Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Sonuçta bu işi kim çözecek, uzaylılar mı?
28 Temmuz 2011, Nihat BEHRAM
, Nihat BEHRAM
Seçim sandığının önündeki kuyruk uzun mu uzundu. Aceleyle ben de yerimi aldım. Kuyruktaki herkes bir an önce oyunu verme telaşıyla kıpır kıpırdı. Herkes birbirinin tanışı, herkes birbirine gülümsüyordu. Tarık oradaydı. Ataol, Rutkay, Hikmet... Kimler yoktu ki. Akın’lar bile oradaydı. Hani, Kılıçdaroğlu’na seçim şarkısı yazan Onur’la, Çırağan’da kahvaltılı karanlığa dahil oluşunu “İçinizde ışık varsa karanlığa götüreceksiniz!” diye açıklayan Sunay. Başbakan muhalif sanatçıları kastederek ‘müsvedde’ dediğinde Rutkay’ın “Kendine yakışanı söylemiş!”, Onur’un “Böyle konuşmasını Başbakan’a yakıştıramadım!” biçimindeki tepkileriyle düştükleri ‘yorum ayrılığı’ bile artık anlamını yitirmiş ki, oy sırasında birbirlerine gülümsüyorlardı. Hikmet, sanki Ege’den esip de gelmişti, kekik kokuyordu. Tarık, Sürü’nün setinde gibi sırım mı sırım, Rutkay’ın sesi gök gürültüsünü andırıyor...
Oy kulübesine hangisi girse, öyle bir basıyor ki mühürü, düzen 9 şiddetinde sarsılıyor. Sistemin fayı ortadan çatırdıyor! Ne saray kalıyor yıkılmadık, ne hanedan! Menkul Kıymetler Borsası’nda kaçışan kaçışana. Sigortaların, bankaların çatıları uçuyor, camları şangırdıyor. Tersanede ara ki bir patron bulasın! Gayrettepe’deki polislerin tamamı izinli! Nazlı Hanım’ın çıkacak kanalı kalmadığı için bütün doktor ve kuaför randevularını iptal ettirmiş! Oral Hamburg’a Cengiz New York’a, Murat Paris’e uçmuş!
Oy pusulasını deprem sarsıntısı gibi mühürleyen mühürleyene. Mine orda, Zeynep, Ece, Can, Haluk, Zülfü, Şükran... Kimler yok ki, şimdiye dek gölgesini sola düşürerek CHP de duran herkes orda. Aydınlığa gönüllü herkes gölgesiyle yer değiştirmiş! “Onca yıldır CHP’yi savunduğun halde seni aday göstermeleri akıllarına bile gelmedi!” diye takıldığımda “Ben gerçek solcuyum, aday gösterirler mi!” diye yanıtlayanların bile artık içleri rahat. Çıkmaz sokakta dönüp durmaktan kurtulmuş gibiler! Halil bile orda. Ne ‘Yetmez ama evet!’ yıkıntısı kalmış, ne ‘ İslâm entellektüelleri’ takıntısı! Uzaktan tıpkı liseli yıllarımızdaki gibi gülümsüyor. CHP PM’ye konup uçan Enver, sonunda yuva kuracağı dalı bulmuşcasına mutlu! Artik hepimiz el ele, omuz omuza aynı noktada KUP’ da yani Komünist Uzay Partisi’nde buluştuk diye heyecandan yerimde duramıyorum! Oyunu verip yanımdan geçerken Hikmet uzayda açan çiçeklerden söz ediyor. Rutkay ‘Uzaylılar da olmasa buluşamayacaktık!” diyor. Sunay, müzesine uğrayıp, yeni uzay bölümünü görmemi istiyor. Tolga KUP’a geçtiğini açıklarken, ‘İyiki KUP oluştu da ben de öz yuvama kavuştum!’ diyor. Sevinçten titriyorum.
