAVUZ
 
YAŞ: Yüksek Askeri Şura
[Bu yazı 6423 kez okundu]
Yorumlar -10-
Gültekin ÖZBEK9 Ağustos 2011 Salı 17:52:16

SİZİN GİBİ DUYARLI İNSANLAR YAZIYORLAR KÖŞELERİNDE DERGİLERİNDE VS. AMA SAYIN BÜYÜKLERİMİZE ULAŞABİLİYORMUYUZ ??

Mustafa Düzenli9 Ağustos 2011 Salı 21:00:15

 Sayın Avukatım;

Ben Re'sen Emekiler Derneği (Kararname ile atılanlar deneği) nin bir üyesiyim. Köşe yazınızı dikkatle okudum. Hatta sitemizde paylaştım. Yüreğiniz ve elleriniz dert görmesin. Bizim durumu bu kadar net özetleyen bir yazıyı da Umur Talu yazmıştı sizin tespitlerinize de harfi harfine katılıyorum. Bu ayrıcalıklı durum kangren halini almadan devletin toplumsal barış, hoşgörü, eşitlik, açılım dan bahsettiği bu günlerde çözüm bulması gereken bir konu. Bu kadar uyduruk bahanelerle adaleti herkesçe malum olan AYİM'in  kollarına atılan tüzlerce subay ,astsubay ve uzman çavuşların magduriyetlerine son verilmelidir. Durumumuz YAŞ mağdurlarından farklı değildir.. Konuyta olan hassasiyetinizden ötürü şükranlarımı sunarım.

Ufuk ÇALIŞKAN9 Ağustos 2011 Salı 21:48:07

Sayın Bahattin bey'e bu güzel ve anlamlı yazısı için çok teşekkür ediyoruz. 6191 saylı yasa çıktığından bu yana başvurumuzun nasıl sonuçlanacağını henüz çözemedik. Bu konu hakkında devlet tarafından da bir açıklama yapılmıyor. Başvuru sonuçlarımızda tarafımıza bildirilmiyor. Ben 2001 tarihinde bakan onaylı re'sen emekli deniz astsubayıyım. Yaş mağdurlarına uygulanan aynı madde TSK 926 personel kanunu 94/B yani disiplinsizlikten atıldım ama yasa kapsamında değerlendirilmeyeceğimizden ve sonucun RED olarak geleceğinden büyük endişe duyuyorum. Umarım devlet büyüklerimiz böyle bir karar verip beni 2. kez toplum nezdinde mağdur etmezler. Ama isterlerse beni AYİM haricinde istedikleri mahkemede tekrar yargılayabilirler, ben suçsuz olduğumu ispatlıyacağıma eminim peki siz beni haklı olarak attığınızı ispatlayabilecekmisiniz? Hodri meydan... Bu çıkan yasayı bu zamana kadar en güzel ve duymak istediğimiz gibi yorumlayan sadece siz oldunuz. Umarım MSB bu yazınızı okur. Saygılarımla. Ufuk ÇALIŞKAN.

Hakan Can9 Ağustos 2011 Salı 23:17:10

Aslında kanunun yetersizliğinden ziyade Milli Savunma Bakanı'nın kanunu nasıl yorumlayacağı önemli. Zira tüm yetki son anda tamamen Milli Savunma Bakanı'na bırakıldı. CHP Grup Başkanvekili M. Akif Hamzaçebi verdiği yeni kanun teklifinde AYİM'in kararlarının hakim teminatı tam sağlanmadığı vs. gibi nedenlerle kabul edilemeyeceğini belirterek 6191 sayılı kanundan re'sen emeklilerin de yararlanmasını talep etti. Aynı gerekçeyi Milli Savunma Bakanı şu an için dikkate alarak re'sen emeklileri de yargı denetimi dışında değerlendirip başvurularını kabul etse kimse itiraz etmeyecektir. Zira tek itiraz etme ihtimali olan CHP'nin de istediği bu zaten.

levent şahin9 Ağustos 2011 Salı 23:56:03

Kararname ile atılmış ve hakkını alamamış biri olarak yazınızdan dolayı size teşekkür ederim.Ayrıca bu konuda ki yazılarınızın devam etmesini temenni ederim.Saygılarımla.

