Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Bir, iki, üç de yetmez. Dört, beş, altı olsun!
5 Ağustos 2011, Mehmet Y. YILMAZ
, Mehmet Y. YILMAZ

GENELKURMAY Başkanı masanın başındaki sandalyeden kalkıp, sağdakine oturunca memleketimize demokrasi de gelmiş oldu. Artık askeri vesayet yok!

Bunu nereden anlıyoruz: Başbakan ve TBMM Başkanı, 30 Ağustos töreninde askerleri ayakta beklemeyecekler!
Hapisteki generaller, hapishane yoluna çıkmak üzere olan generaller ve sırasını bekleyen generaller de bu listeye eklenince memlekette genel bir sevinç havası da yayılıyor ki adeta “Ankara’dan abim gelmiş” gibi oluyor.
Bütün bunları izleyenler de şöyle bir yorum yapıyorlar: Artık birinci cumhuriyet öldü, bu ikinci cumhuriyettir!
Cumhuriyetleri numaralamak bir ecnebi icadı olmakla birlikte bence sakıncası olan bir durum da değil. Numaralara kızanlar neden sinirleniyor, anlayamıyorum.
Ülkelerin tarihlerinin belli dönüm noktalarına işaret eden bir tanımlama usulü. Numarayı sevmeyen, A, B, C diye de tanımlayabilir isterse. Böyle yapan var mı bilmem.
Bizim Türkiye Cumhuriyeti’ni de numaralamak mümkün tabii.
Devletin yönetsel esaslarını belirleyen anayasaları dikkate alarak numaralayabiliriz mesela. Buna gelecekte rakam yeter mi bilmiyorum tabii! Anayasa yapma hevesimize bakarsak 500 yıl sonra 250. Cumhuriyet’e bile ulaşabiliriz.
Ya da tek partili dönem, çok parti dönemi esas alarak da numaralayabiliriz. Bence doğrusu bu olur, şu anda 2. Cumhuriyet’i yaşıyoruz.
Ama Genelkurmay Başkanı’nın sandalyesinin yeri değişti diye numaranın değişebileceğini düşünmüyorum.
Asker bir kenara çekildi belki ama “ruhu” aynen, durduğu yerde duruyor.
Bakın bakalım hapishanelerde sadece bir fikri açıkladığı için kaç kişi var? Milletvekili Aysel Tuğluk daha iki gün önce iki yıl ceza aldı, bir konuşma yaptığı için!
“Parasız eğitim istiyoruz” pankartı açan çocuklar da hâlâ hapisteler, ne zaman çıkacakları belli değil.
Devlet memurları, vatandaşlara göre hâlâ imtiyazlılar, suç işleseler bile yargılanmaları kolayca mümkün olmuyor.
Yani diyeceğim o ki sandalye gitti ama düzen aynen sürüyor.
Bir gün 3. Cumhuriyet’e de geçeriz diye ümit ediyorum. Vatandaşların devlete karşı görevlerinin değil, devlete karşı sahip oldukları haklarının ön plana çıkacağı, gerçek bir demokrasiye ulaşacağımız zaman! Sandalyenin yeri değiştiği için değil.
Uyandırmaya kıyamadım!
DÜN bir arkadaşımdan aldığım bir e-postada Aziz Nesin’e atfen bir öykü vardı.Belli ki e-posta zincirlerinde dolaşan bir metin bu.Bu tür metinlerin genellikle palavra olduğunu, alakasız insanların yazdığı şeylerin ünlü yazarlara mal edildiğini biliyorum.
Bir keresinde Radikal’de yazdığım bir yazının da başka bir imza ile böyle bir zincir içinde dolaştığını da gördüğüm için hep kuşkuyla bakarım.
Ama bu günümüz Türkiye’sine o kadar uygun düşüyor ki bu seferlik tedbiri elden bırakıp aktarıyorum. Bu söz başkasına aitse o kişiden ve Aziz Nesin’in ruhundan peşin olarak özür dileklerimle!
İddiaya göre Aziz Nesin şöyle yazmış:
“Bir gün bu güzel ülkenin yanağına bir öpücük kondurup veda edeceğim, arkamda bir not bırakarak. O notta şunlar yazılı olacak: O kadar güzel uyuyordun ki, uyandırmaya kıyamadım!”
Türk olmak kolay değil!
BİR süre önce aktif gazetecilik yaşamına son verip Bozcaada’ya çekilen arkadaşım Haluk Şahin’in kitabının adıydı bu: Türk olmak kolay değil!
Hitler döneminin baskısından kaçan bazı bilim adamlarına Türkiye kucak açmış, üniversitelerde ders vermelerine olanak sağlamıştı.
O zamana göre iyi maaşlarla hem de.
Bunlardan bazıları savaştan sonra Almanya’ya dönmeyip burada yerleşmeye karar vererek Türk vatandaşı olunca maaşları da diğer Türk profesörlerin düzeyine inmiş.
Vatandaşlığa geçtikten sonra eline az para geçtiğini gören bir hoca, maaşının neden düşürüldüğünü sormuş: “Türk olmak kolay değil hocam” yanıtını almış. Haluk Şahin kitabında bu öyküyü aktarıyordu.
Haluk Şahin’i anmama neden olan haberi dün gazetelerde okudum.
Sevgilisi tarafından dövüldüğü için şikâyetçi olan Alman asıllı Türk vatandaşı Andrea Goch’un morarmış gözlerle sayfadan bizlere baktığı haber!
Kadıncağız şöyle diyor: “Şimdi Türk oldum!”
Bir “Türk olmak kolay değil” öyküsü daha diye düşündüm.
Hem Türk olmak, hem de Türkiye’de kadın olmak! İkisi bir araya gelince hayat daha da zorlaşıyor tabii.
Pes artık!