Tam kulübeye girerken, o benim kahrolası şansızlığım bu kez de bir sivrisinek kılığında gelip karşıma dikilmesin mi! Elime aldığım mühürü deprem şiddetiyle oy pusulasındaki KUP’a vuruyordum ki, kendi yüzüme kendi ellerimle attığım bir tokatla uyandım. Bari sivrisineği yakalamış olsaydım da, onunla avunsaydım. Uzaylı kurnazlığıyla bir anda sır oldu! O kadarcık avuntudan bile yoksun bir halde, şafak vakti balkona çıkıp düşlerime sığındım!
Rüya diyip geçmeyin! Sivrisineğin uçan daireyi andıran ince sazı eşliğinde dolaştığım o rüyadan, korunma içgüdüsüyle kendimi tokatlayarak uyanıp gerçeğe döndüğümde, sanki bir dersaneden çıkmış gibiydim. Ben o kadar çok şeyi Lenin’in, Marks’ın kitaplarından bile öğrenmedim. Öyle ya, onların uzayla ne ilgisi var? Uzay çağı bizim çağımız. Onlar uzay çağının sosyalizmi ve partisinin inşa sorunlarını nerden bileceklerdi?
Sözgelimi ‘yurtseverlik sorunu’! Bu olgunun ‘temel sorun’ olarak önümüze çıkması ‘çağdaş’ bir durum değil mi? Yani günümüzde dünyalının komünistliği, yaşadığı coğrafyaya göre yurtseverlik kokarsa, bu koku uzay çağının ‘yeni dünya düzeni’ evresinde onun başına belâ olur! Oysa komünist partiyi uzaylılar kursa, dünyalı olmadıkları için bu kokuya bulaşmanın korkusu da kalmaz. Daha önemlisi: Kendisini marksist diye niteleyen kime sorsan, dünyalının kurduğu KP’ler için “Varlıklarıyla yoklukları belli değil; onlara verilecek oy boşa gider!” diye sızlanmıyor mu? Demek ki, herkes bu sorunun çözümünü uzaylılardan bekliyor. Zaten ben de o rüyayı, böyle bir bekleyişin sıcak, şevkatli kollarında görmüş olmalıyım. Ta ki, dünyalı minicik bir sivrisineğin ince saz nağmeleriyle yüzüme konmasına dek. Rüya böyle bir şeydir. En dipsizi bile gerçeğin en miniciği karşısında sığlaşıverir! ‘Rüyadan uyanmak’ da zaten gerçeğe toslamaktır. Rüya promili yüksek olanlar, uyku halini gerçeklikte de sürdürür. Bu bazen, hiç uyanmamak üzere ‘sonsuz uyku’ halidir! Düş ise başka. Düş uyku hali değildir. Uyanıkken kurulur. Hatta, uyanıklık halinin derinleşmesidir. O nedenle düşe düşmanlık benim aklımdan geçmez. Rüyadan gerçeğe uyandığım o şafak vaktinde, düş’e durmam bundandır.
Doğruyu canı pahasına arama konusunda kendisiyele kimsenin yarışamayacağı oto tamircisi arkadaşım Aziz’le, bu rüyamdan birkaç gün sonra karşılaştım. Sohbetimiz sırasında “Seçim öncesi, çok sevdiğim ve sosyalistliğinden kuşku duymadığım üç kişiye, kime oy vermeliyiz diye sordum, üç ayrı yanıt aldım, biri CHP yi önerdi diğeri bağımsızları, sen TKP’yi! Ne yapacağımı şaşırdım!” O böyle konuşunca aklıma rüyam geldi, “Uzaylıları bekliyorsan oyunu CHP’ye verseydin!” dedim. Öylesine içtenlikle gerçeği arayan bir emekçi ki,“Uzaylı mı?” diye şaşaladı. Açıkladım: “Aziz, sen tamirhanedeki işler için uzaylıları mı bekliyorsun, yoksa sabahın köründe işçi tulumunla kendin mi işe soyunuyorsun? Baban, seyyar tezgâhına soğanı, patatesi dizdiğinde, evde uzaylı mı bekliyor, sabahın köründe yola düşüp sokak sokak müşteri mi arıyor? Sizin köydekiler tarlayı eksin, harmanı savursun diye uzaylı mı bekliyor? Devrimci mücadele de buna benzer, işine kendin soyunacaksın, uzaylı beklersen yandın!”
