Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Türkiye'nin 'Değerler'i
24 Temmuz 2011, Nuray MERT
, Nuray MERT

Bahçeşehir Üniversitesi’nce Prof. Yılmaz Esmer başkanlığında yapılan ‘Değerler Araştırma’, Türkiye’de toplum ve siyaset üzerine çok önemli ipuçları veriyor. O nedenle uzun boylu tartışılmasında yarar var.
Araştırma sonuçlarında ilk göze çarpan husus, Türkiye’nin sağ muhafazakâr bir yapısı olduğu, dahası farklılıklara fazla tahammülü olmayan, hoşgörü sınırı az bir toplum tablosu çizdiği. Zaten sağ muhafazakâr demek, ‘hoşgörüsüz’ demektir diyebilirsiniz. Kısmen doğru, kısmen değil. Ben bu araştırma sonuçları vesilesi ile öncelikle bu hususu biraz tartışalım diyorum. Bir siyasal akım olarak ‘muhafazakârlık’ çoğunlukla dindarlıkla ama bu ilişki sorunsuz ve doğrudan bir ilişki olmayabilir. Daha önemlisi, ‘dindar’ ve bu manada muhafazakâr olmak ile hoşgörüsüz olmak arasında illa doğrudan bağ olması gerekmez. Bu noktada, bir ülkede sağ muhafazakâr değer ve siyasetlerin aynı zamanda ‘otoriter’ yapıda olup olmadığı önemli bir ayrım teşkil eder veya etmelidir.
Bu açıdan, araştırma sonuçlarına ilişkin ‘Yüzde 61: Kadın mayo giymesin’ şeklinde bir başlık dikkatimi çekti, bu başlık altındaki bulgu, ‘Mayo giymek günahtır’ diyenlerin oranının yüzde 61 olduğu idi. Aslında, bir şeyin günah olduğunu düşünmek başka, ‘Kimse o günaha girmesin, yasaklansın’ demek başka şeydir ve bunlar iki ayrı ‘toplumsal-siyasal tutum’a işaret eder. Bir şeyin bir dini inanca göre günah sayılması başka, doğrudan ona karşı baskıcı tutum alınmasını, yasaklanmasını talep etmekten başka şeydir. Bir Müslüman için, içki içmek net bir biçimde günahtır. Dini inancı güçlü toplumların günah olan şeyi günah saymamasını beklemek anlamsızdır. Toplumsal özgürlükler ve demokrasi açısından önemli olan, inançların, değerlerin dayatma halini almaması, bu türden bir tavrın benimsenmemesidir.  Muhafazakârlık ve/veya dindarlık baskıcı, dayatmacı tedbirleri öngördüğü ölçüde otoriter siyasetleri besler.

Halkımız oldukça hoşgörüsüz!
Muhafazakâr değerlerin hâkim olduğu toplumlarda bu değerlerin kamu hayatını tanzim etme eğilimini doğuracağı düşünülebilir. Ben muhafazakârların ve/veya dindarların değerleri doğrultusunda kamu hayatına ilişkin taleplerini, bu taleplerin siyasi ifadesini, ‘meşru bir demokratik hak’ olarak gören biriyim, tersi demokratik anlayışa aykırı olur. Burada demokratik açıdan önemli olan, muhafazakâr değerlere ilişkin taleplerin, başkalarının özgürlüklerini kısıtlama değil, inançları kamusal hayat içinde yaşama açısından özgürlükler alanının açılması doğrultusunda olmasıdır.
 Türkiye’de muhafazakârların özgürlükler ve demokratik hoşgörü açısından zaafları ayrı bir tartışma konusudur. Ancak, laik kesimin muhafazakârlık konusundaki temel kaygısının, dini değerlerin baskıcı bir siyasal-toplumsal tavra dönüşüp dönüşmemesinden ziyade, bu değerlerin kendisini ‘sorun’ etme alışkanlığı şeklinde tezahür ettiği de bir gerçektir. Keşke, ‘Mayo giymek günah’ diyenlere ‘Peki, yasak mı olsun?’ diye de sorulsaydı. Böyle bir ayrımın olup olmadığı veya ne ölçüde olduğu daha iyi görülebilirdi. Nitekim ‘kızları şortla dolaşan komşu istemeyenler’in oranının yüzde 26 olması bu yönde bir ipucu veriyor. Demek ki, bir şeyi günah sayma ile ona tahammülsüzlük tam örtüşmüyor, ayrıca ‘komşu istememek’ ile ‘yasaklamak’ arasında da bir ayrım var. Bu noktada olsa olsa meşhur ‘mahalle baskısı’ söz konusu olabilir.
Bu ayrımları önemsiyorum, zira Türkiye’de muhafazakâr sağ siyasetlere ilişkin temel sorunun itikadı temelli muhafazakârlık değil, siyasi temelli otoriterlik eğilimi olduğunu düşünüyorum. Dahası, laik kesimin yakın zamana kadar bu hususu fazla dert etmemesinin sağ muhafazakâr otoriterliğin yükselişine katkı sağladığını düşünüyorum. Diyeceksiniz ki, ‘laik kesim kendisi ne kadar demokrattı ki, sağ muhafazakârlık açısından öncelikle otoriter zihniyet konusunu sorun etsin?’ O da ayrı bir mesele. En kötüsü, şimdilerde, kendine liberal demokrat diyenlerin çoğu da, zamanında laik kesimin yaptığının tam tersine bir savrulma içinde, ‘muhafazakârların demokratlığı’nı sorgulamayı neredeyse yasak ilan etmiş vaziyette. Belli ki, hiçbir dönemde ve durumda otoriter siyasal-toplumsal eğilimleri dert eden fazla sayıda insan yok.
Araştırma sonuçlarına göre, öyle görünüyor ki, halkımız muhafazakârlıktan bağımsız olarak da, oldukça hoşgörüsüz. Bu demokrasimizin geleceği açısından hayra alamet değil. Keşke, bir de ‘siyasal değerler’ araştırması yapılsa da, acıklı tabloyu daha iyi görebilsek.