SONUNDA bu da oldu: Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, asbaşkanlar Şekip Mosturoğlu ve İlhan Ekşioğlu’nun şike soruşturması kapsamında kayda alınan konuşmaları internet sitelerine sızdırıldı.
Sadece polisin elinde ve savcılıkta bulunması gereken konuşmalar bunlar.
Hazırlık soruşturması evrakının, sanıklar aleyhine kamuoyu yaratmak için bölük pörçük sızdırılmasına tanık olmuştuk ama böylesine ilk kez rastlıyoruz.
Daha önce internet sitelerine sızdırılan bazı konuşmaların da “ortam dinlemesi” ile elde edildiğinin iddia edildiğini ve hepsinin yasal dinleme olmadığını da biliyoruz.
Bu olayla birlikte yasal dinleme kayıtlarının da kanunun emrettiğinin aksine saklanıp, sızdırılmasına tanık olduk.
Bunu tanımlamaya artık kelime bulamıyorum!
Bu işin sorumlularının bir an önce bulunup ibretlik bir şekilde cezalandırılması gerekiyor ki kanunlarla dalga geçme hakkını kendinde gören kamu görevlileri bundan sonra iki kere düşünmek zorunda kalsınlar.

 

(Hürriyet 05.08.2011)

[Bu yazı 2038 kez okundu]
Mehmet Y. YILMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [63]
[17 Nisan 2014] Başbakan Başsavcı Başyargıç! ... [21 Şubat 2014] Alaturka Baas rejimine bir adım daha! ... [31 Ağustos 2013] Nasıl bir kalp bıraktın, bilir misin ardında? ... [25 Haziran 2013] Yüzleri kızarmadan asla anlatamazlar ... [24 Haziran 2013] Halkı ikiye bölme suçu! ... [8 Haziran 2013] Kişi başı terörist sayısında dünya birincisiyiz! ... [6 Mayıs 2013] 'Hukuk' siyasetin elinde 'guguk' olunca ... [15 Nisan 2013] Paket paket adalet! ... [9 Nisan 2013] Hainleri Belirleme Enstitüsü! ... [20 Mart 2013] Ergenekon'un kolları nereye kadar uzanıyor? ... [11 Mart 2013] Gerçekten anayasa hukuku okumuş olabilir mi? ... [26 Şubat 2013] Bir torba dava daha mı geliyor? ... [25 Şubat 2013] Paket paket adalet! ... [15 Şubat 2013] Bu memlekette 'kâğıt' asla kaybolmaz ... [15 Ocak 2013] MİT bu ihbarları neden bugüne kadar sakladı? ... [7 Ocak 2013] Gördük ki yer yerinden oynamıyor! ... [2 Ocak 2013] Siyasi irade yoksa çözüm de olmaz ... [28 Aralık 2012] Gulyabanilerden sarmısakla mı korunacağız? ... [20 Kasım 2012] Erdoğan'a bu soruyu sorarlar mı? ... [15 Kasım 2012] Örtülü ödenekte rekor artış ... [24 Ekim 2012] Allah müstahakını versin ... [23 Ekim 2012] Başbakan özür dilemelidir ... [16 Ekim 2012] 'Fire' değil