Aziz’in, kaybettiği oyuncağını bulmuş çocuk gibi sevindiğini görünce sürdürdüm: “Çözümün havadan pat diye düşmesini beklemek ayakları yere basmayan aydın özelliğidir! Kafalarıyla olsa da ayaklarıyla yeryüzünün gerçeğinde olmadıkları için, zaten onlar da kendilerini biraz uzaylı görürler. Evet devrimci örgütlenmeyi ‘gücü ne ki’ diye küçümsüyorlar. Ama, yeryüzüne basarak değil, havadan bakarak. ‘Devrimci örgüt sorunu’nun çözümünü uzaylılardan beklemeleri de bu yapılarının sonucudur. Sen de onlar gibi düşünüyorsan git CHP’yi destekle! Yok tamirhanendeki bitirmen gereken işe bakar gibi bakıyorsan, işe onun gerektirdiği biçimde bizzat soyunacaksın, çıkmaz sokaklarda dolaşmak istemiyorsan, rüyayla avunmak istemiyorsan başka yolun yok!” Aziz, “Gerçeği nasıl görmüyorlar, anlamıyorum!” diye söylendi kendi kendine. Anlamadığı şeyin ‘uzaylıları bekleyen aydınlar’ olduğu sesindeki öfkeli ışıltıda gizliydi. “Boşver, onları ben de anlamıyorum!” dedim.
Doğrusunu söylemek gerekirse, uzaylıların güçlü bir parti olarak KUP’u kurduklarını ve bütün sosyalistlerin onda buluştukları rüyasından sabahın köründe uyanıp, ‘Bu rüyamı yazmalıyım’ diye masaya oturduğumda ve “Sivrisineğin gerçeğe çağrısı!’ başlığıyla yazmaya koyulduğumda hâlâ rüyadaymışım gibi tasasız ve mutluydum. Ta ki saatin çalıp, işine gitmesi için karımı uyandırmasına kadar. Uyanıp da, ‘Ne yapıyorsun?’ diye sorduğunda, daha ‘Uzaylılar ‘ diyip, ‘temel sorunları çözdüğü bir rüya gördüm’ diye sözümü tamamlayamadan, karımın, “Senin hangi sorunlarını uzaylıların çözeceğini bilmem ama, kahvaltı için ekmek sorununu senin çözeceğini biliyorum!” diye söylendiğinde uzaydan yeryüzüne ağzımın üstüne düşmüş gibiydim. Ne, ‘Saksıdan biraz toprak ıslatıp yoğurayım, onu yeriz, elimiz çamura bağlı!’ diyecek halim vardı, ne de bir uzay servisini kahvaltı masasına indirecek mecalim!
Şahsen ben, aydınları uyandırmanın emekçi halkı uyandırmaktan daha meşakkatli olduğunu sivrisinek sayesinde öğrendim. Kendi kendilerini tokatlamalarını sağlamanın mutlaka bir yolu olmalı. Dedim ya, ne ayakları yeryüzünde olan işçi işini görsün diye uzaylıyı bekliyor, ne de harman yerine uçandaire pisti kurmayı düşünen köylü var! Ama uykudalar. Düzenin sosyalist mücadeleyle değişeğini düşünen ‘uyanık’ aydınlar mı? Dedim ya, onların elleri çamura bağlı; saflarına katılacakları ‘güçlü parti’ için, şimdilik taklitinde ‘idare ederek’ uzaylıyı bekliyorlar!

