Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Adalet saraydan çıkamıyor bir türlü!
26 Temmuz 2011, Yazgülü ALDOĞAN
, Yazgülü ALDOĞAN

Yeni hükümetin umut vaat eden ve maalesef tek kadın bakanı Fatma Hikmet Şimşek, kadına karşı şiddeti önlemek için elektronik kelepçe projesiyle başladı işe. Neymiş? Eşine şiddet uygulayan kocaya evden uzaklaştırma kararı verilmiş. Adam kadına yaklaşıyor, ya dövecek, ya öldürecek, kelepçe haber veriyor. Güzel. Her erkeğin peşine bir polis takamayacağımıza göre bu kelepçe işi Batıda da işe yarıyor. İyi de nasıl takacağız kelepçeyi? Her aklımıza geldiğinde, her erkeğe değil tabi; eş mahkemeye başvuracak, mahkeme karar verecek. Önceki gün, Bakırköy Adliyesi'nde X. Sulh Ceza Mahkemesi kapısındayım. Hakim gelmemiş. Davalar görülmüyor. İnsanlar bekleşiyor. Gazeteci merakı, o gün görülecek davaları inceliyorum; tehdit var, yaralama var, cinsel taciz var, aile içi şiddet ve tehdit var! Ölümle tehdit edilmiş, edilen, taciz edilen, yaralanan insanlarınkinin yanında benimki gibi hakaret, onur yarası, eften püften kalıyor. Davaların tümü 2010 yılında açılmış! Muhtemelen hepsi ancak 7 ay sonraya ilk duruşma tarihini alabilmiş. İnsanlar benim gibi işlerini güçlerini bırakıp sabahın onunda gelmiş. Ama hakim gelmemiş. 7 ay sonra duruşma günü vermiş, sanığı, tanığı, davacıyı çağırmış ama kendi gelememiş. Ne olacak? Kim bilir, kaç ay sonraya tekrar gün verilecek! Taciz ve tehdit ve darp eden adam, davanın açıldığı 2010 yılından beri yapmadıysa o arada geçen sürede artık dayanamayıp, tehdit ettiği kadını öldürecek! Koruma kararı çıksa öldüremezdi belki ama okuyoruz işte, kadın taciz ediliyor, kadın tehdit ediliyor, kadın yaralanıyor, polise gidiyor, polis mahkemeye yolluyor. Mahkeme 7 - 8 ay sonraya yolluyor! O arada dava aksıyor, adam sıkılıp kadını öldürüyor! Ben kendi derdimi, kırılan onurumu, gururumu, açtığım davayı, maddi manevi uğraşmamı bir kenara koydum, tehdit edilen, taciz edilen, yaralanan, öldürülmek üzere olan insanların derdine düştüm! İçinde kaybolduğum Adalet Sarayı'na bakıyorum. Yeni yapılan daha da büyüğünü düşünüyorum. Bir ülkede Sovyet Rusya dönemindeki gibi çok çok çok büyük Adalet Sarayları açılıp duruyorsa, çok çok çok büyük cezaevleri yapılıyorsa, o ülkede adalet saraydan çıkıp sokağa inemiyor demek ki! O ülkede adalet yok demek ki. Adalet Sarayları yapın, şık duruyor, büfesi, vestiyeri, çay ocağı filan, işsize iş çıkıyor! Kelepçe melepçe proje yapın, medya yazıyor, dostlar alışverişte görüyor! Ben bundan önce 2 yıl sürüp sonuç alamadığım alacak davamdan da vazgeçmiştim, bundan da vazgeçer, Kürtler gibi yargısal özerkliğimi ilan edip farklı yollardan kendi işimi kendim görürüm mü desem acaba? Ya o kendi kocasından korunamayan kadın ne yapacak, o kelepçeyi ne zaman taktıracak, öldükten sonra mı?

[Bu yazı 1611 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™