AV.BÜLENT DEMİR ( RE'SEN EMEKLİ YÜZBAŞI )10 Ağustos 2011 Çarşamba 00:44:37

Alkışlıyorum...Hak savunucusu,hukuk kahramanı Siz değerli meslektaşımı...kaleminiz ve cübbenize selam olsun...

Kınıyorum...6191 i hazırlayan, el kaldıran,imza koyan,Yarıya yakını hukukçu olan  Mebusları...

Bekliyorum...Başbakan ve yeni Genelkurmaybaşkanından özürü...

Yeter artık ! ben yaptım oldu,ben yaparım olur zihniyetini gömün artık tarihe...ve

AYAĞA KALDIRIN ARTIK ŞU ADALETİ...

Av.Bülent DEMİR ( 28 şubat üçlü kararname mağduru yüzbaşı)

Muhsin ÖZTÜRK10 Ağustos 2011 Çarşamba 04:14:14

Teşekkürler Bahattin bey Teşekkürler düşüncelerimizi okuduğunuz ve yazdığınız için.Bende 28 şubat mağduru muazzaf Uzman Jandarmayım dediğiniz gibi tank paletleri ile demokrasiye blans ayarı yapıldığı bir dönemde AYİM den hakkımızı aldığımızı düşünen ve kararlarını onaylayan hükümet bu gün yarğı denetimine açılan YAŞ mağdurlarını AYİM e   göndermeye ceseret edememiştir.

Gozde Yıldırım11 Ağustos 2011 Perşembe 14:32:17

Merhaba,

Babam 12 Mart doneminden sonra, 6 ay kadar tutuklu kalmıs, daha sonra beraat etmıs, uclu kararname ile askerlikten cıkartılmıs.  Bahsettiginiz kanundan yararlanmak icin basvurusunu yapti ancak bugun msb nin sitesinden RED kararı bildirildi. Mahkemeye basvuracagız ancak reddedilme sebebi henuz elimize ulasmadi. Bu konudan magdur olmus kisilerin toplu halde itiraz etmeleri daha etkili olabilir. Konuyu gundeme getirdiginiz icin tesekkurler,

Gözde Yıldırım  

Ahmet Yalın12 Ağustos 2011 Cuma 09:17:49

 Yazınızı severek ve heyacanla okudum.Yazınız sanki içimizi okuyarak yazılmış,kaleminize ve elinize sağlık. Yaş'ın  Kararnameden farklı gibi yapılan ayrımcılığını iyi vurgulamış ve tebessümle alay etmişsiniz. Düşündükçe gülen güldürerek düşündüren yazınızdan dolayı teşekkürler.

CİHAN UZ18 Ağustos 2011 Perşembe 02:14:52

SİZİ SAYGIYLA KUTLUYORUM, HÜKÜMET KENDİ YANDAŞLARINI ÇADIRLARINA ÇEKEBİLMEK İÇİN KANUNU ÖYLE YUVARLAK CÜMLELER KURARAK DÜZENLEMİŞKİ HANGİ UCUNDAN TUTSAN ÇEKEBİLİYORSUN VE MSB LIĞIDA ÖYLE YAPTI, KÜÇÜK BİR ARAŞTIRMA YANDAŞLARINI ALDI GÖLGEYE DİĞERLERİNİ YİNEGÜNEŞTE BIRAKTI AMA SİZİN GİBİ HALA SATILMAMIŞ KALEMLER SAYESİNDE BİZ ASIL MAĞDURLARDA HAKLARIMIZA KAVUŞACAĞIZ 

BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™