(SolHaber 28.07.2011)

[Bu yazı 2178 kez okundu]
Nihat BEHRAM

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [186]
[4 Mart 2016] Yurt Gazetesi patronunun hali tam bir 'Yavuz hırsız' misali.... ... [4 Ekim 2015] Doğu Perinçek'in 'vatan' anlayışı... ... [12 Mart 2015] Yobazlığı Karacaoğlan'la süpürmek! ... [20 Şubat 2015] Diren, ulaşırsın! ... [5 Ocak 2015] Giden yıla lânet, gelen yıla umut tazelemesi ... [24 Kasım 2014] Türbanın zulası ... [16 Nisan 2014] Ayrılığa dipnot ... [13 Nisan 2014] 30 Mart'ın 'artçı sarsıntıları' ... [9 Nisan 2014] Umut hırsızlığı ... [6 Nisan 2014] Faşizmin 'tamiri' olmaz, yıkımı gerekir! ... [2 Nisan 2014] Ülkenin 'zulüm sever' ahalisi ... [30 Mart 2014] Kızıldere'yi Anarken / Katil kim? ... [27 Mart 2014] Ne zengin memleketmiş! ... [19 Mart 2014] 'Guinness Rekorları'ndaki Eksiklerimiz ... [16 Mart 2014] Bari sus be adam! ... [12 Mart 2014] Faşizm, Sokak, Sandık ... [9 Mart 2014] Sanatçının Topluma Namus Borcu ... [5 Mart 2014] Sol Yelpaze ... [2 Mart 2014] Dindar mı, Sahtekâr mı? ... [26 Şubat 2014] AKP'nin Sanat ve Kültürü 'Kutulama' Hesabı: TÜSAK ... [19 Şubat 2014] Tutsaklığı Özgürlük Şarkılarıyla Göğüsleyenler ... [12 Şubat 2014] Omuz ver, Çamlıca Tepesi'ni kurtaralım! ... [9 Şubat 2014] Toplumda Hafıza Kaybının Kürekçileri ... [5 Şubat 2014] Yerel Seçimler ve Sol Cephe ... [3 Şubat 2014] Yasak Çiğneme Zamanı ... [29 Ocak 2014] Arsızlığın Bir Türü: 'Liberal Yanılmazlık' ... [27 Ocak 2014] İnsan mı, Hangi İnsan? ... [22 Ocak 2014] Solda cepheleşmek devrimcilerin acil ve tarihi görevidir ... [19 Ocak 2014] Herkesin Şeytanı Kendine ... [15 Ocak 2014] Olasılık - Kesinlik ... [12 Ocak 2014] Özgürlüğün 'Anlamsızlık' Boyutu! ... [8 Ocak 2014] 'Taylan Tanay'ların kollarındaki zincir ... [5 Ocak 2014] Geçen Yılın 'En'lerinden, Yeni Yılın 'Yön'lerine. ... [3 Ocak 2014] Çamlıca Tepesi insanlığı yardıma çağırıyor ... [2 Ocak 2014] Çamlıca Tepesi insanlığı yardıma çağırıyor ... [29 Aralık 2013] Yalaka ölçer ... [25 Aralık 2013] Şimdilik 'cin' çarptı, sırada 'halay çarpması' var! ... [22 Aralık 2013] Hayatın aynasında: 'Ya Tayyip... Men dakka dukka!' ... [18 Aralık 2013] Sol Cephe' duyarlılığı, 'Haziran İsyanı'nın çiçeğidir ... [15 Aralık 2013] Mülkümü sordular, 'Yurdum' dedim! ... [12 Aralık 2013] 'Başbakan'ın suç işleme özgürlüğü mü var? ... [8 Aralık 2013] 'Allah'ı alet etmedikleri konu kalmadı! ... [4 Aralık 2013] Sedat Selim Ay 'işkenceci' değilmiş! ... [2 Aralık 2013] İğrençsiniz! ... [28 Kasım 2013] Yöneticiden utanç duymak ... [24 Kasım 