özgür irade! ... [12 Ekim 2012] Filmin eğrisi doğrusuna denk gelmiş ... [21 Eylül 2012] İktidar ve muhalefete birer sorum var ... [15 Eylül 2012] Bırakın da aranızdan biraz rüzgâr geçsin ... [11 Eylül 2012] Bağımsız yargımızın 'vesikalık' bir fotoğrafı ... [31 Ağustos 2012] Dışişleri Bakanlığı TBMM'nin amiri mi? ... [27 Ağustos 2012] Milletin vekilinden saklanan nedir? ... [22 Ağustos 2012] Amaç gerçeği öğrenmekse ... [16 Ağustos 2012] Bu günahın hesabını veremezsiniz ... [14 Ağustos 2012] Kaç Mehmet ölse yeterli olurdu? ... [31 Temmuz 2012] Mutlak iktidar mutlaka bozar ... [20 Temmuz 2012] Arkanda böyle bir hukukçu olunca! ... [16 Temmuz 2012] Onlar beğenmiyorsa her şey yasak! ... [13 Temmuz 2012] İstanbul yıkıldıktan sonra! ... [9 Temmuz 2012] Şu tutanakları açıklasanız da öğrensek ... [28 Haziran 2012] Türkiye'nin Dobuları ... [25 Haziran 2012] 'Sakin ve etkili güç politikası' ne demek? ... [22 Haziran 2012] PKK'ya silah bıraktırmak için yönteminiz nedir? ... [4 Haziran 2012] Herkesin her gün işlediği 'suç'! ... [1 Haziran 2012] Acaba bugün aklına ne gelecek? ... [15 Mayıs 2012] Bakan 'cilasız teftişe' çıkmalı ... [11 Mayıs 2012] Yeni 'dekoderimiz' Hüseyin Çelik oldu ... [26 Nisan 2012] Dünü bırakın bugünden söz edin ... [17 Nisan 2012] 'Aydınlık için bir dakika karanlık' meselesi ... [6 Nisan 2012] Dış politika ideolojik körlük ile malul ... [29 Mart 2012] Davayla ilgisi olmayan bir soru ... [20 Mart 2012] Adalette standart sorununu da unutmayalım ... [19 Mart 2012] Erbakan'ın serveti Akbil ve Deniz Feneri ... [7 Mart 2012] Bedeli küçücük çocuklara ödettirmeyin ... [14 Şubat 2012] 'Hukuk da bir yere kadar' anlayışı! ... [27 Ocak 2012] Başbakan 'kuzey'i neden bu kadar çok istiyor? ... [22 Aralık 2011] Bir demokraside böyle bir suç olmaz ... [7 Aralık 2011] Bu davayı hep birlikte izleyelim ... [1 Aralık 2011] Devlet yapamayınca çeteler devreye girer ... [25 Ekim 2011] Etnik kökenlerimizin ne önemi var? ... [6 Ekim 2011] Yargı saygı duyulmayı hak etmeli ... [1 Eylül 2011] Sap ile saman karıştırma uzmanları ... [30 Ağustos 2011] Yaşasın Adalet Bakanlığı! ... [23 Mayıs 2011] Bir karar verseniz iyi olacak ... [4 Mayıs 2011] 10 milyar dolar da benden olsun! ... [20 Nisan 2011] Bu sorunu yüzde 10 barajı yarattı! ...
Mehmet Y. YILMAZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™