(Milliyet 24.07.2011)

[Bu yazı 1711 kez okundu]
Nuray MERT

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [54]
[9 Haziran 2017] Katar'ın başına gelenler ... [15 Ocak 2016] Linç kampanyasına nefer yazılanlar asıl siz kendinizden utanın! ... [31 Ağustos 2015] Merak etmeyin, istedikleri düzeni kuramayacaklar ... [27 Temmuz 2015] Lanetli çözüm, ahmakların seferi ... [13 Nisan 2015] Ülkede Karanlık Bir Sabaha Uyanmak ... [15 Mayıs 2014] Soma Katliamı. Ayrı dünyaların insanlarıyız ... [17 Nisan 2014] Kulak asmayın düşünce tacirlerine! ... [9 Kasım 2013] 'Otoriter muhafazakarlık' ve demokrasi ... [25 Ekim 2013] Muhafazakarların 'Bağımsız Türkiye'si ... [18 Ekim 2013] Bayramda Barış Süreci ... [16 Temmuz 2013] Bu çirkin tablonun ardındakiler ... [17 Mayıs 2013] Suriye politikasının ağır bedeli ... [3 Mayıs 2013] Burası işte böyle bir ülke! ... [10 Nisan 2013] Kuş katliamı ... [9 Şubat 2013] Karanlık Bir Tünelden Çıkış ... [1 Şubat 2013] Masum değilsiniz hiçbiriniz ... [15 Ocak 2012] Sadece cesur insanlar özgür olabilir ... [12 Ocak 2012] Muammalı bir hesaplaşma devri ... [5 Ocak 2012] Muhafazakâr cumhuriyet ... [25 Aralık 2011] Fransa, Türkiye, Suriye ve Ortadoğu ... [18 Aralık 2011] Ortadoğu'da yeni dönem ... [20 Kasım 2011] Herkes fikrini bozmuş! ... [13 Kasım 2011] Bir büyük kompozisyon yarışması ... [25 Ekim 2011] Demokratik 'zihniyet' meselesi ... [13 Ekim 2011] 'Görevimiz tehlike' ... [6 Ekim 2011] 'Bu hal', 'OHAL' mi? ... [4 Ekim 2011] Zizek'in 'yeni oryantalizmi' ... [25 Eylül 2011] Kürt meselesi ve yurtta savaş cihanda savaş ... [22 Eylül 2011] Yeni laiklik tartışmaları ... [20 Eylül 2011] Erdoğan ve Nasır ... [11 Eylül 2011] 'Libya özel sayısı' ... [8 Eylül 2011] İsrail ve Kürt meselesi ... [1 Eylül 2011] İslam Emperyalizmi, Neo-Osmanlıcılık ... [23 Ağustos 2011] 'İslam ve Sosyalizm' ... [16 Ağustos 2011] 'Londra isyanı' ve insanlığın çözülüşü ... [9 Ağustos 2011] Suriye'ye giden 'mesaj' ... [5 Temmuz 2011] Maslahatçı demokrasi ... [30 Haziran 2011] 'İkna Odaları'ndan 'İkna Meclisi'ne ... [26 Haziran 2011] Şeytana uymayalım ... [19 Haziran 2011] 'Kimliğe oy' ve 'yeni statüko' ... [26 Mayıs 2011] Kürt meselesi CHP, BDP ve AKP ... [13 Mayıs 2011] Dere geçilirken değişmeyen at ... [10 Mayıs 2011] Bu hale nasıl geldik? ... [26 Nisan 2011] 'Sol' garezi ... [15 Nisan 2011] Yeni engizisyonlar, yeni cadı avları ... [14 Nisan 2011] İktidar ... [7 Nisan 2011] Devlet için 'demokrasi', devlet için anayasa! ... [22 Şubat 2011] 'Organizma' ve tecavüz! ... [18 Şubat 2011] Tasasız 'demokrat'lar! ... [16 Şubat 2011] Mısır'da 'Post-Devrim', 'Post-demokrasi' ... [10 Şubat 2011] Yeni statüko, Kıbrıs ve demokrasi ... [25 Ocak 2011] 'Tefrika'yı savunmak! ... [11 Aralık 2010] 'Öğrenci eylemleri' krizi ... [23 Ekim 2010] Laikliğin teminatı ...
Nuray MERT
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™