2013] Felâket senaryosu, komplo teorisi, suni gündem ... [13 Kasım 2013] İkili Oynamak ... [6 Kasım 2013] Türkiye Solunun 'Yurtseverlik' Sınavı ... [30 Ekim 2013] 'Hukuk Komedisi' değil, 'Hukuk Cinayeti' ... [27 Ekim 2013] Zindan Mektuplarından Kıvılcımlar ... [23 Ekim 2013] Pişkinlik ... [16 Ekim 2013] 'AK Terfi' dedikleri bu olmalı!.. ... [13 Ekim 2013] "Bu ülke hepimizin" diyene bak! ... [9 Ekim 2013] AK Hacılar Dönemi'nin popüler seviye simgeleri ... [2 Ekim 2013] Kendi kendini sansür, onura kelepçedir ... [29 Eylül 2013] Yobazlığın 'Ahmet Hakan'cası! ... [22 Eylül 2013] Derin' Devlete 'Derin' Hizmet! ... [18 Eylül 2013] Siyaset siyaset olarak kalmalıdır, din din olarak ... [15 Eylül 2013] Acil görev 'Yurtsever Halk Cephesi'ni oluşturmaktır ... [11 Eylül 2013] Savaş çalgısına barış akordu ... [9 Eylül 2013] AKP'den beklentinin Kürt siyasetçilerde doğurduğu zikzaklar ... [4 Eylül 2013] Alçaklık ve seviyesizliğin dibinde olmak ... [1 Eylül 2013] AK Vampirler ... [28 Ağustos 2013] Ölümcül hastaları zindanda zincirlemek insanlık mı? ... [25 Ağustos 2013] Merdan Yanardağ'a mektup ... [21 Ağustos 2013] Şiir kir tutar mı? ... [11 Ağustos 2013] Hayatın da bir yargısı var! ... [31 Temmuz 2013] AKP'nin darbe karşıtlığı da sahte! ... [29 Temmuz 2013] "Simit sat onurunla yaşa!" ... [24 Temmuz 2013] 'İktidar gasbı'nın 'darbe'den farkı ne? ... [17 Temmuz 2013] Affın sınırı ne? ... [10 Temmuz 2013] Acı çeşitlemesi ... [8 Temmuz 2013] Vergiyi haram etme hakkı ... [30 Haziran 2013] Altan Tan denen şu şeriatçı yobaza bak! ... [27 Haziran 2013] Yurdun pazarlamacısı ve halk gerçekliği ... [24 Haziran 2013] Gül'ün yorumuna gel de gülme! ... [19 Haziran 2013] Faşist barbarlığın mazereti mi olurmuş! ... [12 Haziran 2013] Zalimlerden zulümlerinin hesabı bir bir sorulacak ... [9 Haziran 2013] Diktatör ve piyonları ... [5 Haziran 2013] Dinci faşist diktacılar defolup gidecektir ... [26 Mayıs 2013] Ülkeyi haramilerden kurtarmak için Yurtsever Halk Cephesi ... [6 Mayıs 2013] DENİZLER korkutmaya devam ediyor! ... [24 Nisan 2013] 'Açılım'ın kapısı ... [17 Nisan 2013] "İleri demokrat"lık virüsü ... [10 Nisan 2013] Neruda'nın kemikleri ... [27 Mart 2013] Toplumsal aptallaşma ... [18 Mart 2013] Sanatçı saflaşması ... [10 Mart 2013] Kalemini de al git! ... [6 Mart 2013] Cinayet, cinnet çağı! ... [3 Mart 2013] Zehrin besin değeri! ... [27 Şubat 2013] Ektiğini biçersin ... [25 Şubat 2013] Faşizmin "zaman ayarlı" operasyonları ... [21 Şubat 2013] Hasta ziyaretine cenaze levazımatıyla gitmek ... [17 