Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
"Bir Gün Şu Hastalıklı Vatan Canlanırsa..." (*)
29 Temmuz 2011, Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ
, Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ

Birgün Gazetesinden Semin Sezerer “Dört başı ‘mağdur’ hukuk” adını verdiği (3 Temmuz) Pazar eki dosyası için benden birkaç sorusuna yanıt istemişti. Oradaki sözlerimi (iyileştirerek ve kısaltarak) CBT-Okurumun da ilgisine sunuyorum:

“Bir Gün Şu Hastalıklı Vatan Canlanırsa...” (*)

1) Yargının/hukukun politikayla ilişkisi nasıl kurulmuştur?
Hukuk Devleti’nde erkler hem birbirleri karşısında özerktir, hem de aralarında karşılıklı bir bağ(ımlılık) vardır. Luhmann’cı (işlevsel-yapısal) bir sistem kuramıyla bunu daha iyi anlamlandırabiliriz. Siyasal kararlar yasama organında yasaya; yürütme organında idari eylem ve işlemlere dönüşerek, yargının hukuka uygunluk denetimi altına girerler. Siyasetin yargıyla bunun dışındaki her ilişkisi gayrimeşrudur.
Mahkemelerde görülen davalarda usul hukukunun dışında her biçimde ve içerikte herkesten gelebilecek her karışma da aynı biçimde gayrimeşrudur. Usul hukukunun evrensel temel ilkelerine tüm pozitif hukuk (tüm yurttaşlar, elbette politikacılar da hal ve tavırlarında) uygunluk göstermek zorundadır.
2) İktidarların hukuku kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmesi, sistemi nasıl etkiler? Demokrasinin üç kuvvetinden biri olan yargı neden diğer iki kuvvet tarafından denetlenmek isteniyor?
İktidarlar kendilerini bağlayan pozitif hukuk normlarını kendi hedeflerine uyacak biçimde anlamaya çalışacaktır. Yargı da bu uygulama sırasında ortaya çıkan norm ihlallerini hukukun dışına atmak için öngörülen işlevini icra edecektir. Temel sorun, yargının bu denetim işlevini görürken siyasal iktidarların, özellikle yasama erki üzerinden giriştikleri haksız müdahalelerine maruz kalmasıdır. Yani yasama erki dolaylı bile olsa yargı bağımsızlığını ve yansızlığını zorlaştıracak içerikte tasarruflara yönlendirilirse, erkler ayrılığı ilkesiyle vücut bulan Hukuk Devleti geri dönüşü çok zor bir çürüme sürecine girer. Siyasal iktidar her türlü hileyle, erklerin bu işlevsel-yapısal bütünlüklerini, her birinin bir diğerine ölçüsüz karışmasına yol açacak bir biçimde zedelerse, bu körlüğün sancılı sonuçları diğer alt sistemlere ve tüm hukuk devleti yurttaşlarına çok geçmeden yansır.
3) “Yargı bağımsızlığı” daha önce CHP’nin dilinden düşmüyordu, şimdi AKP’nin de dilinden düşmez oldu. Bunu nasıl açıklayabiliriz?
Siyasette söylenene değil, söyleyene bakmalıdır. Siyasetçinin ne söylediği önemli değildir. Söz bağlılık ister. Siyasetçi böyle bir yükün altına giremez. O, dünle bugün söyledikleri arasındaki çelişkiden kendisine bir sorumluluk çıkarmamaya halkı alıştırmıştır. Öyleyse siyasetçinin ne söylediğine değil, yattığı yere bakmalıdır.
4) Türkiye’de özellikle seçim öncesinde ve sonrasında ayyuka çıkan hukuksuz uygulamalar hükümet tarafından daha çok yargının hantallığı olarak gösterilmeye çalışıldı. Zaten seçimden önce devam eden yargının dizayn edilmesi süreci de seçimin ertesinde devam ettirildi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Yargının pek çok temel sorunu var. Bu sorunlar uzun bir zamandan beri yargıyı layıkıyla işleyemez; halkı da kendisine güvenemez bir duruma getirdi. Siyaset ise, iradesini, bilgisini ve gücünü fesada uğrattığı bu kurumdan son yağı çıkarmaya bakmaktadır. Yargıyı gerçek işlevine ve etkisine kavuşturmanın içtenlikli yolu son zamanlarda yapılanlardan elbette çok daha başkadır.
5) Hukuka olan güven aşındırılarak, “hukuk karşısında ondan daha yüce olan iktidardır” güzellemesi mi yapılmaya çalışılıyor?
Bir ülke topla, tüfekle yıkılmaz. Yargıya ettirilen zulümle yıkılır. Yargısının yozlaşmasıyla yıkılır. İktisaden ve siyaseten güçlü hukuk devletlerinin adalet altsistemleri de (oralardaki işlevsel-yapısal özelliklerinden ötürü) aynı derecede güçlü ve etkilidir. Hukuk devleti olmayı gereğince başaramamış bir ülkeyi yıkmanın, sömürmenin yolu, o ülkede işbirlikçilerini iktidara getirdikten sonra, yargıçları da istenen yönde politize ederek, verilecek işleri layıkıyla görebilecekleri bir hizmet-himmet ya da havuç-sopa ortamında tutmaktır. Bugün gördüğümüz manzara budur.
Yargıçların evrensel hukuk kültürü’nden gelen bilgeliği ve cesareti, mahkemelerin koşulsuz yansızlığı ve bağımsızlığı, devletin adaletiyle birlikte, yetkin bir demokrasi hukukunun oluşumunun ve işleyişinin de güvencesidir.
(*) Tevfik Fikret’in “Promete”sinden
Çıktı: Mucize Özünal, Sahte Şafak, roman, İstanbul 2011; Adnan Güriz, Sosyal Demokrasi İdeolojisi, Ankara 2011 ve Feminizm Postmodernizm ve Hukuk, Ankara 2011