Şubat 2013] Aydın olmanın mayası ... [14 Şubat 2013] Yurt'un "Gökçek'e Çakma Ödül" öfkesi ... [10 Şubat 2013] Yalanın İktidarı ... [6 Şubat 2013] Halk düşmanlığı: "Kültür Operasyonları" ... [27 Ocak 2013] "Entelektüel" Yobazlar ... [23 Ocak 2013] Ülke zindan, bunlar zindancıbaşı! ... [20 Ocak 2013] Faşizmin köpürüşü! ... [9 Ocak 2013] Hocaefendi'nin 'Şair, Şiir Hutbesi' ve Necip Fazıl ... [6 Ocak 2013] Büyük Buluşma, Levent Kırca ve küçük adamlar ... [2 Ocak 2013] Yunus'un, Kaygusuz'un yanında Padişah neyin nesi? ... [31 Aralık 2012] "Keşke"li yeni yıl dilekleri ... [27 Aralık 2012] Suça iştirak ... [24 Aralık 2012] "Karanlık Zamanlarda" ... [9 Aralık 2012] "Sesimiz sesinizle buluşsun!" ... [27 Kasım 2012] Yoksa Aleviler 'korkunun ecele faydası'na mı inanıyor? ... [15 Kasım 2012] Hainler Sıralaması ... [12 Kasım 2012] Darbeleri Araştırma Komisyonu'nun darbe yerleştirme misyonu! ... [7 Kasım 2012] Bir yanda canlarını dişleyerek direnenler, bir yanda 'Hak katı'nın Çöpçübaşı ... [4 Kasım 2012] Kılıçdaroğlu ne söylediğini biliyor mu? ... [28 Ekim 2012] Cumhuriyet mi kalmış ki 'bayramı' olsun? ... [22 Ekim 2012] Sosyalistlerin Meclisi 'Toplantı Bildirgesi'ni okurken ... [17 Ekim 2012] MHP: İktidarın emniyet sibobu! ... [16 Ekim 2012] Bir bu eksikti: 'Çocuk tecavüzcüsü'ne 'şehit'lik! ... [12 Ekim 2012] Kavramlara 'yeni anlamlar' yüklenirken ... [8 Ekim 2012] Başbakan'ın "Yavuz" iştahı ve Aleviler ... [3 Ekim 2012] "Ulemâ-yı bâtın" uluması! ... [30 Eylül 2012] Bu da 'İleri Demokrasi'nin cenaze gaspı! ... [26 Eylül 2012] 'Adalet' buysa, 'adaletsizlik' acaba ne? ... [24 Eylül 2012] 'Kelleci Santrafor'un 'Refleksiz Kaleci'si ... [19 Eylül 2012] Eleştiriye tahammülsüz Polis yasa tanır mı? ... [17 Eylül 2012] Halkın polisi mi, hükümet milisi mi? ... [11 Eylül 2012] Yoksa çete reisi ben miyim? ... [5 Eylül 2012] İnsanın varlık nedenine saldırı ... [29 Ağustos 2012] Başbakan'ın Arkadaşları ... [23 Ağustos 2012] İmamın cetveli! ... [8 Ağustos 2012] Olmayan şeyi tanımak! ... [1 Ağustos 2012] "Zihinsel şiddete uğramak!" ve Prof. Büşra Ersanlı ... [29 Temmuz 2012] "Gelmiş geçmiş en demokratik hükümet" miş! ... [25 Temmuz 2012] Ölümle değil, imamla belalıyım! ... [18 Temmuz 2012] Cezaevlerine duyarsızlık ... [15 Temmuz 2012] Başınıza Mor Gabriel Manastırı kadar taş düşsün! ... [12 Temmuz 2012] Gel de anla! ... [8 Temmuz 2012] Aydın kavramı ve boşa edilen küfür ... [2 Temmuz 2012] Yangını söndürecek güç ... [27 Haziran 2012] Suç ve ceza ... [24 Haziran 2012] "Demokratik" Faşizm ... [20 Haziran 2012] Edip Akbayram'la "Mayıs" ta kucaklaşmak ... [13 Haziran 2012] Umut Odakları ... [13 Haziran 2012] Bu ne hâl Adalet Hanım? ... [6 Haziran 2012] BDP mi kalleş, AKP mi? ... [30 Mayıs 2012] "HES" diye hırlayanı "Höst!" diye hoştlamalı! ... [23 Mayıs 2012] Savaş kışkırtıcılığı, barış militanlığı ... [14 Mayıs 2012] Cüreti cehaletten mi azametten mi? ... [10 Mayıs 2012] Alçaklığın bu derecesi kan dondurur! ... [8 Mayıs 2012] 12 Eylül Darbesi'nin 'COO'su kim, 'CEO'su kim? ... [2 Mayıs 2012] Bulandırılmış muhalif kimlik ... [26 Nisan 2012] Eyvah, Kültür Bakanı yine 'sahne'de! ... [18 Nisan 2012] El insaf Ahmet Altan! ... [4 Nisan 2012] Yaşasın hayat! ... [1 Nisan 2012] AKP'nin Prof. Dr. 'Hoca'ları ... [22 Mart 2012] Sahtekârlık sınırsız ... [19 Mart 2012] "Ilımlı İslam" yumurtasının "Uyumlu İslam" civcivi ... [15 Mart 2012] Sonunda AKP bize terörü sevdirecek! ... [12 Mart 2012] "Kürt Açılımı"ndan rekor çıktı! ... [10 Mart 2012] Zor günler ... [7 Mart 2012] Ya 'devrimci örgüte üye'lik, ya 'sürgit güve'lik ... [4 Mart 2012] İktidar yandaşı muhalefet ... [29 Şubat 2012] "Terörün arka bahçesi"nde olmak ... [22 Şubat 2012] Haber ve görüntü dili ... [19 Şubat 2012] Arap Buharı ... [12 Şubat 2012] Düşüş... ... [8 Şubat 2012] Halk düşmanları halkların kardeşliğine hizmet eder mi? ... [8 Şubat 2012] Kendi Coğrafyası Kendine Zindan, Halkının Sesi Bir Ozan: Mahmud Derviş ... [25 Ocak 2012] Bu gün acımasızlığım tuttu! ... [17 Ocak 2012] "Gurur" gurultusu ... [11 Ocak 2012] 'Şiirden anlamam!' sözünün anlamını anlayan var mı? ... [28 Aralık 2011] Dersim'i Unutma ... [14 Aralık 2011] Köklerden kopukluk 'vazo kültürü'dür! ... [30 Kasım 2011] Seni.... CHE ... [2 Kasım 2011] Acı Sargısı ... [19 Ekim 2011] Örgütsüz aydının örgütlenme çağrısı! ... [5 Ekim 2011] Bunlar kendilerini ne sanıyor? ... [21 Eylül 2011] İnsan hâlleri, insani hâller ... [7 Eylül 2011] Hayata Düşmanlık Yelpazesi ... [24 Ağustos 2011] Yobazlık jandarması Ramazan magandaları ... [10 Ağustos 2011] Sistemin Kirletme ve Körletme Aygıtı ... [13 Temmuz 2011] Ölüm de çiçek açar... Ve ölümsüzlük o çiçeğin balıdır ... [29 Haziran 2011] "Şu 500 bin meselesi..!" ... [15 Haziran 2011] Sarıdır, ama sararmamıştır... ... [1 Haziran 2011] Düzenin batağında barajı aşmak mı, ırmak yatağında selleşip taşmak mı? ... [19 Mayıs 2011] "Davutoğlu'nun Mevlâna Çıkışı"na Giriş! ... [4 Mayıs 2011] İmamın domuzu ... [7 Nisan 2010] Bataklıklı Yolda Tepeye Doğru Yürürken ...
Nihat BEHRAM
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™