(Cumhuriyet Bilim ve Teknik 29.07.2011)

[Bu yazı 1882 kez okundu]
Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [40]
[23 Aralık 2013] Türkiye Barolar Birliği'ne "Müdafaa-i Hukuk" Çağrısı ... [6 Eylül 2013] Facebook'ta Gezi'nen Yazılarımdan - 1 ... [16 Ağustos 2013] Neresi Yanlıştı? ... [4 Mayıs 2013] Hangi Barış? ... [19 Nisan 2013] Yeniden Merhaba! ... [4 Ocak 2013] "Nikbinlik." ... [7 Aralık 2012] YÖK ve Karşıdevrim-2 ... [23 Kasım 2012] YÖK ve Karşıdevrim ... [29 Eylül 2012] Başkaldırmak, Başını Bir Güneşe Doğru Kaldırmaktır ... [4 Eylül 2012] Kara Mizah ... [20 Temmuz 2012] Üniversiteler Direnin, Çok Geç Kalmadan! ... [8 Temmuz 2012] Üniversite Hali ... [23 Haziran 2012] Atatürk Cumhuriyeti Sökülürken Direnemeyen Üniversitelerimiz ... [8 Haziran 2012] "Telgrafhane" ... [27 Mayıs 2012] Bir Kassandra Çağrısı (2) ... [13 Mayıs 2012] Bir Kassandra Çağrısı ... [28 Nisan 2012] Üniversiteler Hâlâ Susuyor ... [14 Nisan 2012] Ülke Toprağını Satmayacaksın, İşçiyi Sömürtmeyeceksin... ... [1 Nisan 2012] İçerdekiler ... [16 Mart 2012] "Gülümsemek Direnmektir" ... [3 Mart 2012] Direnen Ülke ... [17 Şubat 2012] Direnen İnsan ... [10 Aralık 2011] 'Romantik Direniş', 'Alakarga', 'Akademik Bilinç' ... [25 Kasım 2011] "Direnen Üniversite" Yankılanıyor! ... [7 Ekim 2011] Tek ve Son Çare! ... [23 Eylül 2011] Üniversite Nedir? ... [9 Eylül 2011] Bir Yargıç Nasıl Adil Olur? (*) ... [26 Ağustos 2011] Düşündüşleme (*) ... [12 Ağustos 2011] Bir Yargıç Nasıl Adil olur? ... [3 Temmuz 2011] Ne Dersiniz? ... [17 Haziran 2011] Yine Hayatı Olmak ... [6 Haziran 2011] Hayatı Olmak ... [21 Mayıs 2011] Dikkat Bir Aydınlanma Erdemi ... [22 Nisan 2011] Yarın 23 Nisan ... [9 Nisan 2010] HUKUK POLİTİKASI ... [25 Mart 2010] "Freirechtsschule" ... [1 Mart 2010] Vaziyet ... [22 Şubat 2010] Elsa Türkiye ... [9 Şubat 2010] HUKUK POLİTİKASI ... [26 Ocak 2010] KARA KÖMÜRDEN ACI TÜTÜNE ...
Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™